Üniversite okumak… Özellikle başka bir şehirde. Gençler için heyecan, aileler için ise çoğu zaman endişe demek. Hele ki konu kız öğrenciler olduğunda, barınma meselesi sıradan bir ihtiyaç olmaktan çıkıp güvenlik, huzur ve vicdani sorumluluk başlığına dönüşüyor.
İşte tam da bu noktada Tepebaşı Belediyesi’nin attığı adım dikkat çekiyor. Melih Savaş Yaşam Köyü bünyesinde hizmet veren Muazzez İlmiye Çığ Kız Öğrenci Misafirhanesi, yalnızca bir konaklama alanı değil; sosyal belediyeciliğin somut bir örneği olarak karşımızda duruyor.
Barınma, son yıllarda üniversite öğrencilerinin en temel sorunlarından biri haline geldi. Artan kiralar, özel yurt ücretleri ve sınırlı kontenjanlar gençleri ve ailelerini ciddi bir ekonomik yükle karşı karşıya bırakıyor. Böyle bir tabloda belediyelerin devreye girmesi artık bir tercih değil, neredeyse zorunluluk.
Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın “Gençlerimiz bize hem ailelerinin hem de Cumhuriyetin emaneti.” sözleri, bu yaklaşımın çerçevesini çiziyor. Bu cümle, klasik bir siyasi söylem olmanın ötesinde bir bakış açısına işaret ediyor: Gençliği sadece bugünün değil, yarının da sorumluluğu olarak görmek.
Misafirhane 2 katlı, deprem yönetmeliğine uygun şekilde inşa edilmiş. 33 kişilik kapasitesi var. 2025-2026 döneminde 19 öğrenciye ev sahipliği yapıyor. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği imkânı sunuluyor. Etüt odası, kütüphane, ortak yaşam alanları, ücretsiz internet, çamaşır ve ütü imkânı… Yani bir öğrencinin temel ihtiyaçları düşünülmüş.
Ama asıl mesele fiziki şartların ötesinde.
Aileler için “Çocuğum güvende mi?” sorusu her şeyden önce geliyor. 7/24 kamera sistemi, kontrollü giriş-çıkış, kurumsal bir yapı… Bunlar özellikle şehir dışından gelen aileler için ciddi bir güven unsuru.
Öte yandan ücretlendirme de dikkat çekici. Oda + kahvaltı ya da oda + kahvaltı + akşam yemeği seçenekleriyle, piyasaya kıyasla daha ulaşılabilir bir model sunuluyor. Ayrıca şehit ve gazi yakınları, engelli öğrenciler ve devlet korumasında yetişmiş gençler için öncelik tanınması da sosyal belediyecilik anlayışının bir başka boyutu.
Eskişehir zaten uzun yıllardır “öğrenci kenti” kimliğiyle anılıyor. Ancak bu kimlik sadece üniversite sayısıyla değil, öğrenciye sunulan yaşam kalitesiyle anlam kazanır. Güvenli barınma imkânı da bunun en temel parçalarından biridir.
Yerel yönetimlerin asli görevi yalnızca yol yapmak, park düzenlemek değil. Toplumsal ihtiyaçlara temas etmek, özellikle dezavantajlı gruplara alan açmak da belediyeciliğin özünde var. Kız öğrencilere yönelik böyle bir misafirhane, hem sembolik hem de pratik açıdan önemli.
Elbette 33 kişilik kapasite, şehirdeki binlerce öğrenci düşünüldüğünde sınırlı. Ancak mesele sadece sayı değil, ortaya konulan irade. Bu tür projelerin artması, kapasitenin genişletilmesi ve belki farklı ilçelere yayılması, Eskişehir’in öğrenci dostu kimliğini daha da güçlendirecektir.
Sonuçta üniversite eğitimi, bir gencin hayatındaki en kritik eşiklerden biri. O eşiği kaygıyla değil güvenle aşabilmesi ise hepimizin ortak sorumluluğu. Eğer bir belediye, gençlerin sırtındaki barınma yükünü bir nebze hafifletebiliyorsa, bu küçümsenecek bir adım değildir.
Çünkü gerçekten de gençler, hem ailelerinin hem de bu ülkenin emaneti.