Eskişehir'in yükselişi bir tesadüf değil

Türkiye son yıllarda savunma sanayisinde gerçekten önemli bir başarı hikâyesi yazıyor. Bir dönem dışa bağımlı olunan birçok alanda bugün kendi teknolojisini geliştiren, kendi ürününü üreten ve bunları dünyanın dört bir yanına ihraç eden bir ülke konumuna gelindi.

Bu başarı elbette bir günde ortaya çıkmadı. Yıllar süren yatırımların, doğru planlamaların ve nitelikli insan kaynağına verilen önemin bir sonucu. Ancak bu başarı hikâyesinin içinde bazı şehirler var ki, diğerlerinden çok daha fazla öne çıkıyor. Eskişehir de hiç kuşkusuz bunların başında geliyor.

Eskişehir denildiğinde birçok kişinin aklına öğrenci kenti, kültür ve sanat ya da yaşam kalitesi geliyor. Oysa bu şehrin yıllardır sessiz sedasız büyüttüğü çok önemli bir kimliği daha var; havacılık ve savunma sanayisi. Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana havacılıkla iç içe olan Eskişehir, bugün sahip olduğu üretim altyapısıyla Türkiye'nin en stratejik şehirlerinden biri haline gelmiş durumda. Bunun en somut göstergesi ise açıklanan ihracat rakamları.

Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin verileri, Eskişehir'in bu alandaki gücünü bir kez daha ortaya koydu. Ankara ve İstanbul'un ardından savunma ve havacılık ihracatında üçüncü sırada yer alan Eskişehir, sadece rakamları artırmakla kalmıyor, Türkiye'nin yüksek katma değerli üretim kapasitesine de ciddi katkı sağlıyor. İlk altı ayda yaklaşık yüzde 32'lik ihracat artışı yakalamak, üstelik bunu dünyanın ekonomik belirsizliklerle mücadele ettiği bir dönemde başarmak küçümsenecek bir başarı değil.

Bence burada üzerinde durulması gereken asıl konu ise Eskişehir'in neden bu kadar güçlü olduğu. Çünkü bu şehirde sadece fabrikalar yok. Birbirini besleyen güçlü bir sanayi kültürü, yılların tecrübesine sahip ana ve yan sanayi firmaları, üniversiteler, meslek liseleri ve sanayinin ihtiyacına göre yetişmiş insan kaynağı var.

Savunma sanayisinde başarı sadece makine yatırımıyla elde edilmiyor. O makineleri kullanacak mühendisleri, teknisyenleri ve üretim kültürünü de oluşturmanız gerekiyor. Eskişehir bunu yıllar önce başardı. Dünyada savunma dengelerinin yeniden şekillendiği bir döneme giriyoruz. NATO'nun yeni vizyonu, ülkelerin üretim kapasitelerini artırmasını zorunlu hale getiriyor.

Böyle bir süreçte üretime hazır, tedarik zinciri güçlü ve yetişmiş insan kaynağına sahip şehirler çok daha fazla önem kazanacak. İşte Eskişehir tam da bu noktada önemli bir avantaja sahip. Yabancı yatırımcıların ve büyük savunma şirketlerinin dikkatini çeken de aslında bu güçlü ekosistem.

Elbette bu tabloyla gurur duymak gerekiyor. Ancak bunun rehavete dönüşmesine de izin vermemeliyiz. Eskişehir, sahip olduğu bu avantajı koruyabilmek için teknolojiye, Ar-Ge'ye ve nitelikli eğitime yatırım yapmayı sürdürmeli. Çünkü savunma sanayisinde bugün elde edilen başarı, yarının garantisi değil. Sürekli gelişen, sürekli üreten ve sürekli yenilenenler ayakta kalabiliyor.

Şunu artık kabul etmek gerekiyor; Eskişehir yalnızca Türkiye'nin önemli sanayi şehirlerinden biri değil, aynı zamanda ülkenin savunma sanayisindeki lokomotiflerinden biri. Bu başarı sadece Organize Sanayi Bölgesi'nin ya da birkaç büyük firmanın başarısı olarak görülmemeli. Bu, yıllardır emek veren mühendislerin, teknisyenlerin, işçilerin, akademisyenlerin ve üretime inanan herkesin ortak başarısı. Dilerim bu başarı hikâyesi önümüzdeki yıllarda daha da büyür ve Eskişehir, sadece Türkiye'nin değil, dünyanın sayılı havacılık ve savunma sanayi merkezlerinden biri olma hedefine emin adımlarla ilerler.