ÇATALAĞZI’NA YOLCULUK
Eskişehir’den yola çıktıktan sonra ilk durağımız Bolu Mengen oldu. Mengen Belediye Başkanının bizi ağırlamasından sonra Zonguldak’a doğru yola koyulduk. Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir ile Belediye Meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri bizleri karşıladı.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, belediye başkanını termik santralin kurulacağı bölgeden çıkan lületaşı hediye ederken “Bunu iyi saklayın, son lületeşı olabilir” esprisini de yaptı.
Zonguldak’tan sevil toplum ve çevre kuruluşlarının temsilcileriyle birlikte Çatalağzı’na doğru yola koyulduk.
Yolda giderken Yaşanabilir Zonguldak Platformu Başkanı Ahmet Öztürk, bizlere bize biraz kömür ve termik santrallerin geçmişi hakkında bilgi verdi.
KÖTÜ KENTLEŞME, YANLIŞ SANAYİLEŞME
Zonguldak Karadeniz’in kıyısında güzel bir kent ancak çarpık kentleşme bu şehri karmaşık bir hale getirmiş.
Son derece güzel bir kent kötü kentleşme ve yanlış sanayileşme yüzünden bu hallere geldi diyor Öztürk.
Zonguldak’ta termik santrallerin geçmişi 1928’lere dayanıyor.
Kömür bu ilde bir yaşam biçimi haline gelmiş. İlk termik santral Cumhuriyetin ilk yıllarında devlet tarafından “Işık veren” adıyla kuruluyor. Zonguldaklılar bununla gurur duyuyor, Türkiye’ye ışık veren il olmanın mutluluğunu yaşıyorlar.
Ancak sonradan gelecek santraller ve buna bağlı olarak çevre sorunlarından habersizler.
TERMİK KİRLİLİK BAŞLIYOR
Çatalağızı ilk termik kirliliği 1947’lerde fark ediyor. O zamanlar bu santrallerde ÇED raporları falan yok, hiçbir kriter uygulanmıyor. Halen de bu kriterlerin uygulanmadığı ileri sürülüyor.
2005 yılında ise Zonguldak, ülkenin enerji üssü ilan ediliyor ve büyük şirketler buraya adeta hücum etmeye başlıyor.
Zonguldakta kömür sahalarını alın bu şirketler birer de termik santral lisansı alıyor.
Ve arkasından termik santraller kurulmaya başlanıyor.
Birbiri ardına kurulan bu santraller, kömür memleketi olan Zonguldak’ta ithal kömüre dayalı olarak çalışıyor.
Gemilerle gelen ithal kömür Çatalağzı’na kamyonlarla TIR’larla getiriliyor. Küçücük beldeye günde 2000 kamyon giriş-çıkış yapıyor.
Yollar rezalet bir durumda. Geçtiğimiz yıllarda 12 bin olan beldenin nüfusu şimdilerde çalışmaya gelen işçilere rağmen 7 binlere düşmüş.
ADI GİBİ KARADERE
Çatalağzı’nın içinden geçen ve adını da kömürün karasından alan Karadere, termik santrallerin zehirli su atıklarını da denize taşıyor.
Yani kirlilik had safhada.
Her gün trilyonlarca partikül bölgeye yayılıyor. Partiküller Çatalağzı ve Zonguldak’ın yanı sıra Şile’ye, Bolu’ya kadar uzanıyor.
Kansar hastalığında büyük bir artış var ama bunların kayıtlara yansımadığı ileri sürülüyor. Ölümlerin çoğunun “kanser” den olduğu söyleniyor. Ölüm raporlarında daha çok koah ve diğer hastalıkların yazıldığı iddia ediliyor.
Bölgede başta kestane olmak üzere verimli meyve ağaçları yok olmuş.
Allah gerçekten o bölgede yaşayan insanlara kuvvet versin.
FELAKET YAŞANIYOR
Bülent Ecevit Üniversitesi’ndeki bilim insanlarının yaptığı araştırmalar sonucunda karada 4, denizde ise 5 derecelik bir ısınma tespit edilmiş.
Bu standart dünyada 2 derecenin altında. Eğer 2 derecenin üzerinde bir tespit yapılmışsa “felaket” olarak değerlendiriliyor.
Yani bu durumda Çatalağzı’nda küçük bir “kıyamet” yaşanıyor.
Yine iddialara göre bölgede bilim insanları çalışma yapamıyor, daha doğrusu çalışma yaptırılmıyor.
Çalışma yapanlar ise şirketlerin adamları, onlar da sürekli iyi rapor veriyorlar.
SANTRAL ASLA İSTİHDAM SAĞLAMIYOR
Havzada yılda 1,5 milyon ton kömür üretiliyor, oysa santrallerde 15 milyon ton kömür tüketiliyor, bunun 13,5 milyon tonu ithal kömür.
Hani Alpu yöresinde kurulacak termik santralin bölgede işsizliği bitireceği, istahdam sağlanacağı söyleniyor ya.
Çatalağzı’nda yaşayan insanlar termik santralin asla bir istihdam yaratmadığını belirtiyorlar.
10 yıl önce bu yalanlara inanan Çatalağzı halkı şimdi çok pişman.
O zamanlar onları uyaran, buralara santral kurulmasına izin verilmemesini isteyen sivil toplum kuruluşlarına şimdi “Keşke sizi o zamanlar dinleseydik” demekten başka bir şey yapamıyorlar.
HER YER GRİ VE SİYAH
Çatalağzı’nda bulunan esnaf her gün mallarının üzerine silmekten adeta bıkmış. Sürekli sattıkları malzemelerin üzerinde bir kömür karası var.
Evlerin kiremitleri kırmızılıktan siyaha dönüşmüş.
Şehirle adeta iç içe olmuş bir yerleşim merkezi.
5-6 metrelik cadde düşünün, bir tarafından termik santral, diğer tarafında ilkokul var.
Çocuklar tenefüslere çıkamıyor. Çatalağzı sakinleri kurbağa sesini özlediklerini söylüyorlar, Çünkü beldenin içinden geçen Karadere’de hiçbir yaşam yok.
Sonuçta termik yatırımı ne olursa olsun, hangi teknoloji kullanılırsa kullanılsın, en kirli yatırım.
Bunu bizzat gittik, gördük.
Bu konudaki gördüklerimizi zaman zaman yazılarımda da sizlerle paylaşacağım.