Şehir gerçekten paylaşınca büyür

Ramazan ayı, paylaşmanın ve dayanışmanın en güçlü şekilde hissedildiği zaman dilimi. Sofralar büyürken, gönüller de büyür. İşte tam da bu noktada, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen “Şehir Paylaşmaktır” uygulaması, bu ruhu somut bir dayanışma modeline dönüştürüyor.

Bugün ekonomik koşullar ortada. Temel gıda ürünlerine erişim her geçen gün daha da zorlaşıyor. Ramazan kolisi artık sadece bir gelenek değil; birçok aile için mutfağın can suyu. Bu gerçekten hareketle oluşturulan “Şehir Paylaşmaktır” kolileri, hem ihtiyaç sahiplerine ulaşan bir destek paketi hem de yerel üreticiyi ayakta tutan bir ekonomik model niteliği taşıyor.

1.200 TL karşılığında satın alınabilen kolilerin içeriğine baktığımızda, özenle planlanmış bir liste görüyoruz: Buğday unu, nohut, fasulye, bulgur, Osmancık pirinç, yeşil mercimek, makarna çeşitleri, erişte, çay, salça ve ayçiçek yağı… Yani bir Ramazan sofrasının temel taşları. Gösterişten uzak, ihtiyaca odaklı ve gerçekten işe yarayan bir içerik.

Uygulamanın bir başka önemli yönü ise tedarik modeli. Kolilerdeki ürünler, Türkiye genelinde 35’in üzerinde üretici kooperatifiyle çalışan Büyükşehir Belediyesi Üretici Marketlerden temin ediliyor. Bu detay, çalışmayı sıradan bir sosyal yardım kampanyasından ayırıyor. Çünkü burada iki yönlü bir dayanışma var: Bir yanda ihtiyaç sahipleri, diğer yanda emeğiyle üretim yapan kooperatifler.

Yani yapılan sadece bir koli bağışı değil. Aynı zamanda yerel üretime, kooperatifçiliğe ve dayanışma ekonomisine verilen bir destek. Paranın zincir marketler yerine üreticiye gitmesi, bu modelin sosyal yönünü güçlendirirken ekonomik sürdürülebilirliğini de artırıyor.

Vatandaşlar ister Üretici Marketlere giderek ister online sistem üzerinden koli satın alabiliyor. Satın alınan kolilerin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması ise belediye ekipleri tarafından gerçekleştiriliyor. Bu da sürecin organize, kontrollü ve güvenilir şekilde yürütüldüğünü gösteriyor.

Bugün şehircilik sadece yol yapmak, park açmak, bina inşa etmek değildir. Şehircilik; aynı zamanda sosyal dayanışma ağları kurabilmektir. İhtiyaç sahibini görünür kılmak, hayırseverle buluşturmak ve bunu sistemli bir yapı içinde sürdürebilmektir.

“Şehir Paylaşmaktır” tam olarak bunu yapıyor. Bir şehrin gerçek gücü, bütçesinden çok vicdanında saklıdır. Eğer bir kentte paylaşma kültürü kurumsallaşabiliyorsa, orada sadece altyapı değil, toplumsal bağ da güçlenir.

Ramazan ayı gelip geçecek. Ama önemli olan bu dayanışma modelinin kalıcı olması. Çünkü paylaşmak, sadece bir aya değil, bir anlayışa ait olmalı.

Belki de en doğru cümle şu: Şehir gerçekten paylaşmaktır.