Türkiye’nin belki de yıllardır en çok konuşup en az çözdüğü meselelerden biri şu: Gençler ne yapacak? Daha doğrusu, gençleri nereye yönlendireceğiz? Üniversite mezunu işsizliğin bu kadar yüksek olduğu bir tabloda hâlâ tek çözümü dört yıllık fakültelerde aramak, açık söyleyeyim, büyük bir yanılgı. Oysa çözüm burnumuzun dibinde duruyor: Sanayi ve mesleki eğitim.
Eskişehir bu konuda son dönemde önemli bir eşikten geçiyor. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün gençlerin sanayiye kazandırılması için yürüttüğü çalışmalar, artık kağıt üzerinde kalan projeler olmaktan çıkmış durumda. Ortaya somut sonuçlar koyan, sahada karşılığı olan bir süreçten söz ediyoruz. Bunun en net göstergesi de rakamlar. Üç yıl önce liselerde meslek lisesini tercih eden öğrenci oranı yüzde 35 seviyesindeyken, bugün bu oran yüzde 42’ye yükselmiş durumda. Bu, tesadüf değil; bilinçli bir yönlendirme, doğru anlatım ve güçlü iş birliklerinin sonucu.
Meslek liseleriyle ilgili algının yavaş yavaş değiştiğini görmek önemli. Yıllarca “başarısız öğrencilerin gittiği okullar” gibi haksız bir etiketle anılan bu okullar, artık sanayinin göz bebeği haline geliyor. Çünkü sanayici şunu çok net söylüyor: Nitelikli elemana ihtiyacım var. Hatta artık “ara eleman” ifadesi bile yetersiz kalıyor. Bugün sanayide aranan profil, işi bilen, sahaya hakim, üretimin her aşamasında sorumluluk alabilen gençler. Yani aranan elemanlar…
İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bu tabloyu doğru okuduğunu görmek sevindirici. Okul duvarlarıyla sınırlı bir eğitim anlayışı yerine, sanayiyle iç içe, sektörle temas eden bir model hayata geçiriliyor. Bunun en somut örneklerinden biri de kısa süre önce açılan Havacılık Teknisyen Okulu. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. (TEI) iş birliğinde hayata geçirilen bu proje, aslında mesleki eğitimin nasıl olması gerektiğini net biçimde ortaya koyuyor.
Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde açılan okulda; Makine, Metal, Raylı Sistemler, Endüstriyel Otomasyon, Uçak Bakım ve Motorlu Araçlar gibi alanlarda eğitim gören 549 öğrenci, doğrudan havacılık sektörüne yönelik bilgi ve becerilerle desteklenecek. Yani gençler mezun olduklarında “ben ne iş yapacağım” sorusunu sormayacak. Çünkü neyi, nerede ve nasıl yapacağını daha okuldayken öğrenmiş olacak.
Bu tür projelerin en önemli tarafı şu: Gençlere sadece meslek kazandırmıyor, aynı zamanda umut veriyor. Kariyer sunumları, sektörel bilgilendirmeler ve sanayiyle birebir temas, gençlerin kendilerini değerli hissetmelerini sağlıyor. Bu da eğitimde belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey: Aidiyet duygusu.
Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın’ın altını çizdiği nokta da tam olarak burası. Eskişehir’in sadece bir kültür kenti değil, aynı zamanda güçlü bir sanayi ve eğitim kenti olduğunu vurgulayan Aydın, mesleki eğitimi birinci öncelik haline getirdiklerini açıkça ifade ediyor. Sanayi ile yapılan iş birliği protokolleri, projeler ve saha çalışmaları sayesinde meslek lisesine yönelim artıyor. Hedef ise net: Önümüzdeki birkaç yıl içinde bu oranı yüzde 50’lerin üzerine taşımak.
Bu hedef gerçekçi mi? Bana göre fazlasıyla gerçekçi. Çünkü artık hem aileler hem de öğrenciler şunu görüyor: Meslek lisesi demek işsizlik demek değil. Aksine, doğru alanda eğitim alan bir meslek lisesi mezunu, birçok üniversite mezunundan daha hızlı istihdam ediliyor. Üstelik üretimin tam merkezinde yer alarak ülke ekonomisine doğrudan katkı sunuyor.
Elbette bu süreç sadece Milli Eğitim’in omuzlarında yürütülecek bir iş değil. Sanayicinin bu iş birliklerini sahiplenmesi, yerel yönetimlerin destekleyici rol üstlenmesi ve yaygın basının bu başarı hikâyelerini daha fazla görünür kılması gerekiyor. Çünkü gençlere rol model sunmadan, başarı örneklerini anlatmadan bu algıyı kalıcı biçimde değiştirmek zor.
Bugün Eskişehir’de atılan adımlar, aslında Türkiye geneline örnek olabilecek nitelikte. Gençleri diplomaya değil, yetkinliğe; ezbere değil, üretime yönlendiren bir anlayış giderek güçleniyor. Eğer bu çizgi korunur ve geliştirilirse, birkaç yıl sonra “gençler iş bulamıyor” cümlesi yerini “sanayi eleman bulmakta zorlanıyor” tartışmasına bırakabilir.
Ve açıkçası, bu tartışmayı duymayı hepimiz özledik.