10.05.2017, 09:38

Tatilin dayanılmaz cazibesi

Henüz daha 9 günlük Ramazan Bayramı’nın tatlı rehavetini atlatamamıştık ki, yeni bir müjde daha geldi. Önce Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı’nın, ardından da Başbakan Binali Yıldırım’ın kamuoyuna duyurduğu müjde Kurban Bayramı ile ilgiliydi, üstelik o tatil de 9 günlük süreyi kapsıyordu. Eyvallah… Tabii ki, aldık kabul ettik. Tatil bu; hiç hayır denir mi? Her ne kadar, askerlik başta olmak üzere bazı kamu görevi alanlarının yan gelip yatma yerleri olmadığını çok iyi bilsek de; yeter ki tatil müjdesi gelsin. Hep birlikte havada kaparız evelallah… Yanlış anlaşılmasın; Yan gelip yatmaya elbette ki karşıyız. Ama gel keyfim gel yapmayı sevmediğimizi de kimse söyleyemez. Geride bıraktığımız bayram tatilinin sadece havaalanı bilançosuna bakar mısınız? Açıklamalardan anlıyoruz ki, havaalanlarında tüm zamanların rekoru kırılmış. İstanbul Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanları’nda yalnızca bayramın son günü toplam 2 bin 228 iniş ve kalkış gerçekleştirilmiş. Aynı gün uçan yolcu sayısı ise 233 bin 542 olmuş. Tatilin son günü olan 10 Temmuz Pazar gününde Atatürk Havalimanı’nda iniş ve kalkış olmak üzere toplam bin 443 uçak uçuş gerçekleşmiş. Bu rakamlarla bir gün içerisinde gerçekleşen iniş ve kalkışlarda en yüksek istatistiğe ulaşılarak uçuş rekoru kırılmış. Buna göre aynı gün seyahat eden yolcuların sayısı ise 142 bin 2 olarak gerçekleşmiş. Bu arada Sabiha Gökçen Havalimanı’nda da Atatürk Havalimanı’nda olduğu gibi tüm zamanların rekoru kırılmış. Toplam 785 uçak tatilin son günü olan pazar gününde iniş ve kalkış gerçekleştirirken, bir günde uçan yolcu sayısı ise 91 bin 540 olmuş. Bu rakamlar sadece İstanbul’u kapsıyor; Ankara, İzmir ve Antalya olmak üzere diğer şehirlerin havalimanlarındaki durumu da varın siz hesaplayın. Bütün bunların yanına ful çeken otogarları, dolup taşan karayollarını koyalım, üstüne de kapalı gişe oynayan otelleri, iğne atsan yere düşmeyen plajları ekleyelim; yediden yetmişe nasıl tatilsever bir toplum olduğumuzu çok daha net görebiliriz… Son yıllarda, iyiden iyiye tüketim ekonomisine bağımlı hale geldiğimizi ve asıl önemlisi de üretken bir ülke kimliğinden uzaklaşmakta olduğumuzu iddia edenler var biliyorsunuz. Bunda tatilseverliğin etkisi var mıdır yok mudur bilinmez ama en azından araştırmaya değer bir haleti ruhiye ile karşı karşıyayız diye düşünmek lazım… Üstelik sadece tatil bilançolarını baz almak da yetmez kanımızca. Normal iş günlerinde dolup taşan kahvehaneler, neredeyse oturacak yer bulunamayan cafeler, restoranlar, parklar ve bahçeleri de mutlaka hesaba katmak lazım. Ha bu noktada; “Aylarca, yıllarca zaten üç otuza çalışıp ter döken insanlarız, tatil de mi yapmayalım” diyenler ile “İş var da biz mi çalışmadık?” şeklinde eleştiri getirebilecek olanları, kesinlikle tenzih etmek gerektiğinin de altını çizmeyi unutmayalım. Hadi gelin tatilseverlere seslenerek bitirelim: “Bayram bitti, tatil gitti” diye sakın ola üzülmeyin. Şunun şurasında Kurban’a ne kaldı ki? “Bekle bizi 9 günlük yeni tatil!” deyip şimdiden iple çekmeye bakın…

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.