Meclis’te Çiçekler Açtı…

Bazı görüntüler vardır ki kelimeleri susturur, bazı görüntüler vardır ki asırlık hesaplaşmaları tek bir karede özetler…

İşte çarşamba günü TBMM AK Parti Grup Toplantısı’nda yaşanan o tablo tam da böyle bir görüntüydü…

Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün, yöresel kıyafetiyle –ki bu kıyafet Anadolu’nun bin yıllık nakışı, alın terinin, namusun, iffetin sembolüdür– birileri tarafından alay konusu yapılmış, hor görülmüştü. Hadsiz bir siyasetçinin ağzından çıkan o çirkin sözler, sadece Zeynep Başkan’a değil, Anadolu’nun her köşesindeki tülbentli bacılarımıza, şalvarlı analarımıza yapılmış bir hakaretti aslında…

Ama ne oldu?..

O hakaret, bir boomerang gibi geri döndü. Hem de nasıl döndü!

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, tam da beklenen o büyük yüreklilikle sahneye çıktı. Telefonu açtı, “Geçmiş olsun” demedi sadece; “Gel, yanımda otur” dedi. Ve Zeynep Başkan, Mihalgazi’nin yiğit kadınlarıyla birlikte Meclis’e geldi…

Beyaz tülbentler, şalvarlar, o vakur duruş…

Salon birden Anadolu’nun bağrına döndü.

Çiçek bahçesine çevirdiler orayı, evet, tam da dediğiniz gibi: *Zeynep Başkan ve Mihalgazili hanımlar meclisi çiçek bahçesine çevirdi.*

O an, Sayın Erdoğan’ın Zeynep Başkan’ı yanına oturtması, sadece bir belediye başkanına sahip çıkma jesti değildi…

Bu, 100 yıldır Anadolu’nun ruhuna giydirilmeye çalışılan deli gömleğine atılmış tarihi bir tokattı….

Bu, “Siz kime benziyorsanız ona benzeyin, biz kendi özümüze, kendi köklerimize, kendi kadınlarımıza benzeyeceğiz” diye haykıran bir duruştu…

Arkaik sekülerler, o bildik ezberleriyle yine devreye girdi tabii: “Laiklik elden gidiyor”, “Cumhuriyet tehlikede”, “Ortaçağ geri geliyor”…

Ama unuttukları bir şey var: Gerçek laiklik, kimsenin başörtüsüne, şalvarına, tülbentine karışmamaktır…

Gerçek cumhuriyet, Anadolu kadınının sesinin en gür çıktığı yerdir…

Gerçek modernlik ise, kendi kültürüne düşman olmadan dünyaya meydan okumaktır.

Erdoğan işte bunu yaptı.

Zeynep Başkan’ı yanına oturtarak sadece yurdumuzun arkaik sekülerlerine değil, aslında tüm dünyaya açık mesaj verdi: “Biz buyuz. Bu millet buyuz. Bu kadınlar buyuz.

Siz kimsiniz ki size kendimizi beğendirmeye uğraşalım,Siz beğenmezseniz beğenmeyin, biz dün olduğu gibi bugün de yolumuzda yürümeye devam edeceğiz.”..

O beyaz tülbentler, İstiklal Harbi’ndeki Şerife Bacıların, Kara Fatma’ların, Halide Edip’lerin torunlarının bayrağıydı adeta…

O şalvarlar, cepheye mermi taşıyan anaların izini taşıyordu.

Ve o Meclis salonu, bir kez daha “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” cümlesinin en güçlü tecellisi oldu…

Mihalgazili hanımlar, Zeynep Başkan’ın etrafında kenetlenerek gösterdiler ki: Anadolu kadınına laf söylenmez, Anadolu kadınına sahip çıkılır…

Ve sahip çıkan da, bu milletin adamıdır…

Sayın Cumhurbaşkanımıza, Zeynep Başkan’a ve o yiğit Mihalgazili bacılarımıza minnettarız…

Onlar sayesinde bir kez daha anladık ki, bu topraklar hâlâ çiçek açıyor. Ve o çiçekler, kimsenin iznine ihtiyaç duymadan açıyor…

Zeynep Başkan’a selam olsun, Mihalgazili hanımlara minnet olsun…

Meclisimiz daim olsun, çiçek bahçemiz hiç solmasın…

AZ DA SAĞLIK…

Düzenli egzersiz, hastalık sebebiyle geçirilen günlerin önemli ölçüde azalmasıyla ilişkili bulundu…

12 hafta boyunca takip edilen 1002 yetişkinde, haftada 5 gün egzersiz yapanların ≥ üst solunum yolu enfeksiyonu (ÜSYE) gün sayısı %43 daha azdı.

Hastalığın şiddeti ve belirtileri de yaklaşık %32-41 daha düşüktü….

NE DEMİŞ?…

“Dil insanın terazisidir, âlim ve cahili ayırıcıdır. Mü´min insaf etmeyene insafla gider. Ahlâkı güzel olan yumuşak söyler. Çok selâm ve tatlı dil sevgiye sebeptir. Büyüklerin yolu güzel sözlü olmak ve açık selâm vermektir. Dili tatlı olanın dostu çok olur. Sözü tatlı olanın muhabbeti lazımdır.”

-Erzurumlu İbrahim Hakkı