Kırsal güçlenmezse şehir ayakta kalmaz

Üretimden kopan bir ülkenin ayakta kalması mümkün değil. Hele ki kırsal boşalıyor, gençler toprağı değil şehri, üretimi değil günü kurtarmayı seçiyorsa… O zaman iş sadece tarım meselesi olmaktan çıkıyor; bu bir gelecek meselesine dönüşüyor. İşte tam da bu noktada yerel yönetimlerin attığı her somut adım, lafla değil icraatla konuşan her destek daha da kıymetli hale geliyor.

Tepebaşı Belediyesi’nin 2025 yılında üreticiye yönelik hayata geçirdiği çalışmalar, tam olarak bu bakış açısının ürünü. Üreticiyi yalnız bırakmayan, emeği koruyan, kırsalı yeniden cazip hale getirmeyi hedefleyen bir anlayış söz konusu. Başkan Ahmet Ataç’ın uzun yıllardır altını çizdiği “kalkınma kırsaldan başlar” yaklaşımı, bu yıl da sahada karşılığını bulmuş durumda.

Bugün Tepebaşı kırsalında yapılanlara baktığımızda, desteklerin sadece “yardım” değil, planlı ve sürdürülebilir bir kalkınma hamlesi olduğunu görüyoruz. Soğuk hava deposundan erken uyarı sistemlerine, kadın üreticilere verilen desteklerden yenilenebilir enerji yatırımlarına kadar uzanan geniş bir yelpaze var. Yani üretici yalnızca üretmeye teşvik edilmiyor; ürettiğini koruması, değerinde satması ve geleceğini planlaması da sağlanıyor.

Sakintepe Soğuk Hava Deposu bunun en somut örneklerinden biri. Üreticinin aylarca emek verdiği ürün, birkaç hafta içinde piyasa şartlarına kurban gitmiyor. Yılın 12 ayı hizmet veren bu tesis sayesinde, tarladan çıkan ürün tazeliğini koruyor, üretici fiyat dalgalanmalarına karşı nefes alıyor. 2025 yılında 2 bin 500 ton yaş sebze ve meyvenin muhafaza edilmiş olması, bu desteğin sahadaki karşılığını net biçimde ortaya koyuyor. Üstelik tesisin GES sistemiyle kendi enerjisini üretmesi, çevresel sürdürülebilirlik açısından da önemli bir kazanım.

Üretimin sadece hasatla bitmediğini bilen bir anlayış var Tepebaşı’nda. Tarımsal Üretimde Tahmin ve Erken Uyarı Sistemleri sayesinde çiftçi artık zararlı ve hastalıklarla mücadelede yalnız değil. 2025 yılında bin 500’ün üzerinde üreticiye erken müdahale önerilerinde bulunulması, plansız üretimin yerini bilinçli tarıma bırakması açısından son derece değerli. Bu sistem, üreticinin cebini koruduğu kadar, toprağı da koruyor.

Bir diğer önemli başlık ise kadın emeği. Kırsalda kadının üretimde daha görünür olması, sadece ekonomik değil sosyal bir dönüşümün de anahtarı. Tepebaşı Belediyesi’nin kadın üreticilere yönelik eğitimleri, ürün satış noktalarında yapılan düzenlemeler ve sahadaki birebir takip çalışmaları, bu emeğin değer bulmasını sağlıyor. Kadın Üretici Ürün Satış Noktası’nda yapılan fiziki iyileştirmeler bile tek başına önemli bir mesaj: “Üreten kadının yanındayız.”

Süt toplama merkezleriyle hayvancılıkla uğraşan üreticinin emeğinin günlük kazanca dönüşmesi, kırsalda tutunmanın bir başka yolu. Günlük ortalama 4,5 ton sütün toplanıyor olması, doğru destek verildiğinde üreticinin üretmekten vazgeçmediğini gösteriyor.

Ata tohumu vurgusu ise ayrıca altı çizilmesi gereken bir konu. Kızılinler’de yapılan bal kabağı ekimi, sadece sembolik bir etkinlik değil; yerel tohumun, yerel bilginin ve yerel üretimin sahiplenilmesi anlamına geliyor. Bu ürünün coğrafi işaret alması, panayırlarla tanıtılması ve gastronomiyle buluşturulması, kırsal kalkınmanın nasıl çok yönlü ele alındığını gösteriyor.

Eğitim çalışmaları da işin en kalıcı ayağı. Budamadan sebze yetiştiriciliğine, gıda hijyeninden çocuklara yönelik tarım bilincine kadar uzanan bu programlar, üretimin geleceğine yapılan yatırımdır. Bugün mahalle bahçesinde sebze eken bir çocuk, yarın toprağa sırtını dönmeyen bir yetişkin olabilir.

Başkan Ahmet Ataç’ın da ifade ettiği gibi, küresel krizler, savaşlar ve iklim değişikliği bize üretimin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu gösteriyor. Yanlış politikalarla zayıflatılan üreticinin yeniden ayağa kalkması için yerelden başlayan bu tür destekler hayati önemde.

Özetle; Tepebaşı’nda yapılan iş sadece üretimi desteklemek değil, tersine göçün kapısını aralamak, kadının emeğini görünür kılmak ve kırsalı yeniden yaşanır hale getirmek. Ve belki de en önemlisi, “üreten kazanır” sözünü yeniden hatırlatmak.