İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Emre Güldoğan, bu yılki kazılarda dört bloktan oluşan kireç taşının ön yüzeyinde yüksek ve alçak kabartma teknikleriyle işlenmiş iki figür tespit ettiklerini açıkladı.
GÖBEKLİTEPE’DEKİLERDEN FARKLI ÜSLUP
Bulunan eserlerin, Neolitik döneme ait sanat anlayışına dair yeni ipuçları sunduğunu belirten Güldoğan, yüzlerin her ikisinin de kuzey yönüne dönük olarak betimlendiğini ve etrafı blok taşlarla çevrili özel bir yapının parçası olduğunu kaydetti.
Doç. Dr. Güldoğan, figürlerin sanatsal detaylarına dikkat çekti:
"Göbeklitepe, Karahantepe ve Sayburç'ta gördüğümüz insan tiplerinden biraz daha farklı özellikler gösteren iki insan yüzüyle karşılaştık. Bunlardan biri alçak, diğeri yüksek kabartma tekniğiyle yapılmış olup, üslup olarak da belirgin farklılıklar gözükmekte."
Fark Yaratan Detaylar
Özellikle yüksek kabartma tekniğiyle yapılan eserde; gözbebekleri, kaş kemeri, burun ve kulaklar özenle işlenirken, alçak kabartma örneğinde ise gözler sanki kapalı gibi duruyor. Burun ve ağız kısımları, Karahantepe'deki o ünlü dolgun dudaklı formdan farklı özellikler taşıyor.
Güldoğan, bu figürleri diğer Neolitik merkezlerden ayıran en önemli özelliğin göz, kulak ve burun detaylarına verilen önem olduğunu vurguladı.
BÖLGESEL SANAT ÇEŞİTLİLİĞİNİN KANITI
Kabartmaların yer aldığı dört bloklu platformun, alana özel olarak inşa edildiğine dikkat çekildi. Platformun çevresinde ana kaya üzerine açılmış çukurlar ve belirli bir yapının da bulunması, keşfin ritüel veya özel bir alana ait olduğunu gösteriyor.
Bu figürler, Neolitik Çağ’a ait sanatsal çeşitliliği ve bölgesel üslup farklarını ortaya koyması açısından arkeoloji bilimi için büyük önem taşıyor.