Önceki gün Eskişehir’de yaşanan bir trafik kazası var… Aslında “kaza” demek ne kadar doğru, orası da tartışılır. Çünkü ortada adeta “geliyorum” diyen bir tablo var.
Bir tarafta alkollü bir sürücü, diğer tarafta direksiyon başına geçmiş, henüz 15 yaşında bir çocuk. Daha buraya kadar okurken bile insanın içi sıkılıyor. Çünkü bu işin sonunun nereye varacağı az çok belli.
Tepebaşı’nda, Batıkent Mahallesi’nde iki araç çarpışıyor. Çarpmanın etkisiyle savrulan araç gidip aydınlatma direğine çarparak durabiliyor. Araçta bulunan bir çocuk yaralanıyor. Çok şükür, daha kötüsü olmuyor. Can kaybı yok. İşte tek tesellimiz bu.
Ama insan ister istemez şunu soruyor: Gerçekten buna “şans” mı diyeceğiz, yoksa “ucuz atlatılmış bir facia” mı?
Bakın tabloya… 1.43 promil alkollü bir sürücü trafikte. Karşısında ise ehliyeti bile olmayan, daha çocuk yaşta bir sürücü. Yani hatanın biri yetmemiş, üstüne bir hata daha eklenmiş. Nereden tutsak elimizde kalıyor.
Alkollü araç kullanmak zaten başlı başına bir sorumsuzluk. Sadece kendini değil, trafikteki herkesin hayatını riske atıyorsun. Ama bitmiyor… Daha çocuk yaşta birinin direksiyon başına geçmesine göz yumulması da ayrı bir ihmalkârlık.
Burada sadece direksiyon başındaki çocuk değil, o aracı ona veren, göz yuman, “bir şey olmaz” diyen anlayış da sorgulanmalı. Çünkü o direksiyon başına oturan sadece bir çocuk değil, potansiyel bir tehlike.
Kesilen cezalar var… Alkollü sürücüye, ehliyetsiz çocuğa, araç sahibine. Toplamda ciddi rakamlar. Ama açık konuşalım; mesele sadece ceza değil. Ceza kesmek işin en kolay kısmı.
Asıl mesele şu: Bu olaylar neden hâlâ yaşanıyor?
Kaç kez daha aynı haberleri okuyacağız? Kaç kez daha “ucuz atlatıldı” diyeceğiz? Ve en önemlisi, ne zaman gerçekten ders çıkaracağız?
Bu şehirde, bu ülkede trafik sadece kurallardan ibaret değil. Aynı zamanda bir sorumluluk meselesi. Direksiyon başına geçen herkes bunun farkında olmak zorunda.
Çünkü bir anlık hata, bir anlık ihmal, bir anlık “bir şey olmaz” düşüncesi… Bir hayatı karartmaya yetiyor.
Bu kez ucuz atlatıldı. Ama ya bir dahaki sefere?
İşte asıl korkutucu olan da bu.