Eskişehir Çarşamba Pazarı’nın akıbeti

Bugün konumuz Eskişehir’deki Çarşamba Pazarı namıdiğer ÇarPa’nın taşınacak olması. ÇarPa’nın giyim kısmının Emek Kapalı Pazar Yeri’ne, sebze meyve kısmının da Yenikent Kapalı Pazar Yeri’ne taşınacağı söyleniyor. Taşınmanın Ocak ayını bulması bekleniyor.

Bu olayı memleketim Aydın Söke’den bir hikâyeyle ele almak istiyorum. Söke’nin Çarşamba Pazarı, İstanbul’daki Salı pazarından sonra Türkiye’nin en büyük pazarlarından biriydi. Türkiye’nin 3’üncü büyük pazarı olduğu belirtilirdi. Hatırlıyorum da küçükken oradaki esnaflar da dükkânlarının önüne pazar kurulacağı gün tezgâh açardı. Kuşadası’ndan, Aydın’dan ve çevre illerden pazara akın akın insan gelirdi.

Tabii şu an durum bu değil. Yıllar önce çeşitli gerekçeler gösterilerek pazar küçültüldü. Pazar küçültüldükten sonra ise o eski havası, eski cazibesinden eser kalmadı. Geçmişin nostaljik bir hatırası olarak kaldı desek yeridir.

Eskişehir’deki Çarşamba Pazarı da geçmişten gelen bir kültürün parçası. Bu taşınma olayı gerçekleşirse, büyük ihtimalle Söke’deki pazarın kaderini paylaşacak. Bir daha da esamesi okunmayacak. Emek’teki pazar, ÇarPa kadar ilgi görmeyecek.

Akarbaşı Mahallesi'nde kurulan Çarşamba Pazarı, vatandaşlar arasında tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bazı esnafın davranışlarından ve oluşan gürültüden rahatsız olduğunu, ayrıca bir hasta olduğu zaman bölgeye ambulans giremediğini söyleyen mahalle sakinleri, pazar yerinin taşınmasını istiyor. Bu durumları ilgili vatandaşların şikayetlerini ilettiği Akarbaşı Mahallesi Muhtarı Mustafa Cansever, hem yaşanan sorunları anlattı hem de düşüncelerini dile getirdi.

Muhtar Cansever'in anlattıkları, meseleye bir başka pencereden bakmamıza neden oluyor. “Yeri bilemem ama burada bir rahatsızlığımız var mı? Var,” diyor. Gerçekten de sokakların tıkanması, yayaların geçiş sıkıntısı yaşaması, trafik kazalarına sebebiyet verilmesi gibi somut sorunlar göz ardı edilemez. Bir pazarın sadece ticari değil, aynı zamanda sosyal bir düzen gerektirdiği ortada.

Cansever’in bir diğer dikkat çekici vurgusu ise şu: “Biz meyve sebze satılan pazarın kaldırılmasını istemiyoruz.” Yani mesele pazara karşı olmak değil, pazardaki düzensizliğe karşı çıkmak. Özellikle tekstil ağırlıklı bölgenin çevreye getirdiği yük, hem trafik hem de kalabalık açısından mahalleyi zorluyor. Bu noktada bir ayrım yaparak çözüm üretmek gerekiyor.

Ancak ne yazık ki bizde çözüm, çoğunlukla kökten budama yoluyla aranıyor. Kaldırmak, taşımak, dağıtmak… Peki ya o kültür? O yıllardır alışılmış düzen, esnaflık geleneği, insanların pazarla kurduğu bağ? Bunlar da bir kentin hafızasında önemli yer tutar.

ÇarPa, sadece Eskişehir’in değil, çevre illerin de gelip alışveriş yaptığı bir merkezdi. Onlarca yıldır süren bir alışkanlığı bir gecede değiştirmek kolay değil. Yine de olan oldu. Görünen o ki ÇarPa da, Söke’nin meşhur pazarı gibi tarihin tozlu raflarına kaldırılacak. Emek ve Yenikent’e taşınan bu büyük kültür, bakalım orada da aynı ilgiyi görecek mi? Yoksa bir zamanlar “orada şöyle bir pazar vardı” diye anlatılan bir hatıraya mı dönüşecek?

Zaman gösterecek. Ama bize düşen, geçmişin hatalarını tekrar etmemek.