10.05.2017, 09:41

Şimdi sorumluluk zamanı…

Şimdi sorumluluk zamanı… Kabul edelim ki; Memlekette pek iç açıcı bir tablo yok. Özellikle; toplumu germeye yönelik gelişmelerin biri bitmeden diğeri başlıyor. Kesin olan şu: Gerilimden nemalananlar var ve bu ülkeye huzur ve sükunun gelmemesi için ellerinden ne gelirse yapıyorlar. Zaten başımızın bir türlü dertten kurtulmaması da bu yüzden. Açıkçası işimiz zor görünüyor. Her şeye rağmen şunu söyleyelim: Korkuya, endişeye veya umutsuzluğa kapılmak, sürekli gerilim isteyenlerin oyununa gelmek olur. Son günlerdeki olayların madem ki gerçek amacı belli; O halde yüreği bu ülkenin topyekun selameti açısından çarpanların, o amaca hizmet edenlerin ekmeğine yağ sürecek bir tavır içerisine girmemesi gerekiyor. O nedenle de yapılması gerekenler belli: Her zamankinden daha fazla birlik-beraberlik ruhunun gerekliliğine inanacağız. Nerede, ne şekilde hangi olay yaşanırsa yaşansın, eğer bu ülke halkına zarar veren bir nitelik taşıyorsa, asla tasvip etmeyeceğiz, tam tersine bunların karşısında olacağız, olmaya da devam edeceğiz. Korkmayacağız, yılmayacağız, aynı şekilde neyle karşılaşırsak karşılaşalım umutsuzluğa da kapılmayacağız. En önemlisi de; toplumsal gerginliği ortadan kaldıracak türde sivil inisiyatifler geliştireceğiz. Doğusuyla, batısıyla, güneyiyle, kuzeyiyle bu ülkenin dört bir yanında aynı kaderi paylaşarak yaşayan vatandaşlarımızı birleştirici, bütünleştirici ve kaynaştırıcı çabaların içinde olacağız. Kısacası kollarımızı sosyal sorumluluk kapsamında sıvayacağız, toplumsal sıkıntıların söz konusu olduğu noktalarda devreye gireceğiz. İşte bu yöndeki çalışmalarla tüm Türkiye’ye örnek olacağız. Bunun başka yolu da yok gibi görünüyor. Kurumlar, kuruluşlar, meslek örgütleri, akademik odalar ve tüm sivil toplum kuruluşları, durumdan vazife çıkarmak durumundalar. Ülkemizde barış ve kardeşlik rüzgarının etkili biçimde esmesini samimi biçimde esmesini isteyenlerin, yol yakınken bu konuda öncülük görevlerini yerine getirmeleri gerekiyor. Bütün bunlar bir önce hayata geçirilmeye başlanmalı ki; Kardeş kavgasından medet umanların beklentileri gerçekleşmesin… Meramımızı şöyle toparlayalım: Tribünde seyirci olmaktan, ‘bakalım bu işlerin sonu nereye varacak’ diye beklemekten veya ‘aman etliye-sütlüye karışmayalım’ mantığı ile hareket etme kolaycılığından vazgeçmeliyiz. Tam tersine; Kavgasız/gürültüsüz/çatışmasız ve de gerilimsiz bir Türkiye için hepimiz sorumluluk üstlenmeliyiz. Üstelik de, bunu hemen bugünden başlayarak yapmalıyız. Aksi halde; Görüyoruz ki, yarın çok geç olacak.

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@