Eskişehirspor denildiğinde çoğu insanın aklına ilk olarak futbol geliyor. Oysa bu kulübün temsil ettiği değer, doksan dakikadan çok daha büyük. Eskişehirspor yıllardır bu şehrin ortak paydası olmayı başaran ender kurumlardan biri. Siyasi görüşü, mesleği, yaşı, yaşam tarzı ne olursa olsun binlerce insan aynı tribünde yan yana durabiliyor. İşte bu, her şehre nasip olmayan çok güçlü bir sermaye.
Son yıllarda sık sık "toplumsal dayanışma" kavramını konuşuyoruz. Depremler, yangınlar, seller bize gösterdi ki kriz anlarında en büyük ihtiyaç organize olabilmek. Bunun yolu da insanlar arasında önceden kurulmuş güçlü bağlardan geçiyor. Eskişehirspor'un yıllardır oluşturduğu aidiyet duygusu tam da böyle zamanlarda büyük bir avantaja dönüşebilir.
Bu nedenle Eskişehirspor Afet Gönüllüleri (ESAG) Projesi'nin sıradan bir sosyal sorumluluk çalışması olarak görülmemesi gerekiyor. Burada aslında çok önemli bir anlayış değişikliği var. Futbolun birleştirici gücü, bu kez tribünlerde tezahürat yapmak için değil, olası afetlerde hayat kurtaracak bir dayanışma ağı oluşturmak için kullanılacak. Bana göre projenin en kıymetli tarafı da tam olarak bu.
Eskişehirspor Başkanı Ulaş Entok'un "Eskişehirspor bu kentin birleştirici gücüdür" sözünün altı boş değil. Bunu yıllardır defalarca gördük. Şampiyonluk yürüyüşlerinde de gördük, zor günlerde de gördük. Kulübün çağrısıyla insanlar bir araya geliyor, ortak hedef etrafında kenetlenebiliyor. Şimdi bu birliktelik afet hazırlığı gibi çok daha hayati bir alana taşınıyor. Bundan daha anlamlı ne olabilir?
Başkan Ayşe Ünlüce'nin Eskişehirspor'u "şehrin en büyük sivil toplum gücü" olarak tanımlaması da oldukça yerinde. Çünkü bazı kurumların etkisi yalnızca kendi faaliyet alanıyla sınırlı kalmıyor. Eskişehirspor artık sadece futbol oynayan bir kulüp değil; sosyal sorumluluk üreten, kent kültürüne katkı sağlayan, insanları ortak amaçlarda buluşturabilen bir yapı haline geliyor. ESAG bunun en somut örneklerinden biri.
Bu projenin dikkat çeken bir başka yönü ise "Bi'Fikirle Eskişehir" Katılımcı Bütçe Uygulaması kapsamında hayata geçirilmiş olması. Katılımcı bütçe projeleri zaman zaman teoride çok güzel görünür ama vatandaşın gözünde gerçek karşılığını bulması için somut sonuçlar üretmesi gerekir. ESAG işte bunun önemli örneklerinden biri olma potansiyeli taşıyor.
Bir proje sadece kâğıt üzerinde kalmadığında, insanların hayatına dokunduğunda ve şehir adına değer ürettiğinde katılımcı bütçeye olan güven de artacaktır. İnsanlar "Benim fikrim gerçekten hayata geçebiliyor" duygusunu yaşadıkça daha fazla öneri sunacak, daha fazla sorumluluk alacak ve şehrin yönetimine daha fazla katkı vermek isteyecektir. Önümüzdeki yıllarda Bi'Fikirle projesinin daha da büyümesinin yolu da tam olarak buradan geçiyor.
Belki de ESAG'ın en büyük kazanımı, afet olduğunda ne yapılacağını öğretmesinden önce, afet olmadan önce birlikte hareket etmeyi öğretmesi olacak. Çünkü dayanıklı şehirler sadece sağlam binalarla kurulmaz. Birbirine güvenen, birlikte hareket edebilen ve ortak amaçlar etrafında kenetlenebilen toplumlarla kurulur.
Eskişehir'in zaten güçlü olan bu ortak ruhunu büyütmek gerekiyor. Bunu başarabilecek en önemli markaların başında da hiç kuşkusuz Eskişehirspor geliyor. Futbol sahasında kazanılan puanlar elbette önemlidir. Ama şehri bir araya getiren, insanları ortak iyilikte buluşturan projeler, bazen bir şampiyonluktan bile daha kalıcı iz bırakır. ESAG da işte böyle bir başlangıç olabilir. Hem Eskişehirspor'un birleştirici gücünü bir kez daha ortaya koyabilir hem de Bi'Fikirle projesinin ne kadar doğru bir anlayış üzerine kurulduğunu tüm şehre gösterebilir. Bu da gelecekte çok daha fazla güzel fikrin hayata geçmesinin önünü açacaktır.