Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı son veriler, vatandaşın uzun süredir yaşadığı bir gerçeği rakamlarla bir kez daha ortaya koydu. Türkiye’de hane halklarının harcamalarında en büyük payı yüzde 29,3 ile konut ve kira giderleri oluşturuyor. Daha da dikkat çekici olan ise düşük gelirli kesimin bütçesindeki tablo. En düşük gelir grubundaki vatandaşlar gelirlerinin yaklaşık yüzde 39’unu kiraya ve konuta ayırmak zorunda kalıyor.
Aslında bu rakamlar kimseyi şaşırtmıyor. Çünkü bugün markete gittiğimizde fiyatları konuşuyoruz, akaryakıt zamlarını takip ediyoruz ama birçok aile için ay sonunu getirmenin en büyük sorunu artık kira ödemek. Özellikle büyükşehirlerde ve öğrenci kentlerinde kira bedelleri birçok vatandaşın gelirinin önemli bir bölümünü tek başına tüketiyor.
Bir evin kapısını açabilmek, bir ailenin en temel ihtiyacıdır. Ancak son yıllarda konut fiyatlarındaki ve kiralardaki yükseliş, bu temel ihtiyacı ciddi bir ekonomik yük haline getirdi. Asgari ücretle çalışan, emekli maaşıyla geçinmeye çalışan ya da sabit gelirli milyonlarca insan, maaşını alır almaz önemli bir kısmını ev sahibine vermek zorunda kalıyor. Geriye kalan gelirle de mutfak masrafı, ulaşım, eğitim ve diğer ihtiyaçları karşılamaya çalışıyor.
TÜİK verilerinde dikkat çeken bir başka nokta da düşük gelir grubundaki vatandaşların gıda harcamalarına ayırdığı payın yüzde 29’un üzerine çıkması. Yani dar gelirli kesim için bütçenin büyük kısmı iki temel ihtiyaca gidiyor: Barınma ve beslenme. Bu durum, insanların sosyal yaşama, kültürel faaliyetlere ya da geleceğe yönelik tasarruflara neredeyse kaynak ayıramadığını gösteriyor.
Bu noktada sosyal konut projelerinin önemi daha da artıyor. Çünkü konut arzının yetersiz olduğu, kiralık ev sayısının talebi karşılamadığı bir ortamda fiyatların düşmesini beklemek gerçekçi değil. Piyasanın dengelenmesi için vatandaşın ulaşabileceği fiyatlarda yeni konutların hızla tamamlanması gerekiyor.
Sosyal konut projeleri yalnızca ev sahibi olmak isteyenler için değil, kiracıların da lehine sonuç doğuracaktır. Piyasaya yeni konutların girmesi, arzın artması ve alternatiflerin çoğalması kira fiyatlarının daha makul seviyelere gelmesine katkı sağlayacaktır. Bu nedenle devam eden projelerin bir an önce tamamlanması ve yeni projelerin hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor.
Barınma hakkı, lüks değil temel bir ihtiyaçtır. İnsanlar maaşlarının üçte birinden fazlasını kiraya vermek zorunda kalıyorsa burada sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir mesele de vardır. Vatandaşın nefes alabilmesi, gençlerin gelecek planlarını ertelememesi ve ailelerin bütçelerini daha sağlıklı yönetebilmesi için konut sorununa kalıcı çözümler üretilmesi gerekiyor.
Çünkü bugün birçok evde ay sonu hesabı yapılırken ilk konuşulan şey elektrik faturası ya da market alışverişi değil; kira günü oluyor. Ve görünen o ki vatandaşın sırtındaki bu yükün hafiflemesi için sosyal konut hamlelerinin hız kazanmasından başka bir seçenek de görünmüyor.