Tarih, bazı anları yalnızca bir zafer olarak değil, bir milletin yeniden doğuşu olarak yazar. 18 Mart, işte tam da böyle bir gündür. Çanakkale’de kazanılan zafer, sadece bir savaşın sonucu değil; inancın, fedakârlığın ve vatan sevgisinin ete kemiğe bürünmüş halidir.
Çanakkale, imkânsız denileni mümkün kılanların hikâyesidir. Yokluk içinde, cephanesi sınırlı, ama yüreği sonsuz bir ordu; dünyanın en güçlü donanmalarına karşı dimdik durmuştur. O gün, siperlerde yalnızca askerler değil, bir milletin onuru, bağımsızlığı ve geleceği savunulmuştur.
Çanakkale’yi anlamak, yalnızca geçmişi hatırlamak değildir. Aynı zamanda bugün sahip olduğumuz özgürlüğün hangi bedellerle kazanıldığını idrak etmektir. O gençler ki daha bıyıkları terlemeden toprağa düştüler, arkalarında bir milletin bağımsızlık umudunu bıraktılar.
Düşünsene… Senin yaşlarında, belki senden bile küçük gençler; hayallerini, planlarını, sevdiklerini geride bırakıp bir cepheye gidiyor. Ellerinde belki yeterli silah yok ama içlerinde kocaman bir şey var: “Vatan” duygusu. Bugün bize sıradan gelen pek çok şey, onların o gün verdiği mücadele sayesinde var.
Çanakkale, “ben ne yapabilirim ki?” diyenlere verilmiş en güçlü cevaptır aslında. Çünkü orada herkes bir şey yaptı. Kimi cephede savaştı, kimi mermi taşıdı, kimi son nefesinde bile vazgeçmedi. Ve hepsi bir araya geldiğinde, “geçilmez” denilen bir destan yazıldı.
Bugün bize düşen, o ruhu unutmamak ve yaşatmaktır. Çünkü Çanakkale, sadece bir tarih değil; bir bilinçtir. Zor zamanlarda ayağa kalkabilme cesaretidir. Birlik olduğunda neler başarabileceğinin en somut kanıtıdır.
Bugün bizim savaşımız farklı olabilir. Belki kalemle, belki fikirle, belki de duruşumuzla… Ama mesele hâlâ aynı: Vazgeçmemek. Kendine, ülkene, geleceğine sahip çıkmak.
Çanakkale’yi anmak; sadece geçmişe bakmak değil, bugünü nasıl yaşadığını sorgulamaktır. “Ben olsaydım ne yapardım?” sorusunu kendine dürüstçe sorabilmektir.
18 Mart, bir zaferin ötesinde, bir milletin “ben buradayım” dediği gündür. Ve o ses, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, hâlâ bu topraklarda yankılanmaya devam etmektedir.
18 Mart bir tarih değil, bir hatırlatma:
Birlik olursan, inanırsan, asla geçilmezsin.