Bir hilalin gökyüzünde usulca belirmesiyle başlar bazı duygular… Takvimler yeni bir aya işaret eder ama aslında değişen sadece zaman değildir; kalplerin ritmi de değişir. İşte Ramazan böyle bir aydır. Sadece oruç tutulan bir zaman dilimi değil; paylaşmanın, sabrın ve kardeşliğin yeniden hatırlandığı bir mevsimdir.
Ramazan, insanın kendi içine doğru yaptığı bir yolculuktur. Gün boyu süren açlık ve susuzluk, yalnızca bedeni değil, ruhu da terbiye eder. Sofralar kurulmadan önce sabrı öğreniriz. İftar vakti geldiğinde ise bir hurma tanesinin, bir bardak suyun ne büyük nimet olduğunu yeniden fark ederiz. Bu farkındalık, hayatın koşturmacasında unuttuğumuz şükrü kalbimize geri getirir.
Ancak Ramazan’ın en güçlü yönü, bireysel bir ibadetin toplumsal bir şölene dönüşmesidir. Aynı ezan sesiyle milyonlarca insanın aynı anda orucunu açması, görünmez bir bağ kurar aramızda. Zengin ile yoksulun aynı açlığı hissetmesi, empatiyi güçlendirir. İhtiyaç sahiplerine uzanan bir el, sadece bir yardım değil; aynı zamanda bir gönül köprüsüdür.
Bu ayda mahalleler başka güzelleşir. Fırın önlerinde pide kuyrukları, evlerden yükselen yemek kokuları, camilerde yankılanan dualar… Teravih namazı için bir araya gelen insanlar, omuz omuza durmanın huzurunu yaşar. Kırgınlıklar daha kolay unutulur, küslükler daha çabuk sona erer. Çünkü Ramazan, affetmenin de ayıdır.
Birlik ve beraberlik dediğimiz kavramlar çoğu zaman büyük cümlelerde yer bulur; oysa Ramazan bize bunun küçük ama samimi anlarda saklı olduğunu öğretir. Bir komşuya gönderilen tabak, kalabalık bir iftar sofrasında paylaşılan ekmek, yolda karşılaşılan birine edilen dua… İşte gerçek birlik, bu sade ama derin anlarda gizlidir.
Ramazan, sadece geçmişten gelen bir gelenek değil; geleceğe bırakılan bir mirastır. Çocukların ilk oruç heyecanı, sahurda uykulu gözlerle edilen kahkahalar, büyüklerin anlattığı eski Ramazan hikâyeleri… Bu ay, kuşaklar arasında görünmeyen bir bağ kurar. Değerler aktarılır, hatıralar birikir, kalpler yumuşar.
Belki de bu yüzden Ramazan, takvimdeki sıradan bir ay değildir. O, insanı insana yaklaştıran bir davettir. Aynı sofrada buluşmaya, aynı duaya “âmin” demeye, aynı merhameti paylaşmaya çağrıdır.
Bu mübarek ayın gelişini karşılarken dileğimiz şudur: Sofralarımız bereketle, kalplerimiz merhametle dolsun. Birlik ve beraberliğimiz daim olsun. Çünkü Ramazan, hatırlatır ki; paylaştıkça çoğalırız, affettikçe hafifleriz ve birlikte oldukça güçleniriz.
Hayırlı Ramazanlar.