Geleceğin tarımı böyle kuruluyor

Kuraklık… Artık öyle geleceğe dair bir tehdit değil, tam anlamıyla bugünün gerçeği. Her yıl biraz daha az yağan yağmur, her sezon biraz daha zorlanan üretici… İşte tam da bu yüzden, atılan her küçük adımın kıymeti büyük. Sivrihisar’da gerçekleştirilen fidan dikim etkinliği de bu açıdan bakınca sıradan bir organizasyon değil, aksine geleceğe atılmış ciddi bir adım.

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün yürüttüğü “İklim Değişikliğine Dayanıklı Tarımsal Üretim Modelinin Uygulanması ve Yayımı Projesi” kapsamında Koçaş Mahallesi’nde yapılan çalışma, aslında tarımın nereye evrilmesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Su tüketimi düşük, kuraklığa dayanıklı, geç çiçek açan türler… Yani artık eski alışkanlıklarla üretim yapmanın mümkün olmadığını kabul eden bir yaklaşım.

Dikilen 615 badem ve 285 kuşburnu fidanı… Toplamda 900 fidan. Rakam olarak bakınca belki çok büyük görünmeyebilir ama mesele sayı değil. Mesele zihniyet değişimi. Yağışın az olduğu dönemlerde bile verim alabilecek türlere yönelmek, üretimi doğanın şartlarına göre şekillendirmek… İşte asıl kırılma noktası burada başlıyor.

Bir diğer önemli detay ise işin sadece “fidan dikmekle” sınırlı kalmaması. Modern tarım tekniklerinin devreye alınması, toprağın su tutma kapasitesini artıracak uygulamalar, organik maddeyi zenginleştiren destekler… Mikrobiyal gübre ve su tutucu ürünlerin kullanılması aslında şu gerçeği gösteriyor: Artık tarımda rastgele değil, bilimle hareket etmek zorundayız.

Üstelik bu projenin Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler fonlarıyla desteklenmesi de önemli. Çünkü iklim değişikliği sadece yerel bir sorun değil, küresel bir kriz. Ama çözümün sahaya yansıması yerelde oluyor. Sivrihisar’da kurulan 27 bin metrekarelik yüzde 100 hibeli modern tarım bahçesi de bunun somut örneklerinden biri.

Yüksel Çil’in “Çiftçilerimizin yanındayız” mesajı da kıymetli. Çünkü üretici yalnız bırakıldığında bu dönüşüm kolay değil. Yeni modele geçmek risk demek, maliyet demek. Bu noktada kamu desteği olmazsa olmaz. Ama destek kadar önemli bir şey daha var: süreklilik. Bu tür projelerin bir defalık kalmaması gerekiyor.

Şunu açıkça söylemek lazım; kuraklıkla mücadele lafla olmuyor. Planla, projeyle, doğru ürünle ve doğru yöntemle oluyor. Sivrihisar’daki bu çalışma doğru yönde atılmış bir adım. Ama yeter mi? Yetmez. Yaygınlaşması gerekiyor.

Çünkü mesele sadece bugünü kurtarmak değil… Yarın bu topraklarda üretim yapmaya devam edebilecek miyiz, asıl soru bu.