Viral enfeksiyonların azalmasıyla kış aylarında rahat nefes alan astımlı çocuklar, yaz mevsiminde farklı çevresel risklerle karşı karşıya kalıyor. Alerjik ve atopik bünyeli çocuklarda sıcak hava, polenler ve kapalı havuzlar gibi etkenler astım krizlerine zemin hazırlayabiliyor. Uzmanlar, belirtiler azalsa bile doktor kontrolü dışında tedavinin bırakılmaması gerektiği konusunda aileleri uyarıyor.
Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Imran Bari, yaz mevsiminde çocukların astım ataklarından korunması için düzenli takibin şart olduğunu belirtti. Belirtilerin hafiflemesiyle birlikte "hastalık geçti" düşüncesine kapılarak ilaçlara ara verilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Bari, rahatlatıcı inhaler ilaçların yaz boyunca erişilebilir olması gerektiğini ifade etti. Çevresel faktörlere karşı doğru adımlar atıldığında astım hastası çocukların da konforlu bir yaz dönemi geçirebileceğini söyleyen Dr. Bari, çocuklarda astımı tetikleyen unsurları ve alınması gereken tedbirleri paylaştı.
Polenlerin Solunum Yoluna Etkileri
Yaz döneminde havada yoğunlaşan çayır, çimen, ağaç ve yabani ot polenleri, alerjik astımı olan çocukların bronşlarına ulaştığında savunma mekanizmalarını harekete geçiriyor. Bu durum solunum yollarında daralmaya, mukus üretiminde artışa ve bronş duvarlarında şişmeye (ödem) neden oluyor. Tetiklenen astım; öksürük, hışıltılı solunum, göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Korunmak adına polenlerin yoğun olduğu sabah saatlerinde pencerelerin kapalı tutulması, dışarı çıkarken maske takılması, araçlarda polen filtresi ve evlerde hava temizleme cihazı kullanılması öneriliyor.
Hatalı Klima Kullanımı ve Filtre Temizliği
Sıcak günlerde ortam nemini dengeleyen ve kaliteli uyku sunan klimalar, doğru kullanılmadığında sağlığı tehdit edebiliyor. Düzenli temizlenmeyen klima filtrelerinde biriken toz ve küf gibi alerjenler havaya karışarak astım krizlerine yol açıyor. Ayrıca ortamın hızla soğutulmasıyla oluşan ani ısı değişimleri ve soğuk havaya doğrudan maruz kalmak da bronşları olumsuz etkiliyor. Bu riskleri önlemek için klima filtrelerinin periyodik olarak temizlenmesi ve oda sıcaklığının 22-24 °C arasında sabit tutulması gerekiyor.
Piknik Alanlarındaki Gizli Tehditler: Duman ve Küf
Yaz aktivitelerinin başında gelen piknikler; mangal dumanı, egzoz gazları ve ormanlık alanlardaki güneş görmeyen nemli bölgelerde üreyen küf mantarları sebebiyle astımlı çocuklar için risk barındırıyor. Ailelerin aydınlık, kuru ve hava akımının iyi olduğu piknik alanlarını tercih etmesi, çocukları dumandan uzak tutması büyük önem taşıyor. Açık hava gezilerinde hem koruyucu hem de ani müdahale sağlayan kurtarıcı bronş genişletici ilaçların mutlaka yan bulundurulması gerekiyor.
Yoğun Egzersiz ve Ağız Solunumunun Zararları
Fiziksel aktiviteler çocuk gelişimi için faydalı olsa da aşırı yoğun egzersizler astımı tetikleyen unsurlar arasında yer alıyor. Normal şartlarda burundan alınan hava nemlenip filtrelenirken, ağır tempo esnasında başlayan ağız solunumu nedeniyle bronşlara kuru, soğuk ve filtrelenmemiş hava ulaşıyor. Bu durum akciğerlerde su kaybına ve daralmaya yol açarak krizi tetikliyor. Spor etkinliklerinin serin saatlerde yapılması, aktivite öncesi ısınma hareketlerine zaman ayrılması ve doktorun önerdiği koruyucu ilaçların aksatılmaması önem arz ediyor.
Yaz aylarında açık havada vakit geçirilmesi virüslerin yayılımını azaltsa da uçak, otobüs, tren gibi toplu taşıma araçları ve seyahat bekleme alanları enfeksiyon riskini artırıyor. Rinovirüs, COVID-19 ve atipik bakteriler alt solunum yollarında ödeme yol açarak astımı kötüleştirebiliyor. Toplu alanlarda el hijyenine dikkat edilmesi, hasta kişilerle temasın önlenmesi ve gerektiğinde maske kullanılması gerekiyor. Ayrıca ideal seviyesi yüzde 40-50 olan nem oranının yaz sıcağıyla birlikte yükselmesi de solunumu zorlaştırıyor. Ev içi nem dengesini korumak için serin saatlerde havalandırma yapılması, çamaşırların oda içinde kurutulmaması ve mutfak ile banyolarda aspiratör kullanılması tavsiye ediliyor.
Kapalı havuzlarda su hijyenini sağlamak amacıyla kullanılan klor; ter ve idrar gibi organik maddelerle birleştiğinde "kloramin" adı verilen uçucu kimyasallara dönüşüyor. Havuz yüzeyinde biriken bu gazlar, hassas çocuklarda bronş hassasiyetini artırarak ani astım ataklarını başlatabiliyor. Eğer bir havuz ortamında keskin ve yoğun bir klor kokusu hissediliyorsa, bu durum kloramin seviyesinin yüksek olduğunu gösteriyor. Çocukların sağlığını korumak adına yoğun koku barındıran, yetersiz havalandırılan ve aşırı kalabalık havuzlardan uzak durulması, temizlik standartları yüksek tesislerin tercih edilmesi gerekiyor.