Sözü doğru - işi dürüst olanın yüzü kızarmaz, başı eğilmez! Hak ve halk yanında yüzün kızarmaması, başın eğilmemesi için sözün doğru, işin dürüst olması şart. Sözüm doğru, işim dürüst olsun diyen Müslüman adalet, merhamet öncüsü İslam Peygamberi ve onun gönül yoldaşı Hz. Ömer’in davranışlarını, söylemlerini ön yargısız tahlil etmeli. Yüzünün kızarmasını, başının eğilmesini istemeyen tarihi hakikatlere realistce göz atmalı, kulak vermeli... Servet, şöhret ve şehvet nedeniyle yüzünün kızarmasını, başının eğilmesini istemeyen adalet ve merhametine dikkat etmeli. Müslümanım diyen sözünün doğruluğuna, işinin dürüstlüğüne değer vermeli. Müslüman servet, şöhret ve şehvet şımarıklığına değer vermeyen peygamberinin davranışlarına bakmalı.
İslam’ın tebliğine aleni başlandığı günlerde sömürgeci, baskıcı, düzenbaz bazı müşrikler menfaat çarklarının bozulacağından korktular. Hz. Peygamberin amcası Ebu Talib’e gelip: “Yeğenine söyle. Bu söylem ve tavırlarından vaz geçsin. İşimize ket vurmasın. Ne istiyorsa verelim. Güzel kadın istiyorsa Mekke’nin en güzel kızı ile evlendirelim. Mal, mülk istiyorsa istediği kadar verip onu Mekke’nin en zengini yapalım. İstediği şöhret ise onu başımıza baş edelim. Yeter ki, bizim düzenimizi bozmasın.” dediler. Amca Ebu Talip Peygamber’e: “Yeğenim! Müşrik zenginlerin ileri gelenleri: “Muhammed’e söyle! Davasından vaz geçsin. Onu, başımıza baş edelim. İstediği kadar servet, istediği kızı verelim. Yeter ki, bizim işleyen çarkımıza mani olmasın.” dediler. ”Sen, ne diyorsun onların bu teklifine.” dedi.
Hz. Peygamber: “Benim ilkem ve idealim başkalarının hakkına çökmek değil. Güzel kadın elde etmek hiç değil. Dünyalık için başta başlık taslamak hiç de değil. Bir elime güneşi, diğer elime ayı verseler ben hakikat davamdan vazgeçmem.” diyerek, hakikatin değerlerinden adalet ve merhametin her şeyin üstünde olduğunu bildirdi. Böyle bir peygamberi kendisine önder kabul eden Müslüman vaziyeti fırsat bilip hakkı olmayan bir varlığa zorla, haksız şekilde çöker mi? Mazlumun, masumun elinden aldığı hakkı kendisine helal görür mü? Fırsatı hak bayram bilenlerin zaman olur haksız kazanımları boğazlarına durur, burunlarından fitil, fitil gelir. “Alma mazlumun ahını çıkar aheste, aheste diye.” bu sözü boşa söylememişler. Bu söz, anlayana ibretlik derstir. Mazluma, masuma, mahzuna haksız suç isnat eden korksun yüzünün kızarmasından, başının eğilmesinden…
Müslüman, senin peygamberin ayağına gelen haksız serveti elinin tersiyle itti. Şehvet nitelikli güzel kadın teklifine dönüp bakmadı. Meşru olmayan şöhreti reddetti. Böyle dünyalık teklifleri kaç insan geri çevirebilir? İnsan insafla, vicdanla dünyalık tekliflere boyun eğmemeli ki, yüzü kızarmasın. Adaletsiz ve merhametsiz insanın öfkesinden, ihtirasından, elindeki erkten insanlar korkabilir ama saygı gösterip sevgi beslemezler. Merhametli ve adaletli olan her insan hem saygıya, hem de sevgiye müstahaktır, layıktır. Adaletli, merhametli insan cesurdur, Hz. Ömer gibi. Ömer’i Hz Ömer yapan cesaretidir. Cesareti de, adalet ile merhametindendir. Sözü doğru, işi dürüst insan yüzü kızarmayacağı, başı eğilmeyeceği için kimden niye korksun? Mazlumun, masumun, mahzunun hakkını gasp eden korksun yüzünün kızarmasından, başının eğilmesinden… Adaletli, merhametli insan cesaretini Allah’tan alır.
Cesaretini Allah’tan alan kimden neden korksun? Mazlum, masum, mahzun insan cesurdur. Hangi suç isnat edilirse edilsin, hangi suçla suçlanırsa suçlansın masum, mazlum, mahzun insan nihai mahkemede, yüzünün kızarmayacağını, başının eğilmeyeceğini bildiği için cesurdur. Envâr’ül Aşıkın 338’de, Resul’ü Ekrem’den rivayetle: “Allah, Azrail’e: “Kullarımın canını alırken acıdığın hiç kimse oldu mu?” Azrail: “Evet, ya Rab: İki kişiye acıdım. Birisi çölde annesini emerken annesi ile babasının canını aldığımda yalnız kalan çocuk… Diğeri de tebaasına adaletli davranan bir hükümdar.” Allah: “Senin adaletinden halkı mahrum kaldı diyerek üzüldüğün adaletli hükümdar çölde anasız, babasız kalan o çocuktu. Onu korudum, adaletli hükümdarlardan yaptım. Adaletli davranışından ötürü onu mükâfatlandırdım.” buyurdu.
Ömrünüz uzun, kazancınız bereketli olsun! Hoşça kalın! Dostça kalın!