Halk sağlığı böyle korunur

Son günlerde İnönü Belediyesi’nin yaptığı bir uygulama var ki, açık söyleyeyim; “denetim nasıl yapılır” sorusunun cevabını uygulamalı olarak göstermiştir. Zincir marketlere yönelik gerçekleştirilen denetimlerde, son kullanma tarihi geçmiş ürün sattığı tespit edilen marketlerin üç gün süreyle kapatılması, bu ülkede pek alışık olmadığımız kadar net, kararlı ve caydırıcı bir adımdır.

Bugüne kadar kaç kez zincir market raflarında tarihi geçmiş ürünlerle karşılaştık? Ben kendi adıma söyleyeyim; kent merkezinde alışveriş yaparken son kullanma tarihi geçmiş ürünlere defalarca denk geldim. Ancak bugüne kadar Eskişehir merkezinde, bu nedenle kapısına kilit vurulmuş tek bir zincir market gördüğümü hatırlamıyorum.

İnönü’de ise durum farklı. Zabıta ekipleri raf raf, depo depo denetim yapıyor. Son kullanma tarihi geçmiş ürün, kasa-etiket fiyat uyumsuzluğu, üretim ve tüketim tarihi bulunmayan ürünler… Hepsi tek tek tespit ediliyor ve mevzuat neyi gerektiriyorsa o uygulanıyor. Üç gün süreyle kapatma cezası da tam olarak bu noktada devreye giriyor. Ne uyarı ile geçiştiriliyor ne de görmezden geliniyor. Marketlerin kapıları mühürleniyor.

İşte sıkı denetim tam olarak budur.

Halk sağlığı meselesi, lafla geçiştirilecek bir konu değildir. Hele ki gıdayla ilgiliyse, toleransı hiç yoktur. Raflarda unutulmuş, miadı dolmuş bir ürün; sadece bir ihmal değil, doğrudan insan sağlığını riske atan bir sorumsuzluktur. Bu yüzden İnönü Belediyesi’nin ortaya koyduğu bu kararlı tutum, bence alkışı fazlasıyla hak ediyor.

Şunu da açıkça söylemek gerekir: İnönü’de iki ya da üç zincir market şubesinin üç gün kapatılması, bu büyük şirketlerin cirolarında ciddi bir sarsıntı yaratmaz. Bunu hepimiz biliyoruz. Ancak mesele zaten tekil bir ilçede verilen ceza değildir. Asıl mesele, bu uygulamanın genele yayılmasıdır. Eğer benzer denetimler ilçe ilçe, kent kent hayata geçirilirse; işte o zaman zincir marketler bu işin ciddiyetini gerçekten kavrar.

Çünkü caydırıcılık tam da burada başlar.

Bugün İnönü’de yaşanan, yarın başka bir ilçede yaşanır mı endişesi; emin olun raf düzeninden depo kontrolüne kadar birçok şeyi değiştirir. Denetimin sürekliliği ve cezanın netliği, sistemi disipline eder. İnönü Belediyesi de tam olarak bunu yapıyor.

Elbette işin bir de tüketici tarafı var. Denetimler ne kadar sıkı olursa olsun, bizler de bilinçli olmak zorundayız. Alışveriş yaparken aldığımız her ürünün son kullanma tarihine bakmak, aslında kendimize ve ailemize karşı bir sorumluluk. “Nasıl olsa denetleniyordur” rahatlığı, en büyük yanılgı. Denetim vardır ama gözden kaçan da olur. O yüzden son kontrol her zaman tüketicide bitiyor.

Yine de şunu ayırmak gerekiyor: Tüketicinin bilinçli olması, denetimin önemini ortadan kaldırmaz. Tam tersine, ikisi bir arada olduğunda sistem işler. Denetim zayıfsa, bilinçli tüketici tek başına yeterli olmaz. İnönü örneği bize bunu net şekilde gösteriyor.

Şimdi ister istemez insanın aklına şu soru geliyor: Aynı kararlılığı kent merkezinde neden göremiyoruz? Neden zincir marketler merkezde daha “rahat”? Neden aynı ihlaller karşısında aynı yaptırımlar uygulanmıyor? Bu soruların cevabı da yine denetimin niteliğinde gizli.

İnönü Belediyesi, halk sağlığını öncelik ilan ettiğini sadece sözle değil, icraatla ortaya koydu. “Denetimler aralıksız sürecek” açıklaması da bu işin bir defalık olmadığını gösteriyor. Önemli olan da zaten bu süreklilik.

Sonuç olarak; İnönü’de yapılan bu uygulama, küçümsenecek bir haber değildir. Aksine, örnek alınması gereken bir duruştur. Halk sağlığını merkeze alan, caydırıcı cezalarla desteklenen, laf değil iş üreten bir yaklaşım.

Tebrik etmek gerekir. Keşke bu kararlılığı, Eskişehir’in her köşesinde görebilsek.