Kendinle Baş Başa Kalmak

Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, sürekli meşgulken dinlendiğini sanmasıdır. Telefon elimizde, bilgisayar göz hizamızda, televizyon arka planda açıktır; buna rağmen kendimize “Biraz kafa dağıtayım” deme cesaretini gösteririz. Oysa zihnin gerçek yorgunluğu, yapılan işlerden değil, maruz kalınan gürültüdendir. Düşünün: 24 saat boyunca telefon, bilgisayar, tablet ve televizyon hayatımızdan tamamen çıksa… İlk kaybettiğimiz şey bağlantı mı olur, yoksa kazandığımız şey farkındalık mı?

Ekransız geçen bir günün ilk saatleri sanıldığı kadar huzurlu değildir. El istemsizce telefona gider, boşluk hissi belirir, zaman ağırlaşır. İnsan, kendisiyle bu kadar baş başa kalmaya alışık değildir. Ancak tam da bu huzursuzluk anı, zihnin yıllardır ertelediği bir yüzleşmenin başlangıcıdır. Bildirimlerle bölünmeyen beyin, düşüncelerini yarım bırakmaz. Dikkat dağılmaz, duygular kaçacak bir yer bulamaz. Bu, rahatsız edici olduğu kadar iyileştirici bir süreçtir.

Saatler ilerledikçe farklı bir dinginlik yerleşir. Zaman acele etmez, gün kendi ritmini bulur. Bir yürüyüşte ayak sesleri fark edilir, bir kahvenin buharı gerçekten görülür. İnsan, başkalarının ne yaptığını izlemekten vazgeçip kendi hayatının içinde yaşamaya başlar. Uyku daha derin olur, sabah daha az yorgun uyanılır. Çünkü beden, ilk kez uzun zamandır doğal döngüsüne saygı gördüğünü hisseder.

Elbette bu deneyimi romantize etmek haksızlık olur. Ekransız kalmak, bazı gerçekleri de beraberinde getirir. Yalnızlık hissi belirginleşir, ertelenmiş sorular zihnin kapısını çalar. Kaçtığımız duygular, susturacak bir ekran bulamaz. Ancak şu gerçeği kabul etmek gerekir: İnsanı büyüten, her zaman konfor değil; bazen rahatsızlıktır. Dijital sessizlik, konfor alanını bozar ama içsel dengeyi onarır.

Yirmi dört saatlik bu kopuş, bir lüks ya da marjinal bir tercih değildir. Günümüz dünyasında neredeyse bir zihinsel ilk yardım gibidir. Hayatı durdurmaz, aksine hızını yeniden ayarlamayı öğretir. Daha az uyaranla da var olunabileceğini, hatta daha iyi düşünülebileceğini hatırlatır. İnsan, her şeye anında ulaşmak zorunda olmadığını fark ettiğinde hafifler.

Belki her gün mümkün değil. Belki herkes için kolay da değil. Ama arada bir, bilinçli olarak ekranlardan uzaklaşmak; ruhun kendini toplaması için verilen bir izin gibidir. Çünkü bazen zihnin ihtiyacı olan şey daha fazla bilgi değil, daha fazla sessizliktir. Ve bazen insan, dünyayla yeniden bağ kurabilmek için önce bağlantıyı kesmelidir.