<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eskişehir Haberleri</title>
    <link>https://www.milliirade.com</link>
    <description>Eskişehir Milli İrade Gazetesi, en Kapsamlı Bölgesel Haber Sitesi. Eskişehir Haberleri, son dakika Eskişehir haberleri, Eskişehirspor haberleri, Eskişehir yerel haberler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.milliirade.com/rss/soylesi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 01 May 2026 13:44:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/rss/soylesi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Emine Erdoğan: "Türkiye barışın aileden geçtiğine inanıyor."]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/emine-erdogan-turkiye-barisin-aileden-gectigine-inaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/emine-erdogan-turkiye-barisin-aileden-gectigine-inaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emine Erdoğan, ailenin yalnızca toplumun temel birimi değil, aynı zamanda sürdürülebilir sosyal, ekonomik, kültürel kalkınmanın da temel unsuru olduğunu söyledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font dir="auto"><font dir="auto">Emine Erdoğan, Türkiye'nin barış, adalet ve ortak refaha giden yolun aileden geçtiğine inandığını söyledi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Erdoğan, Türkiye'nin sosyal medya platformu NSosyal'de yaptığı açıklamada, ailenin yalnızca toplumun temel birimi değil, aynı zamanda sürdürülebilir sosyal, ekonomik ve kültürel kalkınmanın da temel unsuru olduğunu belirterek, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu etkinlikleri kapsamında bu hafta New York'ta düzenlenen "Birlikte Daha İyi: Ailede Kök Salmış Küresel Dayanışma" programına katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Programda aileyi korumak ve güçlendirmek için 'ortak çalışma alanlarımız' üzerinde durulduğunu söyledi.</font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Erdoğan, "Aile merkezli yaklaşımların uluslararası iş birliğini nasıl güçlendirebileceğini, toplumsal istikrara nasıl katkı sağlayabileceğini ve yerelden küresele dönüştürücü bir güç olarak nasıl hizmet edebileceğini ele aldık" dedi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Ailenin değerlerin taşıyıcısı, çocuklarımız için en güvenli sığınak ve insanlığın geleceği olduğunu vurgulayan Bakan Yardımcısı, krizlerin, çatışmaların ve felaketlerin gölgesinde "Bize yol gösteren gerçek, dayanışmanın ailede başladığıdır" dedi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Erdoğan, "Aileyi ne kadar koruyabilirsek, daha adil, daha huzurlu, daha müreffeh bir dünyayı o kadar inşa edebiliriz" dedi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Bu doğrultuda dile getirilen her görüş ve önerinin, aile kurumunu korumak adına küresel adımlara ilham vereceğine olan inancını dile getirdi.</font></font></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/emine-erdogan-turkiye-barisin-aileden-gectigine-inaniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Sep 2025 16:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2025/09/thumbs-b-c-751d6bec5b22df697191d952ffa9fddb.jpg" type="image/jpeg" length="48403"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Sürdürülebilirlik nedir?” Söyleşisi düzenlenecek]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/surdurulebilirlik-nedir-soylesisi-duzenlenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/surdurulebilirlik-nedir-soylesisi-duzenlenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tepebaşı Belediyesi sürdürülebilirlik alanında gerçekleştirilen çalışmalara destek vermeyi sürdürüyor. Bu kapsamda Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrencileri tarafından hazırlanan Ekohareket Projesi kapsamında “Sürdürülebilirlik Nedir?” söyleşisi düzenlenecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrencileri tarafından hazırlanan Ekohareket Projesi kapsamında “Sürdürülebilirlik Nedir?” söyleşisi Tepebaşı Belediyesi paydaşlığında gerçekleştirilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sürdürülebilirlik kavramını daha geniş kitlelere tanıtmayı, bu alandaki farkındalığı artırmayı ve katılımcıları sürdürülebilir yaşam pratiğini benimsemeye teşvik etmeyi amacıyla düzenlenecek söyleşi, 24 Şubat Pazartesi günü saat 10.30-13.15 saatleri arasında Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda gerçekleştirilecek.</p>

<p>Söyleşide, Tepebaşı Belediyesi Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Nezih Orhon ve Tepebaşı Belediyesi Sürdürülebilirlik Koordinatörü Başak Demiray konuşmacı olarak yer alacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/surdurulebilirlik-nedir-soylesisi-duzenlenecek</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Feb 2025 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2025/02/surdurulebilirlik-nedir-soylesisi-duzenlenecek.png" type="image/jpeg" length="92220"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ümit Alan Ve Tuna Kiremitçi Eskişehirlilerle Buluşacak]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/umit-alan-ve-tuna-kiremitci-eskisehirlilerle-bulusacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/umit-alan-ve-tuna-kiremitci-eskisehirlilerle-bulusacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazar- iletişimci Ümit Alan ve yazar, şair, müzisyen Tuna Kiremitçi Eskişehirlilerle buluşacak. “Eskişehir’de Büyümek, Eskişehir’i Özlemek!” başlıklı söyleşiye konuşmacı olarak katılacak Eskişehirli Ümit Alan ve Tuna Kiremitçi, Eskişehir ile ilgili düşüncelerini katılımcılarla paylaşacaklar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir’de doğup büyüyen Türkiye’nin iki değerli ismi Eskişehirlilerle buluşacak. Yazar-iletişimci Ümit Alan ve yazar, şair, müzisyen Tuna Kiremitçi, 22 Şubat Cumartesi günü saat 16.00’da Haller Gençlik Merkezi Frigya Salonu’nda düzenlenecek söyleşiye katılacak. “Eskişehir’de Büyümek, Eskişehir’i Özlemek!” başlığıyla düzenlenecek söyleşinin ardından müzik dinletisi gerçekleştirilecek. Tuna Kiremitçi sevilen şarkılarını Eskişehirliler için seslendirecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/umit-alan-ve-tuna-kiremitci-eskisehirlilerle-bulusacak</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Feb 2025 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2025/02/umit-alan-ve-tuna-kiremitci-eskisehirlilerle-bulusacak.png" type="image/jpeg" length="97796"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir yaz aylarında yoğun turist ağırlıyor]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/eskisehir-yaz-aylarinda-yogun-turist-agirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/eskisehir-yaz-aylarinda-yogun-turist-agirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu haftaki konuğum Eskişehir’e geldiğinden bu yana turizm konusunda başarılı çalışmalarını sürdüren Eskişehir Turizm Birliği Başkanı ve Rota Group Hotels İcra Kurulu Başkanı Deniz Demir. Demir ile Eskişehir’in turizmini, özellikle de termal ve sağlık turizmini konuştuk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="Deniz Demir" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/02/deniz-demir.jpg" width="500" /></p>

<p><strong>DENİZ DEMİR KİMDİR?</strong></p>

<p>Konya’nın Seydişehir’e bağlı Ortakaraören kasabasında 17 Ağustos 1979 tarihinde dünyaya geldim. İlk, orta ve lise tahsilimi Konya'da, üniversite tahsilimi Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi'ni bitirerek tamamladım. Ancak üniversite öncesinde de otellerde bellboyluk, komilik garsonluk yaparak deneyimlerim oldu. Profesyonel hayattaki ilk deneyimim Özkaymak Holding bünyesinde bulunan Özkaymak otellerinde muhasebe ve finans müdürü olarak başlangıç sayabiliriz.&nbsp;<br />
Sonra Joy Pegasus otelleri direktör yardımcılığı, Aska Grup Otel’de müdürlük,&nbsp;<br />
Anemon Ankara Otel müdürlüğü, Abacı Konak Otel Otel müdürlüğü, Selçuk Otelleri Konya Genel Müdürlüğü, Madame Tadia Otel Genel Müdürlüğü, Radisson Eskişehir Otelleri CEO'luğu ve son olarak kendi markamız olan Rota Business Hotels ile devam ediyorum.<br />
Eskişehir Odunpazarı Turizm Otelciler Derneği kurucu başkanı, Türkiye Otel Yöneticileri Derneği İç Anadolu Bölge Başkan Yardımcılığı, gibi görevlerde bulundum.&nbsp;<br />
Halen Eskişehir Turizm Birliği başkanlığını yürütüyor, ayrıca çeşitli STK’larda da görev aldı.</p>

<p><img alt="Termal Turizme Gereken Önem Verilmeli" class="detail-photo img-fluid" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/02/termal-turizme-gereken-onem-verilmeli.jpg" / width="519" height="281"></p>

<p><strong>ESKİŞEHİR’DE TERMAL TURİZM&nbsp;</strong></p>

<p>Eskişehir esasında termal turizm konusunda geçmiş yıllarda Bursa ile beraber anılan bir şehirdi, ancak yatırımların bu anlamda şekillenmemesi ve bu hususun özellikle Afyonkarahisar bölgesi otellerinde toplanması ile termal turizm merkezi Afyonkarahisar olmuştur. Bu sadece Türkiye'de değil tüm dünyada Afyonkarahisar bu özelliği ile ön plana çıkmıştır.&nbsp;<br />
Eskişehir’de 100’den fazla otel bulunmasına rağmen, yalnızca 2-3 tanesinde termal altyapı mevcut. Bu tür yatırımlar büyük maliyetler gerektiriyor ve bireysel çabalarla değil, valilik, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle mümkün olabilir. Şehirde turizmi yılın 12 ayına yaymak istiyorsak, topyekûn bir hareket başlatmamız şart<br />
Eskişehir olarak özellikle Kızılinler bölgesinde ciddi termal kaynaklar mevcut olup bu kaynakların teşvik kanunu ile yatırımcılarla buluşması sağlanırsa Eskişehir'de alternatif bir termal turizm merkezi haline gelebilir.</p>

<p><strong>SAĞLIK TURİZMİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?&nbsp;</strong></p>

<p>Sağlık turizmi konusunda maalesef potansiyelimizi tam anlamıyla değerlendiremiyoruz. Eskişehir, termal turizmin ilk başladığı şehirlerden biri olmasına rağmen, bu alandaki fırsatlar yeterince kullanılamadı. Hamamyolu bölgesi, geçmişte termal suyun Porsuk Çayı gibi şehrin içinden geçtiği bir yerdi ancak bu altyapı yeterince korunamadı.<br />
Sağlık turizmi geniş kapsamlı ele alınması gereken bir husus olup bu konuyu farklı açılardan ele almak gerekmektedir. Dünyada bu işi yapan akredite sağlık acentaları mevcut olup, onların şehre getirilip dolaştırılması, şehrin tanıtılması, potansiyelimizin gösterilmesi gerekmektedir. Özellikle sağlık turizmi alanında son yıllarda saç ekimi ve estetik operasyonlar ön plana çıkmakta olup bu pastanın büyük çoğunluğunu İstanbul ve oradaki tesisler paylaşmaktadır.<br />
Ayrıca termal, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezleri çoğalmalı bu anlamda altyapısı tamamlandıktan sonra Eskişehir sağlık turizminde ön plana çıkabilecektir.</p>

<p><img alt="Müzeler De En Çok Ziyaret Edilen Yerlerin Başında Geliyor" class="detail-photo img-fluid" height="297" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/02/muzeler-de-en-cok-ziyaret-edilen-yerlerin-basinda-geliyor.jpg" width="500" /></p>

<p><strong>YERLİ VE YABANCI TURİST ARTIŞI&nbsp;</strong></p>

<p>Özellikle son dönemde Rus Bulgar kafilelerinde şehre geldiği görülmektedir. Mevcut bu pazarları genişletmemiz için özellikle fuarlarda ciddi gayret sarf ediyoruz. Eskişehir'in tanıtımı için elimizden gelen her türlü gayreti gösteriyoruz yeni bir pazar olan Kore şu an gündemimizde.&nbsp;<br />
İç pazarda da komşu iller haricinde özellikle Karadeniz ve Akdeniz çanağından Eskişehir'e ciddi ilgi ve talep mevcut olup bunu korumaya gayret ediyoruz.<br />
Eskişehir'in yaz aylarında yoğun turist ağırladığını görüyoruz. Şehrin kültürel ve eğlence dolu yapısı, Porsuk Çayı, parkları, Odunpazarı bölgesi ve müzeleri şehri, turistler için cazip birer ziyaret noktası haline getiriyor. Eskişehir’in güçlü yanları arasında kültürel ve sanatsal etkinliklerin yoğunluğu bulunuyor. Şehirde 25-30 özel tiyatro faaliyet gösteriyor, konserler ve festivaller düzenleniyor. Özellikle Odunpazarı bölgesi, sanatçıların ve televizyon programlarının ilgisini çekiyor. Yılmaz Büyükerşen ve ilgili belediyelerin bu alandaki çalışmaları şehre önemli bir katma değer sağladı. Ancak kış aylarında, iklim şartlarının zorluğu nedeniyle şehir aynı turist potansiyeline ulaşamıyor. Kış turizmine yönelik çalışmalar yapılmasına rağmen, Bolu, Bursa, Uludağ gibi destinasyonlarla rekabet etmekte zorlanıyoruz. Bu nedenle kışın Eskişehir, daha çok iş amaçlı gelenlerin oluşturduğu bir ekonomik değerle sınırlı kalıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Eskişehir Son Yıllarda Turist Akınına Uğruyor" class="detail-photo img-fluid" height="290" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/02/eskisehir-son-yillarda-turist-akinina-ugruyor.jpg" width="500" /></p>

<p><strong>TURİZM İŞBİRLİĞİ KONUSUNDA DÜŞÜNCELERİNİZ&nbsp;</strong></p>

<p>Eskişehir Turizm Birliği olarak Eskişehir'deki tüm oteller acentalar transfer şirketleri İl Kültür Turizm Müdürlüğü, belediyelerin ilgili turizm müdürlükleri ile sürekli dirsek temasındayız.&nbsp;<br />
Şehri ilgilendiren sıcak bir gündem olduğunda kendi yayın kanallarımızda hemen bilgi akışını sağlamaktayız.&nbsp;<br />
Bazı dönemlerde şehrimizi ve turizmi ilgilenen konularda bir araya gelip toplantılar düzenliyoruz.<br />
Kışın turizmi canlandırmak ve ekonomik sorunlara çözüm bulmak için sadece mevcut imkanlarla yetinmek yeterli değil. Sağlık turizmine yapılacak yatırımlar, termal su kaynaklarının değerlendirilmesi ve şehrin tüm dinamiklerinin iş birliği içinde hareket etmesi gerekiyor. Bu süreçte, hem turistlerin hem de yerel halkın daha iyi koşullarda faydalanabileceği bir altyapı sağlamak için hep birlikte çalışmalıyız.</p>

<p><strong>ESKİŞEHİR DEYİNCE</strong></p>

<p>Eskişehir denince önce kültür sanat şehri tam bir Avrupa kenti.<img alt="En Çok Ziyaret Edilen Mekanlar Arasında Masal Şato Su Bulunuyor" class="detail-photo img-fluid" height="387" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/02/en-cok-ziyaret-edilen-mekanlar-arasinda-masal-sato-su-bulunuyor.jpg" width="600" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Bülent  Özyazıcı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/eskisehir-yaz-aylarinda-yogun-turist-agirliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Feb 2025 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2025/02/soylesi-4.jpg" type="image/jpeg" length="75013"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adliyelerdeki güvenli alanlar Adli Görüşme Odaları (AGO)]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/adliyelerdeki-guvenli-alanlar-adli-gorusme-odalari-ago</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/adliyelerdeki-guvenli-alanlar-adli-gorusme-odalari-ago" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu haftaki konuğum Uzman Psikolog, Adli Görüşmeci Aslı Alpay. Alpay ile Adliyelerde mağdurların özel ortamlarda, uzman aracılığıyla şüpheli ve sanıklar ile yüz yüze gelmeden beyanına başvurulmasına olanak sağlayan Adli Görüşme Odaları hakkında konuştuk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="C1725132 C9D7 402F A650 22Ea7D7F185F" class="detail-photo img-fluid" height="378" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/c1725132-c9d7-402f-a650-22ea7d7f185f.jpg" width="505" /></p>

<p><strong>ASLI ALPAY KİMDİR?</strong></p>

<p>1984 yılında Eskişehir’de dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi’nde psikoloji bölümünü okudum, yüksek lisansımı yine Ankara Üniversitesi’nde yüksek psikoloji alanında yaptım. 17 yıldır Adalet Bakanlığı bünyesinde psikolog olarak çalışıyorum 2017 yılından itibaren de Adli Görüşme Odaları’nda Adli Görüşmeci olarak görev yapmaktayım. İki çocuk annesiyim, onun dışında 10 yıldır da Eskişehir’de yaşamaktayım.</p>

<p><strong>KIRILGAN GRUPLARIN ADALETE ERİŞİMİ</strong></p>

<p>Başta çocuklar olmak üzere, tüm kırılgan grupların adalete erişiminin güçlendirilmesi ve ikincil örselenmelerin engellenmesiyle birlikte maddi hakikatin ortaya çıkabilmesi için ifade, beyan işlemlerinin mağdurların mevcut fiziksel zihinsel ve psikolojik durumlarına uygun özel ortamlarda yürütülmesi gerekmektedir.&nbsp;<br />
Adliyelerde mağdurların özel ortamlarda, uzman aracılığıyla şüpheli ve sanıklar ile yüz yüze gelmeden beyanına başvurulmasına olanak sağlayan adli görüşme odaları mağdur odaklı uygulamaların başında gelmektedir.<br />
Son zamanlarda flört şiddeti, evlilik tecavüzü, yaşlı istismarı, ısrarlı takip vakaları sık karşılaşılan, farkındalık kazanılan şiddet türleridir. Görülen şu ki; suçtan daha fazla etkilenme potansiyeline sahip olan kırılgan grup dediğimiz grupların kendi evlerinde mağdur edilme ihtimalleri, örneğin Eskişehir’de tehlikeli bulunan bir kuyubaşı semt yerleşkesinden daha fazladır. Kapalı kapılar ardında gerçekleşen bu olayı, zaten savunmasız olan mağdurlar her zaman rahatlıkla dile getiremeyebilir. Bu nedenle çoğu istismar olayının fark edilip rapor edilmesi kolay olmamaktadır. &nbsp;<br />
Bizler; &nbsp;Eskişehir Cumhuriyet başsavcılığına bağlı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü olarak bu nedenlerle 2017 yılından itibaren işlerlik kazanan AGO dediğimiz adli görüşme odalarında, kimi zaman tanıklara kimi zamanda da suç mağdurlarına yönelik hizmet vermekteyiz.<br />
AGO’larda adli görüşmeler hakim, savcı gözetiminde uzmanlar tarafından yapılmaktadır. Uzman tarafından yapılan adli görüşme, bilginin adli yetkililerce edinilmesini sağlamak amacı taşımaktadır. AGO`da görevlendirilen uzman, bir yandan mağdurun süreçten olumsuz etkilenmesinin önlenmesini ve korunma ihtiyacının belirlenmesini sağlarken, diğer yandan adli görüşmenin kaliteli, amacına uygun ve güvenilir olmasını sağlamaktadır.&nbsp;<br />
Adli görüşmenin amacına uygun yürütülebilmesi için uzmanın bu görüşmeyi gerçekleştirebilecek alt yapıya sahip olması kadar bu süreçte yer alan tüm adli yetkililerin bir “ekip” olarak çalışabilmeleri büyük önem arz etmektedir.</p>

<p><img alt="Bekleme Odası" class="detail-photo img-fluid" height="539" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/bekleme-odasi.jpg" width="720" /></p>

<p><strong>ADLİ GÖRÜŞME ODALARI NEDİR?</strong></p>

<p>Adli sistem içerisinde çocuklar ve kırılgan gruplar ile yapılan görüşmelerin sıklıkla tekrarlayıcı olması, adli süreçte tarafların karşı karşıya gelmek zorunda kalması mağdurun yeniden örselenmesine neden olmaktadır. İkincil örselenmenin önüne geçilmesi için; kişi ve grupların birden çok kez ifade vermelerini engelleyecek, karşı karşıya gelmelerinin sakıncalı olduğu kişilerden uzak durmalarını sağlayacak, iyilik hallerini ve ihtiyaçlarını gözeterek adli sürecin olumsuz etkilerinden korunmalarını sağlayacak ‘özel ortamların’ oluşturulması amacıyla adliye içerisindeki güvenli alanlar olarak tanımlanan Adli Görüşme Odaları (AGO) oluşturulmuştur.</p>

<p><strong>ADLİ GÖRÜŞME ODALARININ TEMEL HEDEFİ NEDİR?</strong></p>

<p>AGO’ların temel hedefi, bir yandan çocuk ve diğer kırılgan gruplardan olan mağdurun adli süreçte korunmasını sağlamak, diğer yandan adli sistem içerisinde bazı suçlar bakımından tek delil niteliğinde olan ifade ve beyanın kalitesini yükselterek maddi gerçeğe ulaşmayı kolaylaştıracak bir olanak sunmaktadır.</p>

<p><strong>ADLİ GÖRÜŞME ODALARININ YAPISI VE BÖLÜMLERİNDEN BAHSEDER MİSİNİZ?</strong></p>

<p>AGO, en az üç bölümden oluşur. Bu bölümler sırasıyla: Bekleme Odası, Görüşme Odası ve Gözlem Odası’dır Her üç oda bakımından da dikkat edilmesi gereken standartlar vardır. &nbsp;Adli görüşme odasının; görüşme odası, bekleme odası ve gözlem odası olmak üzere en az üç bölümden oluşması ve bölümlerin yan yana veya yakın bir konumda olması, Adli görüşme odasının, kurulduğu binanın sessiz bir yerinde konumlandırılması, girişinin mümkünse ayrı bir kapıdan yapılması ve sınırlı erişim düzenlemelerine uygun olarak yapılandırılması. &nbsp;Bölümlerin birbirinden duvar veya modüler sistemle ayrılması ve ses yalıtımına yönelik tedbirlerin alınması, &nbsp;Bölümlerin içinde yer alan mobilyaların bölümün amacına uygun ve farklı yaş grubundaki kişilerin rahatlıkla kullanabileceği şekilde seçilmesi gibi…</p>

<p><img alt="Gözlem Odası" class="detail-photo img-fluid" height="447" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/gozlem-odasi.jpg" width="596" /></p>

<p><strong>ADLİ GÖRÜŞME ODALARINDA GÖRÜŞMELER KİMLER TARAFINDAN YAPILIR?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adli Görüşme Odalarında Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri bünyesinde çalışan, psikolog, sosyal hizmet uzmanları, pedagoglar adli görüşmeci olarak görev almaktadır. Bu birimde çalışan uzman; Görüşme öncesinde görüşme yapılacak kişiyi ve gerekli hallerde ailesini görüşmeye hazırlamak ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamaktadır. Mahkemeler veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından koordinatöre yönlendirilen dosyalardaki görüşme yapılacak kişilerle uygun şekilde adli görüşmeleri yapmak. &nbsp;Adli görüşme sırasında hâkim, Cumhuriyet savcısı, müdafi, vekil veya diğer ilgililerce ses sistemi kullanılarak iletilen soruları görüşme yapılan kişiye uygun ve anlaşılabilir bir dille aktarmak ve rahat bir şekilde cevap vermesini sağlamak. &nbsp;Görüşme yapılan kişinin, korunma veya desteklenme ihtiyacı içinde bulunduğunun tespiti halinde, durumu ilgili kurum, kuruluş veya adli mercilere bildirmek. Görüşme sırasında dikkat çeken ve yargılama için gerekli olabilecek görüşme yapılan kişinin genel durumu, beden dili, sorulan sorulara verdiği farklı tepkiler gibi önemli konuları içeren “Adli Görüşme Raporu” nu kendisine verilen süre içinde mahkeme veya Cumhuriyet savcısına sunmaktadırlar.&nbsp;</p>

<p><strong>ESKİŞEHİR DEYİNCE</strong></p>

<p>Benim için belki Eskişehirli olduğum için de aidiyet demek.&nbsp;<br />
Cıvıl cıvıl bir şehir olması. Üniversite öğrencilerinin kıymetlendirmesi. Eskişehir bir umut demek. Eskişehir değişebilen, dönüşebilen, zaman zaman yara alabilen ama yaralarını da onarabilen bir şehir. Bu açıdan da çok kıymetli, kendine yeten, kendi özelliğini koruyabilen, uyum sağlayabilen, koşullara göre kendini yetiştirebilen çok kıymetli bir şehir.&nbsp;<br />
Ülkemizin göz bebeği.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Bülent  Özyazıcı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/adliyelerdeki-guvenli-alanlar-adli-gorusme-odalari-ago</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jan 2025 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2025/01/asli-alpay.jpg" type="image/jpeg" length="90792"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Toplumun ruhu sanatın soluğu ETOS]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/toplumun-ruhu-sanatin-solugu-etos</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/toplumun-ruhu-sanatin-solugu-etos" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu haftaki konuğum Eskişehir toplum ve Sanat Derneği yönetim kurulu başkanı Nihal Bağcı. Kendini Eskişehir’deki sanat çalışmalarına adamış, toplumun sorunlarını sanat yoluyla anlatmaya dillendirmeye çalışan bir aktivist. Eskişehir’in sanatını ve toplumsal sorunları konuştuk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="Nihal Bağcı" class="detail-photo img-fluid" height="495" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/nihal-bagci.jpg" width="367" /></p>

<p><strong>NİHAL BAĞCI KİMDİR?</strong></p>

<p>Eskişehir Toplum ve Sanat Derneği yönetim kurulu başkanıyım. Anadolu Üniversitesi İşletme bölümü yüksel lisansımı tamamladım. 2016 yılında ETOS’u kurduk, yönetiminde devam ediyorum, bir çok sivil toplum kuruluşunda gönüllü olarak yer aldım.</p>

<p><img alt="61A819Ad 88F6 46Cd Beca E3Ce0Ce5E8B8" class="detail-photo img-fluid" height="305" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/61a819ad-88f6-46cd-beca-e3ce0ce5e8b8.jpg" width="406" /></p>

<p><strong>ETOS NASIL KURULDU?</strong></p>

<p>Bir çok sivil toplum kuruluşunda bulundum, 30 yıldır bu konuda çalıştım, süreç içinde bazı eksiklikleri fark ettim. Şimdi STK’ların aslında ne kadar önemli olduğunu tüm dünyada özellikle Avrupa’da ne kadar önem verildiğini, birlik, beraberlik olduğunda ne kadar güçlü olduklarını görüyoruz. Bizler burada çok fazla STK bilincinin olmadığı düşüncesiyle ETOS’u kurmaya karar verdik, 14 arkadaş bir araya geldik ve kurduk. Bir de şehrimizde yapılın bir çok etkinlik var. Gerçekten bir kültür kenti, ama bunların amaçlarına tam olarak ulaşmadığını fark ettik, gereken yerlere ulaşmadığını fark ettik ve bir araya gelerek ETOS’u faaliyete geçirdik. O günden bu yana canla başla, hızımızı kaybetmeden çalışmalarımıza devam ediyoruz. Tüm STK’lar demokrasilerin olmazsa olmazlarından ve kamu oyunu aydınlatmak, bilgilendirmek, birlik beraberliği sağlamak, toplumsallık gibi işlevsel görevleri var, Biz de ETOS olarak toplumun ruhu sanatın soluğu ilkesinden hareketle yola çıktık ve toplumsal sorunları güncel konuları sanat yoluyla ifade ederek, hem farkındalık yarattık, hem de sorumluluk bilincini aşıladık, aynı zamanda da harekete geçirdik, böyle bir misyonla yolumuza devam ettik. &nbsp;Tabi bunu bir STK bilinciyle ve gelişmiş bir toplum bakış açısıyla yaparak, gerçekten özveriyle emek ve katkı vererek yaptık.&nbsp;<br />
Eğer siz çağdaş uygarlık düzeyinde sürdürülebilirliğinizi sağlamak istiyorsanız, aynı zamanda sanat ve estetiğe de önem vermek zorundasınız. Dolayısıyla hem üretici olursunuz, hem de özgürce düşünce ve bakış açısına sahip olursunuz. Yaratıcı olursunuz. ETOS olarak sanatın tüm dallarında &nbsp;ve üretimde bulunmak, üretenleri ve sanatçısı desteklemek, kültür ve sanatı yaşamımızın içine katarak, günlük yaşamımızda içselleştirmek, bunun yanında kişisel gelişim gibi amaçlar doğrultusunda çalışıyoruz.&nbsp;</p>

<p><img alt="Barış Terkoğlu Ile Kitap Fuarı Nda Söyleşi" class="detail-photo img-fluid" height="235" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/baris-terkoglu-ile-kitap-fuari-nda-soylesi.jpg" width="380" /></p>

<p><strong>2024 YILI DOLU DOLU GEÇTİ</strong></p>

<p>2024 yılı çok dolu dolu geçti. Yaptığımız etkinlikleri bir slayt haline getiriyoruz. O kadar çok şey yapmışız ki. Kurumsallaşmayı çok önemsiyoruz, bu nedenle önce çalışma grupları kurduk. Örneğin okuma kulübe var her hafta 15-20 arkadaşımız toplanıyor her türlü kitabi çok yönlü irdeliyorlar. Hem sanatsal, hem toplumsal hem de kişisel alanda bir gelişim sağlanıyor.<br />
Tabi kitap okuma alışkanlığı kazandırmayı söylemiyorum bile, bunun yanı sıra çocuk bilim kulübü var. Amacı çocuklarımızın bilimle aydınlanmasını istiyoruz. Bilim ve astroloji anlatıldı, üniversiteye götürdük, tanıtımlar yaptık. Bizim hedefimiz aslında çok geniş. Çocuklar, kadınlar, dezavantajlı gruplar var. Biz sadece sanat derneği değil toplum ve sanat derneğiyiz. Toplumsal konuları sanat yoluyla ifade etmeye gayret gösteriyoruz. Bunun yanı sıra el sanatları, tiyatro grubumuz var. Şu anda tiyatro grubumuz bir oyun hazırlıyorlar. Kadınlardan oluşan 25 kişilik bir ritm grubu var. Çok güzel şekilde çalışıyorlar, Çevre ve hayvan hakları çalışma grubu var. Çevre, iklim, enerji, tarım konularında çalışıyorlar. Stantlar açıyoruz, belediyelerin ve kurumların yaptıkları etkinliklere destek veriyoruz.<br />
Gezi ve kültür grubumuz geziler düzenliyor. Dernek içi kişisel eğitim çalışmalarımız var. Marka eğitiminden tutun bir çok eğitim veriliyor.&nbsp;<br />
Eğitime çok önem veriyoruz. Gülay kanatlı Ortaokulunda kendi yazar ve şairlerimizin kitaplarını okuyorlar ve söyleşi yapılıyor. Çocukları yazmaya ve okumaya teşvik ediyoruz, hayal gücünü arttırmayı amaçlıyoruz. Öykü yazmaya bile başladılar, bu projeler devam edecek, başka okullardan da talepler var genişleteceğiz.<br />
Çocuklarımız önemli bu projeleri yapıyoruz ama öncesinde gece-gündüz, çocuklara nasıl davranılması gerektiği, söylenen bir yanlış kelimenin çocukları yanlış yönlendireceği konusunda, tartışıyor ve çalışmasını yapıyoruz. Sonuçta gurur duyulacak çalışmalar ortaya çıkıyor. Gönüllülük en büyük sorumluluk.<br />
TUYAP Kitap Fuarında 9 gün boyunca sabahtan akşama kadar oradaydık. Bizim 10 şair ve yazarımız kitaplarını imzaladı. Öykü Atölyesi düzenledik, 8 kadınımız katıldı, sonradan öyküler yazdılar. Biz bunları ETOS Öykü Sokağı diye kitaplaştırdık. Fuarda kitaplarını imzaladılar. Bir dergi çıkarıyoruz, orada köşe yazıları yazıyorlar. Fuarda Barış Terkoğlu ile söyleşi yaptık. Emek ve Demokrasi diye söyleşi yapıldı. Şiir ve müzik yaptık, sanatçı tanıtımları yaptık. Şehrimizin değerlerini tanıtmayı görevimiz olarak düşünüyoruz. Sokak etkinlikleri yapıyoruz. Sergiler, tiyatrolar, önemli gün kutlamaları var. AB projeleri konusunda çalışıyoruz. Çeşitli kurum ve kuruluşlarla etkinlikler yapıyoruz. Tepebaşı Belediyesinin sürdürülebilir kalkınma projesine katıldık. Birbirimize destek oluyoruz.<br />
Yunus Emre ile ilgili bir çalışmamız var. Şiir Yarışması yaptık. Türkiye’nin her yerinden öyle çok şiirler geliyor ki. Buraya gelen yarışmacılar bir çok ödül aldık ama Eskişehir’de yapılan ödül töreni gibisini görmedik dediler.</p>

<p><img alt="Nihal Bağcı Ve Etos Üyeleri Bir Etkinlikte" class="detail-photo img-fluid" height="185" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/nihal-bagci-ve-etos-uyeleri-bir-etkinlikte.jpg" width="410" /></p>

<p><strong>2025’TE NELER YAPILACAK?</strong><br />
Ortak çalıştığımız bazı projeler var, bunlardan bir tanesi “Yunus Gibi Platformu”<br />
Bazı STK’lar ve kişiler bir araya geldik, bir platform kurduk. Bu platformda çök özel bir çalışma yapacağız. Konya’ya bakıyorsunuz Mevlana’yı içselleştirmişler.<br />
Konya diyorsunuz Mevlana, Mevlana diyorsunuz Konya. Neden Eskişehir bir Yunus denince akla gelmesin. Yunus’u bir çok kent sahipleniyor ama sonunda belgelerle Eskişehir’de olduğu ortaya çıkmış durumda. Biz sadece bu değil Yunus’un felsefesini içselleştirmek istiyoruz. İlkokuldan itibaren eğitimleri verilsin, dersleri konulsun. Biz bu konuda bir çalıştay düzenledik. Raporları kitap haline getirdik. Bu konuda gerekli tanıtımları yapacağız.</p>

<p><strong>BÜTÜN BU ETKİNLİKLER İÇİN NASIL BÜTÇE OLUŞTURUYORSUNUZ?</strong></p>

<p>Maddi konularda oldukça dertliyiz. STK’ların geliri sadece üye aidatıdır, eğer gelirse bağışlardır.<br />
Bizim ayni yardımlarımız çok fazla oluyor, Belediyelerimiz olsun üyelerimiz olsun, özveriyle çalışıyorlar. Etkinliklerdeki ikramlarımızı hiç dışarıdan almıyoruz. Her şeyi kendi üyelerimiz yapıyor. Tam bir gönüllülük esasıyla çalışıyoruz. Bu nedenle biraz daha rahatız. Maalesef ülkemizde sivil toplum kuruluşları zorluk çekiyor. Kira, elektrik, su, ısınma gibi sorunlarımız var. Buna bir de stopaj eklediler. Avrupa’da böyle bir şey göremezsiniz. Ülkemizde bu konuda STK’lar büyük özveriyle çalışıyorlar. Ben özellikle ETOS üyelerine biradan teşekkür etmek istiyorum.</p>

<p><strong>SANATSAL DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>Eskişehir dışına gittiğinizde o zaman Eskişehir ile kıyaslamayı daha iyi görüyorsunuz. Bir kere Eskişehir gerçekten bir sanat kenti, bu tartışılmaz. Müzik yapmak isteyenlere, tiyatro yapmak isteyenlere ücretsiz imkanlar sunuluyor.<br />
Şehir Tiyatroları var, Senfoni Orkestrası var. O kadar çok şey yapılıyor ki seçici davranmak zorunda kalıyorsunuz, Belediyelerimizin çok iyi çalışması var. Dernekler var, biraz çıtayı yükseltmek gerekir. İşte Hayatımız etkinlikleri yapıyoruz.<br />
Şu konuyu da belirtmek isterim, Eskişehir’de etkinliklerimizi yapacak salon bulmakta zorlanıyoruz. Kırmızı Salon, Yunus Emre ve Özdilek Salonu var. Hasan Polatkan’ı sayamıyorum çünkü orada çok fazla etkinlik var. 1000 küsur dernek var, bunların hepsi etkinlik yapmak istiyor, salonlar yetmiyor.<br />
Üniversitelerin salonları yıllık planlama ile başlıyor, eğer planlamanın içine giremediyseniz mümkün olmuyor. Onlar da çok seçiciler. Anadolu Üniversitesi ile de etkinlik yaptık.<br />
Gençlerimiz ile ilgili şunları söylemek isterim. Gençlerimiz sorunlar yaşıyorlar, eğitim ile ilgili olsun, maddi olsun. Onun haricinde çalışan gençlerimiz var, Gençlik merkezlerimiz kendilerini geliştirmeleri konusunda harika. Avrupa’ya giden gençlerimiz için bu çalışmalar önemli. Çünkü Avrupa sivil toplum kuruluşlarındaki çalışmalara bakıyor. Bunu ön plana çıkarıyor. ETOS olarak biz de gençleşmeye doğru gidiyoruz. Bu bize çok iyi bir bakış açısı sağlıyor.</p>

<p><strong>ESKİŞEHİR DEYİNCE</strong></p>

<p>O kadar çok şey aklıma geliyor ki öncelikle orada oturmuş bir kişi olarak Odunpazarı geliyor.<br />
Şehrimizde gerçekten çok güzel yerlerimiz var, gezilecek görülecek. Her şeyi çok güzel, yemeklerimiz, kültürümüz, birbirimize bağlılıklarımız. Hala komşuluk var. Apartmanlarda komşuluk kalmadı diyorlar ama biz bunu devam ettiriyoruz. Sanatsal etkinlikler konusu çok özel, sanatçıların gelmesi. Senfoni Orkestrası çok özel.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>&nbsp;<img alt="67Ac6E07 C48F 4186 A1B0 31Bf6505825F" class="detail-photo img-fluid" height="292" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/67ac6e07-c48f-4186-a1b0-31bf6505825f.jpg" width="390" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/toplumun-ruhu-sanatin-solugu-etos</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jan 2025 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2025/01/web-kopya.jpg" type="image/jpeg" length="27669"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk sanayicisinin yapamayacağı iş yok]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/turk-sanayicisinin-yapamayacagi-is-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/turk-sanayicisinin-yapamayacagi-is-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’in deneyimli sanayicilerinden Yakaboyu Kabin sahibi Hüseyin Sürücü ile kendi iş kolunu ve Eskişehir sanayiini söyleştik.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="Hüseyi̇n Sürücü" class="detail-photo img-fluid" height="413" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/huseyin-surucu.jpg" width="374" /></p>

<p><strong>HÜSEYİN SÜRÜCÜ KİMDİR?</strong></p>

<p>Yakaboyu köylerinden Kızılcaörende doğdum, ilkokulu orada bitirdim, bir-iki sene sonra da şehire geldik. Şehirde bir çıraklık hayatımız oldu askere gidinceye kadar sanayide çırak, kalfa, usta olarak çalıştık, askerden geldikten sonra evlendik. Eskişehir’in içinde eskiden Ankara garajı diye bir han vardı o hanın içinde radyatörcü atölyesi açtım, o atölye 1970 senelerinin Eylül’üne kadar faaliyet gösterdi. Daha önce bizim Almanya’ya müracaatımız vardı, o çıkınca Almanya’ya işçi olarak gittim. Bir tersanede işçi olarak çalıştık, değişik sektörlerde, otomobil sanayisinde çalıştım, en son yine bir tersanede, gemi inşaatlarında çalıştık, 14 sene Almanya’da işçilik yaptım, kaynakçılık yaptım.<br />
Almanya’ya giderken atölyem vardı, imkanlar azdı o zaman Türkiye’de, niyetim biraz sermaye toplayıp geniş çaplı bit atölye yapmaktı. Almanya’dan Türkiye’ye 1984’ün sonunda döndüm.&nbsp;</p>

<p><strong>NASIL BAŞLADINIZ?</strong></p>

<p>Bir şeyler yapacağız ama ne yapacağımızı henüz bilmiyorum. Sanayiyi gezerken orada atölyenin birinde iki arkadaş sobanın başında ısınıyorlar. Kapıyı çaldım girdim içeriye, sohbete katıldım, fikrimi açıkladım Almanya’dan döndüm, bir iş yapmak istiyorum ama ne iş yapacağımı da bilmiyorum dedim. &nbsp;Arkadaşın biri de Almanya’dan gelmiş atölye de kendisininmiş. Ben de Almanya’dan geldim dedi eğer istersen beraber çalışalım bu atölye benim dedi.<br />
Ne yapacağız diye sordum demir doğrama yapıyorum dedi. Biraz takım getirmiş Almanya’dan ben de takım alayım tezgahı tamamlayalım dedim.<br />
Bursa’dan takım ve edevat aldık, demir doğrama kapı, pencere yapmaya başladık.<br />
Daha sonra başka bir arkadaş bize kabincilik yapmayı önerdi. Kabincilik o zamanlar altın çağını yaşıyor, bütün traktörler kabinsiz. Ortağımla yapmaya karar verdik ama ortağım ailevi nedenlerle ayrılınca kendim yapmaya karar verdim. Sanayide 300 metrekarelik bir yer bularak 1985’in Mayıs ayında traktör kabini yapmaya başladık. Muttalıp’tan başlayarak köyleri gezdik, Seyitgazi’ye gittik, benim korkum bir işi yapıyoruz ama bütün sermayeyi de bağladık acaba tutacak mı, tutmayacak mı?<br />
Köylü kabul edecek mi benim mamulümü, Bozan’da millet bizim yanımıza üşüştü, güzel olduğunu söylediler.<br />
Reklam amaçlı kağıtlar bastırmıştık, siparişleri reklam kağıtlarının arkasına yazmaya başladık. Siparişleri alıyoruz ama insanlardan kaparo almaya çekiniyoruz, cayarlar diye. Kabin işimiz tutunca, yerler yeterli olmamaya başladı. Yerleri genişletmek gerekiyor. &nbsp;<br />
Dedik ki Organize Sanayi Bölgesi’nden arsa alıp fabrika kuralım dedik Organizeye müracaat yapıp iki kişi 13 bin metre kare yer aldık. Fabrikanın imar durumunu yaptık, başlayacağız ama para yok. &nbsp; Kredi aldık, takımlarımızı takviye ettik. &nbsp;Halkbank’a müracaat ettik fabrika yeri aldık ama para yok yapamıyoruz dedik. Türlü çabalarımıza rağmen gerçekleştiremedik.</p>

<p><img alt="Yakaboyu" class="detail-photo img-fluid" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/yakaboyu.jpg" / width="300" height="168"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ORGANİZE SANAYİ GÜNLERİ</strong></p>

<p>Organize bir arsa verdiğinde 3 yıl sonra geri alıyordu, şimdi bu süre 30 ay.<br />
Üç yılda yapamazsan arsayı iade olarak geri alıyordu. Süre içinde yapamayınca &nbsp;arsayı verdik. Bu arada kabin yapmaya devam ediyoruz. Tarım Kredi Kooperatiflerine girdik, kabini veriyoruz 1-1,5 ay sonra paranı ödüyor. Cebimiz para gördü, fakat fabrikayı yapamadık.<br />
Fabrikayı yapmayı kafama koymuştum, Organizeye arsayı geri aldığı için kırgındım, başka yerlerden arsa baktım ama olmadı, sonunda kırgınlığı bitirip<br />
Organize’den yer bakmaya başladık. 2000’li yılların başında bir ilan gördük 9. Caddede bir yer satılık diye gittik anlaştık ve aldık. O arada 2001 krizi patladı, işler bozuldu, yavaşladı. Kriz olduğunda ayda 150 kabin yapıyorduk 3-4 kabine düştü. Bir sene sonra ortalık düzelmeye başladık, İzmir Bornova Belediyesi’nden 23 tane kamyonet kasası aldık, işler açılmaya başladı. Bizim takım taklavatımız tam teşekküllü yok. Biraz takviye yaptık ama yeterli değil. Takım alırsak işleri halledeceğiz, Bu arada Tülomsaş’ta da yoğun bir iş var ama biz giremiyoruz. İSO Belgemiz olmadığı için giremiyoruz. O arada KOSGEB’ten bir arkadaş geldi ne yapıyorsunuz diye sordu. Kabin yapıyoruz dedik. Sizin İSO Belgeniz yok dedi, biz alırız dedi.<br />
Nasıl alacağız diye sorduğumuzda size bir mühendis vereceğiz dedi. Mühendisin parasını nasıl vereceğiz diye sorduğumuzda mühendisin hem maaşını hem sigortasını biz ödeyeceğiz dedi.<br />
2 sene ödeyeceğiz İSO Belgesi aldıktan sonra mühendisin maaşını siz ödeyerek çalıştırırsınız dediler. Mühendis geldi İSO belgesini 1 senede aldırdı, Tülomsaş ihalelerine girmeye başladık. Lokomotiflerin kaportalarını değiştirmeye başladık diğer işleri de alıyoruz. Durumumuz iyi. Organize 9. Caddedeki yerimiz yeterli gelmemeye başladı. Bunun üzerine şu anda bulunduğumuz yere gelmeye karar verdik. Neticede aldık paramız yetinceye kadar işe devam etti. Allah bize yürü kulum dedi bugünlere geldik.&nbsp;</p>

<p><img alt="Yakaboyu 1" class="detail-photo img-fluid" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/yakaboyu-1.jpg" / width="800" height="450"></p>

<p><strong>BAŞARIDAKİ EN ÖNEMLİ FAKTÖR NEYDİ?</strong></p>

<p>Benim bir azmim ve amacım vardı. Amacımızla Almanya’ya gittik, para kazandık geldik atölye kurduk. Prensiplerimden biri işi dört dörtlük yapmaktır. Hile yanlış yapmayı düşünmedim, en iyisini yapmayı düşündüm.<br />
Para da kazanmak değildi amacım. Karşımda bir rakibim varsa rakibimin kazandığı para beni hiç ilgilendirmez. Hali hazırda yapılan bütün işlere bakarım ben, hatalı mı hatasız mı diye bakarım. Malımızda bir problem olursa işçiye derdik atla git problemi çöz derdik. Yani işimizin arkasındayız.</p>

<p><img alt="Yakaboyu2" class="detail-photo img-fluid" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/yakaboyu2.jpg" / width="300" height="168"></p>

<p><strong>ESKİŞEHİR SANAYİSİNİN DURUMU</strong></p>

<p>Eskişehir sanayisi biz buraya organizeye geldiğimiz zaman 100’ü geçmeyen bir fabrika vardı, yarısı da kiralıktı, depo niyetine kullanırdı. Şimdi 1000’e yakın fabrika var, dışarıdan gelenler de var. Yurt dışından gelenler de var, şimdi güzel bir konumda. Sanayicilik eskiden zordu, niye zordu? Teknoloji yoktu, bakıyorum ben şimdi saç kesme CNC makineleri var, o makinelere hayretle bakarım. Sanki peynir keser gibi kesen makineler var, sanayide çalışırken öyle değildi, oksijenle keserdik, taşlardık, ince saçlar deforme olurdu, çekiçler düzeltirdik, dalgalı olduğu için macun çeker ve bir sürü işçilik yapardık.<br />
Şimdi teknoloji sayesinde kolaylaştı, hem daha temiz hem kaliteli işler çıkmaya başladı.<br />
Bizim Kanada’dan tutun da Amerika, Avustralya, Hollanda, Almanya 10-15 ülkeye ihracatımız var. Türk sanayicisinin yapamayacağı iş yoktur, yeter ki gerekli destekler sağlansın.<br />
Genç sanayicilere tavsiyem yaptıkları işin arkasında dursunlar, kaliteyi benimsesinler, işe hakim olsunlar, verilen sözü yerine getirsinler, unutmasınlar. Sabır etsinler.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Bülent  Özyazıcı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/turk-sanayicisinin-yapamayacagi-is-yok</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jan 2025 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2025/01/turk-sanayicisinin-yapamayacagi-is-yok.jpg" type="image/jpeg" length="90485"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mukadderat” Filmi Ekibi, Nilüfer Belediyesi'nin Etkinliğinde Bursalı Sanatseverlerle Buluştu]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/mukadderat-filmi-ekibi-nilufer-belediyesinin-etkinliginde-bursali-sanatseverlerle-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/mukadderat-filmi-ekibi-nilufer-belediyesinin-etkinliginde-bursali-sanatseverlerle-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Film Festivali'nde en iyi film ödülünü kazanan “Mukadderat” filminin başrol oyuncusu Nur Sürer, yönetmen Nadim Güç ve yapımcı Rodi Kayım, Nilüfer Belediyesi'nin “Bir Yönetmen, Bir Söyleşi” etkinliğinde Bursalı sanatseverlerle bir araya geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Film Festivali'nde en iyi film ödülünü kazanan “Mukadderat” filminin başrol oyuncusu Nur Sürer, yönetmen Nadim Güç ve yapımcı Rodi Kayım, Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Bir Yönetmen, Bir Söyleşi” etkinliğinde Bursalı sanatseverlerle buluştu. Etkinlikte, filmin özel gösterimi yapıldı ve ardından katılımcılarla söyleşi gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir'in katılımıyla Konak Kültürevi'nde düzenlenen etkinlikte, “Mukadderat” filminin Sultan karakterine hayat veren Nur Sürer, filmi ve karakteri hakkında duygularını paylaştı. Bursalı olduğunu belirten Sürer, Nilüfer'in sosyal ve sanatsal etkinliklerinin örnek olduğunu vurguladı.</p>

<p>Filmin yönetmeni Nadim Güç, “Mukadderat”ın senaryosunun gerçek bir hikayeden esinlendiğini belirterek, filmdeki Sultan karakterini Nur Sürer'i düşünerek yazdığını söyledi. Yapımcı Rodi Kayım ise bağımsız sinemanın önemine değinerek, bu tür filmleri desteklemeye devam edeceklerini ifade etti.</p>

<p>Program sonunda Başkan Şadi Özdemir, sanatçılara teşekkür ederek hediyelerini takdim etti. Etkinlik, sanatseverlerin büyük ilgisini gördü ve uzun süre hafızalarda kalacak bir deneyim sundu.<img alt="Mukadderat" class="detail-photo img-fluid" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/mukadderat.jpg" / width="999" height="666"></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/mukadderat-filmi-ekibi-nilufer-belediyesinin-etkinliginde-bursali-sanatseverlerle-bulustu</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jan 2025 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2025/01/mukadderat.jpg" type="image/jpeg" length="21988"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeme içme sektörü koruma altına alınmalı]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/yeme-icme-sektoru-koruma-altina-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/yeme-icme-sektoru-koruma-altina-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu Genel Başkan Vekili, aynı zamanda Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Bahar Bilen, bu haftaki konuğumuz oldu. Oda binasına girer girmez duvarları kaplayan gazete kupürleri beni şaşırttı. Yapılan çalışmalar gazete haberleriyle anlatılmak istenmiş. Bahar Bilen ile sektörün sorunlarını, çözüm önerilerini, Eskişehir’de gastronomiyi söyleştik.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="Oda Binasının Duvarları Gazete Kupürleriyle Dolmuş" class="detail-photo img-fluid" height="373" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/oda-binasinin-duvarlari-gazete-kupurleriyle-dolmus.jpg" width="497" /></p>

<p><strong>BAHAR BİLEN KİMDİR</strong></p>

<p>1989 Yılında Bulgaristan’dan Eskişehir’e geldi. 35 yıldır Eskişehir’de yaşıyor, 34 yıla yakındır ticaret ile uğraşıyor. 2012 yılından bu yana Lokantacılar Odası’nda yönetim kurulu üyeliği iki dönemdir de başkanlığını yürütüyor. Üç dönemdir de Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu yönetim kurulu üyeliği halen de federasyonun Genel Başkan Vekilliği görevini sürdürüyor.<br />
Bahar Bilen ayrıca Eskişehir’de çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev yapıyor.</p>

<p><img alt="Bahar Bilen Bülent Özyazıcı" class="detail-photo img-fluid" height="451" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/bahar-bilen-bulent-ozyazici.jpg" width="601" /></p>

<p><strong>SEKTÖRÜN SORUNLARI</strong></p>

<p>Öncelikle sektörümüz liyakatli kişiler tarafından icra edilmeli, rastgele birilerinin eline bırakılamayacak kadar çok değerli bir meslek grubu, devlet sektörümüzü koruma altına almalı, haksız rekabetlerin önüne geçilmesi için ürün standardı getirmeli ve aynı cinsten işletmeler arasında nüfusa oranlı mesafeler oluşturulmalı, KDV oranları düzeltilmeli.<br />
Devletimiz hem vatandaşı hem esnafımızı korumak için birçok ekonomik paketler açıklanmıştır ancak yeterli değildir. Esnaf ve sanatkârımızın kullandıkları ham madde işletmeye yüzde 1 KDV ile girmekte, işlendikten sonra &nbsp;yüzde 10 KDV ile çıkmaktadır. Buda işletmelerimizde KDV mağduriyetini ortaya çıkarmaktadır. Yeme içme sektöründe KDV fiyatlara dahildir sistemi değiştirilerek satış fiyatı üzerine artı yüzde 10 KDV belirtilmelidir. Ödenen tutar içerisinden yüzde 10 KDV’nin devlet kasasına gireceği tüketici tarafından bilinmeli, kesilen her fiş veya fatura geliri üzerinden işletmeninde gelir vergisi ödeyeceği, alınan yüzde 10 KDV ile birlikte devlete iade edileceği bilinci tüketicide oluşturulmalıdır. Veya alış ve satış KDV oranları eşitlenmelidir.</p>

<p><strong>ONLINE SİSTEMLER &nbsp;</strong></p>

<p>6585 sayılı perakende ticaretin düzenlenmesi hakkında kanunun uygulamasını gösteren perakende ticarette uygulanacak ilke ve kurallar hakkında Yönetmeliğe ek olarak 06 Haziran 2016 tarihinde yemek kartları ve bu hususta hizmet veren online sistemler zikredilerek bir yönetmenlik çıkarılmış 12/a) maddesi eklenmiştir. Yemek kartı hizmeti veren kuruluşların anlaşmalı olduğu perakende işletmelere uygulayacağı komisyon oranı yüzde altıyı geçemez.<br />
Yemek kartlarıyla aynı amaçla kullanılan yemek çekleri, çevrimiçi sistemler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır. ”diye zikredilmektedir. Anılan madde olarak yemek kartı hizmeti veren kuruluşlar ile işveren perakende işletmeler arasında ki uygulamalar yemek kartı hizmeti veren kuruluşların anlaşmalı olduğu işletmelere uygulayacağı komisyon oranının yüzde 6’yı geçmemesi, çeşitli adlar altında herhangi bir bedel talep edilmemesi, doğrudan veya dolaylı olarak herhangi bir iskonto uygulanmaması gerekmekte olup düzenlemelere uyum açısından gerekli önemin gösterilmesi; Yemek Kartı sistemleri bu maddeyi belirli bir süre uygulamaya başlamış son üç yıldır enflasyonu bahane ederek 06 Haziran 2016 tarihinden öncesine geri dönerek uzun süreden beri yüzde 12 oranında komisyon ayrıca hizmet bedeli almaktadır. &nbsp;Online sipariş sistemleri bu uygulama bizleri kapsamıyor diye yönetmeliğe hiç uymamışlardı. Şikayetlerimiz üzere anılan yönetmelik yıl itibarı ile ilgililere tekrar tebliğ edilmesine rağmen riayet edilmemektedir. Online sipariş sistemleri yüzde 12 komisyonun yanı sıra hizmet bedeli, tanıtım bedeli, adı altında komisyonu yüzde 35-40 bandına yükseltmektedir. Uluslararası zincir mağazalardan yüzde 3-4 oranda komisyon alan, sürekli TV kanallarından bunların reklamını yapan, esnafımızla ilgili bir kare dahi olsa reklama yer vermeyen, esnafımızın toplamının zincir mağazalardan daha çok sayıya ulaştığını hesaplamayan ya da önemsemeyen bir sistem. Komisyonların yüzde 6 oranına çekilmesi ek hiç bir hizmet bedeli alınmaması hususundaki çalışmaların ivedilikle hayata geçirilmesini gerekmektedir.<br />
Bir porsiyon yemek paket olarak online sistem üzerinden gönderildiğinde sipariş sistemine ödenen hizmet bedeli tanıtım bedeli ile birlikte yüzde 18 komisyon, ödeme yemek kartı ile alındığında artı yüzde 14 daha komisyon ve joker ürün, ayrıca paket başı kuryemizin işletmeye maliyeti yüzde 5 olmakta, toplam işletmeye maliyet yüzde 35-40 a çıkmaktadır. Bu tür işletmelerin yasalar çerçevesinde komisyon alması sağlanmalı elde ettikleri gelirin belirli bir oranını Avrupa ülkelerinde olduğu gibi esnafın gelişimi için eğitim fonunda kullandırılması üzere esnaf teşkilatlarına aktarması gerekmektedir.<br />
Bu sitemlerdeki rantın yüksekliği bir çok köklü firmayı da sisteme çekmekte her geçen gün bu firmalar çoğalmaktadır. Bu ekstra yüklerin esnafın üzerinden kaldırılması ya da minimize edilmesi durumunda yemek fiyatları düşüşe geçecek, yemek fiyatları ödenen komisyonlar tutarı kadar ucuzlayacaktır.&nbsp;</p>

<p><img alt="Oda Nın Eski Başkanlarının Fotoğrafları" class="detail-photo img-fluid" height="419" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/oda-nin-eski-baskanlarinin-fotograflari.jpg" width="559" /></p>

<p><strong>BANKALAR BİZDEN HAKSIZ KOMİSYON KESMEKTEDİR</strong><br />
Banka faizlerinin aylık yüzde 5 olduğu dönemde bankaya koyduğumuz para karşılığında faiz getirisi elde ediyoruz, ama bankanın kendi ürünü ve getiri kaynağı kredi kartını müşterilerimize kullandırdığımız zaman banka bizlerden yüzde 5 komisyon kesiyor. Oysaki kullanıcının veya Bankanın bu ödemeyi yüklenmesi lazım. Bizim müşterimizi bir yazılım üzerinden bize satan sistemler esnaftan brüt işlem üzerinden yüzde 4-5 komisyon kesilmektedir, online ödeme sisteminde toplanan bizim paramızla da ayrıca gecelik repo ile faiz rantı elde ediyorlar. Halbuki işçiye memura emekliye gecelik repo yaparak maaş karşılığı promosyon vermektedirler.</p>

<p><strong>FİYAT TARİFESİ İHTİSAS FEDERASYONLAR TARAFİNDAN GÜNCELLENMELİ&nbsp;</strong></p>

<p>Fiyat Etiketi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 19 Aralık 2023 tarih ve 32404 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanmıştır.<br />
Yönetmelik tarafımızca uygun bulunmakla birlikte daha denetlenebilir, olması için fiyat tarifeleri 81 ilde faaliyet gösteren odalar tarafından sınıflarına göre belirlenmeli Esnaf Odaları Birlikleri tarafından ilgili Federasyonlara sunulmalıdır. Onaylanan fiyat tarifeleri aslının aynı olmak kaydıyla işyerlerinin kapısı önünde veya işyeri girişinde görünür şekilde asılmalıdır. Denetim sırasında denetçilerin onaylı tarife ile asılı olan tarifenin karşılaştırılması daha sağlıklı ve yürütülebilir olacak tüm Türkiye’de metropol şehirlere, büyükşehirlere, illere ve ilçeler bazında ayrı fiyat tarifesi oluşturarak fiyat istikrarı sağlanacaktır. Onaylı fiyat tarifeleri enflasyon ortamı düzelene kadar 6 ayda bir düzenlenmelidir.</p>

<p><strong>TANZİM VE TEDARİK KOOPERATİFLERİ ZORUNLU HALE GELMELİ&nbsp;</strong></p>

<p>Temsil ettiği meslek mensuplarının tedarik edecekleri ürünlere daha kolay ve daha ucuz fiyatlara ulaşabilmesini sağlamak için, devlet desteği ile Odaların ve Federasyonların tanzim ve tedarik kooperatifleri kurmalarının önü açılmalı, Orta vadede enflasyonla mücadelede üreticiden tüketiciye birinci elden işletmelerimize sunulmalıdır. Esnaf Teşkilatının yöneticilerin istifa etmeden esnafı temsilen, TBMM’sinde ve Belediye meclislerinde görev almalarının yolu açılmalıdır.</p>

<p><img alt="Bülent Özyazıcı Bahar Bilen" class="detail-photo img-fluid" height="516" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/bulent-ozyazici-bahar-bilen.jpg" width="688" /></p>

<p><strong>NACE KODLARI&nbsp;</strong></p>

<p>Esnaf Odalarına kayıtlar odadan başlamalı; oda, maliye sicil hiyerarşisi ile devam etmelidir. Maliyeye ilk kayıtlar NACE kodunun ne olduğunu bilmeyen mükellefin yanlış beyanı üzere yapıldığı için düzeltilmesi zaman alan, büyük sıkıntılara yol açmaktadır. İşyeri açacak olanların NACE kodunun ne olduğunu odalardan tasdikli bir yazı ile almaları, maliyede alınan bu kodla kayıt yapmalıdır. Bilhassa maliyeye kayıtlar muhasebeciler tarafından vekâlet ile yaptırıldığı, esnaf defter tutma ücretinin daha düşük tacir statüsündeki meslek mensubunun muhasebe ücreti daha yüksek olduğu için mükelleflere küçük bir şirket kurdurarak ticaret odalarına yönlendirmekte, yâda işletme ruhsatı daha kolay almak için NACE kodunu yanlış yazdırmaktadır. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi büyük sanayi şirketleri hariç işyeri açan önce esnaf ve sanatkarlar birliğine kayıt yaptırmakta yıllık hasılası tacir statüsüne ulaştığında doğrudan ücret alınmadan ticaret odalarına aktarılmaktadır.</p>

<p><strong>İŞYERİ AÇMA VE ÇALIŞMA RUHSATLARI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı alınması esnasında kafe, kafeterya, köfteci ve büfe esnafı için ruhsat prosedürü daha kolay olduğundan mükellef tarafından NACE kodu cafe-kafeterya, köfteci olarak maliyeye bildirilmektedir, ruhsat alındıktan sonra bu ve benzeri yerlerde her türlü yiyecek satılmakta mekânın fiziki koşulları yeterli olmadığından sağlıksız gıda üretimine neden olmaktadır. &nbsp;Gıda sektörü olarak da kamuoyunda tüm sektörü olumsuz etkilemektedir. Bu tür sorunların önüne geçmek, sağlıklı gıda üretimini uygun fiziki koşullarda sağlamak için odaların Ruhsatlandırma sürecinde ilgili kurumlarla koordineli olarak çalışması veya Odaların görüşünün yazılı olarak alınması gerekmektedir.</p>

<p><strong>HAFTALIK VE AYLIK FİYAT ARTIŞLARI</strong></p>

<p>Et kartelleri yaptığı manipülasyonlar ile istedikleri gibi günlük veya haftalık fiyat belirledikleri için sektörümüzde istenmeyen fiyat dalgalanmaları yaşanmaktadır. İthal karkas eti elde edemeyen ve yerinde işleme imkânı olmadığı için toptan alımlarda ithal etten faydalanamayan esnafımız kıymayı 550-600 TL’den değerli etleri ise 700-800-1000 TL’den kasaplardan temin etmektedir. Yine bu manipülatörler bir şekilde elde ettikleri ithal eti de yerli ürün fiyatına piyasaya sürmektedir. Bu konuda da bir çalışma yapılarak esnafımızın ithal ete ulaşımın sağlanması gereklidir.</p>

<p><strong>KİRA STOPAJININ KALDIRILMASI VE DÜZENLENMESİ&nbsp;</strong></p>

<p>Konut kira artışlarındaki düzenlemeler işyerlerini de kapsamalı, kira stopajları, kira geliri elde eden mülk sahibi tarafından karşılanmalı, işyeri tahliyelerinin zorlaştırılması gerekmektedir. Mülk sahipleri iş yerinin biraz iş yaptığını gördüğünde iş yerini tahliye et ya da kiraya zam yap mantığı ile hareket etmektedir. ESBİS sisteminden indirilen faaliyet belgelerine Başkan veya Başkan yardımcısı ve genel sekreterin müşterek ıslak imza zorunluluğunun kaldırılması genel sekreter veya çalışan personelin imzasının yeterli olması.&nbsp;<br />
(Ticaret Odalarında olduğu gibi)<br />
Borcu olan esnafa belge düzenlenemez maddesinin kaldırılması,5362 sayılı Esnaf yasasının yeni baştan günün şartlarına göre düzenlenmesi &nbsp;gerekmektedir.</p>

<p><strong>GASTRONOMİ KENTİ OLABİLİR MİYİZ?</strong></p>

<p>Eskişehir çok güzel bir mozaik, nüfus yapısı olarak Balkanların hemen hemen tamamı burada, Orta Asya’dan gelenler, Güney Doğu’dan gelenlerle güzel bir mozaik var, bunu gün yüzüne çıkarma için uğraşlarımız var. Eskişehir’de kurulan gastronomi platformunun dönem sözcülüğünü yapmaktayım. Platform çatısı altında Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi Bölümü, A.Ü. Meslek Yüksek Okulu Aşçılık Bölümü, Osmangazi Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü, Aşçı Dernekleri, turizm Dernekleri ile birlikte çok güzel bir çatı oluşturduk. Buradaki amacımız kaybolmaya yüz tutmuş yöresel yemekleri gün yüzüne çıkarmak, bunların üzerinden menüler oluşturmak, bu menüleri de belli kriterleri taşıyan belli lokantalara sunup Eskişehir’e gelen misafirlerimize günlük şehirde nerede, ne yenir, ne içilir deyince, burada 12 ilçemizin de yöresel yemeklerini tanıtacak menülerle restoranlar oluşturacağız ve orada gidip misafirler, turistler yemeklerini yiyebilecekler.</p>

<p><strong>ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ&nbsp;</strong></p>

<p>Şu anda Eskişehir çibörek, balaban kebap, met helva arasında sıkışmış durumda. Dolayısıyla sadece bu üç ürün kıskacından kurtarıp kaybolmaya yüz tutmuş lezzetleri ortaya çıkarıp ürün yelpazesini, mutfağı zenginleştirmek ve sunmak önemli.</p>

<p><strong>ESKİŞEHİR DEYİNCE</strong></p>

<p>Eskişehir deyince ilk akla gelen Eskişehirspor. Marke değerlerimiz. Eskişehir’i marka yapan Yılmaz Büyükerşen, onun sayesinde Eskişehir bugün çok turist almakta, turizmin gelişmesinde çok büyük katkıları oldu, esnafımız adına çok teşekkür ediyoruz.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/yeme-icme-sektoru-koruma-altina-alinmali</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jan 2025 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2025/01/yeme-icme-sektoru.jpg" type="image/jpeg" length="24963"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlarımızın sesini duyurmayı amaçlıyoruz]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/kadinlarimizin-sesini-duyurmayi-amacliyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/kadinlarimizin-sesini-duyurmayi-amacliyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dost Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu Eskişehir Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı ve Yürütme Kurulu üyesi Zuhal Edizkan Şen oldu. Başarılı bir çalışma sergileyen Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkan ve üyeleri gönüllülük esasına göre çalışıyor. Amaçlarının da kadınların sesini duyurmak olduğu belirtiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="Zuhal Edizkan Şen" class="detail-photo img-fluid" height="417" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/zuhal-edizkan-sen.jpg" width="324" /></p>

<p>Kadın Meclisleri; Eskişehir Kent Konseyi Çalışma Yönergesinin 15. Maddesine dayanılarak hazırlanmış bir yönerge ile hayat bulmuş. &nbsp;Kent Konseyinin yapısı altında bulunan ve &nbsp;Kadın Hakları, Çocuk Hakları, İnsan Hakları, aile bütünlüğü konularında çalışmalar yapan bir yapı. Yönergesi gereği amaçları ve görevleri; kadınların kent yönetimi ve sosyal hayattaki rolünün güçlenmesini; onların bilimsel, teknolojik, sanatsal, kültürel etkinliklerinde rol almalarını, kadınların dinamizmini, enerjini ön plana çıkararak toplumsal yaşamın üretim, iş, siyaset, kültür, sanat, eğitim, yerel yönetimler gibi alanlarda söz sahibi, araştıran, üreten girişimci bireyler olmalarını sağlamak, kadın hakları, çocuk hakları, insan hakları ve çevre konusunda duyarlıklarını arttırmak ve bunun için çalışmak.</p>

<p><img alt="Mahallelerde Eğitim Çalışmaları Düzenleniyor" class="detail-photo img-fluid" height="355" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/mahallelerde-egitim-calismalari-duzenleniyor.jpg" width="533" />&nbsp; &nbsp;&nbsp;<img alt="Kadınlar Için Eğitim Çalışması" class="detail-photo img-fluid" height="230" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/kadinlar-icin-egitim-calismasi.jpg" width="389" /></p>

<p><strong>KADIN MECLİSİ’NİN OLUŞUMU VE ÇALIŞMALARI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Kadın Meclisimiz, en son yapılan 7. Olağan Seçimli Genel Kurulu ile seçilen 15 Asil ve 7 yedek toplam 22 kişilik yürütme kurulu üyesine sahip, bu üyeler Eskişehirimizde bulunan üç Üniversitemizin Kadın Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezlerinde görevli öğretim üyelerinden, Baro’da Kadın Hakları Komisyonunda görevli Avukatlardan, Muhtarlardan, Meslek Kuruluşları, İl Müdürlükleri ve Sivil Toplum Kuruluşlarında görev yapan gönüllülerimizden oluşmakta. Hep birlikte kadınlarımızın sesini duyurmayı amaçlıyor, onların her konuda güçlenmesine, bilgilenmesine katkıda bulunabilmek adına yerel yönetimlerle, diğer kadın örgütleri ve Sivil Toplum Kuruluşları, Meslek Kuruluşları ve İl Müdürlükleri ile işbirliği yaparak etkinlikler, sempozyumlar, eğitimler düzenliyoruz.<br />
Kadınlarımızın karşılaştıkları sorunlara ve sorumluluklara rağmen hayata geçirdikleri başarı hikayelerini ele alarak tüm kadınları teşvik etmek, başarıyı yaymak adına Üniversitelerimizde ödül almış bilim kadınlarımız ile yine şehrimizde başarılı olmuş girişimci kadınlarımız ile yüksek katılımlı söyleşiler gerçekleştiriyoruz.<br />
Kadınlarımızın bilinçlenmesi ve farkındalıklarının artması adına alanında &nbsp;uzman pek çok bilim insanını davet ederek Eskişehir Kadınları ile buluşturuyoruz.&nbsp;<br />
Çocuklarımızın ruh sağlığı, birey olarak gelişimi, ailelerin yönlendiriciliği, özel gereksinimi olan çocuklar hakkında alanında uzman hocalarımız ile panel, seminerler düzenliyoruz.</p>

<p><img alt="Kadın Meclisi Üyeleri Gönüllülük Esasına Göre Çalışıyor." class="detail-photo img-fluid" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/kadin-meclisi-uyeleri-gonulluluk-esasina-gore-calisiyor.jpg" / width="800" height="497"></p>

<p><strong>MAHALLELERDE EĞİTİMLER</strong></p>

<p>Sağlık konusunda gönüllü doktorlarımızla mahallelerimizde eğitimler düzenliyoruz. İlçelerimizde paydaşlarımızla yaptığımız ,ev kadınlarına yönelik her konuda farkındalık projelerine başladık. Bu diğer ilçelerde de devam edecek.<br />
Kadın Meclisi yürütme kurulu üyeleri olarak bizler de eğitim programlarına, projelere dahil olarak kendimizi geliştiriyoruz. Diğer önemli bir konu, toplumumuzun en derin yaralarından biri olan kadınlara çocuklara, erkeklere, diğer canlılara &nbsp;yönelik her türlü şiddeti ortadan kaldırmak için yürütme kurulu üyelerimizle beraber mücadele ediyoruz. Şiddetin verdiği zararların hem fiziksel, hem duygusal olarak derin yaralar açtığı, hele aile içi şiddetin çocukları korkutup onların psikolojik sorunlar, özgüvensizlik, &nbsp;güvenli bağlanma sorunları gibi duygusal sorunlar yaşamasına neden olduğu ileri dönemlerde akademik başarısını, mutlu ilişkiler kurmasını engellediği otoritelerce belirlenmiş.&nbsp;</p>

<p><img alt="Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce Ile" class="detail-photo img-fluid" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/buyuksehir-belediye-baskani-ayse-unluce-ile.jpg" / width="800" height="533"></p>

<p><strong>GELECEĞİMİZ OLAN BU ÇOCUKLARA YAZIK ETMEMELİYİZ</strong><br />
&nbsp;<br />
Bu konular üzerinde pek çok kurum mücadele ediyor. Kent Konseyi olarak bizim de sürekli katıldığımız ve katkı sunduğumuz &nbsp;Eskişehir Valiliği Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi Müdürlüğünün Teknik Kurul Toplantılarında ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün 2022-2025 KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE İL EYLEM PLANI uygulamasında bu konular üzerine çalışmalar yapılıyor.<br />
Kadın Meclisi olarak özellikle 25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ münasebetiyle, Şiddetin Psikolojik, Toplumsal ve Hukuksal yönünü ele aldığımız Üniversitelerimizdeki &nbsp;alanında uzman hocalarımız ve Avukatlarımız ile yerel kanallarımızda pek çok &nbsp;canlı yayınlar gerçekleştiriyoruz.<br />
Bu canlı yayınlarda, şiddetin önlenmesi için neler yapılabilir, şiddetin kaynağına nasıl inilir, hukuken yapılması gerekenler nelerdir gibi konularda farkındalık yaratmaya çalışıyoruz.<br />
-Aile içinde çocukların küçük yaşta şiddetten uzak sevgi ile büyütülmesinin,<br />
-Kız çocuklarının iyi bir eğitim almasının, çünkü eğitimli, ekonomik özgürlüğünü almış ayakları üzerinde durabilen bir kadının şiddete uğrama ihtimalinin, bağımsız olmayan bir kadına göre çok daha düşük olduğunun,<br />
-Kadınların eğitiminin, bilgilendirilmesinin hem kişisel gelişimi hem de toplumsal yaşam açısından ekonomi, bilim gibi birçok alanda başarılı olarak ,aktif rol alarak topluma katkılar sunmasının,<br />
-Toplumsal değerlerin gelişmesinde, aile bütünlüğünde, çocukların eğitilmesinde ebeveynlerin ve özellikle kadınların rolünün büyük olduğunun önemini vurguluyoruz.<br />
-Şiddete uğrayan herkesin yasal haklarını, nerelere başvurulacağını hukuki yönü ile Avukatlarımız aracılığıyla anlatmaya çalışıyoruz.<br />
‘’KADIN’’ VE ‘’GÜCÜNÜ SEVGİ İÇİN KULLAN’’ &nbsp;isimli sergilerimizle kadına yönelik şiddete dikkat çektik. Bu sergilerle her birimiz bu sorunun bir parçasıyız ve her birimiz çözümün de bir parçası olabiliriz dedik.<br />
Toplumdaki şiddeti önlemek, herkesin ortak sorumluluğudur. Erkekler, kadınlar ve devlet bu konuda farklı roller üstlenmeli ve üzerlerine düşen görevleri yerine getirmek için birlikte hareket etmelidir.<br />
&nbsp;Başkalarının duygularını anlamaya çalışmak şiddetin tetiklenmesini önleyebilir. Konuşarak sorunları çözmek, şiddet yerine diyoloğu tercih etmek, öfkeyi yönetmek ve sağlıklı çıkış yolları bulmak bireysel düzeyde ; şiddeti öven yayınlar yerine, barışçıl çözümleri teşvik eden medya, şiddete karşı duyarlılığı arttırmak, toplumsal sorumluluk bilinci oluşturmak, okullarda, iş yerlerinde şiddet önleme eğitimleri düzenlemek toplumsal düzeyde,; şiddeti önleyici yasalar ve yaptırım etkinliğinin sağlanması kurumsal düzeyde farkındalık yaratacak ve &nbsp;tüm bu yaklaşımların birlikte kullanılması daha etkili sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır mutlaka.<br />
Şiddetin olmadığı, herkesin huzur içinde yaşadığı bir dünya dileğiyle.</p>

<p><img alt="Kadın Meclisi Yürütme Kurulu Bir Toplantıda" class="detail-photo img-fluid" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/01/kadin-meclisi-yurutme-kurulu-bir-toplantida.jpg" / width="800" height="607"></p>

<p><strong>ESKİŞEHİR DEYİNCE</strong></p>

<p>Eskişehir denince aklıma ilk gelen<br />
Çağdaş bir yaşam sağlaması<br />
Üniversite kenti olması, öğrencilere kucak açması<br />
Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen&nbsp;<br />
Ve bir kadın başkana sahip olması.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/kadinlarimizin-sesini-duyurmayi-amacliyoruz</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2025/01/kapak.jpg" type="image/jpeg" length="29528"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kentlerin başarı hikayesi ortak hareketlerden geçer]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/kentlerin-basari-hikayesi-ortak-hareketlerden-gecer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/kentlerin-basari-hikayesi-ortak-hareketlerden-gecer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dost Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu 130 yıllık geçmişiyle Eskişehir’in en eski sivil toplum kuruluşu olan Ticaret Odası’nın Başkanı Metin Güler. Başkan Güler ile Ticaret Odası’nın rutin çalışmalarını bir tarafa bırakarak, 2024 değerlendirmesi 2025 yılı beklentileri ve şehir ile ilgili konuları konuştuk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="Eskişehirspor A Her Zaman Destek" class="detail-photo img-fluid" height="381" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/eskisehirspor-a-her-zaman-destek.jpg" width="572" /></p>

<p><strong>2024 YILI DEĞERLENDİRMESİ</strong></p>

<p>2024 yılı hem dünyadaki gelişmeler hem ülkemizdeki gelişmelerin kentimize yansımaması mümkün değil.2024’e aslında biraz daha heyecanlı başlamıştık ama 2023 yılından gelen de bir takım ekonomik olağanüstü durumlar da yürütmesi kolay olmayan bir sürece bizi itti. Yüksel enflasyonla mücadele yılı oldu 2024, 2025 yılının da buna benzer gelişeceğini düşünüyorum. Yüksek enflasyonla mücadele etmek kolay bir iş değil, bunun bıraktığı hasar maalesef çok üst düzeyde oluştu ülke adına da, tabi sanayicimizin planları 2024’de maalesef gerçekleşmedi, hedefleri de gerçekleşmedi bu anlamda. Şöyle değerlendirirsen 2024 yılında cirolarımızın artmasına rağmen bilançoda karlılıklarımız maalesef şu anda yerlerde sürünüyor. Para kazanamadığımız bir yıl olarak adlandırabiliriz. Bilhassa ikinci 6 aydan sonra işler daha da zorlaşır hale geldi, bir yandan da şu anda talep daralması sök konusu. Stratejik olarak ekonomiyi yönetenlerin aldığı kararlar doğrultusunda da talep daralması planlı bir şekilde gerçekleşmeye başladı. Çalışan kesimin aldığı ücret itibariyle ürüne ulaşması zorlaştı. Arz talep dengesinin bozulduğu bir yıl oldu açıkçası 2024 yılı. Böyle de geçti.</p>

<p><strong>2025 YILI BEKLENTİLERİ</strong></p>

<p>2025 yılında ne değişecek 2024 yılına göre, enflasyon rakamları beklediğimiz seviyelere nasıl gelebilir? Çok kolay gözükmüyor, öyle tek haneli rakamlar falan hayal olur. Biz 2025 yılı sonunda stabil reel yüzde 30’u görebilirsek, bence 25-30 bandı iyi bir rakam diye düşünüyorum. Bunları zaten planlama noktasında devletin açıkladığı rakamlar var. Yüzde 18 civarındaydı onlarda şimdi yüzde 24’e çıkardılar. Ekonomiden sorumlu bakanımız Sayın Şimşek ve ekibinin yeni açıklamaları 24-25 bandında 2025 yılı sonunda enflasyonu planladıklarını ifade ettiler.<br />
Bana da açıkçası 25-30 bandı reel geliyor. Gerçek enflasyondan söz ediyorum.&nbsp;<br />
Türkiye’nin üzerinde son dönemlerde bir de şöyle bir sıkıntı var. Türkiye ve Eskişehir üzerinde. Eskişehir şu anda ihracatının büyük bölümünü Avrupa Birliği ülkelerine yapıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde de şu an itibariyle talep daralması söz konusu, orada da talep daralması yaşanıyor. Amerika, Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika, İtalya da son dönemlerin en zor anlarını yaşar hale geldi. Bunun nedenleri de var, belki Ukrayna-Rusya savaşı, Avrupa Birliği ülkelerini işte Polonya, Almanla vb. bütçelerinin büyük kısmını artık savunma sanayini ayırmak zorunda kaldılar. Daha önceki yıllarda yüzde 5 ayırırken şimdi yüzde 25 ayırıyorlar. Bu rakamlar ekonomik olarak da bulundukları bölgeye de ekonomik yükler getirdi, alan değişti. Dünyada ekonomiyle haşır neşir olan yapı bir anda savunma sanayine yöneldi. Savunma sanayi deyince ne oluyor. Silah, uçak, tank, top neyse hepsi başta ABD olmak üzere başka bir alana paranın kayışı da söz konusu. Aslında Türkiye ekonomisine, bir başka bölgeye kayan nakit akışının da bir şekilde bizim ihracatımız noktasında talep daralması söz konusu oldu. Onun da verdiği bir baskı var ülkemize ve kentimize.&nbsp;<br />
Enflasyonla mücadele ediyorsunuz, bir yandan ihracatta sıkıntı yaşar hale geldiniz. Bütüne baktığınızda belki ihracat yapıyoruz ama karlılık oranımız sürdürülebilirlikten uzaklaşmış durumda. Satıyorsunuz, müşteri kaybetmek istemiyorsunuz, hazır müşteri var, bir daha kazanmak çok zor, geçiş dönemi diye para kazanmadan mal satıyoruz şu anda. Böyle de bir realite var. O yüzden 2025’in ilk 6 ayı bence böyle biraz karmaşası yüksek tempoda geçeceğini düşünüyorum. Umutlu olmak zorundayız, ülkemize güvenmek zorundayız, umudu yitirirsek zaten hiçbir şey yapamayız bu anlamda. 2025’in ikinci 6 ayından sonra sürdürülebilirliği olan bir ekonomik yapıyla yüzleşebilirsek, çok iyi toparlanamasak da kademeli olarak iyiye doğru bir gidiş olacağını düşünüyorum, umudu yitirmemek lazım.</p>

<p><strong>FUAR VE KONGRE MERKEZİ’NİN GETİRİLERİ</strong></p>

<p>Bu kompleksi bir çok şükür hayata geçirdik. Şu ana kadar 28 fuar yaptık, bu fuarlarda kentimizde 2 milyon civarında kişiyi ağırladık. Bir vesileyle 2 milyon kişi yurt içinden ve yurt dışından fuarları ziyarete geldi. Bir çok kesim gelmiş. Bu sene biz üç tane kongre yaptır orada, basit bir hesap yapacağım o yüzden söylüyorum. 1500 kişiyi ağırladık, 1500 kişinin bu kentte üç veya dört gün konaklaması, otelinde kalıyor, restorantta yemek yiyor, yakıt alıyor. Burada matematiğe baktığınız zaman fuarların kent ekonomisine inanılmaz katkısı var. Her fuara 100 tane firma geliyor stant açan, her stantta en az 6-7 kişi var, 100 firma 600-700 kişinin kentte konaklama zorunluluğu var. Bunun dışında yüzbinlerce ziyaretçi geliyor. Kimisine 40 bin geldi, kimisine 85 bin kimizine 125 bin kişi geldi. Şunu söylüyorum ki hiçbir şey yapmazsanız, zaten hiçbir şey olmuyor. Bu fuarların ve gelen yabancıların kente inanılmaz katkısı var. Hizmet sektörü bizler için çok kıymetli. Eskişehir ekonomisinde hep söylediğim bir şey var, hizmet sektöründen geçimini sağlayan çok kişi var. Kongre merkezimizde yoğun bir etkinlik programı var, her etkinliğe en az 750 kişi geliyor. Çevre il ve ilçelerden organizasyonlara otobüs kaldırılıyor. Eskişehir’e ne kadar fazla yerli turist gelirse o kadar kazanç elde edersiniz. Bunun çarpan etkisi çok yüksek.<br />
Fuar ve etkinlikler üzerinden o yıl içinde 3-4 bin kişinin bu kentte konaklaması bence kentin ekonomisine direkt fayda sağlayan bir unsur, o yüzden bunu yaptık, çalıştırıyoruz. Ticaret Odası’nın dışında bir sistem var. İki tane işletme var, Ticaret Odası’nın dışında bir sistem yönetiyor burayı. Ben şuna bakarım tüccar mantığıyla, buraya bir yatırım yapılmış, bu yatırım kendi kendini finanse ediyor mu? Ticaret Odası’na yük olmadan kendi kendini yürütüyor mu? Ona bakarım, şu anda kendi kendini yürütüyor, para da kazanıyor. Ticaret Odası’na 1 lira yükü yok. Orası artık Eskişehir’in sosyal, sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapan, Eskişehir’de fuar yapmak isteyen herkesi konuk eden, kongreler yapan teknik olarak söylüyorum , bir çok etkinliğin yapıldığı bir alan oldu. Bir yılda ortalama 300 bin insan geldi oraya. &nbsp;2030 yılında Ticaret Odası’nın hedefi 1 milyon kişiyi oraya getirmek olmalı. Bir hedef koyduk kendimize.</p>

<p><img alt="Fuarlarda Hedef 1 Milyon Ziyaretçi" class="detail-photo img-fluid" height="329" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/fuarlarda-hedef-1-milyon-ziyaretci.jpg" width="585" /></p>

<p><strong>ÜYELERİN YURT İÇİ VE YURT DIŞI FUARLARA KATILIMI&nbsp;</strong></p>

<p>Bir basit örnek vermek istiyorum, ben kendi işim için fuarlarda stant açıyorum, teknolojik olarak kendi sektörüm ile ilgili rakiplerimin ne yaptığını dünyadaki gelişmeleri anında takip etmek için bu fuarlarda yer almak vardır, ya da ziyaret etmek vardır. Ben mesela 2024 yılında iki defa kendi işim adına Çin’e gittim. Niye gitmem, görmem lazım, bir işim var, yeniliklere açık olmak lazım, gidişatı izlemek &nbsp;lazım. Hem yerel hem de uluslararası fuarlara tüm iş insanlarının katılması gerektiğini düşünüyorum. Bu bir vizyondur. Sizin göremediğiniz ama gittiğiniz zaman fark edebileceğiniz bir çok husus var. Eskişehir’in iş insanı uyanıktır. Yeniliklere açık, ne zaman bir yere gideceğiz desek hemen başvurular yapılıyor. Yurt dışı fuarlara gidişte, insanlar kendi masraflarını karşılıyor, yurt içi fuarlara ise otobüs kaldırıp biz götürüyoruz.</p>

<p><img alt="Eto Galeri Kentin Sanat Hayatına Katkıda Bulunuyor." class="detail-photo img-fluid" height="381" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/eto-galeri-kentin-sanat-hayatina-katkida-bulunuyor.jpg" width="572" /></p>

<p><strong>ETO’NUN KÜLTÜR VE SANAT HAYATINA KATKILARI</strong></p>

<p>Eskişehir’in sanatçısına ve sanatseverine inanılmaz katkı sağladığımızı düşünüyoruz. Eskişehir gerçekten çağdaş, modern yenilikleri takip eden bir yapısı var, o yüzdün kültüre ve sanata meraklı.<br />
Biz müzemizi açtık, bize şu anda her yıl 80 bin kişi geliyor. Müzede Friglerden günümüze Eskişehir’in sanayisini, ticaretini anlatıyoruz. İlkokul öğrencilerini götürüyoruz, orada ticarette kullanılan aletleri, madenleri, sanayinin nereden gelip nere olduğu yolunda çok fazla etkinlik yapıyoruz. Bir eğitim tarafı var, bir de ziyaretçi tarafı var, iyi gidiyor. Kendi personelimiz tarafından yönetiliyor, turizme de katkı sağlıyor. Gelecek kuşaklara de hizmet eden bir noktaya taşıdık.<br />
ETO Galeride sanata düşkün üyelerimiz olduğu için etkinlik yaparak, sanatçılarımızın eserlerini de orada sergiliyoruz. Üzerinde yoğunlaştığımız konu Kongre Merkezi’ndeki etkinliklerdir. Her iki güne bir etkinlik düşüyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>YÖRESEL ÜRÜNLERİN SATIŞI&nbsp;</strong></p>

<p>Ben meseleyi Eskişehirspor meselesi olarak değerlendirmiyorum, o başka bir fasıl. Sonuçta Eskişehirspor şehrimizin önemli bir marka değeri, bir de biz bugünden Eskişehirsporlu değiliz, başından beri Eskişehirsporluyuz. Bu sevdamızı kimse tartışamaz. Her dönem kulüp başkanı kim olduğuna bakmadan şahsım adına her türlü yardımı yaptım. Yöresel ürünler adı altında yapılan işlerin hikayesi, uzun yıllardan beri planlı bir şekilde Eskişehir’in yerel aktörleriyle yönettik aslında. Odunpazarı Belediye Başkanı, Tepebaşı Belediye Başkanı Yılmaz hocam varken Yılmaz hocamla birlikte yönettik aslında. Bu Metin Güler’in kendi kent ile alakalı bir problemi değil. Bizim 18 bin üyemiz, Esnaf Odalarının20 bin üyesi var. 38 bin irili ufaklı, esnaf, tüccar, sanayici var. Bunlar bu kentin aktörleri. Bunların yanında dünya kadar insan çalışıyor. Yöresel ürünleri yapan firmaların hiç biri Eskişehirli değil. Başka kentten geliyor. Biz diyoruz ki, Eskişehirli firmaları da alın buraya, almıyorlar bizi. Bizim üyemizi almıyorlar, Eskişehir’in yerel aktörleriyle bir iş yapılsa ağzımızı açmayız. Sonuçta para Eskişehir’de kalır. Ama buraya gelen firmaların hiç biri Eskişehir firması olmadığından dolayı bunlar geliyor, parsayı topluyor ve başka yere götürüyor. Bir kere sattıkları ürünler gıda kodeksine uygun değil. Vergi vermiyorlar, sağlıksız ürün satıyorlar, hijyen diye bir kavram yok. En kötü malları satıyorlar, biz buna karşıyız. Benim kişisel olarak kimseyle bir problemim yok. Buna karşı çıktığımı her yerde söylüyorum, ama sonuç itibariyle karar verici değilim. Karar vericiler var, onlar düşünecekler, bu kente yapılan operasyonun zararlarını kendileri değerlendirecekler. Kötü bir miras bırakırlar, bu nedenle anlattık kendilerine. Benim karşı geldiğim, yöresel ürünleri biz nasıl 10 yıldan beri sokmuyorduk, bu son dönemde çanak tutanlar oldu, nedenini bilmiyorum. Ama ben Ticaret Odası Başkanı Metin Güler olarak yetki ve sorumluluğum yok bunu engellemeye, ben sadece bunun yanlışlarını anlatıyorum. Bizim tüccarımız, esnafımız bu işten para kazanmıyor. Kentimizin parası bir başka kente gidiyor, bunun engellenmesi lazım.</p>

<p><img alt="Kentlerin Başarı Hikayeleri Ortak Hareketten Geçer" class="detail-photo img-fluid" height="329" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/kentlerin-basari-hikayeleri-ortak-hareketten-gecer.jpg" width="585" /></p>

<p><strong>TÜRK HAVA YOLLARI YÖNETİMİ İLE GÖRÜŞME</strong></p>

<p>Bu görüşmede, vekiller vardı, Valimiz vardı, iki Oda Başkanı oradaydık, biz Eskişehir’deki özellikle Türk Hava Yollarında pilot eksiği var, pilot eksiğinin giderilmesi lazım birinci fasıl bu aslında. Bölgemizde değerli üniversiteler var, bir pilot kolay yetişmiyor, 2bin saat 3 bin saat uçması gereken var, uçaklar gerekiyor bununla ilgili: Bu kentin sivil havacılık konusunda ciddi bir alt yapısı var. İkinci fasıl uçak seferleri faslı, bunlar konuşuldu, değerlendirmeye alınacak, başka konular da var. Bunları şu anda açıklamak doğru olmaz, sonuçta mülki amirimiz olarak Valimiz var, o da konuların içindeydi. Şunu söylemeliyim ki önemli olan kentlerin başarı hikayelerinin altındaki tek unsun o kentteki aktörlerin birlikte hareket etmesidir. Ortaya çıkan 5-6 proje vardı o projeleri de kararlılıkla ortaya koyduk. Belediye Başkanlarının da olması lazım. Orada Belediye Başkanları yoktu ama orada da söyledik. Kentin yöneticileri var, seçilmişleri var, Belediye Başkanlarımızla da genişletilmiş bir şekilde kentin her noktada eksiklerini, giderilmesi gereken konuları kent menfaati doğrultusunda yapması gerekiyorsa ortak müşterekte hareket ettiğiniz taktirde, kurum gözetmeden başarı elde edilir. Eskişehir’in şu anda buna ihtiyacı var. Aslında bunu bir parça gerçekleştirdik. Konu bize geldiğinde konuyu anladıktan sonra da kesin desteklenmesi gereken konu olduğunu gördük, şahsım adına dosyamızı da verdim. Bundan sonraki sürece de katkı sağlamayı düşünüyorum. Bunun Eskişehir’e çok büyük faydası var.</p>

<p><strong>ESKİŞEHİR DEYİNCE</strong></p>

<p>Eskişehir sevdamızdır. Doğduğumuz yer gözlerimizi kapacağımız yer, sevdamız her zaman var. Bu koltuklarda oluruz ya da olmayız sonuçta Eskişehir ile ilgili bir şey varsa altını her zaman doldururuz. Eskişehir sevdalısıyım. Eskişehir’in ekonomik olarak ilerlemesi için bir takım kararlar alınıyor bunların başında Hasanbey Lojistik Merkeziyle Organize Sanayinin bağlantısı var. O gündemde, bu Eskişehir’deki bireysel zenginliğin ne kadar artacağı anlamına gelir. Eskişehir yaşanabilir kent olarak ülkenin önemli kentlerinden biri, bunun değerini bilmemiz gerekir. Bir tek kent ile alakalı ortak müşterekte kent aktörlerinin uzlaşabileceği nokta kenti çok fayda sağlar, bunu sağlarsak geriye de pek bir şey kalmaz.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/kentlerin-basari-hikayesi-ortak-hareketlerden-gecer</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Dec 2024 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2024/12/web-1.jpg" type="image/jpeg" length="30424"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gönüllülerin hayat verdiği küçük kalpler]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/gonullulerin-hayat-verdigi-kucuk-kalpler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/gonullulerin-hayat-verdigi-kucuk-kalpler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu haftaki konumuz ve konuğumuz çok değerli. Halk arasında “amansız hastalık” olarak adlandırılan kanserin küçük çocuklarımızı yakaladığı anda onların yardımına koşan, o küçük kalpleri tekrar hayata kazandıran kısa adıyla LÖSEV. Yani Lösemili Çocuklar Sağlık ve EğitimVakfı.
Bu Vakfın gecesini-gündüzüne katan, büyük bir özveriyle o çocuklar için çalışan, bir LÖSEV gönüllüsü şu anda  Halkla İlişkiler Koordinatör Yardımcısı Yasemin Durukan ile LÖSEV’i konuştuk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="Bir Lösev Gönüllüsü Yasemin Durukan" class="detail-photo img-fluid" height="374" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/bir-losev-gonullusu-yasemin-durukan.jpg" width="623" /></p>

<p><strong>YASEMİN DURUKAN KİMDİR?</strong></p>

<p>1993'te Eskişehir'de doğdum. Lise öğrenimimi A. Kanatlı Anadolu Lisesi’nde, üniversite öğrenimimi ise Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde tamamladım. Lisans eğitimim sırasında, Londra merkezli bir sanat akademisinde deneyimlediğim eğitimle kişisel beceri alanımı geliştirmeye çabaladım. Lisans eğitimimin ardından aldığım MBA eğitimleri ile mesleki yetkinliklerimi geliştirmeyi hedefledim. Kariyerime, Ankara'da yaratıcı yazarlıkla başladım. Kariyer yolculuğum ise İstanbul ve Ankara merkezli olmak üzere ulusal, sosyal sorumluluk alanında ise uluslararası kampanya yönetimi ile devam etti, bu sırada basın ve yayın alanında da deneyim kazandım.<br />
Çocuklar için en güzel hayat öykülerini yazmaya karar verdiğimde de yolum, gönüllüsü olduğum LÖSEV'le kesişti… 7 yıldır, tüm çocukların ışıl ışıl bir geleceği olması için yoluma, LÖSEV ile bugün Halkla İlişkiler Koordinatör Yardımcısı olarak devam ediyorum.</p>

<p><br />
<img alt="Onlarınz Diktikleri Çocuklara Hayat Veriyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/onlarinz-diktikleri-cocuklara-hayat-veriyor.jpg" / width="800" height="450"></p>

<p><strong>LÖSEV NEDİR NELER YAPAR?</strong></p>

<p>LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, lösemiyle mücadele eden çocuklar ve ailelerinin yaşadığı sorunlara çözüm üretmek amacıyla 1998 yılında, Dr. Üstün Ezer ve bir grup arkadaşı tarafından Ankara’da kuruldu.&nbsp;<br />
LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı tarafından,<br />
2000 yılında, Türkiye'nin ilk ve tek Lösemili Çocuklar Hastanesi LÖSANTE,&nbsp;<br />
2008 yılında, lösemili çocukların ücretsiz kolej eğitimi alabilecekleri Lösemili Çocuklar Okulu,<br />
2010 yılında, çocuklarının tedavisi için farklı şehirlerden Ankara’ya gelen ailelerin tedavi sürecinde uzun veya kısa dönem &nbsp;ücretsiz konaklayabilmeleri için Lösemili Çocuklar Köyü,<br />
2015 yılında ise “insanlık ölmesin, insanlar da ölmesin” diyerek Avrupa’nın ilk, ülkemizin en donanımlı Lösemili Çocuklar Kenti ve multidisipliner hizmet alanı ile LÖSANTE Çocuk ve Yetişkin Hastanesi kuruldu.<br />
Ülke genelinde hizmet ağı, Ankara merkeze bağlı olmak üzere, İstanbul, İzmir, Bursa, Eskişehir, Kayseri, Adana, Antalya, Samsun illerinde çocuk ve yetişkin kanser hastalarına bölge hizmeti verme prensibi ile irtibat ofisleri yapılandı.<br />
2024 yılında ülkemizin modern ilk köy enstitüsü olan Lösemili Çocuklar Bilim ve Doğa Köy Enstitüsü, lösemi ve kanserle mücadele eden çocuk ile gençlere hizmet etmek üzere Bursa’da açıldı.<br />
Yine 2024 yılında LÖSEV Almanya’da resmi olarak kuruldu.<br />
Bugün 26.yılında toplum sağlığı ve eğitimi alanında çalışmalar sürdüren LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, yüzlerce çalışanı, yüz bine yaklaşan hasta ve aileleri, milyonlarca gönüllüsü, bağışçısı ile ülkemizin öncü ve en büyük sivil toplum &nbsp;kuruluşudur. Kanserle tıbbi mücadelesinde LÖSANTE Hastanesi’nde %96’lik başarıya ulaşırken toplum sağlığı ve eğitimini sağlama ve sürdürme hedefiyle halkı bilinçlendirmeye, ülkemizin gelişiminde kalıcı çözümler yaratmaya devam etmektedir. Vakıf, sağlıklı düşünen ve yaşayan toplum ideali için her geçen gün hizmetlerini büyütmeye çabalamaktadır.<br />
LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, Atatürk ilke ve inkılaplarının rehberliğinde, ülkesinin sosyal ve ahlaki değerlerine bağlı nesiller yetiştirme idealiyle geliştirdiği:<br />
Hayat Bağları, Lösemiyle Yolculuk, Mutlu Et, Annemin de Yüzü Gülüyor, Koli Koli Mutluluk, Canım Kardeşim Ders Evi, Fedakar Babalar, LÖSEV Gençlik Projeleriyle kanserle mücadele eden ailelere hizmet verirken<br />
Koşar Adım LÖSEV, İnci, FAYDA, Aktif İletişim, Gönüllü İletişimleri, Dilek Ağacı, Parkım Doğal Olsun gibi bireysel ve kurumsal gönüllülük projeleriyle yardımseverleri güvenilir ve şeffaf bir zeminde ihtiyaç sahiplerine hizmet sağlamak üzere buluşturmaktadır.<br />
Sivil toplum kuruluşu prensipleri ve vakıf yönetmeliklerine bağlı olarak kanserle mücadele eden ailelere maddi, ayni ve psikososyal desteklere, beşeri olanak ile maddi kaynak yaratmak amacı çerçevesinde LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı tarafından geliştirilip eşitlikçi bir yaklaşımla hayata geçirilen:<br />
Önce Çocuklar İyileşsin, Her Kurban Lösemili Çocuklara Can, İyilikler Çarşısı, 2 - 8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası, uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası, Aile ve Gençlik Komiteleri, Kamp ve Tatil Köyü gibi uygulama alanı ve sosyal sorumluluk kampanyaları sayesinde toplumsal düzeyde yaşam standartları iyileştiriliyor, imkan sahipleri ile ihtiyaç sahipleri buluşturulmaktadır.</p>

<p>2017 yılında Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi Özel Danışmanlık statüsünü elde eden vakıf, kuruluşunun 25.yılında hızlanan uluslararası girişimleri neticesinde bugün, Almanya’nın Berlin kentinde bir hizmet noktasına sahiptir. Vakfın gelecek planlarında, yurtiçi ve yurtdışındaki Türk vatandaşları başta olmak üzere dünya insanlarına, kanserle mücadelesinde çok yönlü destek olma hedefi yer almaktadır.<br />
Multidisipliner bir bakış açısıyla sağlıklı toplum idealini benimseyen LÖSEV Lösemili Çocuklar Vakfı, vizyonu doğrultusunda mümkün olacağına inançla: kanserle tıbbi mücadelenin yüzde 100 başarıya ulaştığı, üreten ve gelişen nesillerin yetiştiği eğitim ve öğretim kuruluşlarıyla ülkesine, dünyaya yarar sağlayan alanında öncülük etmeye büyüyerek devam edecek bir kuruluştur.</p>

<p><strong>KANSER HASTALARI LÖSEV’DEN&nbsp;DESTEK ALMAK İÇİN NE YAPMALI?</strong></p>

<p>Kanserle mücadele ederken LÖSEV’in maddi, ayni ve sosyal yardımlarından yararlanmak için hastaların yapması gereken tek şey: LÖSEV ile iletişim sağlamak ve destek başvurusunda bulunmaktır. Destek başvuruları ile LÖSEV’in sosyal hizmet ekipleri hasta ve hasta yakınlarını hem hastalık hem de vakfın sağlayacağı destekler konusunda detaylı bir şekilde bilgilendirmektedir. Tüm kanser hastalarının eşit ve adil bir şekilde imkanlardan yararlanabilmesi için başvuru süreci, kayıt işlemleri sırasında gerekli belgeler ile gerçekleştirilir; bu süreçte yine, LÖSEV’in sosyal hizmet çalışanları sağlanan iletişimlerin beraberinde, hastane ve hane ziyaretleri yaparak da ailelere kayıt sürecinde kolaylık sağlar.<br />
Kanser tanılı kişiler destek başvurusu iletişimleri için Ankara merkezimizin iletişimi &nbsp;0312 447 06 60 başta olmak üzere; il irtibat ofislerimizin telefon numaralarından bizlere ulaşarak bilgi alabilir, destek talebinde bulunabilir. Eskişehir, Kütahya, Bilecik, Afyonkarahisar, Uşak illerimizden ulaşmak isteyen hastalarımız için il irtibat numaramızı ayrıca paylaşalım; kişiler, 0222 999 19 98 numaralı telefondan bizimle iletişim sağlayabilirler.</p>

<p><img alt="Lösemili Çocuklar Için Hiç Durmadan Çalışan Gönüllüler" class="detail-photo img-fluid" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/losemili-cocuklar-icin-hic-durmadan-calisan-gonulluler.jpg" / width="800" height="450"></p>

<p><strong>LÖSEV’E NASIL DESTEK OLUNABİLİR?&nbsp;</strong></p>

<p>Öncelikle LÖSEV’e destek olmak mucizelere ortak olmak demektir… Her gün ülkemizde, kanserle mücadele eden binlerce ailenin hayatını sevgi, iyilik ve umutla iyileştiriyoruz. LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı olarak &nbsp;gönüllü olmak isteyen insanlarımıza, hayatların iyileştirildiği bu mucizeye ortak olmanın beraberinde, bireysel gelişim ve gelişmiş toplum idealinin de bir parçası olma fırsatını sunuyoruz. Destek olmak için atılacak en güzel adımlardan biri LÖSEV’e gönüllü olmaktır ve bir LÖSEV Gönüllüsü olmak için gereken tek şey içimizde karşılık beklemek iyilik yapma isteğine sahip olmaktır. Bu yüzdendir ki 7’den 70’e ülkemizin en kalabalık gönüllü ağına sahip sivil toplum kuruluş olarak 6 milyonun üzerinde gönüllümüzle güçlü ve büyük bir aileyiz. Bu ailenin bir parçası olmak için “Gönüllü Kayıt Formu”nu ister resmi internet sitemiz www.losev.org.tr adresinden online olarak isterseniz de il irtibat ofislerimizde elden doldurarak ilk adımı atabilirsiniz. Sonrasında ne olacak derseniz… LÖSEV ile kendinize, ülkemize, insanlığa yararlı olunabilecek size en uygun olacak alanları keşfedeceğiniz kocaman bir deneyim örgüsüne dahil oluyorsunuz.</p>

<p>LÖSEV'e maddi ve ayni kaynak anlamında destek olunmak istediğinde ise bağışçı adaylarımız, yıllardır koruduğumuz bağış yollarımızı izleyebilir. Ofislerimizi bu amaçla da ziyaret edebilirler, nakit ya da kredi kartı ile resmi bağış makbuzu alarak bağışlarını gerçekleştirebilirler. Resmi internet sitemiz www.losev.org.tr üzerinden farklı bağış seçeneklerine ulaşabilir, yine internet bankacılığı gibi interaktif yöntemlerle desteklerini sağlayabilirler.</p>

<p><strong>İZMİR SEFERİHİSAR ÇIFTLIĞİ MANDALİNALARI&nbsp;</strong></p>

<p>Kanserle tıbbi mücadelemizin yanında kansere neden olan çevresel faktörlere yönelik tedbirlerin alınması, kanserin oluşum ve gelişim sürecinin engellenmesi adına da önemli projeler sürdürüyoruz. Bu sebeple aslında tek hedefimiz kanseri yenmek değil önlemek ve engellemektir. Kanser ve beslenme arasında kanıtlanmış bir ilişki var. Sağlıklı bir yaşam ve bağışıklık sistemimizin güçlü olması için sağlıklı ve doğal ürünlerle beslenmemiz gerekiyor. Bunun için bir marka oluşturduk; LSV Dükkan. LSV Dükkan kendi üretimimiz olan doğal, katkısız ürünlerimiz ile sağlıklı beslenme alanında iyi örnekler sunuyor, kansere karşı mücadelemizi bu alanda da sürdürüyoruz. 2000 yılında, lösemili çocuklarımız ve anneleri için bir uğraş terapisi hizmeti sunmak amacıyla hayata geçirilen atölyeler, zamanla büyüdü ve bugünün LSV Dükkan Mağazaları oldu. Bugün LSV Dükkan üretim atölyeleri, yüzlerce lösemili çocuğumuzun annesine hem psikolojik destek hem de iş istihdamı sağlıyor. Annelerin kıymetli emeklerini bulabileceğiniz LSV Dükkan bir LÖSEV kuruluşu ve her şeyin iyisini sunmak ideali taşıyor; bu nedenle LSV Dükkanı biz “İyi Şeyler Dükkanı” olarak tanımlıyoruz. Mağazalarımızdaki her ürün ülkemiz insanlarına sağlıklı yaşamın mümkün olabileceğini öğütlüyor. Gıda, kırtasiye, oyuncak, aksesuar… Doğal tatlarıyla renkleriyle desenleriyle dahası öyküleriyle her biri, yaşayan ürünler. Hepsinin bir hikayesi var.<br />
Hayat öyküleriyle harmanlanan ürünlerimizden biri de mandalinalarımız. İzmir Seferihisar’da LÖSEV olarak Doğal Gıda Çiftliği kurduk. Bu çiftlikte, başta mandalina olmak üzere nar, zeytin, ceviz, dut, trabzon hurması, kayısı, erik, yenidünya, şeftali, iğde, incir, armut, ayva, hünnap, kumkuatla beraber 12 bine yakın ağaç ve 150 üzüm bağı yer alıyor. Ürünler LÖSEV’li aileler ve gönüllüler tarafından toplanıp, LÖSEV Gıda Laboratuvarı’nda analiz ediliyor. Tuz, yağ, asidik gibi kalite kriterlerine; ağır metal miktarlarına, GDO tayinlerine ve küf diye tabir edilen toksin analizlerine kadar incelenip onaylandıktan sonra sofranıza sunuluyor. Yani LÖSEV güvenli ve güvenilir gıdaya ulaştırıyor. Tadıyla yetişkinleri çocukluğunun güzel günlerine götüren, miniklere meyveyi sevdiren; amacıyla kanserle mücadele eden bir çocuğun yüzünü güldürmeye sebep iyilik deposu mandalinalarımızı edinmek için tüm LSV Dükkan ürünlerine olduğu gibi LÖSEV’in Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Antalya, Eskişehir, Kayseri, Adana ve Samsun’da bulunan şubelerine ve Türkiye’nin her yerinden online sipariş verebileceğiniz LSV Dükkan resmi sayfası www.lsvdukkan.com adresimize ulaşabilirsiniz. 81 ildeki köy okullarından, yoksullukla mücadele eden mahallelere kadar Türkiye’de meyveye erişemeyen çocuklar için de toplu satın alımlara özel fiyatlardan yararlanabilirsiniz.</p>

<p><img alt="Losev Mutlu Et Etkinliği" class="detail-photo img-fluid" height="399" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/losev-mutlu-et-etkinligi.jpg" width="696" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MUTLU VE UMUTLU AİLELER</strong></p>

<p>Çaresizliğin her zaman çözüme kavuşturulabildiği, iyiliğin, paylaşmanın ve bilincin korunmasına gerek kalmayan bir toplum, dolayısıyla mutlu ve umutlu aileler, daha küçük mercekte de yine mutlu ve umutlu insanların olduğu bir zemin yaratma çabasının her zaman bir parçası olabilmemizi önemsiyor ve bu çabaya LÖSEV’de gönüllülük adımıyla hepimizi davet ediyorum.</p>

<p><strong>ESKİŞEHİR DEYİNCE&nbsp;</strong></p>

<p>Eskişehir deyince aklıma gelen ilk şey insanları. Şehrimizin insan profili, şehrin turizme açılımının belki de en destekleyici yönüdür. Her şeyden önce yaşanabilir bir şehir olma konusunda fark yaratan unsur bu diye düşünüyorum. Dışardaki eğitim hayatım haricinde uzun zamandır şehrimizi paylaşan biri olarak şehrimin insanlarının iyilikseverliği, misafirperverliği ve duyarlılığıyla gurur duyuyorum. Bu gururu ise en çok şehrimize gelen misafirlerimizin görüşleri perçinliyor. En ufak bir destek ihtiyacında, yol tarifinde dahi kendi yolunu değiştirip ihtiyacı gidermeye odaklı insancıl bir yapıdan bahsediyorum. Fikrimce Eskişehir deyince: insanları, insanlığı…<br />
&nbsp;</p>

<p><img alt="Lösev Dükkan Atölyeleri Sürekli Çocuklar Için Çalışıyor" class="detail-photo img-fluid" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/losev-dukkan-atolyeleri-surekli-cocuklar-icin-calisiyor.jpg" / width="800" height="450"></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/gonullulerin-hayat-verdigi-kucuk-kalpler</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Dec 2024 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2024/12/losev.jpg" type="image/jpeg" length="24067"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Sanat Müziğine adanmış bir ömür 2]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/turk-sanat-muzigine-adanmis-bir-omur-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/turk-sanat-muzigine-adanmis-bir-omur-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’in Türk Sanat Müziği dalında gururu ve otoritesi Hüseyin Erbay ile yaptığımız söyleşinin 2. Bölümüyle karşınızdayız.
Bu bölümde hem astsubaylık görevini hem de Türk Sanat Müziği çalışmalarını sürdüren Erbay, gittiği yerlerde kurduğu korolarla da adını duyurdu. Erbay’ın Ankara’dan sonra Erzurum ve Eskişehir yıllarını bu bölümde bulacaksınız.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="Hüseyin Erbay" class="detail-photo img-fluid" height="303" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/huseyin-erbay.jpg" width="404" /></p>

<p><strong>ERZURUM YILLARI</strong></p>

<p>Tayinim çıkınca doğrusu ya biraz üzüldüm. Çinuçen hoca bana “sende hocalık vasıfları var” demişti. Çünkü ben hocalıkla ilgili eğitim de verdiler yapılan sınavda birinci olmuştum. Erzurum’a gittim, değerli bir gazeteci arkadaşım vardı, ona gittim. Yerel gazeteleri dolaştım. Reklamlar verdim, Halk Eğitim Merkeziyle görüştüm, gazeteci arkadaş da yardım etti, beni çok desteklediler. Erzurum’da koroyu kurduk. Geliri Silahlı Kuvvetler Vakfına verilmek üzere ilk konseri Orduevi’nde verdim. Merkez Komutanı biraz kızdı. Kendisini eşiyle konsere davet ettim. Konseri dinledikten sonra tavrı değişti.&nbsp;<br />
Erzurum’da çok Eskişehirliler de vardı. Sahneye de çıkmaya başladım, koroyu da çalıştırıyordum. Uğur Dündar ile haber spikeri Mesut Mertcan ile orada tanıştım. Erzurum’dan ağlayarak ayrıldım.<br />
Sonra tayin şubesinde Eskişehirli bir kişi vardı. İstanbul’a tayin olmak istiyordum, çünkü orada radyo vardı, sanatçılar vardı. Bir bakımdan da diyordum ki Eskişehir’e gideyim, çünkü eniştem Halk Eğitim’de görevliydi.<br />
Halk Eğitim Yalaman adasındaydı, bir gün merdivenden çıkarken müzik sesleri duydum. Birkaç kişi kendi kendilerine müzik yapıyorlardı. Sonra tayinimi Eskişehir’e yaptırsam, orada koro kursam diye düşündüm, İstanbul’a mı gitsem, Eskişehir’e mi gitsem diye düşünürken o tayin şubesindeki hemşehrim, İstanbul’da kurtların olduğunu söyledi, Şehirde ikinci olacağına köyde birinci ol atasözünü hatırlattı.<br />
Bunun üzerine tayinimi Eskişehir’e istedim.</p>

<p><strong>VE ESKİŞEHİR YILLARI</strong></p>

<p>Eskişehir’e geldikten sonra rahmetli Selahattin Turfan’a “ben kurs yapmayacağım, koro kuracağım, büyük düşünüyorum” dedim, Hatta eniştem bunlar hayal kuruyor demişti.<br />
Ve ben “Öyle yıllar gelecek ki buradan çok iyi sanatçılar yetişecek, hatta ülkenin en iyi amatör korusu olacak. Üstelik Türkiye’nin en farklı amatör korusu, profesyonel işler yapacak korosu olacak. Sonra koroyu kurduk, çok başvuru oldu, yetenek testi yaptım. Türk Sanat Musikisi eğlence musikisi değildir, elbette hobi var içinde ama hedefleri olan insanlar lazımdı bana. Hedefi olan insanları hoca da yönlendirir, ben öyle oldum örneğin. Bizim koroya gelen Filiz, Asuman, İnci, Nevzat hedefi olan insanlardı. Koro sırasında evde de çalışmalar yapardık. Koroyu kurduk.</p>

<p><strong>KORO’NUN 50, ERBAY’IN 60. SANAT YILI</strong></p>

<p>Bu yıl Türk Sanat Müziği Korosu’nun 50. Yılı. Benim de 60. Sanat yılım.&nbsp;<br />
50 yılda çok öğrenci yetiştirdik. Bu süreçte albümlere bakıyorum da çok işler yapmışız.<br />
Sözü Türk müziğine getireceğim. Türk Musikisinin ilerleyememesinin ve bugünkü hale düşmesinin sebebi bir batı sistemine gidilmemesi. &nbsp;<br />
Sistem ve disiplin açısından. Sanat müziğinde herkes her şarkıyı söylüyor, olmaz ki. Erkeklerde ve kadınlarda ses tonlarına göre sınıflandırılması, herkes har şarkıyı okumayacak, bu kadar sanatçı olmayacak. Ben bunu yaptım, ben solist seçerken, güzelliğe falan bakmam. Önce ses disiplini gelir, Türkiye’de şu bilinmiyor, dert çok. Ses güzelliği başka şey, yetenek başka şey, yorum başka şey. Bunun üçü de olacak. Ses güzel olabilir, ben sesi çok güzel olanları eledim. Ses var ama kulak yok. Müzik kulağı olaak, bir de ritim kulağı olacak. Bunlar olmazsa çok kişi elenir. Ben kesinlikle taviz vermedim. Şimdi Türk müziğinde bu yok. Konserde hak edenlere solo verirken, elimdeki imkanlar dahilinde değişik ses tınılarına veririm, şen şunu oku yok bizde. Öyle şarkılar var ki gırtlak sesi ister, öyle şarkılar vardır sopranodur. Bunlara dikkat ederek solo veririm. Rastgele sen oku olmaz, bu halen öyle. Amatör korolarda da böyle, TRT’de de böyle. Hocalık da ayrı bir durum. Konservatuvar mezunu makam dersi almaya gelen bir öğrencime aralıkları anlatırken bir örnek verdim, “hocam konservatuvarda bu aralıkları ben bir türlü anlayamadım. Şimdi bana anlattın” dedi. Bilgilerin tazelenmesi lazım, halen eski hatta zamanı geçmiş bilgiler var, yorumda. Mesela Tamburi Cemil beyle eski tutucular 150 yıl önce kavga etmişler. Tamburi Cemil niye nüans kullanılmıyor demiş. Şu anda da kullanılmıyor. Şu anda bunu kullanan bizim koromuz var. Bunları kullanabilmek için çok iyi bir eğitim lazım.&nbsp;<br />
Benim bestelerim niye TRT denetiminden geçiyor, bir defa ilhamla beslenirim.<br />
Bir de bestekarlıkta yenilikler buldum kendime göre. Ankara’da bestekarların bir toplantısında benim konum geçmiş. Bildiğini anlatan bir insan demişler. Şimdi ağzını açan para istiyor.<br />
Konservatuvarlar bir aşama yapamadı. Benim gibi beste yapan Turan Taşan var, Zekai Tunca var. Benim bazı buluşlarım var, hocalıkta da öyle.<br />
Şeflik de zaten öyle, şef de sahnede 4 kişi, bir şef bir bayan, bir erkek sesi olacak. Bu ne demek 10 tane 20 tane bayan varsa tek ses olacak, bir tane çatal ses olmayacak. Erkek de de öyle sazda da öyle.<br />
Bizden yetişen bir öğrencimiz Ayla benim Bursa’da gecemi yaptı. Prova yapıyoruz, darbukacı oturmuş öyle boyuna vuruyor. Aslında ben darbukaya karşıyım. Sazlardan yarısı beni tanıyor. Dedim ki “Şu alaturka kafayı bırakın. Darbukacıya dedim ki ben eser icra ederken o darbukaya gelişigüzel vurursan seni dışarı atarım” dedim.<br />
Bunu Türkiye’de hiçbir şef misafir olduğu yerde söyleyemez.&nbsp;<br />
Batıda 50 tane keman aynı anda çalıyor, bir tane çatal ses olmaz. Bizde öyle değil, kanuncu başka çalar öbürü başka çalar. Bu sistemde disiplin yok. Ben bu disiplini koroda uyguluyorum da takviye sazlarda biraz uyulmuyor. Alışmışlar, biz de bir de aşağılık duygusu var. Saz ayarlarını yaptırırsın, konsere çıktığın zaman sen arkanı dönersin mikrofonla oynarlar. Türk müziğinde bir disiplinsizlik, bir dağınıklık var. Kendisini yenileyememe var, öğretimde bestekarlıkta sorun var.</p>

<p><img alt="Öğrencileriyle Evinde De Çalışmalar Yapıyor" class="detail-photo img-fluid" height="303" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/ogrencileriyle-evinde-de-calismalar-yapiyor.webp" width="538" /></p>

<p><strong>YETİŞTİRDİĞİ SANATÇILAR</strong></p>

<p>Şimdi hepsini tek tek saymak mümkün değil. TRT’ye giden sanatçılar emekli bile oldular. 10 kişi verdim, devlet korolarında 12 kişi, altyapılarını buradan alıp konsevatuvarlara giden 50’ yakın var, Senfoni Orkestrasında 3 öğrencim var. TRT’nin açtığı amatör ve yeni sesler yarışmalarında 50’ye yakın öğrencimiz kazandı. Eserleri denetimden geçen, ud kurslarımızdan çok kişi yetişti. 32 öğrencim Eskişehir dışında koro hoca şefliği yapıyorlar. Ama beni konserlerine davet etmiyorlar. Niye etmiyorlar? Korkuyorlar.<br />
Benim davet ettiğim bestekar ve hocalar bizim koroyu bir görüyor, şaşırıyor.<br />
Mesela ben de Çinuçen Tankırorur’u edemedim. Mesela bir konserde müdahale etmiş. Bizim öğrenciler de korkuyorlar benden, korolorumuzu beğenmez diye.<br />
Davet eden öğrenciler de oldu tabi.</p>

<p><img alt="Bir Konser Sırasında" class="detail-photo img-fluid" height="313" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/bir-konser-sirasinda.jpg" width="188" /></p>

<p><strong>DENETİMDEN GEÇEN ESERLER</strong></p>

<p>TRT’de denetimden geçen 91 eserim var. En çok eserleri çalınan bestekarlar arasında 5. Sıradaydım. Şimdi bizim yaşlarda 3. Sıradaydım. “Hadi Sev seveceksen” ile çok ödül aldım, ondan daha meşhur olan “Verdiğimiz o sözleri” var. Kaset de yapıldı bunlar. Bugünlerde “Dudağında izim” sahillerde dahi söyleniyormuş. Çok sanatçı da okudu.<br />
Ben öyle eserlerimin çok çalınmasını istemem. Çünkü sıradanlaşıyor, Avni Anıl derdi ki, “her eserin dinlenmeye ihtiyacı vardır.”<br />
Daha 10 kadar göndereceğim var. 100 besteye ulaşmak istiyorum.&nbsp;<br />
Ben koro elemanlarına söz verdim. 3 yıl sonra Ankara’da veya İstanbul’da kalifiye bir stüdyoda 5-6 tane benim, bir o kadar da derslik klasik eserlerden tüm masraflar benden albüm yapacağım dedim. Kalıcı bir albüm yapacağım.</p>

<p><strong>MADDİ DESTEK ALDINIZ MI?</strong></p>

<p>Ben cepten veriyorum, bunu şikayet olarak da söylemiyorum. Solo konserlerde Halk Eğitim her şeyi karşılayamıyor. Türkiye’deki hocalar ben biliyorum en az 20-30 bin lira alıyorlar, bir tane koro da çalıştırmıyor. 10-11 tane çalıştıranlar var, bir de konserlerde konser başına alanlar varmış. Ben Halk Eğitimden yıllardır ücret almadım, bir keresinde “bana paranızı alın” dediler o da 300-500 lira bir şeydi. “Ben para istemiyorum” dedim. “Bunu vermek zorundayız, sen parayı al istersen buraya çay al” dediler. Severek, isteyerek yaptım.<br />
Burada bir de kütüphane kurdum, öyle bir kütüphane var ki düzen açısından ilk 5’e girerim. Ben seve seve katkıda bulunuyorum, arkadaşlarımız da katkıda bulunuyor. Ben kendimi Eskişehir korosuna, Türk müziğine adamış bir insanım. Bana çok teklifler geldi. Devlet Klasik Müzik Korosu, bunu yapan da Teoman Ünal’dır. Hiç birini kabul etmedim, geçen Büyükşehir’den de dolaylı olarak geldi. Ben Halk Eğitim’de mutluyum, ben orada konservatuvar kurdum.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Evinin Duvarları Anılarla Dolu" class="detail-photo img-fluid" height="303" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/evinin-duvarlari-anilarla-dolu.jpg" width="404" /></p>

<p><strong>SENFONİ ORKESTRASI</strong></p>

<p>Ben ona üzülüyorum, bir gün konserde Yılmaz hocaya (Yılmaz Büyükerşen) seslendim. Şu eserimi bir Senfoniye çaldır dedim. Ben isterim ki, bazı bestelerim güzel, batıya da uyuyor. Çalsa iyi olur, koro olarak da gideriz. O yönden Eskişehir biraz zayıf. Senfoni orkestramız başarılı konserler veriyor.<br />
Kürdi bir şarkım var o da güzel. Ben hayal kuruyorum umuyorum olur.<br />
Kürdi eserle bir de Üsküdar Musiki Cemiyeti’nden ödül aldım. Devler arasından ödül aldım.&nbsp;</p>

<p><strong>İLHAM GELMESİ</strong></p>

<p>Bir &nbsp; eseri ilham ile yaptığın zaman tadına doyulmaz. İlham diye bir şey var.&nbsp;<br />
İlhamı kabul etmeyenler de var, ilham şöyle. Ben bana çok şiir geliyor, onları alıyorum, özellikle yaz mevsiminde o şiirlere yıldız veririm. Onları alır çantama koyarım, zaman zaman okurum. Beğendiğim güfteyi bayan kabul ederim. Kendimi de erkek. İkisini güfteyle yapıştırıp el ele gönderirim. Onlar güftekarla, bestekar ele ele tutuşuyorlar, sonsuz denizlere, ufuklara gönderiyorum. Onlar dönüp geldiği zaman bana o ilham oluyor işte. İlham olduğu zaman alkol almış gibi olurum. Bir keresinde, evimden çıktım bir ilham geldi hemen koşarak eve geri döndüm, eşim korktu, hatta ne oluyor diye sordu.<br />
“Özlüyorum” diye girdim, benim torun Almanya’dan gelecekti, gecikti biraz, güfte de beynimdeydi. Yaptım onu şimdi TRT’de çalıyor. “Özlüyorum seni çok özlüyorum” diye. Bana ilham öyle geliyor. İlhamsız da yaparım da mekanik beste olur.<br />
Öğrencileri yönlendirmek de çok önemli. Sadece eğitimle olmuyor, onları yönlendirmek de gerekiyor.&nbsp;</p>

<p><strong>ESKİŞEHİR DEYİNCE</strong></p>

<p>Bir defa Eskişehir’i çok seviyorum. Sevmeseydim başka korolara giderdim yüklü paralar da kazanırdım. Gitmedim. Mesela Kilis’e 12 saat gider gelirdim, ben söylerdim de “sen kafayı mı yedin” diyorlardı. Ücret falan da almıyordum.<br />
Eskişehir deyince önce Eskişehirspor gelir. Yılmaz hoca gelir, lületaşı gelir. Çibörek gelir, gelen sanatçılara yediririm. Son zamanlarda da güzel bir şehir gelir. Batı müziği denince Mithat Körler gelir, Halk müziği deyince de Ali Gürlü gelir. Bir de Sivrihisarlılar gelir. Sivrihisar sucuğu, Gönül Dağı dizisi.</p>

<p><img alt="Muazzam Bir Nota Arşivine Sahip" class="detail-photo img-fluid" height="498" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/muazzam-bir-nota-arsivine-sahip.jpg" width="374" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/turk-sanat-muzigine-adanmis-bir-omur-2</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Dec 2024 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2024/12/ddsasoyless.jpg" type="image/jpeg" length="71569"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk sanat müziğine adanmış bir ömür]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/turk-sanat-muzigine-adanmis-bir-omur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/turk-sanat-muzigine-adanmis-bir-omur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dolu dolu bir sohbet oldu bu nedenle 2 bölüm halinde yayınlayacağım. İkinci bölümü 21 Aralık’ta gazetenizde olacak.
Keyifli okumalar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu hafta Eskişehir’in gurur duyduğu müzik insanı Hüseyin Erbay ile söyleştik. Ömrünü Türk Sanat Müziğine adamış, çok sayıda öğrenci yetiştirmiş, bestekar, hoca ve koro şefi Hüseyin Erbay’ın evine gittiğimde ev sanki bir müze gibiydi. Tüm duvarlar fotoğraflarla, dolaplar nota, kaset ve taş plaklarla doluydu. İyi bir arşivci olan Erbay’ın basın albümleri de oldukça dikkat çekiciydi. Sanat Güneşi Zeki Müren’e eşlik ettiği ud duvarda bir hazine olarak duruyor. Safiye Ayla gibi Türk Sanat Müziğinin devi ile fotoğraf, Türk Sinemasının Sultanı Türkan Şoray ile anıları hep duvarları ve albümleri süslüyor.</p>

<p>&nbsp;<img alt="Zeki Müren E Eşlik Ettiği Ud Duvarda Bir Hazine Gibi" class="detail-photo img-fluid" height="317" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/zeki-muren-e-eslik-ettigi-ud-duvarda-bir-hazine-gibi.jpg" width="238" /></p>

<p><strong>HÜSEYİN ERBAY KİMDİR</strong></p>

<p>1948 yılında Sivrihisar’ın Sadıkbağı köyünde doğmuşum. Büyüklerin anlattığına göre, 5-6 aylıkken şiddetli bir hastalığa yakalanmışım, Sivrihisar’a getirmişler, doktor, bunu götürün, umutsuz demiş. Köye getirmişler, hastalık artmış, nefesim falan kesilmiş, öldü sanmışlar, üstümü kapatmışlar, mezarımı falan kazmaya gitmişler, aile efradı ağlarken dedem gelmiş. Durumu anlatmışlar, “ben yüzünü bir göreyim, son defa” demiş, açmış, bakmış, sıcaklık hissedince, teşbihini çıkarmış, yüzümde gezdirmiş, ben tutuvermişim, tabi herkes korkmuş, böyle olay başımdan geçmiş.<br />
Musiki yönüm de var. 7-8 yaşlarında köyde her evde radyo yoktu. Babamın teyzesinin evinde vardı, bizim evde vardı. Dedemler, evde yokken açıyordum radyoyu sanat müziği dinlerdim. Yaşıtlarım sokakta oynarken ben evde radyo dinlerdim. Bir gün köyümüzde düğün var, Dinek köyünden müzik ekibi geldi, ben ürkek, korkarak gittim, “Ben bir şarkı söylesem çalar mısınız” dedim. Öyle deyince kemanı Mustafa ağabey, şarkı mı, türkü mü diye sordu. Şarkı dedim, “Sen şarkıyı nereden bileceksin, ne okuyacaksın” dedi. Sadettin Kaynak’ın “Bir rüzgardır gelir geçen sanırsın” şarkısını söyleyeceğimi belirtince çok şaşırdılar ve nereden biliyorsun diye sordular, Ben de radyodan dinlediğimi söyledim.<br />
Çok beğendiler, bu şarkıyı herkesin okuyamayacağını ifade ederek, lisede konservatuvara gitmemi önerdi.<br />
Konservatuvarı bilmiyorum, o ne ki diye sorunca “Müzik Okulu oradan sanatçı çıkarsın. Sen ayrıca bana derse gel” dedi. Köylerimiz çok yakında. Musikinin gücünü orada tespit ettim.<br />
Bir anım da şöyle. Dinek köyünde bakkal vardı, bizim köyde yoktu, köyler yakın. Büyüklerimiz ara sıra bir şeyler almak için beni bakkala gönderirlerdi.<br />
Köye dönerken, Dinek’in çocukları yolumuzu keser, bizi döver elimizdekileri de alırlardı. Bir gün yine ben Mustafa abinin evinden çıktım, yürüyorum, baktım Dinek’in çocukları orada. Eyvah dayağı yedim diye geçirdim içimden. Dur bakalım dediler, durdum. Çıkart aldıklarını diye söyleyince, bir şey almadığımı söyledim. Ben müzik dersinden geldiğimi söyledim. Çocuklardan bir tanesi, “Biz bunu dövmeyelim, bak türkücü, şarkıcıymış” dedi ve bir türkü söylememi istediler, Ben türkü bilmediğimi, şarkı bildiğimi söyleyince okumamı istediler. Okudum. Bir şarkı daha okudum bu kez beni alkışladılar. Musikinin gücünü bir kez daha görmüştüm. Hale önümü çevirenlerden biri yakınımızda oturur, zaman zaman görüşür eski günleri anlatırız.</p>

<p>Hüseyin Erbay’ın adı kendi ilçesi olan Sivrihisar Belediye Başkanlığınca tarihi bir sokağa, Odunpazarı Belediye Başkanlığınca da halen ikamet ettiği &nbsp;Vişnelik mahallesinde bir sokağa yine Odunpazarı Belediyesince Göztepe semtinde bir parka adı verildi. Ayrıca &nbsp;sıfırdan koro kurup 2 yıl çalıştırdığı Kilis ilinde de bir caddeye Hüseyin Erbay adı verildi. Ayrıca eski Halk Eğitimi Müdürü Asım Elbensoy’un onayı ile koronun meşk ettiği büyük salon da Hüseyin Erbay adını taşıyor. Bir yıl önce muhterem eşini kaybeden Erbay, 2 kız ve 4 toruna sahiptir.&nbsp;</p>

<p><img alt="Hüseyin Erbay, Astsubay Başçavuşluk Üniformasıyla" class="detail-photo img-fluid" height="260" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/huseyin-erbay-astsubay-bascavusluk-uniformasiyla.jpg" width="203" /><br />
<strong>ASKERİ OKUL DÖNEMİ</strong></p>

<p>Ben daha sonra askeri okula kaydoldum. Orada da artistik yönüm ortaya çıktı. Kendime göre bir şeyler yazıyordum. Sınıfta müsamereler yapıyorduk. Mersin’de okulumuz deniz kenarındaydı. Deniz kenarında kavga ediyorduk. O bana bir yumruk vuruyordu, ben iki metre falan uçuyordum, o nedenle bana “artist” ismini taktılar. Sonra Bursa Işıklar Askeri Lisesi’ne geldim. Orada radyomuz vardı, arkadaşlar gezmeye giderdi, ben hep radyo dinlerdim, eserlerin sözlerini yazardım.<br />
Gelelim tayin dönemine, musikimi geliştirmek istiyordum, ya İstanbul’a, ya Ankara’ya gitmek istiyordum. Çünkü hocalar oradaydı. Mezun oldum, arkadaşlarım, “İstanbul veya Ankara’nın dışında tayinin çıkarsa değişiriz. Senin ideallerin var” dediler.<br />
Kura çekimi yapıyoruz, son 5 kişi falan kalmıştı, benim ismim daha çıkmamıştı. 1 Erzurum, öbür 4 tanesi Ankara, İstanbul. Onu mu çekeceğim dedim ama bir çektim Erzurum çıktı. Arkadaşlar orada iyi müzik dersi alırsın diye benimle alay etmeye başladılar. Ben çocuk aklı, kaçmak istiyorum, intihar etmeyi bile aklımdan geçirdim. Çok kötü bir gündü. 24 saatin dolmasına 1 saat var, halen alay ediyorlar, sonra Cengiz diye bir arkadaş vardı, alay edenlere kızarak, “al şu Ankara’yı, ver Erzurum’u” dedi.&nbsp;<br />
İnanamadım, arkadaşım yerleri değişti benim de kaderim değişti.</p>

<p><img alt="Çok Sevdiği Korosu Ve Öğrencilerinden Ali Rıza Saltık Ile" class="detail-photo img-fluid" height="258" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/cok-sevdigi-korosu-ve-ogrencilerinden-ali-riza-saltik-ile.jpg" width="387" /></p>

<p><strong>ANKARA VE MÜZİK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara’ya geldiğimde Türk Müziği derslerinin başlamasıyla ilgili bir reklam gördüm. Genelkurmay’da astsubaylığım devam ediyor. Yetenek sınavıyla alacaklar.<br />
Derslere başlamak için radyoya gittiğimde büyük bir kalabalık vardı. Artist gibi kızlar, erkekler gördüm. Vazgeçmek istedim, içinde ders alanlar var, ben sadece radyodan öğrendiklerimle. Geri dönüp giderken, içimden bir ses, “O kadar hayal kurdun, git sınava gir, kazanamazsan kazanama” diye. Bunun üzerine gittim kaydımı yaptırdım. Sınavda Ziya Taşkent, Nermin Demirçay, Mustafa Sağyaşar vardı.<br />
Girdim imtihana “Rüzgar Söylüyor”u söyledim. Bir tane daha oku dediler, “İnleyen Nağmeler” o zamanlar çok popülerdi onu okudum. Birkaç şarkı daha okudum, sınavdan çıktım.&nbsp;<br />
Sınav sonuçları açıklanınca yedek olarak kazandığımı öğrendim. Hoca, “yedek kazananlar da derse gelecek, bir süre sonra tekrar yetenek sınavı yapacağım, kazanırsanız &nbsp;ve bırakanlar olursa devam edeceksiniz” dedi.&nbsp;<br />
Bu sürede çok çalıştım, yetenek sınavına girdim. Bu arada asıl listeden iki kişi gelmemiş, İkinci sınavda sonucuna göre birinci yedek olarak ben, ikinci yedek olarak da bir arkadaşı aldılar.&nbsp;<br />
Nevzat Sümer ile başladık, çeşitli hocalardan özel dersler aldım. Sonra Çinuçen Tanrıkorur hocamız, Yılmaz Pakalınlar, Yılmaz Yüksel, Ali Rıza Köprüoğlu bilhassa çok büyük hocalardan geçtim. Korkunç bir araştırma yaptım, halen de yapıyorum.&nbsp;<br />
Hocalık ayrı bir şey, şeflik çok ayrı bir şey. Bestekarlık zaten ayrı. Bunlar Allah verdisi, Türkiye de bu iş karıştırılıyor. Çok iyi hocasındır, ama çok iyi bir şef değilsindir. Çok iyi bir bestekarsındır ama iyi bir şef ya da hoca değilsindir. Benim ufkumu Çinuçen hoca açtı. Türk musikisinin mutlak şekilde batıdan malzeme alması lazım. Batı müzikisinden, ben mesela Senfoni Orkestralarını çok dinlerim, şeflik ile ilgili büyük araştırmalarım oldu. Çinuçen hoca önce batı müziği dersleriyle başladı, her konuda ufkumu açtı. &nbsp;Ankara’dan sonra Erzurum’a gittim, orada koro kurdum, nasıl zorluklarla kurduğumu Allah ile ben bilirim.<br />
Bütün bu işleri mesai saatlerinin dışında yapıyorum. Örneğin Ankara’dayken derneğe gidiyordum, bir gün bir Kurmay Albay “Yasak niye gidiyorsun” dedi.&nbsp;<br />
Hatta şöyle bir anım oldu. Müzisyen İsmet Nedim’in hayatı film olarak çekilecekmiş. Hafta Sonu gazetesi vardı. Gençliğini canlandıracak insan arıyorlardı ben müracaat ettim. Müracaatı da kazandım. Deneme filmi çekilecekti, o kurmay albay haricindeki generaller bana bir astsubay gözüyle bakmazlardı, bir müzisyen gözüyle bakarlardı. O aralar Türkan Şoray ile bir beste durumumuz olmuştu o da benim Genelkurmay’da popülerliğimi artırdı.<br />
Gittim generale kapısını çaldım, anlattım durumu, beni tersledi. Ben ısrar edince, bana “ Sen gidersin, birkaç dakikalık rol verirler, sonra ne olacak. Sen astsubaylığını yap, musikine de çalış, zaten biz seni subay yapmaya karar verdik” dedi.<br />
Ben subay olmak istemediğimi söyledim. Övünmek gibi olmasın, çok iyi çalışıyordum. Sevilen bir insandım.<br />
Her ne kadar amatör olarak yürütsem de hedeflerim vardı. Tabi beni kovaladı. Ankara’da 6 yıl kaldım, sonra Erzurum’a gittim.</p>

<p><strong><em>DEVAM EDECEK</em></strong></p>

<p><img alt="İyi Bir Arşivci Ve Kolleksiyoncu Olan Erbay In Tüm Dolapları Dolu" class="detail-photo img-fluid" height="224" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/iyi-bir-arsivci-ve-kolleksiyoncu-olan-erbay-in-tum-dolaplari-dolu.jpg" width="299" /></p>

<p><img alt="Safiye Ayla Ile Bir Anı" class="detail-photo img-fluid" height="506" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/12/safiye-ayla-ile-bir-ani.jpg" width="380" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/turk-sanat-muzigine-adanmis-bir-omur</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Dec 2024 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2024/12/dfdsfs.jpg" type="image/jpeg" length="16003"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kendin için değil Kent’in için hizmet]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/kendin-icin-degil-kentin-icin-hizmet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/kendin-icin-degil-kentin-icin-hizmet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugünkü söyleşimizi 10 yıldır Genel Sekreterliğini yaptığı Eskişehir Kent Konseyi’nin şu anda seçilmiş başkanı olarak görev yapan Ahmet Kapanoğlu ile gerçekleştirdik. “Kendin için değil, Kent’in için hizmet” sloganıyla çalışan Kent Konsey’lerinin önemini, kenti, kentliliği anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AHMET KAPANOĞLU KİMDİR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1979 yılında Eskişehir’de Balkan göçmeni bir ailenin 6. Evladı olarak dünyaya geldim. İlk, orta öğrenimimi Eskişehir’de tamamladıktan sonra üniversite eğitimimi Anadolu Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Fakültesinde ayrıca İşletme Fakültesinde de tamamladım.<br />
Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen hocamızın 1999 yılında Belediye Başkanlığı döneminde Büyükşehir’de görev aldım. 25 yıldır Belediyenin farklı kademelerinde çalıştım şimdi de 10 yıldır yürüttüğüm Eskişehir Kent Konseyi Genel Sekreterliği görevinden sonra Kent Konseyi Başkanlığını devraldım.<br />
Ahmet Kapanoğlu, şehrine gönül vermiş üstatlardan, yerel yöneticilerden, şehrin dinamiklerinden beslenmeye açık, onlardan yararlanan, doğduğu şehre aslında bugüne kadar edindiği kazanımlarını zekatını vermek için çalışan biriyim.</p>

<p><strong>KENT KONSEYLERİNİ ANLATIR MISINIZ?</strong></p>

<p>Eskişehir Kent Konseyi özetle, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 76. Maddesi gereği, İçişleri Bakanlığı tarafından 2006 yılında çıkarılan “Kent Konseyi Yönetmeliği” hükümlerine göre; Valilik, Belediyeler, Yerel Yönetimler, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, meslek odaları, muhtarlar ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılımıyla oluşan bir danışma kurumudur. &nbsp;<br />
Yönetmelik hükümlerine göre kurulan Meclisler ve Çalışma Grupları, anayasal düzenin içinde bulunmasına rağmen, tüzel koşullara dayalı olmayan, gönüllülüğün esas olduğu bir yapı içerisinde, ortak akıl ile planlanan çalışmalar gerçekleştirmektedirler. Edilgen ve çekingen değil, etken ve coşkulu gönüllülerimizle gerçekleştirdiğimiz çalışmalarımız ile hem aktif yurttaşlığın gelişmesini destekliyor hem de hemşehrilerimizin anayasal haklar bağlamında yönetsel ve kamusal süreçlere doğrudan katılabilmelerine imkân sağlıyoruz. Aynı zamanda yerel yönetimlerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız arasında süreç odaklı ortaklıklar kurulmasına da katkıda bulunan bir yapıyız.&nbsp;<br />
Şehirlerimizin ilerlemesinin olayların akışı içinde sürüklenen bireylerle değil, her türlü veriyi aklın eleştiri süzgecinden geçirerek çözümleyebilen önyargısız, hoşgörülü, dogmalardan arınmış bir düşünce yapısına sahip bireylerle olanaklı olduğu inancı ile gerçekleştirdiğimiz çalışmalarımızı, tüm bu değerleri ve erdemleri geliştirmeye katkıda bulunan Yürütme Kurulu Üyelerimiz, Meclislerimiz, Çalışma Gruplarımızdaki gönüllülerimiz ve paydaşlarımız ile birlikte yürütmekten mutluluk duyuyoruz.<br />
Kentsel sivil toplumla, yerel yönetimler arasında bir ara yüz niteliği taşıyan Kent Konseyleri demokratik, katılımcı yerel yönetişim anlayışının gelişmesine katkıda bulunurken aynı zamanda da her türlü kentsel soruna karşı da tüm bileşenleri ile ortak akıl oluşturarak geliştirdiği çözüm önerilerini ilgili kurum ve kuruluşlara sunabilirler.<br />
Biz de Eskişehir Kent Konseyi olarak fiziksel ve ruhsal ihtiyaçları önceleyen şehircilik anlayışına katkıda bulunmak amacıyla, tüm bileşenlerimiz ile yakın mesai içerisinde hemşehrilerimizin beklentilerine çözüm önerileri geliştirirken, Genel Kurul Üyelerimize de rehberlik yapacak çalışmalarımızı sebatla sürdürüyoruz.</p>

<p><strong>İLÇELERE DE YAYILIYOR MU?</strong></p>

<p>Kent Konseyinin en önemli amacı demokratik, katılımcı yönetişim anlayışının gelişmesine destek olmak ve sivil toplum kuruluşlarıyla yerel yönetimler arasında bir köprü kurmaktır.&nbsp;<br />
Bu nedenle ilçelerimizde de yerel yönetimlerimizin sivil toplumla, vatandaş ile güçlü bir bağ kurmak için geliştirebileceği en anlamlı strateji, Kent Konseyi kurarak işbirliği yapmalarıdır. Bu işbirliği ile hem halkın yönetsel kararlara demokratik katılımı sağlanacak hem de hemşehrilerimizin yaşadıkları ilçelerinin gelişmesine yönelik gönüllü katkıları artacaktır. Biz de daha önce Mihallıçık Belediyemize kurulmasında destek verdiğimiz Mihallıçık Kent Konseyi gibi diğer tüm ilçelerde de Kent Konseyi kurulması ve belediyelerin yenilikçi katılım yöntemlerini kullanma kapasitelerini arttırmalarına katkı vermek adına Başkanlarımız ile görüş alışverişinde bulunarak, uyumlu bir şekilde planlama çalışmalarımıza devam ediyoruz.</p>

<p><strong>ŞEHRİ İLGİLENDİREN SORUNLAR VE MÜCADELE</strong></p>

<p>Eskişehir Kent Konseyi olarak kaynakları tükenmiş, yorgun bir dünyayı değil; masmavi gökyüzü ve bereketli toprakları hak eden çocuklarımız için çevreye zarar verecek her türlü girişimin karşısında durmaya kararlıyız.<br />
Ülkemizin en verimli ovalarından Alpu Ovası ve Türkiye’nin göz bebeği Eskişehir’e geçtiğimiz yıllarda yapılmak istenen kömürlü termik santralin yeniden gündeme alındığı bir planlama çalışmasını ne yazık ki üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız.<br />
Yaşanılabilir şehirlerarasında sürekli üst sıralarda yer alan güzel Eskişehir ve dört bir yanı güzelliklerle kaplı ülkemizin hiçbir şehri, tüm dünyanın vazgeçtiği bu bilim dışı Kömürlü Termik Santral projelerini hak etmiyor.<br />
Konunun uzmanları, şu an sahip olduğumuz teknolojiyle yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanılan bir geleceğin mümkün olduğunu söylüyorken Eskişehir’de kömürlü termik santral çalışmalarını yeniden başlatmaya çalışılarak son derece tehlikeli bir iş yapılıyor. Eskişehir'in geleceğini düşünen herkes Kömürlü Termik Santral’in karşısında olmalıdır. Çünkü gelecek; temiz ve yenilenebilir enerjide. Yapılması gereken tek şey, yenilenebilir enerji için yatırımları teşvik etmektir. Bereketli toprakları ile İç Anadolu’nun Çukurovası olarak bilinen Mihalgazi ilçemizde yapılması planlanan altın madenine karşı ise duruşumuz gayet net. Bizler doğru alanda ve bilimin gösterdiği kurallara uygun olarak, doğamıza ve insan sağlığına zarar vermeden yapılan madenciliğe elbette karşı değiliz. Ancak, bu gibi proje örneklerinin ülkemizin birçok bölgesinde çevre felaketlerine yol açtığını, binlerce ağacın kesilerek, siyanür kullanımı nedeniyle su ve toprağın zehirlendiğini, tarım alanlarının büyük zarar gördüğünü ne yazık ki üzücü bir şekilde tecrübe ettik. Mihalgazi, Sarıcakaya ilçelerimiz ve mahallelerinde seracılığın gelişmesi için yeni teşvikler yapılırken, bu proje ile hem Sakarya Nehrimize hem de bölgedeki tarımsal üretime büyük zarar verilecektir. Eskişehir Kent Konseyi olarak doğamızı, çevremizi, havamızı, suyumuzu ve toprağımızı gözümüz gibi koruyacak, hem altın-gümüş maden ocağı projesi, hem de Kömürlü Termik Santral projesin tüm süreçlerinde duyarlı hemşehrilerimizle hukuk kuralları çerçevesinde güzel şehrimizin savunuculuğunu yapmaktan asla vazgeçmeyerek, konuların takipçisi olacağız.</p>

<p><strong>AYŞE ÜNLÜCE’NİN KENT KONSEYİNE BAKIŞI</strong></p>

<p>Söyleşiyi yapan gazeteci olarak Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile daha önceki dönemlerde Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyesi olarak görev yaptım. Ben halen Yürütme Kurulu üyeliği görevimi sürdürüyorum. Dolayısıyla Ünlüce’nin Kent Konseyi’ne bakışını biliyorum, ama bir de sizden dinleyelim.&nbsp;<br />
Farklılıklarımızı zenginlik olarak gören bir anlayışa sahip olan Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ayşe Ünlüce, Eskişehir Kent Konseyi’nde uzun yıllar gönüllü olarak, önce Kadın Meclisimiz de kadınlarımıza vizyon kazandırmak ve gelecek umutlarını güçlendirmek adına pek çok başarılı çalışmalar gerçekleştirmiş ve daha sonra da çalışkanlığı ve hoşgörüsüyle herkesin takdirini kazanan bir Yürütme Kurulu Üyemiz olarak yerel yönetimlerde sivil katılımın adalet temelinde gelişmesi adına kalıcı ve dönüştürücü fikirleriyle gösterdiği çalışkanlığı, cesareti, azmi ve farklı kabiliyetleri ile bizlere rol model olmuştur.&nbsp;<br />
Gönlünü şehre vermiş bir yönetim anlayışıyla güzel şehrimizi daha ileriye ve güzele taşıma amacında ortak akla, demokratik katılımcılığa verdiği önem ve de Eskişehir Kent Konseyinde birbirini tamamlayıcı nitelikteki paydaşlar ile koordine bir şekilde yürüttüğümüz çalışmalar öncesinde bizleri her zaman cesaretlendirerek, gönüllülerimiz ile güzel bir sinerji doğuran, kısacası bizlerden desteğini hiçbir zaman esirgemeyen Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ayşe Ünlüce’ye ne kadar teşekkür etsem azdır.</p>

<p><br />
<strong>KENTİN SORUNLARI</strong></p>

<p>Bize göre havamıza, suyumuza, toprağımıza, doğamıza ve sağlığımız büyük zarar verecek hem altın-gümüş maden ocağı projesi ile Kömürlü Termik Santral projesi, ne yazık ki yıllardır şehrimizin büyük ihtiyaç duyduğu kuzey ve güney çevreyolları, havaalanı gibi önemli sorunlarımızın önüne geçmiş durumda.<br />
Güzel Eskişehir’imiz ve dört bir yanı güzelliklerle kaplı ülkemizin hiçbir şehri, özellikle tüm dünyanın vazgeçtiği bu bilim dışı Kömürlü Termik Santral projelerini hak etmiyor. Bugün ülkenin parmakla gösterilen bir şehriyiz. Yarın Avrupa’nın parmakla gösterilen şehri olacağız. Dünyada yaşanılabilir şehirler arasında sürekli üst sıralarda gösteriliyoruz. Zannediyorum dünyanın yeni şartlarına uyum sağlama konusunda, Türkiye’nin en hazır şehriyiz.&nbsp;</p>

<p><strong>ESKİŞEHİR DEYİNCE</strong></p>

<p>Aslında şanslıyım, bu yaşıma kadar şehirde artık böyle herkesin efsane olmuş dediği şehrin önemli aktörleriyle birlikte çok yakın çalışma fırsatı bulmuş biriyim.<br />
Benim aklıma önce kaleci Sinan Alağaç ile olan akrabalığımdan dolayı Eskişehirspor gelir, doğduğum andan itibaren bizim hayatımızda çok önemli bir yeri olmuştur, hatta çocukluğumda rahmetli Sinan dayının, bana eldivenlerini giydirerek, antrenmanlara götürdüğünü hiç unutmam. Onun için Eskişehirspor bizim için en kıymetlimizdir. Tabi ki Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, bir şehri doğru şekillendiren yerel yönetici olarak bizim tam yerel yönetim anlamında çok iyi bir eğitim almamızı sağladı.&nbsp;<br />
Eskişehir deyince de herkesin olduğu gibi benim de ilk aklıma gelen Yılmaz Büyükerşen’dir. Onunla ilgili de pek çok anı anlatabilirim ama sayfalar yetmeyecektir.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/kendin-icin-degil-kentin-icin-hizmet</guid>
      <pubDate>Thu, 28 Nov 2024 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2024/11/fsdffw.jpg" type="image/jpeg" length="75047"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dolu dolu siyasetle geçen uzun bir ömür  2]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/dolu-dolu-siyasetle-gecen-uzun-bir-omur-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/dolu-dolu-siyasetle-gecen-uzun-bir-omur-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’in deneyimli siyasetçilerinden Ahmet Vural ile yaptığımız söyleşinin 2. Bölümüyle sizlerleyiz. Bu bölümde Vural’ın daha çok siyasi hayatını bulacaksınız.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İYİ Kİ MİLLETVEKİLİ OLMAMIŞIM</strong></p>

<p>Ben il başkanı olunca milletvekilleriyle il başkanları zaman içinde insanlar onların birbirine laf götürüyorlar, laf taşıyorlar, Süleyman beyle aramız açıldı bizim. Sonraki seçimde Süleyman bey kendisi aday olmadı Namık Kemal Zeybek beyi aday olarak teklif etti. Namık Kemal Zeybek Eskişehir’de birinci sıra adayı oldu. Ama Parti barajı aşamadı, Zeybek de zaten düşük bir oy aldı.&nbsp;<br />
Sonrasında gelişen olaylar nedeniyle benim milletvekili olma şansım azaldı. Düğmeyi Süleyman Sazak ile yanlış iliklemişiz. Sonradan düşündüğümde iyi ki de milletvekili olmamış diyorum. Hayırlısı belki de böyle oldu.&nbsp;</p>

<p><strong>ESKİŞEHİR SİYASETİ</strong></p>

<p>Ben &nbsp;siyasi hayatımda, rakip partilerle hep iyi ilişkiler içinde oldum. Hep saygı gördüm, il başkanları bir araya geldiğimizde bana özellikle sanki çok büyük parti başkanıymışım gibi muamele ederlerdi. Çünkü bin siyasette de, özel hayatımda da hep olumlu yaklaşmışım. Çözüm odaklı yaklaşırım olaylara, sorun çıkartmayan, sorun çözmeye çalışan bir yapım ve karakterim vardır. O nedenle ben hep uyumlu, yapıcı bir siyaset yaptım. Yılmaz Büyükerşen Belediye Başkanı oldu, onunla da yakın ilişkilerimiz oldu, dost oldum. Bana çok güvendi, bundan önceki Belediye seçimlerinde zorla beni Belediye Meclis Üyesi yaptı.&nbsp;</p>

<p><strong>TREN YOLUNUN YER ALTINA ALINMASI FİKRİ</strong></p>

<p>Hiç unutmuyorum, ben il başkanıyken Oktay Vural Ulaştırma Bakanıydı. Eskişehir’de bir lokomotif teslimi töreni için Eskişehir’e geldi, onun geldiğinde (çok önemli bu anlatacağım) programa Belediyeyi ziyareti yazmamışız, unutulmuş. Vilayet, il başkanlığı demişiz. Hoca (Yılmaz Büyükerşen) telefon etti, “Belediyeye gelmesini istiyorum, ona bir sunum yapacağım” dedi. Bunun üzerine ben programı değiştirdim, Oktay bey ile Belediyeye gittik. Zamanımız kısa dedim, hemen bizi toplantı salonuna aldı, sinema perdesi gibi bir şey yapmış, hemen sunuma geçti. Eskişehir’in tren yolunun Sakarya, Bağlar Muttalıp caddelerindeki geçitlerinde büyük tıkanıklık olurdu, trenlerin geçişinde ya da manevra yaptıklarında 15-20 dakika yol tıkalı kalırdı, trafik uzardı, halk beklerdi. Trafik keşmekeşini gösterdi. Tren yolunun yer altına alınmış halini de gösterdi. Oraya ağaçlar, büfeler, çimenler yapmış. )Şimdiki halini Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü yaptı, eğer hocanın yaptığı gibi olsaydı çok daha güzel olurdu. Orası şu anda layıkıyla değerlendirilmiyor.)<br />
Devlet Demiryolları Genel Müdürü Vedat Bilgin de yanındaydı. Talimat verdi, döner dönmez Bakanlıkta bu konuyu araştıralım, gerçekleştirelim diye. Projeyi çok beğendi ve talimat verdi. Ben bunu duyunca İl Başkanıyım da. Ankara’ya her gidişimde, Ulaştırma Bakanlığına gidiyorum, konuyu takip ediyorum. Bizim projemiz ne oldu diye, proje yapıldı, tam gerçekleşme safhasına geldi, hatta proje için olmaz bu çok pahalı dediler, Oktay Vural kızdı, “Bu bürokratlar iş çıkacak diye uzatırlar” dedi, ısrar etti, projeyi bitirtti. Ama kısa süre sonra hükümet düştü.<br />
Bülent Ecevit Başbakandı. Devlet bey erken seçim istedi düştü. Ama o proje Bakanlıkta kaldı.&nbsp;<br />
Sonradan Kemal Unakıtan bakan olunca o projeyi aldı ve uyguladı. Tren yolunun yer altına alınması olayının fikir babası Yılmaz Büyükerşen’dir.<br />
Bu garibanın da (kendisini kast ediyor) çorbada tuzu vardır.<br />
Eskişehir’de siyaset başka vilayetlere baktığınız zaman daha olumlu, daha verimli geçiyor. Ancak bir şehirden bakan olmadığı zaman mesela Eskişehir’den bir bakan çıkarılmadığı zaman Eskişehir’e hizmet, belediyenin de muhalefette olması nedeniyle aksıyor. Eskişehir’de siyasiler olgun arkadaşlardır, aklı başında arkadaşlardır. Eskişehir’de siyasetin demokrasinin kurallarına göre işlediğini söyleyebilirim.</p>

<p><strong>MHP’LİLER KAMU YÖNETİMİNDE ETKİLİ OLDU</strong></p>

<p>Bunun sebebi Alparslan Türkeş’in attığı temeldir. Türkeş, üniversitelerde okumuş kesimlerin aklına hitap etti. Kominizmin karşısına fikirle çıktı. 9 Işık.<br />
Onlar işçi sınıfı dedi. Türkeş, sosyal bilim dedi. Onlar, sosyal adalet dedi o, ulusal yönetmeli dedi. Her konuda Türkiye’nin gelişmesi, kalkınmasıyla ilgi bir fikri oldu. Okumuş kesim ile yakından ilgilendi ve okumuş kesimin güvenini kazandı. Dolayısıyla sağ partiler iktidara geldiği zaman kadro kurmak için ülkücülere ihtiyaç hissetti. O nedenle onların zamanında ağırlıkları hissedildi. Ak Parti zamanında ise Meclis’te çoğunluğu kaybettikten sonra Erdoğan, Devlet Bahçeli ile bir yakınlık kurdu. Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli’ye Başbakanlık teklif etti, “Gel Başbakan sen ol, senin etrafında birleşelim” dedi. Kabul etmedi. MHP’ye devlet yönetiminde etkili olması dışında, fiilen bu işi teslim edelim teklifi yapıldı.&nbsp;</p>

<p><strong>OLAĞANÜSTÜ GENEL KURUL SÜRECİ</strong></p>

<p>Gelişen süreçte 650 üst kurul delege gittik noterde beyan verdik ve olağanüstü genel kurul toplanmasını sağladık. Ankara’da Büyük Anadolu Otel’de toplandı genel kurul. MHP’nin tüzüğünde olağanüstü genel kurulda Genel Başkan seçilmez maddesi var. O toplantı olağanüstü genel kurul olduğu için orada ben de bulumdum tüzükteki o maddeyi değiştirdik. Tüzük değişikliği olunca ilan edilmesi lazım. Genel Kurul 1 ay sonraya ertelendi, tüzük ilan edilecek ikinci genel kurulda Genel Başkan seçilecek. Fakat, &nbsp;o arada Devlet bey, Erdoğan’ın desteğiyle bir çok mahkemeden ihtiyati tedbir kararı aldılar. Genel kurula tedbiren yapılamaz diye karar çıktı duruşmaları da iki sene sonraya koydular. Böyle olunca genel kurulu yapamadık, yapamayınca ne kadar parti içinde sağduyu insanlar varsa istifa ettiler ve adayların arasında Meral Akşener’in genel başkan olması istendi, Genel Başkan oldu İYİ Parti kuruldu. Ben de İYİ Partideydim, üst kurul delegesiydim.<br />
Mahkeme kararıyla Devlet beyin MHP’de genel başkan olması garanti altına alındıktan sonra Devlet bey Erdoğan ile işbirliğine başladı. O günden bu yana en büyük destekçisi oldu.<br />
Ben İYİ Parti üyesiydim ama Yılmaz Büyükerşen’ın ısrarıyla &nbsp;2018’deki Belediye seçimlerinde Belediye Meclis üyesi adayı oldum. Zaten o dönemde İYİ Parti ile ittifak yapılmıştı. Hocanın teklifinden sonra o zamanın İYİ Parti il başkanı ve milletvekiliyle görüştüm, biz zaten beraberiz destekleyeceğiz ol dediler. Odunpazarı dışında Eskişehir’de iş birliği yapıldı. Ben Tepebaşı’ndan aday oldum. Aday olunca İYİ Parti’den ayrılıp, CHP’ye geçmek durumunda kaldım. Hocanın ısrarıyla aday olunca Meclis Üyesi de seçildikten sonra ayrılmadım.</p>

<p><strong>SELAMİ VARDAR İLE DOSTLUK</strong></p>

<p>Tanımaktan gurur duyduğum iki insanı size söylemiştim. Bunlardan biri Gün Sazak, diğeri Selami Vardar’dır.<br />
Selami Vardar ben lise öğrencisiyken Eskişehir’de hesap uzmanıydı. Lisede develimdi. Vatansever, iyi yetişmiş bir aydındı. Gün Sazak da Selami Vardar da kendini çok iyi yetirtirmiş insanlar.<br />
Selami Vardar babalarımız arasındaki dostluk nedeniyle, babama da hürmet eden bir insandı. Mihalıççık’a geldiği zaman babamın yanına uğrardı. Babam da onun ofisine giderdi, ziyaret ederdi. Babam onları akrabası gibi görürde, biz de öyle gördük. Yalnız Selami abiyle aramızda bir dönem bir soğukluk oldu. Benim Mihalıççık’ta MHP İlçe başkanı olduğumu duyunca çok sinirlenmiş. Hangi akılla gitmiş de olmuş diye kızmış. Bana bir şey demedi. Bir gün geldi “otur bakalım” dedi. “Sen hangi akılla gittin MHP’ye girdin” dedi. Anlattım, başladı bana MHP ile ilgili, 9 Işık ile ilgili sorular sordu.&nbsp;<br />
Sonra bana dönerek “Ahmet, ben onun bunun lafıyla girdin zannettim, inanarak girmişsin, benim böyle adamlara saygım vardır” dedi. Ondan sonra eskisi gibi abi-kerdeş muhabbetimiz devam etti.<br />
Selami abi, hep bu MHP’yi merak ederdi, neyin nesi diye sorardı, benden bilgiler alırdı. MHP’li olmama rağmen Selami abinin arkasında durduğum da oldu, oy da verdim. Selami abinin Eskişehir’e çok büyük hizmetleri olduğunu biliyorum, gözümle de gördüm. Selami abinin bir yurt dışına, Londra’ya, Paris’e gitmesini, dünyanın büyük şehirlerini görmesini isterdim. Ama gitmedi, onda uçak korkusu vardı bu nedenle gitmedi oralarda. İkinci Belediye Başkanı olarak seçildiğinde Mihalıççıklılar olarak bir heyet halinde hayırlı olsuna geldik. Ben parmak kaldırdım.<br />
Sayın Başkanım dedim “Eskişehirli bir vatandaş olarak, size oy veren bir seçmeniniz olarak sizden bir dileğim var” dedim.<br />
Nedir diye sordu.<br />
“İlk fırsatta dünyanın büyük şehirlerine, yanınıza bir ekip alarak gitmenizi ve Belediyecilik ile ilgili konularda araştırmalar yapmanızı istiyorum, eğer bunu yaparsanız, Eskişehir’e daha büyük hizmetler yapacağınıza inanıyorum” deyince bir kahkaha attı ve hemen lafı değiştirdi.<br />
Uçak korkusu nedeniyle büyük şehirlere gitmedi ama karayoluyla gidilebilecek bazı ülkelere gitti.&nbsp;</p>

<p><strong>ESKİŞEHİR DEYİNCE</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eskişehir deyince aklıma gelen biri-iki şeyi söyleyeyim.<br />
Eskişehir’de bir grup var. Ahbaplar Grubu diye.<br />
Ahbaplar Grubu son derece faal, Eskişehir’in ve Türkiye’nin sorunlarıyla çok yakından ilgilenen çok aktif, enerjik bir grup. O grup Eskişehir’in sorunlarıyla ilgili, Türkiye’nin sorunlarıyla ilgili yemekli toplantılar yapıyor. Konusunda uzman olanları çağırıyor, oralarda çok verimli toplantılar yapıyor. Ahbaplar Grubunun Eskişehir’e faydalı bir grup olduğunu görüyorum.<br />
Eskişehir’in CHP’li belediyeleri iyi çalışıyor. Eskişehir benim çocukluğumda, lise yıllarımda Eskişehir’de avukatlığa başladığımda, 1980’li, hatta 1990’lı yıllarda iki-üç oteli vardı. Başka otel yoktu. Hiç kimsenin otel yatırımını düşünmediği, yerli turistin asla uğramadığı bir şehirdi.<br />
Doğruya doğru Eskişehir’e Yılmaz Büyükerşen’in sihirli eli dokunduktan sonra Eskişehir’de hiç 5 yıldızlı otel yokken şimdi çok sayıda 5 yıldızlı oteli var ve hepsi de dolu. Eskişehir çok canlı bir şehir oldu. Üniversitelerin kuruluşu çok etkili oldu ama asıl etkiyi Yılmaz Büyükerşen’in Belediye Başkanlığı yaptığı dönem olarak görüyorum.&nbsp;<br />
Eskişehir bugün nereye gidersek gidelim çok beğenilen, bir şehir. Bir çok insan Eskişehir’de yaşayanlara gıpta ediyor. Eskişehirli olmaktan, burada yaşamaktan büyük mutluluk duyuyorum.<br />
Eskişehir’de diğer şehirlerde yaşanan olumsuz gelişmeler yok, mesela bir grup arkadaşım geziye gittiler, doğuda bir akşam yemeğinde bir bira içecek yer bulamamışlar. Sosyal yapı, özellikle kadınların hayatı hızla değişiyor, doğuda ilkokula giden kız çocukların sayısında yüzde 5, ortaokula gidenlerin sayısında yüzde 15’e yakın bir azalma olduğunu çok ciddi araştırmacıların yazılarında okuyorum, Ama Eskişehir’de kız çocukları okuyor. Dolayısıyla Eskişehir çağdaş yaşamı benimsemiş, aklın yolunda ilerleyen, modern eğitimde taviz vermeyen, aklı başında milletini seven, milliyetçi insanların mutlu olduğu bir şehir. Türkiye’ye 10 milyon Arap getirildi, hızla Araplaştırılmaya çalışılıyor, ama biz Eskişehir’de başka şehirlere göre daha modern, çağdaş bir şehir olma hüvviyetini devam ettiriyor.<br />
&nbsp;</p>

<p><img alt="Avukatlık Mesleğinde 50. Yıl Beratı" class="detail-photo img-fluid" height="465" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/11/avukatlik-mesleginde-50-yil-berati.jpg" width="348" />&nbsp;&nbsp;<img alt="Ahmet Vural Chp Den Belediye Meclis Üyesi Olarak Görev Yaptı" class="detail-photo img-fluid" height="334" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/11/ahmet-vural-chp-den-belediye-meclis-uyesi-olarak-gorev-yapti.jpg" width="445" /><img alt="65F39A35 Aef8 4194 98Af B18A489F2569" class="detail-photo img-fluid" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/11/65f39a35-aef8-4194-98af-b18a489f2569.jpg" / width="800" height="600"></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/dolu-dolu-siyasetle-gecen-uzun-bir-omur-2</guid>
      <pubDate>Thu, 21 Nov 2024 17:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2024/11/dostjkdfg.jpg" type="image/jpeg" length="89951"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dolu dolu siyasetle geçen uzun bir ömür]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/dolu-dolu-siyasetle-gecen-uzun-bir-omur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/dolu-dolu-siyasetle-gecen-uzun-bir-omur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün Eskişehir’in deneyimli siyasetçilerinden Ahmet Vural ile söyleştik. Kendini bir köy çocuğu olarak tanımlayan Vural ile söyleşimiz oldukça uzun oldu. Ahmet Vural’ın avukatlık ofisi eski bir binada, ofise girdiğimde Atatürk ile ilgili bir kitap okuyordu. Ofisin duvarları değer verdiği anne ve babasının fotoğrafları ve anılarla doluydu. Keyifli bir sohbet oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SİZİ TANIYALIM</strong></p>

<p>Ben bir köy çocuğuyum, Mihalıççık Ahırözü köyünde doğdum, köy çocuğu olmanın bütün şartlarını yaşayarak ilkokul 2. Sınıfa kadar köyde bulundum, sonra babam esnaf dükkanı açması nedeniyle Mihalıççık’a taşındık, bir esnaf çocuğu olmanın şartlarını yaşayarak büyüdüm. Mihalıççık’ta ilkokul 4. Sınıftaki öğretmenimin sayesinde hayatımın dönüm noktasının atıldığını ve hayatıma yeni bir yön verildiğini şimdi hissediyorum. İlkokul öğretmenin Zihni Özgür bey, bir dükkanda boş otururken geldi, niye kitap okumuyorsun diye sordu. O zamana kadar bir iki kitap okumuştum, okuduğum kitapları söyledim, onlarla olmaz dedi ve beni ortaokul kütüphanesine götürerek müdür ile tanıştırdı. “Ahmet’e kitap vereceksin, okuyacak getirecek yenisini vereceksin. Oradan aldığım kitapları okumaya başladım, bende bir alışkanlık bir zevk haline geldi. Ortaokulu bitirip Eskişehir’de liseye başladım, okulun ilk günü edebiyat öğretmenim Ganime hanım çocukları yokluyor, kitap okuyup okumadıklarını soruyor, hangi kitabı sorsa ben elimi kaldırıyorum. Dünya klasikleri dahil çok kitap okumuşum. Beni tahtaya çağırdı ve Honore de Balzac’ın Vadideki Mektuplar kitabı var, anlat kitabı dedi ben anlattım. Sonra o öğretmenin gözdesi oldum. Ahmet Vural köy çocuğu olmanın o baskıyı yırtan, kasaba baskısını yırtan bir çocuk oldum okuma alışkanlığım sayesinde Atatürk’ü gerçek olarak tanıdım. Siyasi partilere girdim, partilerde insan üzerinde bir baskı var, liderin söylediğinin dışına çıkamazsınız. Ben her yerde kendim olabilmeyi, özgün düşünceli bir birey olabilmeyi başarmış bir insanım.<br />
Ahmet Vural ortaokulu Mihalıççık’ta, liseyi Eskişehir’de Hukuk Fakültesini Ankara’da bitirdi. 1971 yılında avukatlığa başladım, 5 yıl Mihalıççık’ta avukatlık yaptıktan sonra Eskişehir’e taşındım, o gündem bu yana avukatlık mesleğini severek yürütüyorum, üç çocuğum var, üç de torunum var.</p>

<p><strong>SİYASİ HAYATI</strong></p>

<p>1965 yılından sonra Ankara Hukuk çok hareketliydi. Sol faal bir durumdaydı. Hukuk Fakültesi Talebe Derneği Başkanı Uğur Mumcu idi. Çok faal, çalışkan bir gençti. Benim babam Demokrat Partiliydi, Anadolu’dan gelen Demokrat Partili çocuklar da biz de Adalet Partisi’ne meyilliydik. Fakültede Köycülük derneği diye bir dernek vardı. Bu derneğe başkan seçildim. Başkan olunca Fakülte Dekanına gittim. O zaman bir Milli Türk Talebi Birliği bir de Milli Türk Talebe Federasyonu vardı. Uğur Mumcu’lar federasyona bağlı biz de Talebe Birliğine meyyaldik. Dekana “Onlar oturumlar, toplantılar, yapıyorlar konferans salonunda, bize de verir misiniz” dedim. Hoşuna gitti, “15 günde bir defa veririm ama 1 hafta önceden bize haber vereceksiniz” dedi.&nbsp;<br />
Ben bu sözü alınca, kimi getireceğim, münazaraları kimle yapacağımı, kimi getireceğimi düşünmeye başladım ve Adalet Partisi Genel Merkezi’ne gittim. Genel Başkan Ragıp Gümüşpala, Genel Sekreter Şinasi Osma, Şinası Osma’nın yanına gittim görüştüm, Ben Hukuk Fakültesi Köycülük Derneği Başkanıyım dedim. Fakültede açık oturumlar yapacağız, dekan izin verdi, konu ve konuşmacı lazım. Bana destek olur musunuz diye sordum, böyle bir taleple ilk kez karşılaşıyor olacak ki bana üç gün sonra gelmemi söyledi.<br />
Üç gün sonra gittim, daha sonra birkaç kez daha gittim. O zaman Gökhan Evliyaoğlu diye bir gazeteci vardı, Adalet Partisi’nin hızlı milletvekiliydi. Onunla temas kurdum.<br />
Bana dedi ki: “buradan bir şey çıkmaz Dündar Taşer’in Kızılay’da bir ofisi vardı, oranın bana adresini verdi ve oraya git, ben de onlarla konuşurum” dedi.<br />
Dündar Taşer’in bürosuna gittim, büroya girdim, içerde Alparslan Türkeş’i gördüm, gazetelerden tanıyordum (Dündar Taşer 14’lerden Milli Birlik Komitesi üyesi sürgüne gönderilen 14’lerden onlar da yeni döndüler, bir parti kurma hazırlığındalar Muzaffer Özdağ, Dündar Taşer, Alparslan Türkeş)<br />
anlattım durumu &nbsp;tamam dediler bir hazırlık yapalım sana bir program veririz, dediler. Konu ve isimler verdiler ne zaman istersek hazır olduklarını söylediler. Böylece ben Alparslan Türkeş ile tanıştım, daha sonra evine gitmeye başladım, müdavimi oldum. Bahçelievler’de konferans vermeye başladım. Böylece ben Türkeş’in yakınında biri oldum. Aslında babam Demokrat Partili biri olduğu için ben Milli Birlik Komitesi üyelerine soğuk bakan bir adamdım. Ama Türkeş önce aklımızı sonra gönlümüzü kazandı. Böylece Ülkü Ocakları üyesi oldum, Türkeş’i fakültede bir Tarhana Günü’ne çağırdım. Kasım Gülek de vardı aynı masada oturduk, fotoğrafım da var. Böylece siyasi hayata Ülkü Ocakları’nda başladım. Okulu bitirdikten sonra iki yıl askerlik hayatımı da tamamladım ve döndüm geldim. Avukatlık bürosunu Eskişehir’de açmak istiyorum fakat param yok, kira, açılış masrafı derken ilk avukatlığa Mihalıççık’ta başladım. Beş yıl yaptım.</p>

<p><strong>GÜN SAZAK İLE İLİŞKİ</strong></p>

<p>Mihalıççık’ta avukatlığa başladıktan iki-üç ay sonra Gün Sazak Mihalıççık’a geldi, benim ülkücü olduğumu öğrenmiş, yazıhaneme geldi, oturduk, konuştuk. Benim MHP İlçe Başkanı olmamı istedi.<br />
Gün bey de MHP’de Genel Başkan Yardımcısı. Gün beyle tanışmadan önce müdürleri kanalıyla tapulama, kadastro işlerime bakmaya başlamıştım. Babamın muhalefetine rağmen, (o benim Adalet Partisi’ne girmemi istiyordu) MHP’li oldum ve İlçe Başkanı oldum 4 yıl bu görevi yürüttüm.<br />
1977’de Eskişehir’e geldikten sonra ilk genel kurulda beni İl yönetimine seçtiler. 1980 yılında Gün bey öldürüldüğü zaman Sabri Öztezcan il başkanı ben de yönetim kurulu üyesiyim. O gün Eskişehir’de olayların önlenmesi konusunda saat başı Türkeş bizzat il başkanını arıyor ve olay çıkartılmamasını, mani olunmasını, duruma hakim olunmasını istiyordu. İl binasında gece yarısına kadar oturduk, sakinleştirmeye çalıştık, ortalığı karıştırmak isteyenler vardı, misilleme yapmak isteyenler oldu. Bilahare 12 Eylül’den sonra ben siyasete ara verdim. Benim kayınpederim de MHP Çorum Milletvekili Mehmet Irmak idi.</p>

<p><strong>SİYASETTEN UZAK YILLAR</strong></p>

<p>Siyasete ara verdikten sonra kendimi tamamen mesleğime verdim. Baro Başkanı olmak için aday oldum. 7 oy ile kaybettim o seçimde Aydın Güngör kazandı. Özden Balamir de adaydı, ben Özden’i geçmiştim, biraz daha yüklenseymişim seçimi kazabilirmişim. Baro Başkanlığı için hazırlanırken Alparslan Türkeş’ten gelen bir haber ile görüşmek üzere Ankara’ya gittim. Kayınpederim bir şey demedi, onun haberi varmış. Gittim, Eskişehir’de olaylardan şikayetler oluyormuş, seni il başkanı olarak atayacağız dediler, Düşündüm, kayınpederimle görüştüm, birden sürpriz bir şey, bu iş atamayla olmasın genel kurul yapılsın aday olayım dedim. Peki dediler. Bu yıllar 1990’lı yılların başı.<br />
Sonra olmadı İl Başkanı Ahmet Korkmaz ve arkadaşları genel kurulu yapmaktan vazgeçtiler, sonra onları feshettiler, beni il başkanı atadılar. Benim il başkanı oluşum böyle oldu.</p>

<p><strong>SİYASETE YENİDEN DÖNÜŞ</strong></p>

<p>1995 seçimlerinde milletvekili adayı oldum, birinci sıraya koydu beni genel merkez. İkinci sırada da meşhur emniyet müdürü Atila Aytek vardı. Biz Eskişehir’de umulmadık oy aldık, ancak parti barajı aşamadı. İki sene sonra Türkeş vefat etti. Türkeş’in vefatından sonra, ben Tuğrul Türkeş’i destekledim. 53 il başkanı bir araya geldik, organizatörler arasında ben bayağı bir rol oynadım. Tuğrul beyi desteklemek üzere açıklama yaptık. Genel Kurulda Tuğrul Türkeş en yüksek oyu aldı. 435 civarı bir oydu, Devlet Bahçeli de 300 küsur oy aldı. Ramiz Ongun, Muharrem Şemsek adaydı Enis Öksüz adaydı. Tuğrul Türkeş kendisinden o kadar emin ki, 53 il başkanı destekliyor. Ancak gelişen süreçte istenmeyen bazı olaylar nedeniyle Tuğrul Türkeş seçilmek için yeterli oyu alamadı, 550 oy alması lazımdı 400 küsur oyda kaldı. Bir genel kurulda ne olur?<br />
Az oy alan adaylar en yüksek oy alan aday etrafında toplanır, lehine çekilirler, normali budur. Ama bizim o genel kurulda öyle olmadı sonuçlar ilan edilince diğer adaylar Devlet Bahçeli’nin etrafında birleştiler. Devlet Bahçeli lehine çekildiklerini açıkladılar. Bazı olaylar olunca Divan Başkanı seçimi erteledi, döndük geldik. Ondan sonra toplanan ikinci genel kurulda Tuğrul Türkeş yine aynı oyunu aldı ama diğer oylar Devlet Bahçeli’ye gitti. Ben açıkça Tuğrul beyi desteklediğim için, istifa ettim. Genel merkeze bir dilekçe yazarak seçimde Türkeş’i desteklediğim için yeni seçilen Genel Başkana kendi kadrosunu kurma imkanı vermek amacıyla istifa ettiğimi bildiren dilekçemi Genel Merkez’e gönderdim.<br />
Üç dört gün sonra Devlet bey aradı. Başka bir sebep var mı diye sordu. Ben de hayır dedim.<br />
Bana ayrılmayacaksınız sizinle devam edeceğiz, lütfen istifanızı geri çekin dedi. Ben de peki dedim. Devlet bey genel başkanlığında da il başkanlığım devam etti. Sonra MYK üyesi seçildim.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MİLLETVEKİLİ ADAYLIĞI</strong></p>

<p>Ben il başkanıyken Devlet Bahçeli’nin ilk seçiminde ben merkez yoklaması yapmayacağım, ön seçim yapacağım. O zaman ben teşkilata hakimim. Aday olmak istiyorum. Ama daha sonra yaptığım istişareler sonunda düşündüm. Benim hayatta tanışmaktan son derece mutlu olduğum iki kişi vardır. Bunlardan biri Gün Sazak, diğeri de Selami Vardar’dır.<br />
Gün Sazak ile ağbi-kardeş ilişkimiz oldu, Mihalıççık’a geldiği zaman beni çiftliğe çağırırdı, bazen köylere gider geç dönerdik o da bende kalırdı.<br />
Vardar’ın babası ile benim babam da iyi dostumdu.<br />
Vardar bana dedi ki; İşini bir daha bulamazsın, milletvekili olduktan sonra da avukatlığı zor yaparsın gel vaz geç dedi. Onun üzerine ben Gün Sazak bey için çok uğraştık, milletvekili yapamadık ama oğlu Süleyman Servet Sazak’ı yapalım istedik, gittim Ankara’ya Süleyman ile konuştum, gel seni Eskişehir’den milletvekili olmasını istedim, biraz süre istedi. O zaman il başkanıyım, il başkanlarının adaylık için istifa etmesi gereken son gün tekrar gittim Süleyman’a “Bak ben il başkanlığından istifa etmek gerekir eğer aday adayı olmayacaksan ben olacağım” dedim.<br />
“Hala kararımı veremedim” dedi.<br />
İl Başkanlığından istifa ettim, milletvekili aday adaylığı için başvuru yaptım, para da yatırdım.<br />
Üç gün sonra Süleyman Servet Sazak telefon etti, aday adayı olacağını söyledi, onun üzerine ben aday adaylığından çekildim. Basın toplantısı yaparak adaylıktan çekildiğimi açıkladım. Sonrasında Süleyman bey milletvekili seçildi. Seçimden sonra etrafımızdaki arkadaşlarımız, Süleyman bey milletvekili oldu, sen de il başkanı ol, ikiniz sırt sırta verip çalışın dediler. Bunun üzerine ben il başkanı oldum.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/dolu-dolu-siyasetle-gecen-uzun-bir-omur</guid>
      <pubDate>Thu, 14 Nov 2024 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2024/11/sdfsd.jpg" type="image/jpeg" length="68377"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Genç mühendisler otomobil yapıyor]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/genc-muhendisler-otomobil-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/genc-muhendisler-otomobil-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugünkü söyleşimizin konusu biraz değişik. Tamamı üniversite öğrencisi genç mühendis adaylarından oluşan Osmangazi Üniversitesi bünyesindeki Mavera Teknoloji Takımı sorumlusu, yöneticisi Burak Sarıkaya ile söyleştik.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir proje takımı olarak 2019 yılında Devrim26 Elektromobil Takımı, 2020 ve 2021’de Mavera Teknoloji Takımı olarak TEKNOFEST bünyesinde bulunan Tübitak Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışlarına katılan, 2023’de Uluslararası Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışlarında, İvmelenme Yarışını Türkiye 3.sü olarak tamamlayan takımın neler yaptığına bir bakalım.</p>

<p><strong>SİZİ TANIYALIM</strong></p>

<p>Osmangazi Üniversitesi rektörlükte görev yapmaktayım. 5 yıl önce Mavera Teknoloji Takımını kurduk, 2 metrekarelik bir koridorda kuruldu, o günden bu yana ciddi ivme aldığımızı düşünüyoruz, geçtiğimiz yıl TÜBİTAK yarışması İvmelenme kategorisinde Türkiye üçüncüsü olduk. Buradan aldığımız enerji ve motivasyonla bu yıl yaklaşık 700 kayıt arasında teknik rapor aşamasını bitiren 4 üniversiten biri olduk.<br />
Saat 08-17.00 mesaiden sonra tulum giyiyoruz, atölyede çalışmaları sürdürüyoruz.</p>

<p><strong>TEKNOLOJİ TAKIMI NELER YAPIYOR?</strong></p>

<p>Mavera Teknoloji Takımı bünyesinde otomobil ve roket, biz buna elektromobil diyoruz, elektrikli otomobil olması nedeniyle böyle diyoruz. Ayrıca bir de roket takımımız var. 2 bin 500 metre orta irtifa roketleri var onların çalışmaları yapılıyor. Otomobilde de verimlilik, yani nedir dünyada en son trend verimliliktir. Bütün dünyadaki üniversiteler, bütün AR-GE merkezleri, gerek devlet destekli, gerek özel teşebbüs destekli şu an bunun peşinde koşmakta. Biz de TÜBİTAK’ın yarışlarıyla otomobilimiz verimliliğini ölçüyoruz. Yüzde 90 yerli bir otomobildir. Küçük sponsorların destekleriyle ilerliyoruz. Türkiye’deki üniversitelerden bütçe olarak bizim biraz dezavantajımız var ama bunu bir dezavantaj olarak görmüyoruz, çalışmalarımızda ekstra motivasyonla, 80 kişilik ekibimizle çalışıyoruz. Ekibimizin hemen hepsi öğrencilerden oluşuyor, onlarla gurur duyuyoruz.</p>

<p><strong>TAKIM ÖĞRENCİLERDEN OLUŞUYOR</strong></p>

<p>Takımımız Osmangazi Üniversitesinin mühendislik fakültelerinde, elektrik-elektronik, makine mühendisliği fakültelerinden ağırlıklı öğrencilerden oluşuyor. Sadece Osmangazi Üniversitesinden değil diğer üniversitelerden de öğrenci geliyor. Liselere de mentörlük desteği veriyoruz.</p>

<p><strong>SADECE YARIŞ AMAÇLI MI?</strong></p>

<p>Şu anda ben Eskişehir özelinde bunu görüyoruz, diğer büyük illerdeki üniversitelerin böyle sıkıntıları yoktur. Bizim tam şu anda bu anlaşılamıyor.<br />
Sizin sorduğunuz soruyu sponsorlar da soruyor, özel teşebbüs de soruyor. Burada amaç nedir, bu otomobil yarış otomobili mi? Yoksa hangi amaca hizmet ediyor duye.<br />
Bunun amacı şudur. Buradaki üniversite öğrencilerinin işe yerleştirmelerinde buradaki faaliyetleri çalışma yılı olarak değerlendiriliyor. Şöyle söyleyeyim 3 yıl teknoloji takımında çalışan bir öğrenci işe girdiğinde 3 yıllık tecrübeli eleman olarak mesleğine başlıyor. Aynı zamanda ülkedeki AR-GE çalışmalarında nitelikli elaman olarak yetiştiği için, nitelikli eleman olarak kabil ediliyor.<br />
Buradaki en önemli şey ciddi entelektüel bir vizyonla, mühendislik vizyonuyla donatılmalarıdır. Buradaki asıl amaçlardan biri de nitelikli insan kaynağını yetiştirmek, sektöre kazandırmak. Burada otomobil üzerinde parça geliştiriliyor, prototipleri alınıyor, modellemeleri yapılıyor, bitirme tezleri yapılıyor, onlara katkı sağlıyor, bu anlamda önemli. Biz burada bir otomobil yarıştırmıyoruz, ya da bir otomobil yarışı değil, biz burada bir otomobil yapmıyoruz, seri üretime geçecek bir otomobil faaliyeti değil ve bizim işimiz de bu değil.</p>

<p><strong>SPONSORLAR DESTEK VERİYOR MU?</strong></p>

<p>Sponsor desteği şu şekilde oluyor, Eskişehir özelinde söylemek gerekirse sponsorluk desteği zayıf, ancak burada basının desteği çok önemli, sizler sayesinde derdimizi insanlara anlatmaya çalışıyoruz, bilmeyen insanları bilgilendiriyoruz, sponsorlarımız da işin mutfağına girdiklerinde, görüyorlar.<br />
Eskişehir sanayisi için, iş insanları için, şehrin ileri gelenleri için geçerli, biz devletin ileri gelenlerine de derdimizi anlatıyoruz, özel teşebbüse de söylüyoruz. İşin içine girdiklerinde ne kadar kıymetli bir iş yaptıklarını anlıyorlar.</p>

<p><strong>FRANSA’YA GİDECEK ARACI ANLATIR MISINIZ?</strong></p>

<p>Bizim ülkemizde az önce söz ettiğim gibi bunlar verimlilik otomobilleri olduğu için minimum akü, aküdeki voltaj, amper gibi değerleri kullanarak, maksimum mesafede yol katetmesi amaçlı. Otomobil geliştirme projesi ağırlıklı olduğu için, diğer mühendislik birimlerinde de etkisi çok fazla.<br />
Ülkemizde bunu TÜBİTAK düzenliyor, İzmit’teki Körfez Pistinde yapılıyor, dünyada da bunun karşılığı Fransa’daki Shell Eko Maraton, dünyanın en büyük, en itibarlı elektrikli otomobil verimlilik yarışı. Dünyanın her yerinden, çeşitli ülkelerden çok fazla kayıt oluyor, dünyanın en saygın yeri olduğu için dünyanın en büyük kuruluşları da orada bulunuyorlar. Bizim öğrencilerimizin oralarda olması, şehir olarak, üniversite olarak oralara öğrenci göndermemizin bir geri dönüşü oluyor, bunlar hayatı boyunca belki de hayatlarını değiştirecek eko sistemin içine girdikleri için, hem ülkenin kalkınmasında hem bizim nitelikli insan kaynağını geliştirmemizde katkı oluyor, oranın ana amacı verimliliktir. Otomobiller tek kişilik sürücüyle, daha basit bir otomobil formuyla mühendislik ürünüyle yarışa katılıyorlar verimlilik sonucuyla da ödül kazanıyorlar.<br />
Fransa’da yapılacak yarış üç aşamalı oluyor. Amerika, Avrupa, Afrika olarak yapılıyor. Ocak 2025’de kayıtları kapanacak, biz de otomobilimizi yetiştirmeye çalışıyoruz. Yarısı bitmiş vaziyette, yarısını da tamamlamaya çalışıyoruz. Bu işler yüksek mühendislik ve yüksek teknoloji ürünlerle uğraştığımız için sponsorluk desteği çok önemli. Şu anda öğrencilerimizin aileleri bile destek oluyorlar. Ulaşabildiğimiz, sesimizi duyurabildiğimiz herkese ulaşmaya çalışıyoruz, yüksek bütçeler olduğu için de bulabildiğimiz taktirde de Eko Maratonda faaliyet göstereceğiz. Yarış Haziran 2025’de oluyor.</p>

<p><strong>MALZEMELER NEREDEN TEMİN EDİLİYOR?</strong></p>

<p>Ağırlıklı olarak yurtdışı ürünler var, ne kadar yerli ve milli olsa da tamamen kendi imkanlarımızla yapsak da bazı ürünler yurtdışından geliyor. Türk sanayisinden edindiğimiz materyaller var, Türk sanayisinden, iş insanlarından, sektörde faaliyet gösteren kişilerin destekleriyle temin ediyoruz, Bazılarını takım cebinden ödüyor.</p>

<p><strong>TAKIM YENİLENİYOR</strong></p>

<p>Öğrenciler mezun olup gittikten sonra şöyle oluyor. Ben takımda şöyle bir yeş kurdum, bunun her zaman olmasını arzu ediyordum zaten. Dışardan takıma müdahale ettiğiniz zaman pek demokratik olmuyor, dolayısıyla burda bizim takım içi bir demokrasi var 80 kişilik ekip kendi kendilerini seçiyorlar, takım kaptanları, birim kaptanlarını kendileri seçiyorlar. Biz dışarıdan hiçbir şekilde müdahale etmiyoruz. İdari birimler, üniversite, hocalarımız müdahale etmiyor. Atölyede kendi aralarında mülakat yapıyorlar, her yıl yeni meraklı, gerçekten mekaniği, tekniği seven, ben varım diyen öğrencileri getiriyoruz, seçilir takım oluşur. Her gelen bayrağı bir sonrakine devreder, biz de onlara destek oluruz.</p>

<p><strong>ORİON NE ZAMAN YARIŞACAK</strong></p>

<p>Orion üç yıldır yarışıyor, her yıl TÜBİTAK bizden farklı şeyler istiyor. Mühendisliği, tekniği, mekaniği tırmandıracak işler istiyor. Son istedikleri yerli motor sürücüydü, motor sürücümüz yerli değildi. 2024’de bunu da yerli yapın dediler. Motor sürücüsünü otomobilin beyni diyebiliriz. Bu yıl bütün takımlar onun için uğraştılar. Bizim Orion otomobilimiz her yıl güncelleme geçiriyor. Alüminyum şasi üzerine bir otomobildir. Mümkün olduğunca mühendislik tekniğini kullanarak hafifletmeye çalışıyoruz, yerli parçalarını arttırmaya çalışıyoruz. Yüzde 90 yerli yüzde 10 motor sürücüydü, motor sürücü aşamasındaki çalışmalarımızı geliştiriyoruz, daha verimli, daha yerli ve milli oranı yüksek bir otomobil yapmaya çalışıyoruz.<br />
İzmit’teki yarışma yaz aylarında yapılıyor, 700 kayıt arasında biz finalist olarak TÜBİTAK’a gittik orada da 4 takım teknik rapor aşamasını verdi, o dört takımdan biriyiz. Geçtiğimiz yıl ivmelenme kategorisinde Türkiye üçüncülüğü derecesine sahibiz.<br />
Biz tüm imkansızlıklara rağmen bu otomobille yarışacağız ama sonrasında Orion’u emekliye ayırmak durumundayız, yeni bir otomobil yapmak istiyoruz, şu an tasarımcılarımız çalışıyorlar, modelleme yapılıyor, doğru sponsorları bulabilirsek daha iyi, daha verimli bir otomobille var olmak istiyoruz.&nbsp;</p>

<p><strong>BİR MESAJINIZ VAR MI?</strong></p>

<p>Şunu söylemez istiyorum, ben Osmangazi Üniversitesi rektörlükte 7 yıldır çalışıyorum. Kendi atölyem de aynı zamanda otomobil teknik, mekanik, mühendislik üzerine ben de bir otomobil sporcusuyum aynı zamanda bir teknikerim. İdarede çalışıyor olmama rağmen, şunu söylemek istiyorum, insanlar her zaman inandıkları şeylerin peşinde koşarlarsa, yaşadıkları imkansızlıklar bile olsa. Bizim ülkemizde bu tarz projeler, bu tarz işlerde biz hale derdimizi anlatabilmiş değiliz. Ne yaptığımızı devlet görevlileriyle de görüşüyorum, özel sektörle ciddi şekilde görüşüyorum, bizim ne yaptığımızı daha insanlar anlayabilmiş değiller. Burada şu mesajı vermek istiyorum. Bütün imkansızlıklara rağmen, insanlar hayallerinin peşinden koşmalılar, ben hayallerin gerçek olduğuna inanıyorum. İmkansızlıklar içinde pek çok şeyi başarmış bir takımız, imkan yaratmış bir takımız.</p>

<p><img alt="Mavera Takımı" class="detail-photo img-fluid" height="401" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/11/mavera-takimi.png" width="588" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Burak Sarıkaya Takımın Liderliğini Başarıyla Sürdürüyor" class="detail-photo img-fluid" height="346" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/11/burak-sarikaya-takimin-liderligini-basariyla-surduruyor.jpg" width="461" />&nbsp;&nbsp;<img alt="Mavera Takımı 1" class="detail-photo img-fluid" height="509" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2024/11/mavera-takimi-1.png" width="502" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/genc-muhendisler-otomobil-yapiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 08 Nov 2024 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2024/11/genc-muhendisler.jpg" type="image/jpeg" length="25685"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekmeğini taştan çıkaran kadınlar]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/ekmegini-tastan-cikaran-kadinlar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/ekmegini-tastan-cikaran-kadinlar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anadolu’da bir söz vardır. Yiğit erkekler için “ekmeğini taştan çıkarır”, “taşı sıksa suyunu çıkarır” denir. Bugün ekmeğini taştan çıkaran kadınlar konuğum oldu. Madenci Kadınlar Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı, Maden Mühendisi Canan Geçit ve madenci kadınlarla söyleştik.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SİZİ TANIYALIM</strong></p>

<p>Canan Geçit, Eskişehirli bir babanın kızıyım, Bozüyük’te doğdum. Maden mesleğini bilerek değil tamamen o günkü koşullara göre seçim yapmış ama sonradan mesleğine aşık olmuş bir kişiyim. Sadece kadın çalışmalarında değil bir çok STK’ların içinde yer aldım. Eskişehir sevdalısı biriyim. Bu mesleği bana sevdiren çalışma arkadaşlarımdan güç aldım.</p>

<p><strong>KADINLARIN OLUŞTURDUĞU DERNEK</strong></p>

<p>Derneğimiz 2017 yılında kuruldu. Mavi yaka dediğimiz çalışan kadınlardan oluşuyor. Dernek başlamadan önce de birlikte hareket ettiğimiz bir dayanışma vardı, sonra resmiyete döktük. İlk çıkış noktamız, hem kendimizi, mesleğimizi tanıtabilmek, severek yaptığımız bu mesleğimizde yaşantımızdaki önemi, ülkemize olan katkısını duyurabilmekti.<br />
Dernekte 107 kadın üyemiz var. Açık ocaklarda çalışan kadınlarız, elle ayıklama yapılıyor.<br />
Daha önceleri sergi yöntemiyle çalışılırdı, malzeme yere serilir ve kadınlar ayıklama yöntemiyle madeni ayıklar.<br />
Aslında çalışan kadınlar saha içersinde erkek çalışanla birlikte hareket etmiyor, işi öğrendikçe farklı alanlara da ilgi göstermeye başladılar.<br />
Ben oradaki gözlemlerimde şunun farkındaydım. Yapmak istediğimiz işe imkanlar verilir ve belli kurallar herkes için eşit hale gelirse hep birlikte iş akışı tamamen çözülebiliyor, yapılabiliyor.<br />
Bugün gelişen teknolojiyle birlikte sergide başlayan işe bugün triyajazhane dediğimiz, içinde ayıklamanın bantlar üzerinde yapılan tesise döndürdük.<br />
Optuk okuyucular var, kırma eleme işlemi var, çalışan kadınlarımızdan kırma eleme tesis operatör belgesi olan 8 tane kadın işçimiz var. Bir tane operatörümüz var. Bu kadınlar göçle gelen, aile içinde şiddete maruz kalıp sonradan hayata tutunan ya da daha önce tarım işiyle uğraşıp, tarım bittikten sonra madene dönmüş kadınlar. Çünkü burada sosyal hakları veriliyor, belli bir kural ve kıyafetle belli bir unvana sahip oluyorlar. Aslında bulunduğumuz yer bir okul niteliğinde. Biz inanıyoruz ki kadın istihdamı arttığında ve bu duyarlılık gösterildiğinde hep birlikte daha güzel kalkınabiliriz.<br />
Şunu özellikle belirtmek istiyorum, benim için en önemli nokta, biz bu işi yaparken hiçbir zaman cinsiyetimizin dışında davranmadık. Tabi ki zorluklar var, halen örflerimizi sürdürebildik. Farklı yörelerden geldikleri için onların kıyafetleri, yemekleri birbirimize öğrettik. Çok güzel bir mozaik oluştu. Doğudan ve batıdan gelen insanlar birbirleriyle temas etti. Madencilik ilginç, eğer siz bir madende çalışacaksanız, oturduğunuz bölge, ev şehir hepsi belli bir yerde olmak durumunda. Çünkü gittiğiniz yer şehir dışında merkezden uzak alanlar.<br />
Derneği kurarken başlama noktamız buydu, derneği kurarak başka yerlere duyurmaktı.</p>

<p><strong>KADIN MADENCİLER</strong><br />
Bizim çalıştığımız endüstriyel bir mineral, manyezit ayıklama işinde çalışıyoruz. Eskişehir bölgesindeki kadınlar bir hayli çok. 380 kadın madenlerde çalışıyor. Pandemi sonrası bazı etkinlikleri yavaşlattığımız için o dönemde, biraz daha yavaştan devam ettik. Bu arada eğitimlerimiz devam ediyor. Bizim bölgemizde loder (iş makinesi) kullanabilen, belgesini almış bir kadın işçimiz var.&nbsp;<br />
8 kadın kırma eleme tesis operatörü var. Sahadaki bütün makineleri çalıştırabiliyor. Kaynak işi üzerine çalışan kadın var. Bizim sahamızda işlerin tamamını kadın emeğiyle yapabiliriz. Bir cinsiyetçilik yapmıyoruz, herkesin birlikte çalışabilmesini gösteriyoruz. Yürüme ve duyma engelli kişiler de bu sahada çalışabilir. Bununla ilgili akıllı tesis projeleri hazırladık umuyorum hayata geçirebiliriz. Bunu burada söyleyip belki biraz duyurmak isterim. Madencilik aslında herkesin tekrar tekrar anlatılıp saha içinde öğretilmesi gereken bir şey. Bir ülkenin olmazsa olmazı enerji kaynağı.</p>

<p><strong>YER ALTINDA ÇALIŞAN KADIN VAR MI?</strong></p>

<p>Orada hukuki bir kısıtlama var, beyaz yakada sorun yok. Ben bir maden mühendisi kadın olarak yer altına inip çalışmalarda bulunabilirim. Fakat yer altında kadınların çalışmasıyla ilgili bir yasal kısıtlama var. Bugünün Türkiye’sindeki kömür çalışması da gelişen teknolojiyle gözden geçirilerek bu kısıtlama kaldırılabilir. O kadar profesyonel çalışmalar oluştu ki yürüyen tahkimatlar, ileri teknoloji döner kesici aletler. Artık o eski yöntemlerdeki kömür çalışması da kaldırıldı. Belki bunun üzerine gidilse tamamen bu engel de kalkabilir. Bu kişinin isteğine bağlı çalışılamaz diye bir şey yok ama yasanın getirdiği kısıtlama var. Çeşitli nedenlerle, maden sahaları tek tip yapılmış, biz gittikten sonra bu değişmeye başladı.&nbsp;</p>

<p><strong>KADINLARIN İLGİSİ NEDİR?</strong></p>

<p>Çalışmak isteyen var, ama bu seferde şöyle bir sıkıntı. Çalışmak isteyen kişi eğer farklı semtteyse, madencilerin oturduğu belli başlı semtler var. Ömür, Çamlıca, Ertuğrulgazi, Batıkent’in biraz girişi buralarda değilse iş başvurularını reddediyoruz, çünkü servis güzergahları ve çalışma saatleri açısından sıkıntı oluyor. Belli koşullar yaratılırsa talep var.&nbsp;</p>

<p><strong>MADENLERİN DURUMU</strong></p>

<p>Altın madenciliği için ve bulunan bölgenin madenin çıkarılmasına maden mühendisi karar vermiyor. Devletin kurumları, buranın kamu yararına mı, zararına mı bunu hesaplıyor. Bu bölge için şahsi fikrim, bir mühendis olarak acele edilmesini gerektirecek bir durum yok, fakat madenler tabi ki kazanılmalı. Bu kazanım suya, tarım alanlarına zarar vermemeli. Madencilik konusunda herkes bilmeli ki iyi bir maden mühendisi olabilmek için iyi bir çevreci, iyi bir vatansever olması gerekir. Bir bulunduğumuz sahanın sonraki aşamasında nasıl dönüştürüleceğini düşünürüz. Verimli hiçbir üst toprağı asla ve asla yanlış stoklamayız. Doğru stoklarla doğaya kazandırırız. Doğada yaşayan tüm canlılar için mutlaka barınaklar, beslenme alanlarını ölçüp biçmeliyiz. Maden mühendisleri, bulunmuş, tespit edilmiş madenleri en doğru şekilde çıkarmaktır. Teknoloji ilerliyor, Eskişehir çok önemli, ülke içinde yeri olarak değerli bir yerde. Bu projenin bu koşullarda asla yapılmamasını, önceliğin oradaki yaşamın ve doğanın var olduğu şekliyle korunmasını, hatta bu şekliyle kalmasını orada herhangi yapılaşmanın da olmaması, göç almadan kalmalı. Durumun bu şekliyle korunması taraftarıyım. Gelişen teknolojiyle oradaki ürünü nasıl çıkarabilirizi değerlendirmeliyiz.</p>

<p><strong>BAŞKA YÖNTEMİ YOK MU?</strong></p>

<p>Siyanür altını çıkartmakta değil zenginleştirmekte kullanılır. Bu işi eğer baktığınızda jeoloji mühendisi alanı gezer, durumlandırır, yatağın şeklini belirler. Altın çok farklı bir durum arz ediyor. Oradaki altının ayıklanması ya da onun zenginleştirilmesi, siyanürle çözülmesi aşaması da farklı. Dünya üzerinde yapılan çalışmalar hep bu şekilde, ama ileride olamaz demek de büyük bir yanlış olur. Biliyoruz ki zaman ilerliyor.&nbsp;<br />
Aslında altın kaybolan bir şey değil. Altın eğer bir birim ise yıllar sonra da iki birime çıkmıyor, yine bir birim kalıyor. Bulunmuş tamamı oysa, bizim daha bulamadığımız, keşfetmediğimiz rezervler olabilir.</p>

<p><strong>NEDEN ALTIN PİYASASI YARATILIYOR</strong></p>

<p>Devlet politikası şunu araştırmalı. Çıkarılan altının teknolojide ne kadarı kullanıyor, yatırımda ne kadar kullanılıyor. Ya da kadınların ziynet eşyası, aksesuar olarak ne kadar kullanılıyor. Bununla ilgili bir çözüm bulunarak durum farklı bir şekle dönüştürülebilir. Altının olmazsa olmaz dediğimiz teknolojik kısmı sağlandıktan sonra var olan değiştirilebilir. Neden altın piyasasını yaratıyoruz, bunlar tartışılabilir. Toprağa ve canlılara zarar vererek altın çıkartma derdindeyseniz, çıkarttığınızı da teknolojik olarak kullanmayıp, bilim için kullanmayacaksanız, yatırım gibi görüyorsanız. Aksesuar, lüks bir şey aracı olarak kullanılmamalı. Zeytin alanlarının kaybolduğunu gördük, madenciler bunu yapmaz.&nbsp;<br />
Kaymaz’ın durumu jeopolitik açıdan baktığımızda yerleşkeye olan uzaklığı var. Ama Alpagut’ta durum öyle değil, doğal bir güzellik var. Aslında bir misafiriz, doğadaki mineraller yüzyıllardır var.</p>

<p><strong>ESKİŞEHİR DOĞRU KARARLAR ALDI</strong></p>

<p>Eskişehir madencilik ve doğa konularında çok doğru kararlar aldı. Umarım kamu kurum ve kuruluşlar halen aynı görüştedir. Suyumuz, havamız, hayvanlarımız değerli.<br />
Ama madencilik yapılamaz diye bir şey olamaz sağlık sektörü, tarım, sanayi, enerji, demir-çelik. Maden olmazsa olmaz.</p>

<p><strong>BOR MADENİ</strong></p>

<p>Bor konusunda Eskişehir başarılı, çünkü bir platformları var. Alanı çok geniş, bor ile üretilmiş o kadar çok şey var ki. Eskişehir’in bor gibi diğer kıymetli madenleri var. Üniversitelerimizde madencilik bölümleri var, ancak teknik olarak kimseyi yetiştiremiyoruz. Kırka’da bir teknik okul. Nemli de manyezit üzerine bir okul açılsın. O kadar önemli ki. Ülkede çıkarttığımız cevheri inceleyebileceğimiz bir laboratuvar yok. Çok iyi kimyagerlerimiz var ama şehir de bunun için bir adım atmamış.<br />
Jeotermaller de bir maden. Bu konuda gözbebeği bir yer ama bu konuda da bir şey yapılmamış. Kırka bor konusunda iyi bir tesis, Nemli manyezitte iyi. Mermercilik firmaları var, başarılıyız ama o sahalara yakın yerlerde okul yok, Bunu çok isterim. Kadın madenciler olarak zor olduğu söylenen bu sektörde istenildiği zaman başarıya ulaşılıyor.</p>

<p><strong>MADENCİ KADINLAR KONUŞUYOR</strong></p>

<p><strong>LÜTFİYE TOMBAK</strong></p>

<p>Ben madende 20 yıldır çalışıyorum. Taşlar bizim stresimizi alıyor. O taşın kokusu, tozu, rahatlatıcı oluyor. O taşa ilk siz dokunuyorsunuz. Heyecanlanıyorsunuz. Yüzyıllar önce oluşmuş taşı ilk ben dokunuyorum. İnsanlara faydamız olması önemli. Mesleğe ilk başladığımızda kadın madenci mi olur, yerin altında mısınız diye sorarlardı. Maden işçisi kadının zor tarafı var tabi. Erkek işi ama erkekler bantta çalışmaktan sıkılıyor, kadınlar daha randımanlı.</p>

<p><strong>ŞENEL DUYMAZ</strong></p>

<p>41 yaşındayım beş yıl önce başladım. İlk kez böyle bir işte çalıştım, zor ama çalıştığımız yer güzel bir ortam. Güvenilir. Zorlukları arasında taşlar ağır, zor oluyor, açık bir ortamda çalıştığımız için kış mevsiminde daha zor oluyor ama zevkle çalışıyoruz, hani derler ya ekmeğimizi taştan çıkartıyoruz.</p>

<p><strong>ZEHRA GÜLEÇ</strong></p>

<p>Kadın madencilik zor bir iş ama biz severek yapıyoruz. 9 yıldır çalışıyorum. İş arkadaşlarımız, patronumuz çok iyi. Hep birlikte çalışmaya devam ediyoruz, memnunuz, emekli oluncaya kadar çalışmaya devam edeceğim. Biz açık madende çalışıyoruz ama gerekirse yer altında da çalışırız, yeter ki isteyelim.&nbsp;<br />
Evde boş oturan kadınlara da tavsiye ederim. Haklarımızı da alıyoruz, sıkıntımız yok. Alnımızın terini göre göre çalışıyoruz.</p>

<p><strong>GÜLZADE ELMAS</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İki çocuk annesiyim, çocuklarım üniversiteyi bitirdiler. 13 yıldır çalışıyorum, madencilik zor bir iş 8 saat aynı noktaya odaklanıyorsunuz. Banttan geçen paşaları alıyoruz, madenler işlemeye gidiyor. Başladığımızda ihtiyaçtan dolayı çalışmaya başladık, devam ediyoruz. Hayalimizde emeklilik var, emekli olana kadar devam.&nbsp;<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/ekmegini-tastan-cikaran-kadinlar-1</guid>
      <pubDate>Thu, 31 Oct 2024 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2024/10/soylesi-3.jpg" type="image/jpeg" length="70457"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağımlılığın başlıca nedeni sevgisizlik]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/bagimliligin-baslica-nedeni-sevgisizlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/bagimliligin-baslica-nedeni-sevgisizlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kent Konseyi Bağımlılık Çalışma Grubu Başkanı Fatimatüz Zehra Kıraç ile son zamanlarda iyice arttığı gözlenen başta uyuşturucu bağımlılığı olmak üzere diğer bağımlılıkları da konuştuk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SİZİ TANIYALIM</strong></p>

<p>Eczacı, iki çocuk annesi, mesleğimi severek yapan bir kişiyim. Mesleğimi ilk okuldayken seçtim. Kendimi geliştirmek istedim, çevreme dokunmak isterim. Sosyal konularla da ilgilenmeye başladım, sivil toplum kuruluşlarında çalışıyorum. Siyasetle uğraşıyorum. Toplumun kanayan neresi varsa burnumu sokan bir insanım.</p>

<p><strong>BAĞIMLILIK NEDİR?</strong></p>

<p>Bu konuda o kadar çok konuşulacak şey var ki. Bizim Grubumuzun adı aslında madde bağımlılığı idi, fakat daha sonra madde bağımlılığını biraz daha genişleterek tüm bağımlılık gruplarını birleştirdik. Madde bağımlılığı, narkotik maddeler, sosyal bağımlılık gibi pek çok bağımlılığı içinde barındırsın diyerek genel bir terim olarak bağımlılık adıyla birleştirdik.<br />
Elbette ki çalışma alanımız içinde en önemli konu narkotik maddeler. Çünkü en tehlikelisi o. Müteselsilen de madde bağımlılığı konusuna öncelik veriyoruz. Son zamanlarda sosyal bağımlılık diye baktığımızda kumar bağımlılığı, gençlerin en çok asosyal olmalarının altında yatan internet bağımlılığı, gibi bağımlılıklar var.&nbsp;</p>

<p><strong>TEKNOLOJİK BAĞIMLILIK</strong></p>

<p>Benim bu konuda yazdığım bir kitabım var. Henüz basım aşamasında adı “Atatürk’ün Z Kuşağı” özellikle Z kuşağını ele aldım, son zamanlarda Z kuşağıyla ilgili pek çok sıkıntılar &nbsp;var, Önceki kuşaklar Z kuşağından şikayetçi. Z kuşağı önceki kuşaklardan şikayetçi. Bir iletişimsizlik söz konusu. Z kuşağı aslında bizim geleceğimiz Atatürk’ün Gençliğe hitabesinde ülkeyi gençliğe bırakması bizim için önemli, dolayısıyla bu gençler bizim gençlerimiz. Bu iletişim kopukluğunu nasıl düzeltebiliriz, bu konuda yaptığım bir çalışmadır. Kitapta hem saha çalışması, hem literatür taraması var. Karşılaştığım en önemli noktalardan biri internet bağımlılığı şeklide oldu. Kitabımda şöyle bahsettim Asosyal Duygusallar. Aslında çok hassaslar, konulara çok duyarlılar. Ama iletişim yok, kendilerini bir oda içinde bir PS &nbsp;veya cep telefonuyla iç içe yaşıyorlar ailelerinden de kopuklar. Bütün iletişimleri sanal ortamda geçiyor.<br />
Bir saha çalışmasında gençlere sorular soruyorum, cevaplar almaya çalışıyorum. Neden asosyal olduklarını sorgularken arkadaşlarıyla ilişkilerini sordum.<br />
“Çok arkadaşım var” dedi.<br />
Nasıl görüşüyor musunuz, tartışıyor musunuz, kavga ediyor musunuz, barışıyor musunuz diye sorduğumda “hayır dedi biz genellikle yazışma şeklinde oluyor, internet üzerinden yapıyoruz.” Dedi.<br />
Tartıştığınız zaman ne yapıyorsunuz diye sordum.<br />
“düğmeye basıp çıkıyorum” şeklinde yanıtladı.<br />
Bunu bir örnek olarak söylüyorum ama pek çok gençle görüştüğümde aldığım cevap böyle oldu.<br />
Sonrasında ne yapıyorsun dediğimde onları bir daha aramadığını, telefonumdan siliyorum, diye cevapladı. Hemen yok ediyorlar, bu konuda çok acımasızlar.&nbsp;<br />
Bizim jenerasyonuma çok zor geldi. Biz de tartışırdık ama bir süre sonra uzlaşma yolunu bulurduk. Tekrar aynı yerden devam ederdik, Onlarda uzlaşma diye bir şey söz konusu değil. Çok çabuk tüketiyorlar. Çok yalnızlar.<br />
Son zamanlarda pek çok çalışmada yapay zekayı kullanmaya başladılar. Yapay zeka da yine sanal bir şey. Sizin yapay zekadan dostunuz olabilir mi?<br />
Sizin üzüntünüzü yapay zeka ne kadar anlayabilir?<br />
Yapay zeka gözyaşı dökebilir mi? Belki dökebilir bir damla su dökmek için programlanabilir ama bu o duygunun içtenliğini verebilir mi? Bu tartışılır. Ben bu yapay zeka olaylarını çok doğru bulmuyorum.<br />
Ebeveynler bu durumda ne yapıyorlar?<br />
Ebeveynler çocuklarıyla en iyi şekilde ilgilenmeye onların isteklerini en doğru şekilde yapabileceklerine inanıyorlar. Her istediklerini sağladıklarında doğru anne-baba olduklarını sanıyorlar. Oysa doğru anne-baba olmak böyle bir şey değil. İstediklerini alarak onları mutlu ettiklerini düşünüyorlar, aslında çocukların nereden nereye geldiğini, beraber ağlayıp beraber gülemediklerini fark edemiyorlar çalışma hayatı içinde.<br />
Uyuşturucu kullanımı da bunların içinden çıkıyor bana göre. Yalnız olan koluy bulunur bir yere sığınır.</p>

<p><strong>SOKAKTA OYNAYAN ÇOCUK KALMADI</strong></p>

<p>Açık havada oynamanın getirdiği pek çok avantaj var. Bizler sokakta büyüdük, gün ışımasından gün batımına kadar sokaktaydık. Şimdiki çocuklar apartman çocukları, sokakta oynama gibi bir lüksleri yok. Yüksek binalarımız var belki akıllı binalarımız var her türlü konfor var. Bu durumda bir rezidanstaki çocuğun aşağıya inip oynaması mümkün değil. Suni parklar var, daha güzel yapalım derken daha yapaylaştırıyoruz.&nbsp;<br />
O kadar yüksek binaların arasında çocukları aşağıya gönderim, sokakta oynamalarını da beklemek mümkün değil. Bunlara baktığınızda pek çok cinsel istismarlar, çocuk kaçırma olayları, şiddet uygulamalar görüyoruz.<br />
Ailelerin de korumakla yükümlü olduğu çocuğunu bırakamaz. Buna bir çözüm bulmak zorundayız. Yapaylıktan uzak güvenli ortamlar oluşturmalıyız. Yüz yüze ilişkiler oluşturmak zorundayız bu geleceğimiz için son derece önemli. Hepsinin altında yatan sebep bu.<br />
Psikopat, bencil gençler yetişiyor. Bunların ilerideki yaşamında, meslek yaşamında doğru insan olmayacağı bir gerçek.</p>

<p><strong>KÖTÜ UNSURLARIN ALTINDA SEVGİSİZLİK YATIYOR</strong></p>

<p>Bu konuyla ilgili bir proje yaptık, Bağımlılıkta bilinç arttırma, farkındalık yaratmayla ilgili. Yola çıkış noktamız şuydu. Çocukları yetiştiren anne. Dolayısıyla biz anneleri bilgilendirirsek, çocuktaki en ufak bir değişikliği, bağımlı olup olmadığını, en azından doğru gözlemleyerek farkına varırdan yola çıktık.<br />
Başarılı da olduk. Şunu fark ettim. Anneler çocuklarıyla daha fazla ilgileniyor vakit geçiriyorlar ama çalışma hayatında sadece anneler değil, babalar da sorumluluk sahibi ve bilgi sahibi olmaları gerekiyor. Bu neden kaynaklanıyor kökene bakmak gerekiyor. Bütün kötü unsurların altında sevgisizlik yatıyor.<br />
Madde bağımlılığında da öyle, sevgi eksikliği içinde büyümüş bir çocuğun bağımlı olma ihtimali çok yüksek. Yalnızsa, doğru arkadaşları seçecek yeteneği yoksa, o bilgiye sahip değilse ya da biz öğretmemişsek bir şekilde bağımlılığın içine düşmesi, o yokluktan, boşluktan kaynaklanan bir durum ortaya çıkartıyor.<br />
Ebeveynler bunu nasıl fark eder?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>15-25 YAŞ ARALIĞI ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Bağımlılıkta bizim üzerinde durduğumuz 15-25 yaştır. Farklı yaşlarda da bağımlı olunabilir ama 15-25 yaş tam ergenlik dönemini kapsar. O dönemde bağımlı olan çocukların tedavisinin yapılması, &nbsp;hatta bağımlı olmadan önce bunu reddedebilecek bilince sahip olması gerekir. Çıkış noktamız bu.<br />
Ergenlerin genel karakteristik özellikleri şudur. &nbsp;Egosantriktirler.<br />
Bu ne demek? Ben merkezli yaşarlar, o yaşına kadar geldiği süreçte şöyle bakar olaylara. Ergenliğe gelene kadar, ailesinin, öğretmeninin dediğini, yaptığını yaparlar. Ergen olduğu zaman ise ayrı bir kişilik olarak karşı taraftan kabul görmesi gerektiğini düşünür. Bu sebeptendir ki, ailesinin ya da yakınlarının yanlış gördüklerini uyardıklarında isyankar davranır. Bu durumda dost olunmalı onun ayrı bir kişilik olduğuna saygı duyulmalı verdiği kararlarında yanında olunmalı.<br />
Şu anda gençlerde bir moda olayı var.<br />
Alfa erkek diye bir kavram var.<br />
Gençlerin kendilerine ait bir jargonları var.<br />
Alfa erkek olursa güçlü bir erkek olur, kızlar peşinde dolaşır.&nbsp;<br />
Bunun peşinde koşuyorlar, zaman zaman aileleri buna karşı çıkıyor, burada amaç kendini kız arkadaşlarına beğendirmek, çünkü cinselliğin de yavaş yavaş farkına varmaya başladığı için beğenilmek istiyor, tercih edilen olmak istiyor. Ergen kızlar da bu türleri beğeniyor. Ergen dönemde bu yaygın. Erkek ya da kız olsun değişik olmak ister, Saçlarını değişik renklere boyar, kılık kıyafet anlamında çarpıcı, abuk-sabuk giyinir. Bunlar hep dikkat çekmek içindir. Bu durumda ailelerin çok da büyük tepki vermemesi gerekir. Ailelerin bu dönemi dikkatle izlemeleri gerekir. Yalnız değilse, bir süre sonra normale döner.<br />
Ama bu sürede belli bir gruba dahil olduysa, o gruptakiler de böyle şeyler yapıyorsa, o gruptakileri incelemeye almak gerekir. Bunların içinde herhangi bir uyuşturucu durumu varsa çocuk da uyuşturucu olarak başlangıç noktasına girebilir. Çünkü o gruplara girebilmek için “Bizden biri” olma durumu vardır.<br />
Ben kullanıyorum, hiçbir şey olmuyor diye bunlara dikkat etmek lazım.</p>

<p><strong>FİZİKSEL DEĞİŞİKLİKLER</strong></p>

<p>Kullanılan maddenin kişide gösterdiği fiziksel değişiklikler var. Burnunun kızarması, aşırı sinirlilik, uykusuzluk. Ergenlikte de olabilir, bağımlılıkta da olabilir. Altta yatan sebebi iyi görmek gerekir.&nbsp;<br />
Uyuşturucu bağımlısıysa çok neşeli, çok aktif olabilir, bazen de herkes ile bütün ilişkisini kapatmışa sosyal, kimseyle konuşmayan, agresif, sinirli, huzursuz, mutsuz bir yapı da sergileyebilir. Ergendir böyle olabilir diye geçiştirmemek lazım, bağımlılıktan olabilir, arkadaş olmak lazım.<br />
Bu durumda saygı da önemli. Burada otoriteyi kast etmiyorum. Sevgi, saygı olmadan olmaz<br />
Yoksunluk durumlarında bunu tedarik edebilmek ile ilgili örneğin ailesini öldürebilir. Bunlarla ilgili de çok üstüne gitmemek gerekir. Bu denge unsurudur.&nbsp;</p>

<p><strong>TEDAVİ ORTAMI YETERLİ Mİ?</strong></p>

<p>Amatemler vardı adını değiştirdiler Arındırma Merkezi yaptılar. İsmi değişti ama sistem aynı, yalnız içine Çamatem diye bir şey koydular<br />
Çocuk bağımlılarının tedavi edildiği yer.<br />
Bağımlılık tedavisinin olabilmesi için uzmanların olması gerekir. Buradaki en büyük eksiklerden birisi bu.<br />
Psikiyatrinin bir dalı olduğu için bağımlı tedavisi de psikiyatrların işi uzman olarak baktığınız zaman. Fakat bana göre, psikiyatrın bir üst dalı yapılması gerekir. Bağımlılıkla ilgili ayrı bir üst dal yapılması gerek. Bu kişi orada uzmanlaşması yazım, böyle bir uzman yok. Psikiyatrlar mevzuat gereği hastalarla direk diyalog gereği sıkıntı yaşıyorlar. Bir bağımlı psikiyatra gittiğinde hekim onun bağımlı olup olmadığını anlar fakat narkotik madde kullanımı olduğu için kayıtlara geçmesi gerekir. Kaydı da bildirmesi lazım yasal olarak mecburiyetlerinden birisi. Bunu yaptığı anda o uzmana hasta sen beni afişe ettin diye düşmanlık duyuyor. Bu tür hekimler madde kullanıyor dahi olsa, çok çok belirleyici bir durum olmadığı taktirde böyle bir teşhis koymuyorlar. Üstü örtülüyor. Hekim de kendini korumak amacıyla yapıyor. Hekimi koruyacak çalışma yapılması lazım.&nbsp;</p>

<p><strong>ESKİŞEHİR DEYİNCE</strong></p>

<p>Beş şehrimizi çok seviyorum, Eskişehir yaşanacak bir kent, pek çok ile oranla kadınlar özgür. Yaşayanların beyinlerinin içi geniş, insani ilişkilerinde saygı unsuru fazla pek çok yerden acılar çekerek gelenler var. Saygıyla komşuluk, dostluk etmeyi bilmişler. Bu kültürü bozmamak gerekiyor. Doğal güzelliklerle dolu, iyi ki burada yaşıyorum.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ESKİŞEHİR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/bagimliligin-baslica-nedeni-sevgisizlik</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Oct 2024 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2024/10/dost.jpg" type="image/jpeg" length="47969"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
