Bu kez gerçekten evimizdeyiz

Eskişehirspor bu hafta gerçekten evinde. Hani ilk yarıda “kâğıt üzerinde deplasman, fiilen ev” dediğimiz maçlardan değil; tribünüyle, atmosferiyle, baskısıyla gerçek bir iç saha maçına çıkıyor. Bu şehir futbolu böyle sever. Sahada yalnızca 11 oyuncu değil, tribünle birlikte oynanan bir oyun ister.

Geçtiğimiz hafta Eskişehir Anadolu FK karşısında alınan 6-2’lik galibiyet, skor olarak etkileyici olabilir. Ancak bu maç yalnızca tabelaya bakılarak okunabilecek bir maç değildi. Çünkü Eskişehirspor oyunun tamamında kusursuz değildi. Buna rağmen ikinci yarının özellikle son 30 dakikasında sahada oyunu domine eden, rakibini boğan ve “işte bu” dedirten bir Eskişehirspor izledik. Tayfun’un oyunu yönlendirdiği, Akın Akman’ın skora dokunduğu, hücumda çeşitliliğin arttığı o bölüm, bu takımın ulaşması gereken oyun standardını net biçimde gösterdi.

Tam da bu yüzden taraftarın eleştirisi anlaşılır. Eskişehirspor bir seyirci takımı değil, bir taraftar takımıdır. Bu camia yalnızca kazanmayı değil, nasıl kazandığını da sorgular. İlk yarıda verilen boşluklar, savunma geçişlerinde yaşanan kırılganlıklar ve zaman zaman oyunun kontrolünün rakibe bırakılması, 6-2’lik skorun arkasına saklanabilecek detaylar değil. Eskişehirspor taraftarının memnuniyetsizliği, destek eksikliği değil; beklentinin büyüklüğünün doğal sonucudur.

İzmir Çoruhlu FK karşılaşması bu nedenle sıradan bir lig maçı değil. İlk devrede İzmir’de yaşanan 1-0’lık mağlubiyet hâlâ hafızalarda. O maç, Eskişehirspor’un hızlı hücumlara karşı ne kadar zorlanabildiğini göstermişti. Bugün roller farklı olabilir ama gerçek değişmiyor: skor erken gelmezse, tribün gerilir; tribün gerilirse rakip oyuna tutunur. Bu senaryo Eskişehirspor’a değil, Çoruhlu’ya yarar.

Ancak Eskişehirspor golü erken bulursa, bu maç erken kopar. Tribün oyunun bir parçası olur, baskı artar ve sahadaki kalite farkı net biçimde ortaya çıkar. Eskişehirspor’un bu maçta favori olmasının nedeni yalnızca rakibin durumu değil, bu takımın potansiyelidir.

Asıl mesele ise sezonun tamamına bakıldığında ortaya çıkıyor. Bugün Eskişehirspor play-off yarışında güçlü bir konumda. Ancak şampiyonluk yalnızca iyi bir ilk 11’le değil, güçlü bir rotasyonla kazanılır. Savunma hattında yaşanan eksikler, bazı isimler yokken ortaya çıkan tedirginlik ve sezon başından beri konuşulan ihtiyaçlar hâlâ masada duruyor. Doğru takviyelerle bu takım yalnızca play-off’un değil, zirvenin de en güçlü adayı hâline gelebilir.

Unutulmamalı ki Eskişehirspor henüz Kütahyaspor, Karşıyaka ve Balıkesirspor gibi doğrudan rakipleriyle son viraj maçlarını oynamadı. O döneme girerken “tam” olmak zorunda. Çünkü bu şehir ihtimallerle değil, inançla yürür.

İzmir Çoruhlu maçı yalnızca üç puanlık bir mücadele değil. Bu maç, Eskişehirspor’un ne olmak istediğini, bu sezonu nereye koyduğunu gösterecek bir eşik. Ve evet… Bu kez gerçekten evimizdeyiz.