Afet Kapıyı Çalmadan

Deprem… Sel… Yangın… Heyelan… Kuraklık… Bu kelimeleri ne zaman arka arkaya yazsam, içimden bir huzursuzluk geçer. Hatta çoğu zaman “bizde olmaz” dediğimiz felaketler, bir sabah uyandığımızda kapımızda beliriverir. Türkiye’nin neredeyse tamamı birinci derece deprem bölgesi. İklim krizinin etkileriyle birlikte doğa da bize her geçen gün yeni bir sınav sunuyor. Ama mesele bu felaketlerin gelip gelmeyeceği değil. Asıl mesele, biz hazır mıyız?

Geçtiğimiz günlerde Eskişehir’de tam da bu sorunun cevabını veren önemli bir adım atıldı. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde AFAD’ın koordinesinde düzenlenen Arama Kurtarma Ekipleri Akreditasyon Belgesi Dağıtım Töreni, afetlere karşı nasıl bir bilinç oluşturulmaya çalışıldığını gözler önüne serdi. Törene Vali Hüseyin Aksoy, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli ve çok sayıda davetli katıldı. Söz dönüp dolaşıp, 6 Şubat depremlerine geldi elbette. Vali Aksoy’un sözleri netti: “Böylesi büyük bir afette sadece kamu personeliyle müdahale etmek yetmiyor. Sivil toplumun, özel sektörün, kurumların omuz omuza vermesi şart.”

Bu kapsamda Eskişehir Valiliği koordinesinde, 250’nin üzerinde personel çalıştıran işletmelerde gönüllü arama kurtarma ekipleri kurulmuş. Eğitimlerin ilk etabı geçen yıl tamamlanmıştı, bu yıl ikinci etap da bitirildi. Ve sonuç: 28 işletme, 3 üniversite, 2 STK ve 8 kamu kurumundan tam 1044 kişi akredite oldu. Bu rakamların altını çizmek gerekir. Çünkü afet anında kimin ne yapacağını bilmesi, saniyelerin can kurtardığı bir ortamda, kaosu önler, umudu yükseltir.

Bir başka önemli çalışma ise İnönü ilçesinde gerçekleştirildi. AFAD’ın İç Anadolu Bölgesi için düzenlediği 2. Akreditasyon Kampı, 11 ilden 58 kamu, STK ve özel kuruluştan 1000’e yakın katılımcıyı ağırladı. Yer: Türk Hava Kurumu’na ait Türkkuşu İnönü Havacılık Eğitim Merkezi. Zaman: Şimdi hazırlık yapmanın tam sırası.

AFAD Başkanı Pehlivan, Türkiye genelinde 374 arama kurtarma ekibinde görevli 12 bin 203 gönüllünün akredite edildiğini ve toplam sayının 138 bine ulaştığını açıkladı. Bu rakamları duyduğumda içim biraz olsun rahatlıyor. Çünkü afetin zamanı yok. Gece de olabilir, öğle sıcağında da. Pazar sabahı kahvaltıya otururken de olabilir, bir toplantının ortasında da. Hazır değilsen, her şey bir anda altüst olabilir.

Ama işte o hazırlık, tam da şu günlerde yapılıyor. Sessizce, ama kararlılıkla. Sahada eğitim alan yüzlerce insan, bir gün bir hayatı kurtarabilir. Belki de bizim hayatımızı…

O yüzden ne zaman bir haber görsem, bir tatbikat, bir kamp, bir eğitim… İçimden şöyle geçiririm: “İyi ki!” Çünkü artık biliyorum; afet kapıyı çalmadan önce, kapının arkasında hazır bekleyen insanlar var. Ve bu insanlar sayesinde umut, yıkıntıların arasında bile kendine bir yol bulur.

{ "vars": { "account": "UA-99020016-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }