Eskişehir yapay zeka trenini kaçırmamalı

Bu köşeden daha önce de yazdım. Eskişehir, yapay zeka trenini kaçırmamalı dedim. Hatta açık açık şunu ifade ettim: AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez’in TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı olması bu şehir için büyük bir fırsat. Ankara’daki o koltuğun Eskişehir’e mutlaka bir yansıması olmalı.

Şimdi tam da o noktada önemli bir gelişme yaşandı.

AK Parti Eskişehir Milletvekili ve TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı Fatih Dönmez, YÖK Başkanı Erol Özvar’ı, Anadolu Üniversitesi Rektörü Yusuf Adıgüzel ile birlikte ziyaret etti. Bu fotoğraf, sıradan bir nezaket ziyareti değil. Doğru okunursa Eskişehir’in geleceğine dair güçlü bir işarettir.

Görüşmede, TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu’nun yürüttüğü çalışmalar ile üniversitelerin yapay zekâ alanındaki akademik üretim kapasitesi masaya yatırılıyor. Özellikle Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi bünyesinde açılması planlanan yapay zekâ programı üzerinde duruluyor.

Bu çok kıymetli. Çünkü yapay zekâ artık yalnızca bilgisayar mühendislerinin konuştuğu bir başlık değil. Sağlıktan hukuka, sanayiden eğitime kadar hayatın her alanına dokunan bir dönüşümden söz ediyoruz. Fatih Dönmez’in de altını çizdiği gibi yapay zekâ, teknik bir mesele olmanın çok ötesinde, stratejik bir güç.

Burada kritik olan şu: Eskişehir bu dönüşümün neresinde olacak?

Biz yıllardır “üniversite şehri” diyoruz. Üç üniversitemiz var. On binlerce öğrencimiz var. Akademik birikimimiz var. Ama artık bu yetmiyor. Üniversite sayısı değil, üretilen teknoloji konuşuluyor. Diploma değil, yetkinlik konuşuluyor. Teorik bilgi değil, sahaya dokunan proje konuşuluyor.

Anadolu Üniversitesi’nin Açıköğretim sistemi üzerinden yapay zekâ programı açması demek, bu alandaki eğitimi kitleselleştirmek demektir. “Herkes Yapay Zekâ Okuryazarı Olacak!” ifadesi boş bir slogan değildir. Eğer doğru planlanırsa Türkiye’nin dört bir yanına Eskişehir merkezli bir dijital eğitim dalgası yayılabilir. Bu, şehrin marka değerini doğrudan etkiler.

Görüşmede ayrıca Eskişehir’de üç üniversitenin ortak organizasyonuyla planlanan Yapay Zekâ Zirvesi de ele alınıyor. İşte burası daha da önemli. Üniversite–sanayi–kamu iş birliği yıllardır konuşulur ama çoğu zaman lafta kalır. Eğer bu zirve gerçekten güçlü bir içerikle, sanayiciyi, girişimciyi ve akademisyeni aynı masa etrafında buluşturabilirse Eskişehir için yeni bir eşik olur.

Sanayisi güçlü bir şehiriz. Organize sanayi bölgemiz üretim yapıyor. İhracat yapan firmalarımız var. Peki bu firmalar yapay zekâ ile ne kadar temas halinde? Üretimde verimlilik, kalite kontrol, lojistik planlama, enerji yönetimi gibi alanlarda yapay zekâ uygulamaları ne kadar gündemlerinde?

Eğer Ankara’daki komisyon başkanlığı ile Eskişehir’deki üniversite birikimi doğru entegre edilirse, işte o zaman bu şehir yalnızca izleyen değil, yön veren olur.

Burada sorumluluk sadece siyasetçiye düşmez. Rektörlere düşer. Sanayiciye düşer. Yerel yöneticilere düşer. Hatta bizlere, yani kamuoyuna düşer. Çünkü mesele sadece bir bölüm açmak değil. Mesele zihniyet dönüşümü.

Yapay zekâ çağında hâlâ “Bize bir şey olmaz.” rehavetiyle hareket edersek geride kalırız. Ama “Bu işte biz de varız.” diyebilirsek, Eskişehir’in adı teknolojiyle birlikte anılmaya başlar.

Türkiye Yüzyılı vizyonu içinde yapay zekânın stratejik öncelik alanı olarak görülmesi önemli. Ancak asıl soru şu: Bu vizyonun şehir ayağında kim ne yapıyor?

Fatih Dönmez’in TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı olması bir avantajdır. Anadolu Üniversitesi’nin bu alanda adım atması bir fırsattır. Planlanan Yapay Zekâ Zirvesi bir başlangıçtır.

Şimdi mesele, bu üç başlığı bir stratejiye dönüştürebilmekte.

Eskişehir geçmişte sanayi devrimlerini ıskalamadı. Havacılıkta, raylı sistemlerde, savunma sanayinde önemli bir üretim merkezi oldu. Şimdi önümüzde dijital bir devrim var. Bu devrim, fabrikaların bacasından değil veri merkezlerinden yükseliyor.

Ben hâlâ aynı noktadayım. Eskişehir yapay zekâ trenini kaçırmamalı. Ve görünen o ki tren perona yanaşmış durumda. Bu kez bakıp el sallayan değil, vagona binen şehir olmalıyız.