10.05.2017, 10:25

ÜŞÜYECEKSİNİZ

Geçtiğimiz hafta Leonardo DiCaprio ve bir türlü Oscar alamamasından bahsetmiştim. Bu hafta da ona bir kez daha adaylık getiren film The Revenant hakkında bir kaç kelam edeyim. Öncelikle Hugh Glass’ın gerçek yaşam öyküsünün beyazperdeye aktarıldığını belirtelim. Yani film de bu da olur mu yahu çok abartmışlar dediğiniz şeyler gerçekten olmuş. Konusuna değinecek olursak: Hugh Glass kürkleri için hayvanları avlayan bir kuruluş için çalışan deneyimli bir tuzakçıdır. Fakat avlandıkları bölgelerde kendilerinden başka hem yerli Kızılderililer hem de Fransız birlikleri kol gezmektedir. Bir av ertesinde bir boz ayı tarafından ölümcül bir biçimde yaralanan Glass’ı, yavaşlamamak adına ekibi ölüme terk eder. Kızılderili oğlu ve ekipten iki kişi daha bu ölüm nöbetinde Hugh Glass’ın başında bekleyeceklerdir. Ancak sonrasında “olaylar gelişir”(kullanmayı en çok sevdiğim laflardan biridir bu). Filmin başında geçen yıl Oscar Ödüllerini sallayan yönetmen Alejandro González Iñárritu var. Başrolü Leonardo DiCaprio, kötü adamı ise Tom Hardy oynuyor. Bu isimlerden yola çıkarak dahi tahmin edebileceğimiz üzere film belli bir kalibrenin üzerinde. Yaratılan atmosfer çok iyi hatta filmin o soğuk ve karlı havası seyirciye öyle bir geçiyor ki izlerken üzerinize bir battaniye örtmek isteyeceksiniz. Filmi izleyip üşümediğini söyleyen bir kişiye dahi rastlamadım. Ayı ile mücadele sahnesi -sürprizbozan olduğunu düşünmüyorum çünkü filmin fragmanında gösteriliyor- ise sanki gerçek bir ayıyla çekilmiş kadar gerçek. Ancak filmin eksi yönü yok mu? Tabii ki var. Hugh Glass’ın hikayesinin önemli bir parçası olan yarı Pagan yarı Hristiyan ruh halinin filme çok iyi yansıtılamadığını söyleyebilirim. Bu çıkarımları yaptığımız bir kaç düş sahnesi var ama oldukça havada kalıyor. Ayrıca dönem hakkında hiç bir bilgi edinemiyoruz Kızılderililerin beyaz adam ile ilgili söylemlerinin üzerinde durulmuyor ve hemen geçiliyor. Ne kabileler arası mücadeleyi ne de koloniler arası mücadeleyi yeterince seyretmiyoruz. Ancak film senaryo bakımından yaşadığı bu derinleşememe durumunu kamera ile kapatıyor ve seyirci kendini bembeyaz bir görsel şölenin içinde buluyor. Tek plan sahnelerin enfesliği hakkında ise konuşmaya gerek yok çünkü Iñárritu’nun bu işte ne kadar iyi olduğunu biliyoruz.(bkz: Bridman) Oyunculuklara gelecek olursak Tom Hardy’nin oyuculuğu enfes. Bir belgesel yahut ropörtaj izlesek ancak bu kadar olurdu diyorum. Tom Hardy’nin kesinlikle Oscar adayı olacağını söyledim ve oldu. Bunu söylediğimi her fırsatta belirttim, yine belirteyim. (benim için 2016’nın ilk başarısı ve evet küçük başarıların adamıyım ben) Leonardo DiCaprio için ise gerçekten söylenecek fazla bir şey yok. Uzunca bir kısmı diyalogsuz geçen bir filmde “One Man Show” işinin altından gerçekten fazlasıyla kalkıyor ve ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu tüm sinema severlere kanıtlıyor. Mutlaka görmeniz gereken bir film olduğunu üzerine basa basa söylüyorum. The Revenant’ı kaçırmayın! İyi haftalar, iyi seyirler!

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.