Teknolojinin gelişimiyle birlikte kumar ve bahis oyunları artık sadece fiziki mekanlarda değil, her bireyin cebindeki akıllı telefonlarda birer "tık" uzağa taşındı. Bu durum, özellikle karar verme yetisi henüz tam gelişmemiş çocukları ve gençleri büyük bir risk altına sokuyor. ETÜ Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nurşen Aydın, sanal kumar bağımlılığının toplumsal bir yara haline gelmeden önce dijital bariyerlerin artırılması gerektiğini ifade etti. Kumarın bir "hastalık" olarak kabul edilmesi gerektiğini hatırlatan Aydın, bağımlılık döngüsünün nasıl başladığını ve ailelerin bu sessiz tehlikeye karşı nasıl barikat kurabileceğini detaylarıyla anlattı.
"Bir Tıkla Gelen Felaket": Erişim Engeli Önerisi
Doç. Dr. Nurşen Aydın, sanal kumarla mücadelenin teknik boyutuna değinerek, gençlerin bahis sitelerine ulaşımının zorlaştırılması gerektiğini savundu. Aydın, "Gençlerin ve çocukların telefondan bu kadar basit bir şekilde bu sitelere ulaşamaması lazım. Ödül-ceza mekanizmasıyla çalışan oyun içi eklentiler, çocukları gerçek kumarın eşiğine getiriyor" dedi.
Bağımlılık Olduğunu Nasıl Anlarsınız?
Dünya Sağlık Örgütü’nün kumar oynamayı bir hastalık olarak tanımladığını belirten Aydın, şu belirtilere dikkat çekti:
-
İrade Kaybı: Kişinin 12 ay boyunca bırakmak istemesine rağmen oynamaya devam etmesi.
-
Sosyal Bozulma: Aile, iş ve arkadaşlık ilişkilerinin kumar nedeniyle zarar görmesi.
-
Ekonomik Yalanlar: Kayıpları gizlemek için yalan söylenmesi veya borç para alınması.
-
Kısırdöngü: Kaybedilen 30 bin lirayı geri kazanmak için daha büyük riskler alınması.
Ebeveynlere 3 Kritik Görev
Aydın, kumar bağımlılığının önlenmesinde ailenin rolünü şu üç başlıkta özetledi:
-
Para Kontrolü Eğitimi: Çocuklara erken yaşta paranın değeri ve harcama yönetimi öğretilmeli.
-
Boşlukları Doldurmak: Çocukların hayatındaki boşluğun telefonla değil, sorumluluklar ve sosyal aktivitelerle doldurulması şart.
-
Sosyal Medya Okuryazarlığı: İlkokul çağından itibaren çocuklara dijital dünyanın riskleri anlatılmalı.
"Kayıt Açılması" Korkusuna Çözüm: YEDAM
Pek çok bağımlının, yardım aldığı takdirde siciline işleneceği korkusuyla tedaviden kaçtığını belirten Doç. Dr. Aydın, Yeşilay Danışmanlık Merkezleri’nin (YEDAM) tamamen gizlilik esasıyla çalıştığını ve ailelerin bu merkezlerden gönül rahatlığıyla destek alabileceğini hatırlattı.