Çağın değişim hızını artık hepimiz görüyoruz. Bundan on yıl önce popüler olan birçok meslek bugün eski önemini kaybederken, daha önce adını bile duymadığımız alanlar dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu meslekler haline geldi. Üniversiteler de tam bu noktada önemli bir sınav veriyor. Çünkü üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlar değil, geleceğin mesleklerini bugünden inşa eden yapılardır.
Anadolu Üniversitesi'nin son yıllarda attığı adımları bu açıdan dikkatle takip ediyorum. Daha önce öğrenci talebini kaybetmiş, sektörün ihtiyaçlarına cevap veremeyen bazı bölümler ya kapatıldı ya da yeniden yapılandırıldı. Kimileri bu kararları eleştirdi. Oysa bazen bir kurumu güçlü yapan şey, eskiyi korumakta ısrar etmek değil, zamanı doğru okuyabilmektir.
Şimdi bunun yeni bir örneğini görüyoruz. Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi bünyesinde açılan Veri Bilimi ve Analitiği Lisans Programı, aslında yalnızca yeni bir bölüm değil; üniversitenin geleceğe bakışının somut bir göstergesi. Üstelik eğitim dilinin tamamen İngilizce olması da uluslararası rekabet açısından önemli bir tercih.
Bugün dünyanın en değerli şirketlerine baktığınızda ortak noktalarının veri olduğunu görüyorsunuz. Yapay zekâdan finansa, sağlıktan savunma sanayine kadar her alanda kararlar artık veriler üzerinden alınıyor. Veriyi okuyabilen, analiz edebilen ve onu anlamlı bilgiye dönüştürebilen insan kaynağı ise her geçen gün daha fazla önem kazanıyor.
Programın müfredatına baktığınızda da bunun sıradan bir bilgisayar bölümü olmadığını anlıyorsunuz. Makine öğrenmesi, derin öğrenme, veri madenciliği, yapay zekâ etiği, Python, R programlama, çok kriterli karar verme yöntemleri... Bunlar bugün dünyanın teknoloji devlerinin üzerinde çalıştığı konular. Öğrencilerin sadece hazır yazılımları kullanan değil, algoritma geliştirebilen bireyler olarak yetiştirilmesi hedefleniyor. İşte asıl fark da burada ortaya çıkıyor.
Dahası, mezunların çalışma alanları sadece yazılım sektörüyle sınırlı değil. Bankacılık, savunma sanayi, sağlık, tarım teknolojileri, kamu bilişim sistemleri... Kısacası verinin olduğu her yerde bu mezunlara ihtiyaç duyulacak. Bu da gençlerin mezun olduktan sonra iş bulma kaygısını azaltacak önemli bir avantaj.
Anadolu Üniversitesi'nin yıllardır en güçlü yönlerinden biri değişime ayak uydurabilme becerisi oldu. Elbette köklü geleneklerini koruyor ama aynı zamanda dünyanın hangi yöne gittiğini de takip ediyor. Bugün yapay zekâ konuşuluyorsa, veri bilimi konuşuluyorsa, üniversitenin buna kayıtsız kalması düşünülemezdi.
Eskişehir açısından da bu gelişme önemli. Zaten güçlü bir öğrenci kenti olan şehir, teknoloji odaklı yeni bölümlerle farklı şehirlerden ve hatta farklı ülkelerden daha nitelikli öğrencileri çekme potansiyeline sahip. Bu da hem akademik hayatı hem de şehir ekonomisini olumlu etkileyecektir.
Artık üniversitelerin başarısı yalnızca kaç öğrencisi olduğuyla değil, mezun ettiği öğrencilerin geleceğin dünyasında ne kadar karşılık bulduğuyla ölçülüyor. Anadolu Üniversitesi'nin attığı bu adım da gösteriyor ki geçmişin ihtiyaçlarına göre değil, geleceğin mesleklerine göre hareket etmeyi tercih ediyor.
Çağı yakalamak bazen yeni bir bina yapmakla olmaz. Bazen tek bir bölüm açarsınız ama o bölüm, geleceğin kapısını aralar. Anadolu Üniversitesi'nin Veri Bilimi ve Analitiği Programı da tam olarak böyle bir adım. Değişimi izleyen değil, değişime yön veren üniversiteler ayakta kalacak. Görünen o ki Anadolu Üniversitesi de bu yarışta yerini sağlamlaştırmaya devam ediyor.