KONUŞULMASI YA DA KONUŞULMAMASI GEREKENLER

İnsan kendisine ve başkalarına karşı sözünden, işinden sorumlu… Söylenen söz, işlenen fiil hukuki sorunlar doğurur. Bazıları zan altında bırakılabilir. Masum mağdur edilebilir. Söz de, işi de meşru olmalı. Toplumsal uyum, huzur, güven ve uzlaşı keyfiyet, kemiyet bağlamında toplumun tüm fertlerini bağlar. Dinler, yasalar toplumsal uyum, huzur, uzlaşı ve güven içindir. Şom sözler, kem davranışlar toplumsal uyumu, güveni, huzuru, barışı ifsat eder. Günlük yaşamda konuşulması icap eden konular mali, idari, hukuki, dini, sağlık, ilim, bilim, istikbal ve istiklale yönelik olmalı. Kişi, faydasız söz ve davranıştan kaçınmalı... Doğru söz, dürüst iş her Müslümana farz-ı ayındır. İnsan sözünden, işinden hak ve halk katında mesuldür.

Masumu mağdur bırakmış kursağında haram, dilinde yalan, iftira, gıybet, ispiyon olan Müslüman namazını, orucunu sorgulamalı. İbadetlerin esası insanın kötülüklerden uzaklaşması, iyiliklerle uğraşması için temsili birer tedrisattır. Oruç, namaz benzeri ibadetler sadece yemek, içmek türünden insanın kendisini kontrolde tutmak değil... Kötü, zararlı söz ya da davranışları terk etmektir. Oruçtan, namazdan maksat yiyeceğe, içeceğe insanın ağzını kapadığı gibi bedeninin diğer uzuvlarını da kötülüklerden uzak tutması... Kursağında haram, ağzında yalan, iftira, gammaz, gıybet olan orucunun, namazının faydasını sorgulamalı. Kim ne kadar yalanda, iftirada mahir olursa olsun Allah’ı kandıramaz, aldatamaz!

Kişi iftiradan, yalandan, haramdan kendini arındıramıyorsa namazını, orucunu yeniden gözden geçirmeli. Müslümanın gaflet hâli olmaz. Müslüman akildir, ariftir, abittir. Namaz ve oruç yaratılışın şükür ifadesidir. Kulun, Allah’a: “Ey yüce Rab! Namaz, oruç gibi her hâlimde gözetim, denetim altında olduğum bilinciyle gün boyu sözümde, işimde başkalarına zararım dokunmadan yaşamayı taahhüt ediyorum. Felak ve Nas sürelerinde buyurduğun cihette sana sığınıyorum. Beni, ailemi, masumları, mağdurları, mahzunları yarattıklarının şerlerinden, gece karanlığının kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin, hasetlerin şerrinden koru… Cinlerden, fitnelerden sana sığınırım.” demeli. Allah’ın, insana emri bu… Söz verip sözünde durmayan kendisini nasıl vasıflandırırsa vasıflandırsın mahşeri günde Allah’ın nasıl vasıflandırdığı gün unutulmasın. Gönül kırmak başka, gönül kazanmak daha başka tutumdur.

Yalanla fethedilen gönlün ihyası ne kadar sürer? Müslüman yeterince düşünmeli. Yalanla kazanılan gönlün ihyası mı yoksa doğru sözle kırılmış gönlün kaybı mı Allah katında daha değerlidir? Onun, bunun hatırı için yalan söyleyip ötekine, berikine yaranmak için iftira atanın mahşeri vicdanı ne denli huzurlu olur? Adalet adına doğru söyleyen, dürüst iş yapan insanların en değerlisi değil midir? Dini tabirle “takva” doğru söylemek, dürüst iş yapmaktır. Diğer bir ifade ile takva: Adaletli ve merhametli davranmaktır. Müslümanın kursağına haram, ağıza yalan yakışır mı? Namazın kıyamında dosdoğru durana yamuk iş, yalan söz uyar mı? Namaz da boynunu bükerek tahiyata oturmuş Müslümana yalan, iftira gibi kötü davranışların hesabı huzuru mahşerde sorulmaz mı? Haramla beslenmiş bedenin orucu ya da namazı ne denli ibadet keyfiyet veya kemiyet özelliği taşır?

Masum, mazlum, mahzun, mağdurların ahlarını duymazlıktan, gözyaşlarını görmezlikten gelen toplum geleceğine nasıl güvenle, umutla, iştiyakla bakar? Mağdurlarına duyarsız toplum hangi kazancın bereketini, hangi hâlin huzurunu güvenle, umutla bekler? Müslüman masumun, mahzunun, mazlumun, mağdurun mağduriyetine merhem olmuyorsa vay o Müslümanın mahşeri hâline… Masumlara, mahzunlara, mağdurlara adaletli ve merhametli davranan toplumlara Allah merhametini, bereketini esirgemez. Merhamet, adaletin icrasıdır. Sözü doğru, işi dürüst insana ne mutlu! Haramdan, kötülükten kendini koruyan herkese selam olsun! Müslüman ölmekten değil kötülükten, haramdan, yalandan, iftiradan korkar. Yalan söylemekten, iftira atmaktan, haram yemekten, ortalık karıştırıp fitne çıkarmaktan korkmayan da insafını, vicdanını bir kere daha sorgulamalı…

Ömrünüz uzun, kazancınız bereketli olsun! Hoşça kalın! Dostça kalın!