Üniversiteler sadece diploma veren kurumlar değildir. Bir şehrin hafızasını oluşturan, insanlara yön veren, dostlukların ve hayat hikâyelerinin başladığı yerlerdir.
Anadolu Üniversitesinin ilk kez düzenlediği Mezun Buluşması'nı okurken aklıma gelen ilk düşünce bu oldu.
Bugün Türkiye'nin dört bir yanında, hatta dünyanın farklı ülkelerinde görev yapan binlerce Anadolu Üniversitesi mezunu var. Kimi akademisyen olmuş, kimi iş insanı, kimi kamu yöneticisi, kimi sporcu... Ancak hepsinin ortak bir noktası bulunuyor. Yollarının bir dönem Eskişehir'den ve Anadolu Üniversitesinden geçmiş olması.
Aslında mezuniyet töreniyle okuldan ayrılmak mümkün ama üniversiteyle kurulan bağ çoğu zaman hiç kopmuyor. Yıllar sonra kampüsün kapısından içeri girildiğinde, bir ağacın gölgesi, bir fakülte koridoru ya da eski bir kantin bile insanı onlarca yıl öncesine götürebiliyor.
Bu nedenle gerçekleştirilen mezun buluşmasını sıradan bir organizasyon olarak görmemek gerekiyor. Çünkü burada asıl amaç geçmişi hatırlamaktan çok ortak bir aidiyet duygusunu canlı tutabilmek.
Anadolu Üniversitesi bugün yalnızca Eskişehir'in değil, Türkiye'nin en önemli eğitim markalarından biri. Açık öğretim sistemiyle milyonlarca insana ulaşmış, bünyesinden birçok üniversitenin doğmasına katkı sağlamış bir kurumdan söz ediyoruz. Eskişehir Teknik Üniversitesi, Osmangazi Üniversitesi, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi gibi birçok yükseköğretim kurumunun köklerinde Anadolu Üniversitesi'nin izlerini görmek mümkün.
Etkinlikte yapılan konuşmalarda da bunun altı çizildi. Mezunların yıllar sonra aynı kampüste yeniden buluşması aslında Anadolu Üniversitesinin ne kadar büyük bir aile olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Özellikle mezunların öğrencilerle ve özel sektörle daha fazla bir araya gelmesini hedefleyen çalışmaların önemli olduğunu düşünüyorum. Üniversiteler ile iş dünyası arasındaki bağ ne kadar güçlenirse, gençlerin kariyer yolculukları da o kadar sağlam temeller üzerine kurulacaktır.
Bir başka önemli nokta ise bu buluşmaların geleneksel hale getirilmesi. Çünkü aidiyet duygusu kendiliğinden oluşmuyor. İnsanların yıllar sonra yeniden bir araya gelmesine, anılarını tazelemesine ve yeni bağlar kurmasına fırsat sunulması gerekiyor.
Eskişehir, öğrenci kenti kimliğiyle öne çıkan bir şehir. Bu şehirde eğitim almış insanların yıllar sonra yeniden kampüse dönmesi, arkadaşlarıyla buluşması ve kendilerini hâlâ bu büyük ailenin parçası olarak hissetmesi hem üniversite hem de kent adına kıymetli bir tablo.
Bazen bir üniversitenin en büyük gücü binaları, laboratuvarları ya da kampüsü değildir. Yetiştirdiği insanlar ve o insanların yıllar sonra bile taşıdığı aidiyet duygusudur.
Anadolu Üniversitesi Mezun Buluşması da tam olarak bunu göstermiş oldu.