Günümüzün baş edilmesi gereken, ancak mücadelesi çok zor olan bir olgu haline geldi dijital bağımlılık.
O kadar fazla dış etkenle karşı karşıya ki aileler ve çocuklar, bunun yanı sıra adeta çocuğun evde anneyi ya da ebeveyni yormaması, uğraştırmaması için kendi elimizle de destekleyip, davranışlarımızla da adeta çanak tuttuğumuz bir vaka oldu bağımlılık.
Çocuk, konuşmayı hatta yürümeyi öğrenmeden önce, dijital dünya ile içli dışlı olmaya başlıyor ki, günün çok önemli bir kısmını, telefonla, tabletle, televizyonla geçirmeye başlıyor. İşte o andan itibaren tehlike çanları çalmaya başlıyor çocuk için.
Bir süre sonra çocukta, dikkat eksikliği, dikkat dağınıklığı, konuşma güçlüğü, öğrenme güçlüğü, biraz ileriki yaşlarda okuma alışkanlığının azalması, yazma becerilerinin zayıflaması, motivasyon eksikliği baş göstermeye başlıyor.
Önceki dönem milletvekillerinden ve Milli Eğitim Bakanlarından Prof. Dr. Nabi AVCI’ nın sosyal medya ve iletişim konulu bir konferasında, yapılan araştırmalara alışkın verdiği örnekler gerçekten içler acısı.
Özetle; okul öncesi çocukların dikkatlerini topladığı sürenin 25 ila 27 saniye ile arasında olduğunu, bu sürelerin ise televizyon reklamlarının süreleri olduğu, üniversite öğrencilerinin ise dikkat toplama sürelerinin üç buçuk-dört dakikaya düştüğünü ifade etmiş ve devamla sosyal medya yazarlığının, Türkçemizin gerilemesine, gençlerin ifade güçlüğü çektiğini ifade etmişti.
Çocukların bu tür bağımlılıklarının neticesinde, kreş ve anaokulunda başlayan eğitim süreçlerinde birçoğu konuşma güçlüğü, ifade güçlüğü, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü sebebiyle akranların gerisinde kaldığı için, Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinden destek alma yoluna gitmektedirler.
Uzun süren destek eğitimiyle akranlarına yetişme imkanı bulunmaktadır, ancak; çok fazla zaman, maddi destek, emek ve aile, okul, rehabilitasyon merkezli üçlü bir saç ayağının ortak çabası ile sonuç alınabilmektedir.
Bazı ailelerin de çocuklarının bu durumların kabul etmemeleri sebebiyle, ileride çocukların mental ya da zihinsel yetersizliğe doğru ilerlediğini de görmekteyiz.
Aileler, özellikle anneler, daha çok da çalışan anneler; daha sonraları üzülmek, daha çok emek ve zaman harcamamak için tamamen yasaklamak yerine dijital kullanımını sınırlayıp, kitap okuma alışkanlığı kazandırarak, yazma alışkanlığını sağlamak, kendi zamanınızdan feragat ederek, imkan var ise çocukla birlikte vakit geçirerek mümkün ise sokağa çıkararak, bir spor dalı ile veya müzikle ilgilenmesini sağlayarak, sözün özü gerçek hayat ile meşgul ederek bu dönemi sağlıklı geçirmek için yapılacak işlerin başlıcalarıdır.
En değerli varlıklarımız, gerekirse canımızı verebileceğimiz çocuklarımız için lütfen biraz daha dikkat, biraz daha gayret. Aksi halde, Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinden uzun süren bir destek eğitimi almak için bir çok kapı çalmak zorunda kalınacaktır.
Selam ve muhabbetle…