BAYRAM ZİYARETİ

Dost ve akrabalarıma, Ramazan bayramı münasebetiyle hanemizi ziyaretlerinden dolayı müteşekkirim. Babam, annem ve eşim tarafından pek çok akraba ile dostlarımızın bayram ziyaretine gelişleri bizi mutlu etti. Mevlâ da kendilerini mutlu etsin. Hatırlamak, hatırlanmak, hatır saymak, hatırı sayılmak ne güzel bir olgu... Ziyaret, maddi değerlerle paha biçilemeyecek bir iletişim bağı. Uzaklarda olup gelmek güçlüğünden mütevelli telefonla arayıp bayram günlerimizi kutlayan dost ve akrabalarıma da teşekkür ederim. Akraba ve dost ziyareti, geçmiş ile gelecek arasına kurulmuş en kavi köprülerden biri. Babam soyundan akrabalarım, kuzenlerim, yeğenlerim ile onların eş ve yavrularından bazıları… Babam ve amcalarımın kız kardeşleri olmadığı için hala silsilemiz yok.

Merhum dedemin kız kardeşlerinin soyundan hala akrabalarımız var ama zamanla ağlar yayıldıkça ilişkilerde doğal olarak herkeste olduğu gibi zayıflık söz konusu. Böyle durumlarda ilişkilerin zafiyeti olağan… Aksini söylemek haksızlık olur. Dini tabirle akraba ziyareti “Sıla-i rahim” olarak takdim edilmekte… Sıla-i rahimi sadece ziyaretle sınırlamak hem yanılgı, hem de akrabalık ilişkilerine haksızlık olur. Sıla-i rahim akrabaya hakkını, hakkınca teslim edildiğinde anlamını bulmuş olur. Müslüman’ın, Türk’ün en kutsal görevlerden biri de bu türlü ilişki ağını daha sık kurmak ve korumaktır. Aksi halde akrabalık ve dostluk unutulur, gider. Dostluğu, akrabalığı heba etmek büyük kayıp… Aile ve sosyal çevre bağlarının çürümesini, kokuşmasını istemeyenler ziyaret ağını koparmasınlar. Ziyaret sevgi, saygı ölçüsünde olduğunda maksadına ulaşır. Ziyaretten maksat karşılıklı sevgi ve saygının yaşanması, yaşatılmasıdır. Ziyaret etmek hakşinaslık, ziyaretçiyi ağırlamaksa misafirperverliktir.

Ziyaret adaletin, merhametin, vefanın yaşama geçirilmesidir. Ziyaret bir kültür işidir. Ziyaretçiyi onura etmekse ev sahibi için görgü kuralıdır. Eskiler: “Ziyarette bulunduğunuz ev sahibi, sahibesi sizi dış kapıya kadar uğurlamıyorsa o hane halkını bir daha ziyaretten kaçının.” derlerdi. Ziyaret ziyaretçinin sağlığına, ev sahibinin ziyaretçisine ikramı da kazancına berekettir. Ev sahipleri, sahibeleri ziyaretçileriniz sizi hatırlamışlar, hatırınızı saymışlar ziyarette bulunmuşlarsa onlara ikramdan kaçınmayın. Onlara layık-ı veçhe izzetti ikramdan kaçınmayın ki rızkın bereketinden mahrum kalmayın. Ziyaretçiyi ev sahibinin güler yüz, tatlı dil ve hoş görü ile karşılaması üzerine borçtur. Ziyaretçiye imkân ölçüsünde ikramda bulunmak ev sahibinin asli görevidir. Ziyaretine, ziyaretçisine layığında değer vermeyen toplumlarda insani ilişkiler çökmeye mahkûmdur. İnsani ilişkileri çürümüş, kokuşmuş toplum hangi insani değerlerinin varlığından onur duyabilir ki?

Rahmetli babam 2001 yılı Şubat’ında hastalandığında bakımı için Kırka’daki lojmanıma getirdim. Babam ziyaretine gelenlerden hoşnut oluyordu. O günlerden birinde asker arkadaşlarından Örencikli Efe Mehmet’te ziyaretine geldi. Birkaç saatlik görüşme sonu Mehmet Amca müsaade istedi. Kendisini Kırka otobüs garajına götürüp yolcu etim. Eve döndüğümde Babam: “Mehmet Amcanı yolcu ettin mi?” ettim, baba. “Otobüse bindirdin mi?” bindirdim, baba. Otobüs biletini aldın mı?” aldım, baba. “Köyüne teslim şartıyla mı?” evet, köyüne teslim şartıyla baba... “Cebine harçlık koydun mu?” koydum, baba. “İşte şimdi dostluk anlamını buldu. Parası vardı veya yoktu, o durum bizi bağlamaz. O kendisine yakışanı yaptı. Gereken ziyareti gerçekleştirdi. Ev sahibi olarak bize yakışanda empati yapmak. Belki, borç para ile benim ziyaretime geldi. Benim yüzümden benim dostum niye başkasına borçlanarak zorda kalsın. Cebine koyduğun harçlık ile borçlanmışsa borcunu karşılasın. Ötesi, ona ait. Dostluk budur, böyle olur.” dedi.

Akraba ile dostlarımın şahsında dost ve akrabalarını saygı, sevgi ölçüsünde ziyaret eden, ziyaretçilerine yine sevgi ve saygı ile karşılık veren ev sahiplerine selam olsun! Misafir on rızıkla gelir birini yer dokuzunu ev sahibine bırakır gider, kültür anlayışına özeni zayi etmemek gerek.

Ömrünüz uzun, kazancınız bereketli olsun! Hoşça kalın! Dostça kalın!