ALKOL VE PEYNİR

Eskiler, bir işe kalkışacakları zaman: “Allah işi karışmazsa veya Allah’tan mani gelmezse.” gibi Allah’ın hoşuna gidecek dilek ve temennide bulunurlardı. Yanlış mı, değil… Daha doğrusu: “İnşallah! Allah’ın izniyle şu veya bu işi yapmak istiyorum.” ifadesidir. Müslümanın işe “Bismillah” ile başlaması Allah’ın rahmetinden istifade, gazabından da korunmak içindir. Allah’tan yardım isteyerek işe girişmek ideal olandır. Müslümanın hayat tarzı haramlardan kaçınmak, hakkaniyetli davranmaktır. Duada bereke, sözün doğruluğu ve işin dürüstlüğünde hâsıl olur. Allah’ın helal veya haram kıldığı bir kuralın zıddına hüküm çıkarmak inançlı ya da inançsız hiç kimsenin haddine değildir.

Hikmetinden sual olunmayan Allah helal, haram sınırlarını koymuş ki insanlar birbirini ezip geçmesin diye… Biri anlattı: “Peynir üretim mandırası olan bir yakınım günün birinde ev halkını pikniğe götürmüş. Az ileride birkaç kişinin peynirle alkol aldıklarını görmüş. “Benim ürettiğim peyniri alkole meze yapıyorlar ha! Bundan sonra peynir yapmak bana haramdır.” deyip peynirciliği bırakmış. Böyle bir anlayış İslami bir anlayış mı? Kişinin ürettiği bir mamulü şu veya bu nedenle terki olağan hakkıdır. Ama bir helali kendisine bile olsa bu bana haramdır demeye hakkı yoktur. Maide suresi ayet 88’de Allah: “Allah’ın size helal kıldığını kendinize haram etmeyin. Haddi aşmayın. Allah, haddi aşanları sevmez.” buyuruyor.

Müslümanın yaşam hudutları ifrat ve tefrit sınırlarına taşmadan yaşadığı hayattır. Aksi, Müslümanın felaketidir. Süt mamullerini içkiye meze yaparlar endişesine göre inek ve koyunlardan süt sağımını yasaklamak m lazım? Üzümden ya şarap yapılırsa diyerek asma kütüklerini söküp atmak mı gerek? Müslümana her şeyden önce akıl, ilim, izan, irfan lazım. İlim, bilim ve teknoloji İslam ile çatışmaz. İslami hükümlerin her biri birer ilimdir. İlmin “Amentü” ile alâkalı olanları ezelden ebede değişmeyen kural ve kaidelerdir. İbadet ve muamelatla ilgili ilimler Kur’an, hadis, kıyas ve icma-ı ümmetin ortak görüşü düsturunda uygulama safhasında icra farklılığı görülebilir. Aksi yanlışlıklara neden olur. İlim statik, bilim dinamiktir. Bilim zamanın veya mekânın şartlarına göre gelişir. Bilimin gelişmemesi realiteye terstir.

Bilimin hayata geçirilmesi teknolojik gelişimlerdir. İlmen Kur’an’da bildirilen Nuh’un gemisi, Davut’un zırhları, Süleyman’ın sarayları gibi pek çok oluşum birer teknolojik gelişimdir. Teknolojik zenginlik Ar-Ge, atölye ve laboratuvar çalışmalarına bağlıdır. Besmele ile işe başlayanın yollarını Allah suların, sellerin Hz. Musa ve kavmine yol verdiği gibi açı, açıverir. Kötülerle hasbihal olanı Firavun ve ananesini sular ve sellerin boğduğu gibi boğduruverir. Kişiye önceden helal veya haram olan bir varlık sonradan zıddı ile kaim olabilir. Sözün özü bir hükmü haram ya da helal hükmüyle hükümlüme kişinin yetkisinde değildir. Allah’ın helal dediğine haram, haram dediğine helal demek hiç kimsenin haddi değildir. Nikâhsız haram olan biri nikâhla helal, nikâhla bağı koptuktan sonra haram olması bir başka hüküm. Bir başkasına ait bir hakkı haksız edinim ne kadar haram ise hakkıyla kazanımda o denli helaldir.

Sorun insanın aklını doğru ya da yanlışta kullanmasını bilmekte… Casiye suresi ayet 4 ve 13’de: “Sizin yaratılışınızda, gökyüzüne yayılan varlıklarda, gece ile gündüzün peş peşe seyrinde, esen rüzgârlarda, yağan yağmurda aklını kullananlar için nice ibretler vardır… Gökteki ve yerdeki hizmetinize verilenleri düşünenler için pek çok deliller vardır. Müslüman helaller ile haramları tesbih çekerken taneleri birbirinden ayırdığı gibi ayırmasını bilmedikçe imanını, ilmini sorgulamalı… İlahi ilimlerden dersler çıkarılarak uygulama safhasına kazandırılması bilimdir. Bilgi ise hem ilmin, hem de bilimin olmazsa olmazıdır.

Bilgisiz ne ilim, ne de bilim olur. İlmin ve bilimin olmadığı yerde cehalet, gaflet ve dalalet olur. Kim ne düşünürse düşünsün Müslüman gerçekleri, güzellikleri, iyilikleri düşünmek zorunda. Allah helal ve haram sınırlamasıyla masumların hukukunu zorbalara karşı korumak için koyduğunu akıl edememek gafletten, dalaletten, cehaletten başka ne olabilir?

Ömrünüz uzun, kazancınız bereketli olsun! Hoşça kalın! Dostça kalın!