GERÇEK GÜNDEM

Osmanlı Cihan Devleti’nin güç kaybettiği, ekonomik ve mali açıdan en sıkıntılı günler yaşadığı bir devirde Siyonizm’in kurucusu Theodor Herzl, Sultan II. Abdülhamid Han’dan Filistin’de bir Yahudi vatanı kurmak için bir takım aracılar vasıtasıyla temas kurmuş ve yüksek bedeller karşılığında toprak talebinde bulunmuştur.

Sultan II. Abdülhamid Han’ın tarihi cevabı; Ben bir karış dahi olsa toprak satmam, zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla kazanmışlar ve yine kanlarıyla mahsetmişlerdir... Vücudumun parça parça edilmesine razıyım ama Filistin'in imparatorluğumdan koparılmasına asla razı olamam." Şeklinde olmuştur.

Hatta, toprak satışının yasaklanması konusunda gerekli tedbirler alınmış birtakım fermanlar yayınlanmış olmasına rağmen yerel halktan çeşitli yollarla küçük küçük araziler satın alınmış ve İsrail Devleti’inin kurulmasından sonra bu tapular devlete devredilmiştir. Bu gün tüm İslam coğrafyasının başına musallat olan Siyonist devlet böyle kurulmuştur.

Fırat ve Dicle nehirlerinin olduğu bölge de Yahudi inancına göre vaad edilmiş topraklar arasındadır ve dünya durdukça da bu idealden asla vazgeçilmeyecektir, bütün milletimizin de bunun bilincinde olması gerekmektedir.

Ortadoğu’yu dizayn etmek için görevlendirilen emlakçılar kralının asıl vazifesinin bu olduğunu kendi beyanlarından anlayabiliyoruz, nihai amacın ve hedefin Ortadoğu projesini gerçekleştirmek olduğunu birazcık gündemle ilgili olan herkes anlayabilmekte.

Bu gün Osmanlı Cihan Devleti’nin son zamanlarından daha az güçlü değiliz, bu tür düşünce ve stratejilerin gerçekleştirilmesine asla müsaade edilmeyeceğini de bilmektedirler aslında.

Gerçek gündem kısa ve orta vadede budur, yoksa muhalefet partilerinin iç işlerini iki aydır tartışmak değildir, cambaza bak politikası ile bizleri farklı gündemlerle meşgul edilmesini yutmuyor bu necip Millet.

Her ne kadar Milletimiz çeşitli sun’i gündemlerle ayrıştırmaya çalışılsa da bizim genlerimize yüklenen şifreler vasıtasıyla, bu milletin üzerine gelindiğinde bir olacağımız, birlik olacağımız ve küllerinden doğabilecek bir güce sahip olduğumuz da unutulmamalıdır.