Eğitimde yatırım da rehberlik de sürüyor

Eskişehir’de son dönemde eğitim alanında yaşanan hareketlilik dikkat çekiyor. Özellikle kamu kaynaklarıyla hayata geçirilen okul yatırımları, kentin eğitim altyapısına ciddi katkılar sunuyor. Geçtiğimiz günlerde Odunpazarı’nda yapımı tamamlanan Nene Hatun Anaokulu’nun açılışı gerçekleştirildi. Açılış töreninde konuşan TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan’ın, “Önümüzdeki haftalarda açılışlarımız ve temel atmalarımız devam edecek” sözleri aslında yeni dönemin de işaretini veriyordu.

Nitekim öyle de oldu. Önümüzdeki pazartesi günü, yine kamu kaynaklarıyla inşa edilen Nurettin Topçu İlkokulu ile Şehit Mustafa Özdemir Ortaokulu hizmete açılıyor. Eskişehir’de özellikle son birkaç yılda eğitim yatırımlarındaki artışı görmezden gelmek mümkün değil. Geçtiğimiz yıl neredeyse her hafta bir okul açılışı ya da temel atma töreni gerçekleştiriliyordu. Görünen o ki bu tempo bu yıl da devam edecek.

Aslına bakarsanız bir şehrin geleceğini belirleyen en önemli unsur, eğitim altyapısına yaptığı yatırımdır. Yeni okul binaları, modern sınıflar, spor salonları, laboratuvarlar elbette çok kıymetli. Ancak eğitim yalnızca bina yapmakla tamamlanan bir süreç değil. O binaların içinde yetişecek çocukların nasıl bir ortamda büyüdüğü, hangi risklerle karşı karşıya olduğu ve onların nasıl korunduğu da en az yatırımlar kadar önemli.

Tam da bu noktada geçtiğimiz günlerde Eskişehir’de düzenlenen önemli bir seminere dikkat çekmek gerekiyor. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda yaşanan saldırı olaylarının ardından, Eskişehir Valiliği, İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve Eskişehir Adliyesi iş birliğiyle “Suça Yönelimi Önlemede Hukuk ve Eğitim İş Birliği Semineri” gerçekleştirildi.

Özel Eskişehir Bahçeşehir Koleji konferans salonunda düzenlenen programda çocukların korunması, suça sürüklenmenin önlenmesi ve kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik önemli değerlendirmeler yapıldı. Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Ersin Tosun ile Çocuk Mahkemesi Hakimi Ayşe Betül Akça’nın yaptığı sunumlar, aslında toplum olarak ne kadar hassas bir süreçten geçtiğimizi de ortaya koydu.

Özellikle dijital çağın çocuklar üzerindeki etkisine yönelik yapılan değerlendirmeler oldukça önemliydi. Çünkü artık çocuklar yalnızca okul sıralarında değil, telefon ekranlarında da büyüyor. Bilgiye ulaşım kolaylaştıkça riskler de aynı ölçüde artıyor. Şiddet içerikleri, sosyal medya baskısı, dijital zorbalık ve kontrolsüz internet kullanımı artık ailelerin ve eğitimcilerin en büyük sınavlarından biri haline geldi.

Vali Dr. Erdinç Yılmaz’ın, “Bu dijital dünyadan çocuklarımızı tamamen uzak tutmak mümkün değil. Önemli olan, bu imkânları kontrollü ve çocuklarımızın yararına olacak şekilde kullanmalarını sağlamaktır” sözleri de tam olarak meselenin özünü anlatıyor. Yasaklamak yerine doğru yönlendirmek gerekiyor. Çünkü bugünün çocukları teknolojiyle büyüyor ve onları bu dünyanın dışında tutmak artık gerçekçi değil.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah’ın yaptığı değerlendirme ise işin başka bir boyutunu ortaya koyuyor. Çocukları korumanın yalnızca güvenlik güçlerinin ya da yargının görevi olmadığını ifade eden Karakülah, aslında topyekûn bir mücadeleye ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Aile, öğretmen, hukukçu, idareci… Herkes aynı sorumluluğun bir parçası.

İşte tam da bu nedenle eğitim yatırımlarını yalnızca açılan okul sayısıyla değerlendirmemek gerekiyor. Elbette yeni okullar çok önemli. Ancak o okullarda sağlıklı bireyler yetiştirebilmek, çocukların kendini güvende hissettiği bir ortam oluşturabilmek çok daha değerli. Eğitim; bina yapmakla değil, geleceği koruyabilmekle anlam kazanıyor.