GÜNDEM

İstanbul'da Gece Yarısı Deprem Alarmı!

İstanbul'da Android deprem uyarı sisteminin 4,0 büyüklüğünde deprem uyarısı vermesi paniğe yol açtı. AFAD sarsıntıyı 2,6 olarak açıkladı. Peki, sistem neden yanıldı?

Dün gece saat 00:18'de İstanbul Silivri ve Çatalca sakinleri, telefonlarına gelen "orta şiddette sarsıntı" uyarısıyla uyandı. Sistem depremi 4,0 olarak öngörse de, gerçek sarsıntı 2,6 büyüklüğünde kaldı. Bilim dünyası, bu "abartılı" tahminin arkasında sistemin can kaybını önlemek adına uyguladığı "ihtiyatlı strateji" ve saniyelerle yarışan algoritmaların veri kısıtlılığı olduğunu belirtiyor. İşte yanlış alarmın teknik nedenleri...

Neden Yanlış Alarm Çalıyor? Hız mı, Doğruluk mu?

Deprem erken uyarı sistemleri, yerin altından yayılan iki ana dalga arasındaki hız farkını kullanır. Yıkıcı olmayan ama hızlı hareket eden P dalgası sisteme ulaştığında, yıkıcı olan S dalgası henüz yoldadır.

  • Veri Kısıtlılığı: Sistem, P dalgasını yakaladığı o ilk 1-2 saniyede elindeki az sayıda veriyle tahmin yürütür. Küçük bir kırılmanın ilk anları bazen dev bir depremin başlangıcıyla benzer titreşimler sergileyebilir.

  • En Kötü Senaryo Tercihi: Google ve benzeri sistemler, "hiç uyarı vermemektense, küçük bir sarsıntıda bile uyarı vermeyi" tercih eden bir risk analiziyle çalışır. Bu, saniyeler kazandırsa da bazen "yalancı çoban" etkisine yol açar.

Geçmişteki Hatalar: Maraş ve Brezilya Örnekleri

Sistemin yanılması ilk değil. 2023 Kahramanmaraş depremlerinde Google, 7,8 büyüklüğündeki felaketi 4,5 olarak algılayarak milyonlarca kişiye uyarı göndermeyi başaramamıştı. Öte yandan 14 Şubat'ta Brezilya'da hiçbir sismik hareket yokken 5,5 büyüklüğünde uyarı gönderilmesi, sistemlerin dış gürültülerden (askeri patlamalar veya mikro-titreşimler) etkilenebileceğini gösterdi.

Yanıltıcı Diğer Faktörler

  • Askeri ve Yapay Patlamalar: Lübnan sınırındaki dev patlamaların deprem olarak algılanması gibi, yerel patlamalar algoritmaları yanıltabilir.

  • Gürültülü Veri: Sarsıntı anında yere düşen veya savrulan telefonlardan gelen karmaşık sinyaller, analizi zorlaştırır.

  • Düşük Uyarı Eşiği: Politika yapıcılar, halkın hazırlıksız yakalanmasındansa, güveni sarsma pahasına düşük eşikli uyarıları teşvik etmektedir.

Uzman Analizi: Sisteme Güvenmeli miyiz?

Sismologlar, bu sistemlerin bir "güvenlik ağı" olarak görülmesi gerektiğini savunuyor. Birinci elden gözlemlerimiz; Nature ve Science gibi dergilerde yayımlanan makalelerin de vurguladığı üzere, kullanıcıların yanlış alarmlara rağmen sistemden vazgeçmediği yönündedir. İstanbul gibi büyük bir metropolde 5-10 saniyelik bir ön uyarı, "çök-kapan-tutun" hareketi için hayati önem taşımaktadır.

Sonuç olarak, İstanbul’da dün gece yaşanan olay bir teknik hatadan ziyade, sistemin "en güvenli tarafta kalma" çabasının bir sonucuydu. 2,6'lık küçük bir sarsıntı, algoritma tarafından "büyüme potansiyeli olan bir risk" olarak görüldü. Teknoloji geliştikçe bu hata paylarının azalması beklense de, mevcut sistemler saniyeler kazanmak uğruna yanılmaya devam edebilir.