İnsanları çoğu zaman görünüşleriyle tanıyoruz; seslerinin yüksekliğine, makamlarına, ceplerindeki paraya, omuzlarındaki yükün büyüklüğüne bakıyoruz. Oysa en önemli şeyi çoğu zaman göremiyoruz: Kalplerini.
Bir insanın fakir olması, onun duygularını ucuz yapmaz. Sessiz olması, hislerinin eksik olduğu anlamına gelmez. Konuşmayan insanların içinde kopan fırtınaları, gülümseyen insanların geceleri yastığa döktüğü gözyaşlarını, güçlü görünen insanların kimseye göstermediği kırgınlıkları bilemeyiz.
Hayat bana şunu öğretti: En ağır yükü bazen en sessiz insanlar taşır.
Bir inşaat işçisinin de canı yanar. Bir sokakta mendil satan çocuğun da hayalleri vardır. Yaşlı bir adamın, günlerdir kimsenin aramadığı telefonu beklediğini bilemezsiniz. Her gün yüzlerce insanın arasından geçen güvenlik görevlisinin, kasiyerin, temizlik personelinin ya da garsonun da eve götürdüğü dertleri vardır. Biz sadece gördüğümüz kısmı biliriz; görünmeyen taraf ise çoğu zaman çok daha ağırdır.
Bir de güçlü görünen insanlar vardır. Boyu posu yerinde, sesi tok, bakışı sert… İnsan, böylelerini kolay kolay üzülmez sanıyor. Oysa bazen dev gibi görünen bir adamın içinde küçücük, ürkek bir çocuk yaşar. En ufak bir söz, yıllardır kimseye göstermediği bir yarayı yeniden açabilir. Çünkü insanın kalbi, bedeninin büyüklüğüne göre şekillenmez.
Ne yazık ki kırmak çok kolaydır. Bir cümle, küçümseyen bir bakış, alaycı bir tebessüm ya da umursamaz bir tavır… Bunların hiçbiri para gerektirmez ama bazen yıllarca unutulmaz. Buna karşılık güzel bir sözün, içten bir selamın ya da samimi bir teşekkürün de maliyeti yoktur. Fakat bıraktığı iz çok büyüktür.
Belki de bu yüzden birbirimizin duygularına biraz daha özen göstermeliyiz. Haklı olmak, her zaman kırmaya hakkımız olduğu anlamına gelmez. Doğruyu söylemek, onu acımasızca söylemeyi gerektirmez. Empati, sadece bir kelime değil; insan olmanın en değerli tarafıdır.
Unutmayalım; insanların cebindeki parayı, üzerindeki kıyafeti, makamını ya da unvanını görürüz ama kalplerini göremeyiz. Bu yüzden herkese biraz daha nazik davranmak, biraz daha dikkatli konuşmak ve biraz daha anlayış göstermek zorundayız.
Çünkü dünya, güçlü insanların değil; başkasının kalbini incitmemeye çalışan insanların omuzlarında güzelleşir.
Belki de geride bırakacağımız en büyük miras, hiç kimsenin kalbinde istemeden açılmış bir yara olmamasıdır.