Kimsesizlerin kimsesi olmak

Ramazan ayı sadece oruç tutulan bir zaman dilimi değildir. Ramazan; paylaşmanın, dayanışmanın, merhametin ve insan olmanın en güzel şekilde hatırlandığı bir aydır. Özellikle iftar sofraları, toplumun farklı kesimlerini aynı masada buluşturan, gönülleri yakınlaştıran önemli buluşmalardır.

Geçtiğimiz günlerde Eskişehir’de kurulan bir iftar sofrası ise sadece bir yemek buluşması olmanın çok ötesindeydi. O sofrada yetim çocuklar vardı. O sofrada devletin şefkati vardı. O sofrada insanı duygulandıran bir tablo vardı.

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, göreve başladığı ilk günlerde yaptığı açıklamada önemli bir cümle kurmuştu. “Kimsesizlerin kimsesi olacağız” demişti.

Devlet görevlerinde bazen sözler unutulabilir. Ama bazı sözler vardır ki, sadece söylenmek için değil, yaşatılmak için kurulur. İşte o sözlerden biri de buydu.

Vali Yılmaz’ın yetim çocuklarla aynı sofrayı paylaşması, aslında bu sözün hayata geçtiğinin en somut göstergelerinden biri oldu.

Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Eskişehir Şubesi, GENÇASKON ve İnsani Yardım Vakfı (İHH) tarafından düzenlenen iftar programında kurulan sofrada sadece yemek yenmedi. O sofrada sevgi vardı, ilgi vardı, sahip çıkma duygusu vardı.

Programa Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak, üniversitelerin rektörleri ve kurum müdürleri de katıldı. Ancak o akşamın en kıymetli misafirleri hiç kuşkusuz yetim çocuklardı.

Vali Yılmaz’ın konuşmasında kurduğu bir cümle ise aslında her şeyi özetliyordu: “Yetimlerin yüzü güldüğünde dünya da güler.” Bu söz sadece bir temenni değil, aynı zamanda bir medeniyetin bakış açısıdır. Çünkü bizim kültürümüzde yetime sahip çıkmak sadece bir sosyal sorumluluk değildir; aynı zamanda bir vicdan meselesidir.

Peygamber Efendimizin yetimlere gösterdiği hassasiyet, bu toplumun asırlardır taşıdığı merhamet duygusunun da temelini oluşturur. Bu nedenle yetimlerin başını okşayan her el, aslında toplumun geleceğine dokunur.

Bir çocuğun yalnız olmadığını hissetmesi, belki de hayatındaki en büyük güç kaynağıdır. Hele ki o çocuk bir yetimse… İşte bu yüzden devletin en üst temsilcisinin o sofrada yer alması sembolik bir anlam taşımaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu, “yalnız değilsiniz” demenin en güçlü yollarından biridir.

Ramazan ayı bize her yıl aynı gerçeği hatırlatır: Paylaştıkça çoğalırız. Bir çocuğun yüzündeki gülümseme bazen koca bir şehrin vicdanını diri tutmaya yeter. O akşam kurulan iftar sofrasında sadece oruçlar açılmadı. Aynı zamanda gönüller de açıldı. Ve belki de en önemlisi, bazı çocuklar o akşam bir kez daha şunu hissetti: Bu şehirde onları düşünen insanlar var. Bu şehirde onları yalnız bırakmayan bir devlet var. Bu şehirde gerçekten “kimsesizlerin kimsesi” olmaya çalışan bir irade var.