Kimsesizlerin kimsesi

Herkese ve her şeye rağmen  “CUMHUR”  yani  halk , 100. Doğum gününde sahip çıktı CUMHURİYET ’e.

Yer gök kırmızı-beyaza boyanmıştı.

Türkiye hep bir ağızdan “YAŞASIN CUMHURİYET” diye haykırdı.

Halk akın akın Ata’sına koştu CUMHURİYET’e olan bağlılığını ifade etmek için. Gece 24’e kadar insan seli durmadı aktı aktı Anıtkabire

Bütün evler Türk bayrakları ile donatılmıştı.

Eline bayrağını alan yedisinden yetmişine 81 vilayette yapılan kutlamalara koştu genci yaşlısı demeden.

Yani sözün özü , Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde yaşayan bu halkın çoğunluğu Cumhuriyet’i  iliklerine kadar özümsemiş ve ortak bir değer haline getirmiş.

Pek bu tek başına yeterli midir…?

Tabii ki HAYIR.

CUMHURİYET tek başına yetmez. İçini doldurmamız gerekir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel felsefesinin , hukuk ve demokrasi ile iç içe geçmiş ve özgürlükçü laikliği de bünyesinde barındırıyor olması gerekir.

Eğer yukarıda bahsettiğim değerler etrafında ortak bir anlayış ile mutabakat sağlanırsa CUMHURİYET tam anlamı ile hedefine ulaşabilir , aksi takdirde hiçbir anlam ifade etmez ve sadece CUMHURİYET olarak kalır.

Cumhuriyet’imizin 100. Yıl dönümünde halkımızın göstermiş olduğu heyecanı , ittifakı , uzlaşıyı , ortak duyguyu ve hassasiyeti HUKUK’a da göstermesi gerekiyor.

Çünkü  HUKUK ’tan yoksun bir CUMHURİYET içi hava ile dolu kocaman bir balondan farksız hale geliyor.

Bir gün bir bakmışsınız elin adamı gelir ve o balonu patlatıverir.

Hukuk önünde herkesin eşit olduğu bir devlet yapısı vücuda getirilemediği sürece , KİMSESİZLERİN KİMSESİ  olan CUMHURİYET , hukuk olmadığı takdirde KİMSESİZLERİN KİMSESİ olma vasfını sürdürmesi imkansız hale gelmesi kaçınılmazdır.

Halk olarak CUMHURİYET ’e bu denli sahip çıkarken , onun ilkelerini görmezden gelişimiz anlaşılır gibi değil.

Demokrasi , özgürlük , eşitlik , laiklik gibi değerlerin ana fikrinden uzaklaşıp , bu değerlerin isteyenin istediği gibi yorumlayıp , bunları bir takım dayatmalarla etrafındakilere servis etmesi CUMHURİYET ’i işlevsiz kılmaktadır.

Ülke olarak ciddi bir Demokrasi  tanımı sorunumuzun olduğunu düşünüyorum

Kimilerine göre demokrasi , sadece bizim istediğimiz konuların yine bizim istediğimiz kurallar çerçevesinde konuşulması. Kimilerine göre de demokrasi , Kürtlerin belli bir alan içinde kalması  ya da alevi toplumunun aslında yokmuş gibi sayılması…!

Bu ülkenin ikinci bir sorununun da laiklik tanımı ile ilgili olduğunu düşünüyorum.

Kimilerine göre Laiklik din düşmanlığı olarak görülürken , kimilerine göre de Laiklik insanların hayat tarzına müdahale eden bir dayatma.

Toplum olarak , bin bir zorluklarla elde ettiğimiz Cumhuriyet’in içini  Laiklik , Demokrasi , Eşitlik ve Hukuk tanımları üzerinde sağladığımız ortak bir mutabakat ile doldurmaya ihtiyacımızın olduğunu düşünenler arasındayım.

Bu ortak anlayış oluşturulamaz ise , her önüne gelen bu değerleri  istediği gibi yorumlamaya ve etrafına dayatmaya kalkarsa , günün birinde sahip olduğumuz Cumhuriyet’in etrafımızdaki komşumuz İran İslam Cumhuriyet’inden bir farkı kalır mı…?

Sonuç itibarı ile içi boş bir Cumhuriyet bizi hedefimize ulaştıramaz. İçini doldurmanın yolu , Türkiye’nin hukuk devleti olma vasfına aynı coşku ile sahip çıkmamız , Türkiye’nin özgürlükçü  laikliği hayata geçiren bir devlet olmasını aynı duygularla desteklememiz ve Türkiye’nin bütün toplum kesimlerine , eşit ve  özgür davranacak bir devlet anlayışına sahip olması yolunda teşvik edip bunu hayata geçirmemiz ile mümkün olacaktır.

Bütün unutturmaya çalışanlara inat , sahip olduğumuz CUMHURİYET’imizi  korumaya , kollamaya , geliştirmeye ve onu bizlere emanet eden büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK  ile ebediyete intikal etmiş tüm şehitlerimize olan sevgimizi muhafaza etmeye devam edeceğiz.

Yaşasın  “ KİMSESİZLERİN KİMSESİ CUMHURİYET ”.

Kutlu olsun 100.yıl…

{ "vars": { "account": "UA-99020016-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }