10 Ocak sadece kutlama değil mücadelenin adıdır

Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Takvim yapraklarında belki küçük bir not gibi duruyor ama gazetecilik mesleğinin hafızasında oldukça büyük bir anlam taşıyor bu tarih. Çünkü 10 Ocak, gazetecilerin “çalışan” olduğunun resmen kabul edildiği, hak mücadelesinin sembol günlerinden biri.

10 Ocak 1961’e gitmek gerekiyor. 212 sayılı yasa ile gazetecilere ilk kez sosyal güvence, ücretli izin, fazla mesai ve tazminat gibi haklar tanındı. O dönem patronların büyük tepkisini çekti bu düzenleme. Hatta bazı gazete sahipleri gazetelerini kapatma yoluna gitti. İşte tam da bu noktada gazeteciler tarih yazdı. “Dokuz Patron Olayı” olarak hafızalara kazınan süreçte, gazeteciler kendi gazetelerini çıkararak mesleklerine ve haklarına sahip çıktı. O gün, gazeteciliğin yalnızca haber yazmak değil, aynı zamanda onur ve dayanışma mesleği olduğunu da gösterdi. Bu yüzden 10 Ocak, sadece bir kutlama günü değil; bir duruşun, bir mücadelenin adıdır.

Ancak bu kazanımlar uzun soluklu olamadı. 12 Mart 1971 askeri müdahalesinin ardından, gazetecilerin elde ettiği birçok hak geri alındı. Basın üzerindeki baskılar arttı, sansür genişledi, gazetecilik yeniden zor bir yola sokuldu. O günden bugüne de bu meslek, neredeyse her dönemde farklı biçimlerde baskı ve kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı. Değişen sadece yöntemler oldu; sorunlar çoğu zaman aynı kaldı.

Bugün ise bambaşka bir çağdayız. Sosyal medyanın hayatın merkezine oturduğu, dijitalleşmenin hız kazandığı, yapay zekânın haber üretim süreçlerine dahi dahil olduğu bir dönemdeyiz. Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı belki ama doğru bilgiye ulaşmak da hiç bu kadar zor olmamıştı. Dezenformasyon, yalan haber ve manipülasyon, birkaç saniyede milyonlara ulaşabiliyor. Bir başlık, bir görsel ya da bağlamından koparılmış bir cümle, toplumun tamamını etkileyebiliyor.

İşte tam da bu nedenle, gazetecilik ilkelerine bağlı, etik değerleri önceleyen, doğrulamadan haber yapmayan gazetecilere her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Gazetecilik; tıklanma uğruna gerçeği eğip bükmek değil, hız uğruna doğruluktan vazgeçmek hiç değildir. Gazetecilik; kamuoyunun doğru bilgi alma hakkını savunmaktır. Kimden gelirse gelsin yanlışa “yanlış” diyebilmektir. Gücün değil, gerçeğin yanında durabilmektir.

Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlarken, sadece mesleğimizi değil, bu mesleğin sorumluluğunu da hatırlamak gerekiyor. Zor şartlarda, düşük ücretlerle, baskılarla, tehditlerle işini yapmaya çalışan binlerce meslektaşımız var. Ama tüm bu zorluklara rağmen kalemini satmayan, vicdanını kaybetmeyen gazeteciler de var. Umut da tam olarak burada filizleniyor.

10 Ocak; hatırlamak, yüzleşmek ve yeniden söz vermek için bir gün. Gerçeğin peşinden gitmekten vazgeçmeyeceğimize, bu mesleğin itibarını korumak için mücadele etmeye devam edeceğimize dair bir söz.

Tüm meslektaşlarımın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun.