Klonlama İşi Ne Alemde?

1996 yılının sıcak bir yaz günü, İskoçya’nın Roslin Enstitüsü’nde bir koyun doğdu. Adı Dolly’ydi. Üstelik annesinden değil, bir meme hücresinden “kopyalanmıştı”. Somatic hücre nükleer transferi denen yöntemle yetişkin bir koyunun hücresi alınmış, çekirdeği başka bir koyunun yumurtasına nakledilmiş ve taşıyıcı anne koyunda geliştirilmişti. Dünya şok oldu. Bilim kurgu filmleri birden gerçekliğe çok yaklaşmıştı.

Dolly sadece bir koyun değildi; o, yetişkin bir memelinin klonlanabileceğinin kanıtıydı. Öncesinde çoğu bilim insanı “olmaz” diyordu. Yetişkin hücrelerin özelleşmiş DNA’sı geri döndürülemez şekilde değişmişti diye düşünülüyordu. Dolly bu dogmayı yıktı. Ardından fare, kedi, köpek, at, inek, hatta kurt klonları geldi.

Peki 2026’da, Dolly’den tam 30 yıl sonra klonlama işi ne alemde?

Hayvan klonlamada ticari aşama…

Bugün klonlama artık laboratuvar meraklısı bir iş olmaktan çıktı, lüks bir hizmet haline geldi. Özellikle evcil hayvan sahipleri için. ABD’de ViaGen Pets, Çin’de Sinogene gibi şirketler 50–100 bin dolar arası ücretle ölen kediyi, köpeği, hatta atı klonluyor. Barbara Streisand 2017’de ölen köpeğini klonlatmıştı; klon yavrularının “aynı genetik ama farklı kişilik” taşıdığını söylemişti. Son yıllarda bu trend iyice arttı. 2025 sonlarında çıkan haberlere göre başarı oranları %10–20 bandına yükseldi (Dolly’de %0,3’tü). Yine de yüzlerce embriyo deneniyor, birçok yavru düşük başarıyla doğuyor veya kısa sürede sağlık sorunu yaşıyor.

Tarım ve koruma alanında da kullanılıyor. Soyu tükenme tehlikesi altındaki türlerden (örneğin bazı gelincik türleri) 1980’lerde dondurulmuş hücrelerle klon yavrular üretildi. Şampiyon yarış atları, süt verimi rekoru kıran inekler klonlanıyor. Ama Avrupa Birliği 2015’ten beri gıda amaçlı hayvan klonlamasını yasakladı; etik ve refah kaygıları ağır bastı.

*İnsan klonlaması? Hâlâ bilim kurgu* …

Reproduktif insan klonlaması (tam bir insan kopyası yaratmak) hâlâ gerçekleşmedi ve büyük ihtimalle yakın gelecekte de gerçekleşmeyecek. Teknik olarak primat klonlaması çok zor (maymunlarda bile başarı oranı aşırı düşük). 2013’te insan embriyosu klonlanıp kök hücre elde edildi ama bu “terapötik klonlama”ydı; bebek doğurtmak amaçlanmıyordu. 2026 itibarıyla hiçbir güvenilir kaynakta başarılı bir insan klon bebeği haberi yok. Yasaklar, etik kurullar ve düşük başarı + yüksek risk (erken yaşlanma, kanser eğilimi, organ anomalileri) nedeniyle kimse bu işe girişmiyor gibi görünüyor – en azından kamuoyuna yansımıyor.

*Asıl devrim başka yerde oldu* …

Dolly’nin asıl mirası klonlamanın kendisi değil, açtığı kapı oldu:

- Hücre yeniden programlama (iPS hücreleri)

- CRISPR gen düzenleme

- Epigenetik araştırmalar

- Rejeneratif tıp

Bugün bilim insanları organ yetiştiriyor, kişiye özel kök hücre tedavileri geliştiriyor, genetik hastalıkları düzeltiyor. Klonlama tekniği (SCNT) hâlâ bazı laboratuvarlarda kullanılıyor ama asıl heyecan verici işler artık “kopyala-yapıştır”dan çok “düzenle ve iyileştir” üzerine.

Kısacası: Dolly’den 30 yıl sonra klonlama “ne alemde?” derseniz, şöyle özetleyebilirim:

- Zenginlerin kaybettikleri evcil hayvanlarını genetik kopya olarak geri alma lüksü var.

- Nadir türleri kurtarmak ve tarımsal elit genleri çoğaltmak için kullanılıyor.

- İnsan klonlaması hâlâ uzak bir hayal/kâbus.

- Ama Dolly’nin açtığı bilimsel yol sayesinde bugün çok daha etkili, çok daha etik teknolojilerle hastalıklarla savaşıyoruz.

Belki de en büyük soru hâlâ geçerli:

Bir canlıyı kopyalayabiliriz, peki ruhunu da kopyalayabilir miyiz?

Dolly’nin bakışı hâlâ aynı soruyu soruyor gibi: “Ben kimim?”…

AZ DA SAĞLIK…

Enerji içeceklerinde yaygın olarak kullanılan taurinin, glikoliz yoluyla kanser hücrelerini besleyerek lösemi büyümesini artırdığı bulundu.

NE DEMİŞ?..

“Ben bir icraat yapacağım zaman sol kafaların yazdıklarına bakarım. Eğer hiç sesleri çıkmıyorsa o projeyi yapmam, rafa kaldırırım. Yarısının sesi çıkmıyor, yarısının sesi çıkıyorsa o projeyi yeniler, öyle yaparım. Eğer bütün solcular projeyi engellemek için yaygara yapıyorsa hiç kimseyi dinlemem, o projeyi aynen yapar ve bitiririm. Çünkü o proje memleket için hayırlara vesiledir.”

-Turgut Özal