Eskişehirspor ve Hatipoğlu…

Eskişehirspor söz konusu olduğunda, şehirlerin kaderiyle kulüplerin hikâyesi birbirine karışır. Siyah-Kırmızı sadece bir renk değil; bir hafıza, bir direnç ve bir aidiyeti simgeler. Bugün üçüncü ligde play-off mücadelesi veren Eskişehirspor, aslında yalnızca bir üst lige çıkmanın değil, bir şehrin yeniden ayağa kalkmasının da mücadelesini veriyor.

Böylesi bir atmosferde yapılan her katkı, verilen her destek elbette kıymetlidir. Ancak bazı destekler sadece maddi karşılığıyla değil, taşıdığı anlamla büyür, derinleşir, hafızalara kazınır. Nebi Hatipoğlu’nun şampiyonluk halinde açıkladığı 5 milyon liralık primde bunun göstergesidir. Bugün futbol ekonomisinin geldiği noktada, üçüncü lig seviyesinde takıma sağlanan 5 milyon liralık katkı “bu şehir yalnız değil” demektir.

Bu katkıyı sadece bir siyasi kimlikle okumak, eksik kalır. Evet, Hatipoğlu bir milletvekilidir. Ancak bu jest ve sahipleniş; makamın değil, kalbin ürünüdür. Bu destek, protokolün değil, aidiyetin sesidir.

Çünkü söz konusu Eskişehirspor olduğunda, kimin hangi görüşten olduğu, hangi makamda bulunduğu, hangi unvanı taşıdığı ikinci planda kalır. Tribünde yan yana oturan insanlar gibi; farklı hayatların, farklı düşüncelerin tek bir ortak paydada buluştuğu bir gerçektir bu: Eskişehirspor sevgisi. İşte bu yüzden bu destek, yalnızca bir prim vaadi değil; bir moral, bir inanç ve bir kıvılcımdır.

Futbolcular sahaya çıktığında sadece bir topun peşinden koşmayacak. Arkalarında bir şehrin duasını, bir taraftarın gözyaşını ve böylesine güçlü bir desteğin verdiği sorumluluğu taşıyacaklar. Çünkü bazen bir dokunuş, bir söz, bir destek; bir sezonun kaderini değiştirebilir.

Bu yolda atılan her somut adım, gösterilen her duruş; kulübün tarihsel mirasına duyulan vefanın bir göstergesidir. Eskişehirspor o kupayı kaldırdığında, kazanan sadece bir takım olmayacak. Kazanan bir şehir ve bir inanç olacak.