Bazen uzun uzun anlatılan başarı hikâyelerinden çok, birkaç cümlelik gerçek yaşam öyküleri insanı daha fazla etkiliyor. İşte Uyanık ailesinin hikâyesi de tam olarak böyle.
Bugün toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri galiba birbirimizi anlamak. Özellikle de engelli bireylerin hayat mücadelesini gerçekten anlayabilmek… Çünkü çoğu zaman mesele fiziksel ya da duyusal engeller değil; asıl mesele insanların önlerine çıkarılan görünmez duvarlar oluyor.
Burak Uyanık’ın hikâyesine bakıyorsunuz… İşitme engelli bir çocuk olarak eğitim hayatına başlıyor. İÇEM’de aldığı eğitimle kendisini geliştiriyor. Meslek lisesini dereceyle bitiriyor, ardından bilgisayar programcılığı okuyor, sonra DGS ile bilgisayar mühendisliğine geçiyor. Yetmiyor, doktora eğitimini tamamlayarak Türkiye’de doktorayı bitiren ilk işitme engelli birey oluyor. Bugün de TEI gibi Türkiye’nin göz bebeği kurumlarından birinde uzman bilgisayar mühendisi olarak görev yapıyor.
Şimdi durup düşünmek gerekiyor… Bir insanın önüne çıkan engelleri aşabilmesi için yalnızca bireysel çaba yeterli mi? Elbette hayır. İşte burada ailenin önemi ortaya çıkıyor.
Bir çocuğun hayatındaki en büyük güç, ona inanan bir aileye sahip olmasıdır. Çünkü insan bazen kendine inanmayı bile önce ailesinden öğreniyor. “Yapabilirsin” diyen bir anne-baba, bazen yıllarca sürecek bir mücadelenin temelini atıyor.
Gizem Uyanık’ın anlattıkları da bunun başka bir yönünü gösteriyor. Çocuk yaşta yaşadığı işitme kaybı, eğitim hayatına geç başlaması, yaşadığı iletişim sorunları… Ama bir öğretmeninin desteğiyle hayata yeniden tutunuyor. Sonrasında mühendislik eğitimi alıyor, bugün işitme engelli çocuklara matematik öğretiyor, onların özgüven kazanması için çaba gösteriyor.
Aslında burada yalnızca bireysel başarıdan söz etmiyoruz. Burada bir dayanışma kültürü var. Birbirine güç veren bir aile var. Ve en önemlisi, “engel” kavramını hayatın merkezine koymayan insanlar var.
Toplum olarak bazen engelli bireylere karşı farkında olmadan acıma duygusuyla yaklaşıyoruz. Oysa onların en büyük ihtiyacı acınmak değil; fırsat eşitliği, doğru eğitim ve sağlıklı iletişim ortamı. Burak Uyanık’ın özellikle işaret dili konusundaki vurgusu bu yüzden çok kıymetli. Çünkü iletişim kurulamadığında eğitim de aksıyor, sosyal hayat da, özgüven de…
Bugün hâlâ birçok engelli birey, aslında engellerinden değil, toplumun yetersiz bakış açısından dolayı zorlanıyor. Ama Uyanık ailesi bize başka bir şey gösteriyor: Doğru destek olduğunda, sevgi olduğunda, mücadele olduğunda aşılmayacak engel yok.
Bir başka önemli nokta da şu… Bu aile sadece kendi başarı hikâyesini yaşamıyor. Aynı zamanda başka çocukların hayatına da dokunuyor. Kurdukları robot takımlarıyla, eğitim çalışmalarıyla, verdikleri mücadeleyle başka çocuklara umut oluyorlar.
Belki de gerçek başarı tam olarak budur. Sadece kendi hayatını değiştirmek değil, başkalarının yolunu da aydınlatabilmek…