Bazı meseleler vardır; yıllar geçer, şehir büyür, aktörler değişir ama sorun yerinde sayar. Hatta zaman geçtikçe daha da büyür, daha da içinden çıkılmaz hale gelir. Eskişehir’de depolama alanı meselesi tam olarak böyle bir konu. Geçtiğimiz günlerde kurulan ESKO’nun ilk toplantısına katıldığımda, aslında yeni bir başlangıçtan çok, yıllardır ötelenen bir problemin yeniden masaya yatırıldığını gördüm.
Toplantıda söz alan Murat Özcan’ın “30 yıl önce de aynı sorun için kooperatif kuruldu” hatırlatması, meselenin ne kadar köklü olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Düşünün, aradan geçen bunca zamana rağmen aynı noktadayız. O gün çözülmeyen sorun bugün daha büyük bir yük olarak karşımızda duruyor. Çünkü şehir büyüdü, ticaret hacmi arttı, işletmeler çoğaldı ama altyapı aynı hızla gelişmedi.
Sorunun temelinde aslında çok net bir çelişki var. Organize sanayi bölgelerinde üretim yapanlara ruhsat veriliyor, bu doğru. Ama üretimin doğal bir parçası olan depolama ve toptancılık faaliyetleri için yeterli alan oluşturulmuyor. Sanayi siteleri ise metrekare olarak yetersiz kalıyor. Hal böyle olunca esnaf ve tüccar ne yapıyor? Mecburen çözümü kendi imkânlarıyla üretmeye çalışıyor. Tarlada, arsada, uygun gördüğü bir alanda depo oluşturuyor. Bu kez de karşısına “ruhsatsız” gerçeği çıkıyor.
İşte tam bu noktada mesele sadece bir ticari faaliyet olmaktan çıkıyor, doğrudan bir mağduriyet başlığına dönüşüyor. Çünkü burada kimse keyfi hareket etmiyor. Ortada bir ihtiyaç var ve bu ihtiyaç yıllardır görmezden geliniyor. Özcan’ın da altını çizdiği gibi, yıllardır imarlı, altyapısı hazır, ruhsat sorunu yaşanmayacak alanlar talep ediliyor ama bu talepler karşılık bulmuyor.
Oysa çözüm aslında çok da karmaşık değil. Türkiye’nin birçok şehri bu sorunu yıllar önce çözmüş. Şehrin ana arterlerine bağlantısı olan, planlı, altyapısı tamamlanmış, depolama ve toptancılık faaliyetlerinin bir arada yürütülebildiği alanlar oluşturulmuş. Eskişehir’in bunu yapamaması için hiçbir neden yok. Yeter ki konu doğru okunsun, ihtiyaç doğru analiz edilsin ve irade ortaya konulsun.
Toplantıda dile getirilen “en az 300 hektar alan” ihtiyacı da meselenin ölçeğini gözler önüne seriyor. Bu küçük bir talep değil, ama karşılığı da küçük değil. Binlerce kişiye istihdam sağlayan, milyarlarca liralık ekonomik hacim oluşturan bir yapıdan bahsediyoruz. Böyle bir alanın planlanması, aslında şehrin ekonomik geleceğine yapılacak bir yatırım anlamına geliyor.
Ancak burada zaman faktörü çok kritik. Çünkü bu mesele daha fazla ötelenebilecek bir noktada değil. Eğer çözüm üretilmezse, bunun sonuçlarını çok net şekilde göreceğiz. Yüzlerce işletme ciddi sıkıntı yaşayacak. Kimisi çareyi başka şehirlere taşınmakta bulacak. Kimisi faaliyet alanını değiştirmek zorunda kalacak. Kimisi ise küçülmeye gidecek. Bunun adı sadece ticari kayıp olmaz, aynı zamanda istihdam kaybı, şehir ekonomisinin zayıflaması ve Eskişehir’in rekabet gücünün azalması olur.
Şunu açıkça söylemek gerekiyor; bu mesele esnafın ya da tüccarın tek başına çözebileceği bir konu değil. Bu noktada yerel yönetimlere, merkezi idareye ve ilgili tüm kurumlara ciddi sorumluluk düşüyor. Kurallar koymak kadar, o kuralların uygulanabileceği zemini oluşturmak da kamunun görevi. Aksi halde ortaya çıkan tablo, cezalandırılan ama aslında çözüm arayan bir kesim oluyor.
ESKO’nun kurulması bu anlamda önemli bir adım. En azından sorun artık daha örgütlü bir şekilde dile getirilecek, muhataplarıyla daha güçlü bir şekilde konuşulacak. Ama asıl önemli olan bundan sonrası. Bu girişim, geçmişteki gibi sonuçsuz kalırsa, bugün konuştuğumuz sorunları belki 10 yıl sonra daha ağır şekilde konuşmak zorunda kalacağız.
Artık bu şehir, 30 yıllık bir sorunu daha fazla taşıyamaz. Eskişehir’in potansiyeli var, dinamizmi var, üretim gücü var. Eksik olan tek şey, bu potansiyeli doğru planlamayla desteklemek. Depolama alanı meselesi de tam olarak böyle bir başlık. Görmezden gelindikçe büyüyen, çözülmedikçe derinleşen bir sorun.
O yüzden bu kez farklı olmalı. Bu kez gerçekten çözüm üretilmeli. İşletme sahiplerini mağdur etmeden, şehrin ekonomisini güçlendirecek bir model ortaya konulmalı. Çünkü mesele sadece depolama alanı değil; mesele, Eskişehir’in geleceği.