Eskişehir yönetişimde Avrupa markası oldu

Bazen bir kentin başarısını anlatmak için uzun uzun cümleler kurmaya gerek kalmaz. Rakamlar konuşur, tablo ortadadır. Bu kez de öyle oldu. Avrupa Konseyi tarafından verilen Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) ödülünde Türkiye genelinde 40 belediye başvurdu, 16’sı marka kullanım hakkı elde etti. O 16 belediyenin 3’ü Eskişehir’den çıktı.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Odunpazarı Belediyesi ve Tepebaşı Belediyesi… Üçü birden. Bu başlı başına bir başarıdır.

Dahası var. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bu ödülü üst üste üçüncü kez alarak, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile birlikte bunu başaran iki büyükşehirden biri oldu. Yani bu başarı tesadüf değil, süreklilik taşıyan bir yönetim anlayışının sonucu. Bir yıl parlayıp sönen bir tablo değil; üç yıl üst üste tescillenen bir istikrar.

ELoGE öyle sıradan bir plaket değil. Avrupa Konseyi’nin yerel yönetimlerde iyi yönetişim ilkelerini esas alarak verdiği bir marka. Şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik, hukukun üstünlüğü, sürdürülebilirlik gibi 12 temel ilke üzerinden; 36 hedef ve 72 göstergeyle yapılan kapsamlı bir değerlendirme söz konusu. Üstelik başvurular bağımsız bir jüri tarafından inceleniyor. İşin içinde akademisyen var, bürokrat var, sivil toplum temsilcisi var.

Yani “biz iyi yönetiyoruz” demekle olmuyor. Ölçülüyorsunuz, puanlanıyorsunuz ve eşiği geçerseniz bu markayı alabiliyorsunuz.

Tepebaşı Belediyesi’nin yakaladığı 0,75 ortalama bu açıdan özellikle dikkat çekici. Çünkü marka için gerekli ortalama aralığı 0,33 ile 0,65 arasında. Tepebaşı bu eşiği aşmakla kalmamış, ciddi biçimde üzerine çıkmış. Bu, dosya doldurmanın değil, sistemli bir yönetim kültürünün göstergesidir.

Tepebaşı’nın geçmişte aldığı Remourban – Akıllı Kentsel Dönüşüm Projesi hibesi, Küresel Model Ödülü, Energy Globe Vakfı tarafından verilen ve “Çevre Oscar’ı” olarak anılan Ulusal Enerji Küresi Ödülü gibi uluslararası başarıların yanına şimdi ELoGE de eklendi. Yani bu belediye için de bu marka bir ilk değil; devam eden bir çizginin yeni halkası.

Odunpazarı Belediyesi de şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda ortaya koyduğu uygulamalarla bu prestijli markaya layık görüldü. Başkan Kazım Kurt’un özellikle “belediyeciliği sadece hizmet üretmek değil, demokratik katılımı güçlendiren bir süreç olarak görüyoruz” vurgusu, ELoGE’nin ruhuyla birebir örtüşüyor. Çünkü bu marka asfaltın kalınlığını değil, yönetim anlayışının niteliğini ölçüyor.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin sözleri de önemli: Bu ödülün şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebilirlik alanındaki çalışmaların uluslararası düzeyde tescillenmesi anlamına geldiğini söylüyor. “Bu gurur hepimizin.” ifadesi aslında işin özeti.

Burada siyasi bir tablo okumak isteyenler olabilir. Elbette her belediyenin siyasi kimliği var. Ancak ELoGE’nin verdiği mesaj parti rozetinden bağımsızdır: İyi yönetişim evrensel bir ölçüttür. Kentinizi nasıl yönettiğiniz, karar süreçlerine vatandaşı ne kadar kattığınız, kaynakları ne kadar şeffaf kullandığınız önemlidir.

40 belediyeden 16’sı bu hakkı elde edebiliyor. Türkiye genelinde 6 büyükşehir ve 10 ilçe belediyesi marka kullanma hakkı kazanıyor. O listenin içinde üç belediyenin aynı şehirden çıkması sıradan bir tablo değil. Bu, Eskişehir’in yerel yönetim kültürünün bir sonucu.

Biz çoğu zaman günlük tartışmalara takılıyoruz. Yol yapıldı mı, park düzenlendi mi, etkinlik yeterli mi… Bunlar elbette önemli. Ama bir de görünmeyen bir taraf var: Kurumsal kapasite, stratejik planlama, mali disiplin, katılımcı mekanizmalar, etik standartlar. İşte ELoGE tam olarak bunu ölçüyor.

Eskişehir’in üç belediyesi de bu sınavdan geçti. Bu tabloyu küçümsemek haksızlık olur. Çünkü iyi yönetişim dediğimiz şey, uzun vadede kentin kaderini belirler. Güven duygusunu artırır. Yatırımcıyı çeker. Vatandaşın belediyeye bakışını değiştirir. Kent kimliğini güçlendirir.

Sonuçta mesele sadece bir logo kullanma hakkı değil. Mesele, Eskişehir’in Avrupa standartlarında bir yerel yönetim anlayışına sahip olduğunun tescillenmesi.

Üç belediye, tek şehir, ortak bir başarı.

Bunu görmezden gelmek mümkün değil.