Teknoloji artık hayatın tam merkezinde. Sabah uyandığımız andan gece uyuyana kadar elimizden düşmeyen telefonlardan, çalıştığımız iş yerlerine kadar her alanda dijital dönüşümün etkisini görüyoruz. Hal böyle olunca, geleceğin dünyasında ayakta kalabilmenin yolu da teknolojiye ayak uydurabilmekten geçiyor. Özellikle gençler için artık sadece diploma sahibi olmak yeterli değil. Yazılım bilen, dijital üretim yapabilen, teknolojiyi tüketmenin yanında üretebilen bireyler öne çıkıyor.
Eskişehir’de hayata geçirilen projeleri çok kıymetli buluyorum. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Türkiye Belediyeler Birliği ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle hayata geçirilen DİGEM, yani Dijital Gençlik Merkezi, tam da bu ihtiyaca cevap veren önemli bir çalışma olmuş.
Bugün gençlerin önüne sadece “oku, mezun ol” demek yetmiyor. Çünkü dünya çok hızlı değişiyor. Yapay zekâdan yazılıma, dijital tasarımdan uygulama geliştirmeye kadar birçok alan artık geleceğin mesleklerini şekillendiriyor. Bu değişime hazırlıklı olmayan toplumların geride kalacağı da açık bir gerçek.
DİGEM gibi merkezlerin en önemli tarafı ise gençlere sadece teorik bilgi sunmaması. Gençler burada proje geliştiriyor, ekip çalışması yapıyor, fikirlerini somut hale getiriyor. Hatta 3D yazıcı desteğiyle ortaya koydukları fikirlerin prototiplerini üretebiliyorlar. Yani gençler burada sadece hayal kurmuyor, o hayali gerçeğe dönüştürmeyi öğreniyor.
Bence işin en değerli taraflarından biri de şu; teknolojiye erişim konusunda herkes aynı imkanlara sahip değil. Bilgisayarı olmayan, çalışma ortamı bulamayan ya da teknik ekipman eksikliği yaşayan birçok genç var. Böyle merkezler fırsat eşitliği açısından da çok önemli bir görev üstleniyor. Çünkü yetenek bazen vardır ama onu ortaya çıkaracak imkan olmayabilir.
Eskişehir’in yıllardır öğrenci kenti kimliğiyle öne çıktığını söylüyoruz. Ancak artık sadece öğrenci kenti olmak da yeterli değil. Gençlerin kendini geliştirebildiği, üretebildiği ve geleceğe hazırlanabildiği bir şehir olmak gerekiyor. Dijital dönüşüm çağında şehirlerin yarışının da bu alanlarda olacağını düşünüyorum.
Bugünün gençleri, yarının mühendisleri, yazılımcıları, girişimcileri olacak. Belki bugün Haller Gençlik Merkezi’nde bir bilgisayar başında kod yazan bir genç, birkaç yıl sonra dünyaya açılan bir teknoloji girişiminin sahibi olacak. Kim bilir…
O yüzden gençlere yapılan her yatırımın aslında geleceğe yapılan yatırım olduğunu unutmamak gerekiyor. Teknoloji çağında güçlü olmak istiyorsak, gençlerin önünü açmak zorundayız. Çünkü geleceği konuşmanın yolu, bugünün gençlerine fırsat vermekten geçiyor.