Dijital Vicdan

Evet yanlış duymadınız, dijital vicdan Türk Dil Kurumu’nun yılın kelimesi olarak seçtiği 5

kelime/kavramdan birisi.

“Dijital vicdan”, “vicdani körlük”, “çorak”, “eylemsiz merhamet” ve “tek tipleşme”

Kelimeleri arasında sizce de 300 bin kişinin DİJİTAL VİCDAN kelimesini seçmesi tesadüf mü ?

Ben de konuya ilişkin aklımdan geçenleri Eskişehir’in bir ferdi olarak kaleme almak istedim.

Eskişehir küçük bir şehir sayılmaz ama hafızası hâlâ güçlüdür. Kim nerede ne yapmış, kim ne demiş; az çok bilinir. Sokakta karşılaştığımız insanlarla sosyal medyada karşılaştıklarımız çoğu zaman aynı kişiler. Ama tuhaf bir şekilde, dijitalde vicdanımız biraz daha gevşek.

Geçenlerde sosyal medyada Eskişehir Eskibağlar’ı konu alan bir video çıktı önüme. Bir sokak tartışması, herkesin bildiği bir kaldırım, tanıdık bir esnaf. Yorumlar dakikalar içinde doldu. Yargı dağıtanlar, hakaret edenler, “ben olsam…” diye başlayan cümleler… Oysa aynı kaldırımdan her gün geçiyoruz. Gerçekte kimse durup da “ne oluyor?” diye sormuyor.

Dijitalde çok cesuruz. Klavyenin arkasında adalet dağıtmak kolay. Beğen tuşuna basınca vicdanımız rahatlıyor, yorum yazınca sorumluluğumuz bitiyor. Ama o videodaki insanlar ertesi gün hâlâ Odunpazarı’nda, Batıkent’te, çarşıda yaşamaya devam ediyor. Biz ise anında başka bir gündeme kayıyoruz.

Bir de yardımlaşma meselesi var. Sosyal medyada paylaşılan bir ihtiyaç ilanı birkaç saat konuşuluyor, sonra kayboluyor. Aynı ihtiyaç belki iki sokak ötemizde ama ekran kapanınca gözden de gönülden de düşüyor. Dijital vicdan çok hızlı çalışıyor ama çok kısa ömrü var.

Oysa Eskişehir; insanların yüz yüze baktığı taraftarının birbiriyle güçlü bir bağ kurduğu, yerel halkın öğrencilere, öğrencilerin yerel halka değer verdiği bir şehir. Burada selam vermemek bile hâlâ garipsenir. Peki neden dijitalde bu kadar acımasız, bu kadar duyarsız olabiliyoruz? Belki de ekran bizi birbirimizden değil, kendimizden uzaklaştırıyor.

Vicdan, internet ile güçlenen bir şey değil. Paylaşınca değil, sorumluluk alınca çalışıyor. Beğeni sayısıyla ölçülmüyor. Bazen bir yorumu yazmamak, bazen bir paylaşımı sorgulamak, bazen de gerçekten yerinden kalkmak gerekiyor.

Belki de Eskişehir’de kendimize şunu sormalıyız:
Bu şehirde dijital olarak çok mu konuşuyoruz, yoksa gerçek hayatta az mı duyuyoruz?

Dijital vicdanımız var ama acaba yerel mi, yoksa geçici mi?