Porsuk Sadece Bir Manzara mı, Yoksa Bir Yaşam Kültürü mü?

Eskişehir’de baharın gelişi, takvimlerden ziyade Porsuk kıyısındaki o ilk kalabalıkla müjdelenir. Havalar biraz ısınmaya görsün; Adalar mevkii, gençlerin, ailelerin ve bu şehrin ruhunu solumak isteyenlerin uğrak noktası haline gelir. Ancak son dönemde bu güzel tabloda bir şeylerin eksildiğini, ya da belki de bir şeylerin fazla kaçtığını hissetmemek elde değil.

​Sahi, Porsuk bizim için sadece arkamıza alıp fotoğraf çekildiğimiz bir manzara mı, yoksa bir yaşam kültürü mü?

​Hatırlayın; çok değil, birkaç yıl öncesine kadar Porsuk kıyısı bir nezaket okuluydu. Çimlerde oturan üniversitelilerin elinde bir kitap, kulağında hafif bir müzik olurdu. Aileler çocuklarıyla yürüyüşe çıkar, emeklilerimiz o meşhur banklarda şehrin dinginliğini izlerdi. "Eskişehirli olmak" demek, kamusal alanda bir başkasının özgürlük alanına basmadan var olabilmek demekti.

​Gelin görün ki, bugünlerde Porsuk kıyısında başka bir rüzgar esiyor. Artan gürültü kirliliği, çevreye gelişigüzel bırakılan atıklar ve zaman zaman huzuru gölgeleyen güvenlik endişeleri, o eski "nezaket iklimini" tehdit eder hale geldi. Şehrin bu en değerli simgesini sadece fiziksel olarak korumak, suyunu temiz tutmak yetmiyor. Oradaki huzur iklimini, o meşhur Eskişehir saygısını da ayakta tutmak zorundayız.

​Bir şehri "modern" kılan şey, sadece gondolları veya Avrupaî çevre düzenlemesi değildir. Bir şehri modern kılan, o şehrin sakinlerinin birbirine olan tahammülüdür. Porsuk, Eskişehir’in aynasıdır derler. Eğer o aynaya baktığımızda sadece kalabalığın gürültüsünü ve kirliliğini görüyorsak, kentsel kimliğimizden bir parça kopuyor demektir.

​Elbette yasaklarla, katı kurallarla bir şehri yönetemezsiniz. Ama "ortak yaşam bilinci" ile koruyabilirsiniz. Gençlerin enerjisine, turistlerin merakına her zaman yer var; ancak bu şehrin asıl sahibi olan o "huzur" geri planda kalmamalı.

​Porsuk kıyısı, herkesin özgürce nefes aldığı ama kimsenin bir başkasının nefesini kesmediği o eski günlerine dönmeli. Çünkü Eskişehir’i Eskişehir yapan, sadece içinden nehir geçmesi değil; o nehrin etrafında örülen medeniyettir.

​O aynayı temiz tutmak, hepimizin bu şehre olan borcudur.