Eskişehir, hafta sonu sadece bir dans gösterisine değil, bir hafıza tazelemesine tanıklık etti. “Bir Kafkasya Hikayesi: Köklerin Ritmi” adıyla sahnelenen gösteri, izleyenlere şunu hatırlattı: Kültür, yaşatıldıkça kök salar; kök saldıkça da güçlenir.
Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği Halk Dansları Topluluğu Ritsa Ekibi tarafından hazırlanan gece, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Salonun doluluğu, Eskişehir’in kültür-sanat damarının hâlâ ne kadar canlı olduğunun da bir göstergesiydi.
Kafkas kültürü; tarihiyle, müziğiyle, dansıyla sadece bir folklor unsuru değil, aynı zamanda bir duruşun ifadesidir. Dik bir omuz, sert ama ölçülü bir adım, zarif ama güçlü bir kol hareketi… Hepsi bir kimliğin sahneye yansımasıdır. Ritsa Ekibi de bu kimliği sadece figürlerle değil, duyguyla taşıdı sahneye. Işıklar altında atılan her adım, biraz geçmişi, biraz da geleceği temsil ediyordu.
Gecenin en etkileyici anlarından biri ise 5 yaş ve üzeri çocukların performansıydı. Minik dansçıların sahneye çıkışıyla birlikte salondaki atmosfer değişti. Henüz hayatlarının başında olan çocukların böylesine disiplinli, özgüvenli ve geleneksel figürlere hâkim bir şekilde dans etmeleri izleyicilerden uzun süre alkış aldı. O alkış, sadece başarılı bir performansa değil; kültürün emin ellerde olduğuna dair bir güvene deydi.
Kültür aktarımı çoğu zaman soyut bir kavram gibi konuşulur. Oysa bu tür gecelerde somut bir gerçeğe dönüşür. Bir çocuğun ezberlediği adım, bir annenin kostüm için verdiği emek, bir hocanın aylar süren çalışması… Hepsi bir araya geldiğinde ortaya sadece bir gösteri değil, kolektif bir emek ve inanç çıkar.
Geceye farklı derneklerin başkanları ve üyeleri de katıldı. Bu tablo, Kafkas kültürünün Eskişehir’de yalnızca bir topluluğa ait olmadığını; aksine geniş bir dayanışma ağıyla yaşatıldığını gösterdi. Birlik ve beraberlik vurgusu da tam olarak burada anlam kazandı. Farklı isimler, farklı temsilciler ama aynı kültürel hassasiyet.
Gecenin sonunda Dernek Başkanı Jankat Yelbaşı’nın teşekkür konuşması, sahnedeki emeğin görünür kılınması açısından önemliydi. Hocalara, “Ritsa annelerine” ve destek veren herkese iletilen teşekkür, bu işin sadece sahnede dans edenlerle sınırlı olmadığını hatırlattı. Kültür, perde arkasındaki görünmeyen kahramanlarla ayakta kalır.
Ritsa oyuncularının ayakta alkışlanması ise gecenin doğal finaliydi. O alkış, bir gecelik bir beğeninin ötesindeydi. İçinde gurur, özlem, aidiyet ve umut vardı.
Eskişehir, tarih boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yapmış bir şehir. Bu çeşitlilik, kentin en büyük zenginliği. “Köklerin Ritmi” gibi etkinlikler ise bu zenginliğin sadece geçmişe ait olmadığını, bugün de canlı ve üretken olduğunu gösteriyor.
Sonuçta sahnede izlediğimiz şey sadece bir dans değildi. Bir hikâyeydi. Göçlerin, direnişlerin, dayanışmanın ve kimliği koruma mücadelesinin hikâyesi… Ve o hikâye, Eskişehir’de bir kez daha ritim tuttu.