<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eskişehir Haberleri</title>
    <link>https://www.milliirade.com</link>
    <description>Eskişehir Milli İrade Gazetesi, en Kapsamlı Bölgesel Haber Sitesi. Eskişehir Haberleri, son dakika Eskişehir haberleri, Eskişehirspor haberleri, Eskişehir yerel haberler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.milliirade.com/rss/saglik-yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2026 02:37:19 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/rss/saglik-yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Sağlığını Tehdit Eden 5 Kritik Belirti]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/kalp-sagligini-tehdit-eden-5-kritik-belirti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/kalp-sagligini-tehdit-eden-5-kritik-belirti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcaklık ve nem kalp sağlığını olumsuz etkiliyor. Kardiyoloji Uzm. Dr. Mehmet Gültekin Ercan, kalp hastalarını tansiyon dalgalanmaları ve kriz riskine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları ve yüksek nem oranları, kalp ve damar hastaları için önemli tehlikeler oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Gültekin Ercan, sıcak havanın kalbin iş yükünü artırdığını belirterek, saat 15.00'e kadar açık havada bulunulmaması gerektiğini vurguladı. Terleme yoluyla yaşanan sıvı ve elektrolit kaybının tansiyon düşüşlerine ve krizlere yol açabileceğini ifade eden uzmanlar, ilaç dozlarının hekim kontrolünde ayarlanması ve bol su tüketilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p><img alt="Güneşli Hava" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/thumbs-b-c-3a30241c10aec764c7df1f3fd53c3e63.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Sıcak Havalar Kalbin İş Yükünü Artırıyor</h2>

<p>Yaz mevsimiyle birlikte etkisini gösteren yüksek sıcaklıklar ve nem, sağlıklı bireylerin yanı sıra kronik rahatsızlığı olanları da tehdit ediyor. Özellikle <strong>kardiyovasküler (kalp-damar) rahatsızlığı</strong> bulunan kişilerin yaz aylarında çok daha dikkatli olması gerektiğini belirten <strong>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Gültekin Ercan</strong>, sıcak havaların vücut üzerindeki fizyolojik etkilerini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşırı sıcaklarda vücudun serinleyebilmek adına damarları genişlettiğini ve yoğun terleme reaksiyonu gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Ercan, <em>"Bu durum kalbin atım hızını ve pompaladığı kan miktarını artırarak kalbin iş yükünü yükseltir. Bu nedenle, başta kalp hastaları olmak üzere öğle saatleri ve öğleden sonra saat 15.00’e kadar olan sürede açık havada bulunulmamalıdır"</em> uyarısında bulundu.</p>

<h2>Tansiyon Düşüşleri ve Kanın Yoğunlaşması Ritim Bozukluğunu Tetikliyor</h2>

<p>Terleme ile birlikte vücuttan yüksek miktarda sıvı ve elektrolit atıldığını dile getiren Uzm. Dr. Mehmet Gültekin Ercan, yaşanan bu kaybın ani tansiyon düşüşlerini tetiklediğini söyledi. Kalbin, düşen tansiyonu dengeleyebilmek adına çok daha hızlı çarpmaya başladığını anlatan Ercan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<blockquote>
<p><em>"Sıvı kaybına bağlı olarak kanın yoğunlaşması enfarktüs riskini artırır. Kalbin ritmini dengelemeye çalışması, koroner damar hastalığı olan kimselerde kalp krizi ve ciddi ritim bozukluklarını tetikler."</em></p>
</blockquote>

<h2>İlaç Dozlarınızı Hekiminize Danışmadan Değiştirmeyin</h2>

<p>Sıcak havaların ilaçların vücuttaki etkileşimini değiştirebileceğine de dikkat çekildi. Hastaların kesinlikle kendi inisiyatifleriyle ilaç dozlarında değişiklik yapmaması veya tedaviyi yarıda kesmemesi gerektiği vurgulandı.</p>

<h2><img alt="Güneşli Hava" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/thumbs-b-c-383509dfedee312ae48734167ebb7dde.jpg" width="1280" /></h2>

<h2>Yaz Sıcaklarında Hayati Koruyucu Önlemler</h2>

<p>Kardiyoloji uzmanları, güneşin zararlı ışınlarından ve sıcaklığın olumsuz etkilerinden korunmak için şu kuralların ihmal edilmemesini öneriyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Sıvı Tüketimi:</strong> Dışarı çıkarken ve gün içerisinde bol su tüketilmeli, egzersiz öncesi mutlaka sıvı alınmalı. Alkol ve kafeinli içeceklerden uzak durulmalı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kıyafet Seçimi:</strong> Sentetik ürünler yerine terletmeyen, açık renkli ve pamuklu kıyafetler tercih edilmeli.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Fiziksel Aktivite:</strong> Güneşin dik geldiği saatlerde fiziksel aktiviteler sınırlandırılmalı, dinlenmek için gölge alanlar seçilmeli.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Acil Durum Önlemi:</strong> Kalp hastaları olası acil durumlar için yanlarında mutlaka cep telefonu bulundurmalı.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/kalp-sagligini-tehdit-eden-5-kritik-belirti</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/06/sicak-hava-2075154.jpg" type="image/jpeg" length="83386"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Günde bir bardak bira kanser riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/gunde-bir-bardak-bira-kanser-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/gunde-bir-bardak-bira-kanser-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanada’da yapılan araştırmada, günlük bira tüketiminin pankreas kanseri riskini yüzde 10 ila 30 oranında artırabileceği belirtildi. Uzmanlar, alkol tüketimi ile çeşitli kanser türleri arasındaki ilişkiye dikkat çekerken, bilinçli tüketimin önemini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>anada’da gerçekleştirilen bir araştırma, düzenli alkol tüketiminin pankreas kanseri riski üzerindeki etkilerine ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Victoria Üniversitesi Madde Kullanımı Araştırmaları Enstitüsü tarafından yürütülen çalışmada, günlük bira tüketiminin pankreas kanseri riskini artırabileceği belirtildi.</p>

<h2>Risk oranlarına dikkat çekildi</h2>

<p>Araştırmayı yürüten bilim insanı Dr. Tim Naimi, günde bir bardak bira tüketen kişilerde pankreas kanseri riskinin yüzde 10 ila 30 arasında artış gösterebildiğini açıkladı. Çalışmada, alkol tüketimi ile pankreas kanseri arasındaki ilişkinin giderek daha güçlü şekilde ortaya konulduğu ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Dünya Sağlık Örgütü’nün verileri hatırlatıldı</h2>

<p>Dr. Naimi, Dünya Sağlık Örgütü’nün alkol tüketimini ağız, meme ve kolon kanseri başta olmak üzere çeşitli kanser türleriyle ilişkilendirdiğini belirtti. Araştırmada elde edilen bulguların, alkol ve pankreas kanseri arasındaki bağlantıyı desteklediği kaydedildi.</p>

<h2>Erken teşhis zor olabiliyor</h2>

<p>Uzmanlar, pankreas kanserinin en ölümcül kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çekiyor. Hastalığın erken dönem belirtilerinin çoğu zaman fark edilmediği belirtilirken, bu nedenle erken teşhisin zorlaşabildiği ifade ediliyor.</p>

<h2>Uzmanlardan bilinçli tüketim çağrısı</h2>

<p>Araştırmacılar, alkol tüketiminin sağlık üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgularken, bireylerin riskler konusunda bilinçli hareket etmelerinin önemine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/gunde-bir-bardak-bira-kanser-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/06/bira111.webp" type="image/jpeg" length="64841"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel Hastanelerin Acil Servislerinde Hangi Durumlarda Ücret Alınmaz? Vatandaşın Bilmediği Haklar]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/ozel-hastanelerin-acil-servislerinde-hangi-durumlarda-ucret-alinmaz-vatandasin-bilmedigi-haklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/ozel-hastanelerin-acil-servislerinde-hangi-durumlarda-ucret-alinmaz-vatandasin-bilmedigi-haklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel hastanelerin acil servislerinde hangi durumlarda ücret alınmaz? Yüksek ateş, acil halin sona ermesi ve vatandaşa imzalatılan formlarla ilgili bilinmesi gerekenler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel hastane acil servislerinde yüksek ateş şikayetiyle talep edilen yüksek ücretler yeniden gündeme geldi. Hasta Hakları Aktivistleri Derneği Başkanı Orhan Demir, 39 derece ve üzeri ateşin ek bir şikayet aranmaksızın acil vaka sayıldığını belirtti. Mevzuata göre; müşahede altına alınma, yatış veya tıbbi müdahale (ağrı kesici, ateş düşürücü vb.) yapılan hastalardan acil servislerde ek ücret talep edilemiyor. Acil durum ortadan kalkana kadar sunulan hizmetler ücretsiz olup, durum stabil hale gelmeden form imzalatılması ise sakıncalı bulunuyor.</p>

<p><img alt="Acil Servis" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/thumbs-b-c-6faacfa03ad3de0bc3e128abdb7b6024.jpg" width="1280" /></p>

<h2>39 Derece ve Üzeri Ateş Doğrudan Acil Vaka</h2>

<p>Sosyal medyada yer alan, 39 derece ateşle başvuran bir vatandaştan muayene ücreti talep edilmesi iddiası, özel hastanelerin acil servis uygulamalarını bir kez daha tartışmaya açtı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Hasta Hakları Aktivistleri Derneği Başkanı <strong>Orhan Demir</strong>, yüksek ateş vakalarının nasıl değerlendirilmesi gerektiğine açıklık getirdi.</p>

<p>Demir, 38 derecenin üzerindeki ateşin hastanın şikayetleriyle birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, <em>"38 derece üstü ateş varsa ve aynı zamanda hastanın yakınması bulunuyorsa sağlık kuruluşları bu hastayı acil olarak değerlendirir. 39 derece ve üzeri ateşi olan bir kişi, ek bir şikayeti bulunmasa bile acil vaka olarak kabul edilir."</em> ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Tıbbi Müdahale Yapılan Hastadan Ek Ücret Alınamaz</h2>

<p>Ateşin nedenini belirlemek üzere yapılan tetkiklerin ardından hastanın durumunun sarı veya yeşil alan kapsamında sınıflandırıldığını vurgulayan Demir, hastaya birden fazla tetkik yapılması ve <strong>tıbbi müdahalede bulunulması durumunda</strong> mevzuat gereği kesinlikle ilave ücret talep edilemeyeceğinin altını çizdi.</p>

<p>Mevzuata göre acil serviste ücretsiz kabul edilen tıbbi müdahale ve durumlar şunlar:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Hastanın müşahede altına alınması veya yatışının yapılması,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Başka bir sağlık kuruluşuna sevk edilmesi,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ateş düşürmek amacıyla yapılan soğuk uygulamalar,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağrı kesici enjeksiyonlar,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Solunum ya da dolaşımı destekleyici müdahaleler.</p>
 </li>
</ul>

<h2>Her Başvuru Acil Vaka Anlamına Gelmiyor</h2>

<p>Uzmanlar, özel hastanenin acil servisine fiziksel olarak adım atmanın tek başına kişiyi "acil vaka" yapmadığını belirtiyor. Aciliyet durumunun hekim değerlendirmesiyle netleştiğini aktaran Demir, acil bir sağlık sorunu bulunmayan kişilerin poliklinik hastası olarak işlem görebileceğini ve bu durumda alınan ücretlerin normal poliklinik hizmetleri kapsamında değerlendirileceğini kaydetti.</p>

<h2><img alt="Acil Servis" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/thumbs-b-c-1eb98267418b999530a13d82764fbcfa.jpg" width="1280" /></h2>

<h2>Acil Durum Sonrası Ücretlendirme Süreci</h2>

<p>Acil servis hizmetlerinin, hastanın hayati tehlikesi veya vücut bütünlüğünü tehdit eden risk ortadan kalkıncaya kadar ücretsiz olduğunu bildiren Orhan Demir, riskin bitmesiyle birlikte acil halin sona erdiğini ve hastaya gerekli bilgilendirme yapılarak tedavinin devamı için ücretlendirme başlatılabileceğini söyledi.</p>

<h2>“Stabil Hale Gelmeden Form İmzalatılması Doğru Değil”</h2>

<p>Özellikle ağır yaralı veya bilinci kapalı şekilde getirilen hastalara, durumları stabil hale geldikten sonra “acil halin sona erdiğine ilişkin bilgilendirme formu” imzalatıldığını belirten Demir, bu uygulamayı eleştirdi. Demir, bu tür evrakların imzalatılmasının sosyal devlet anlayışı ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleriyle bağdaşmadığını savundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/ozel-hastanelerin-acil-servislerinde-hangi-durumlarda-ucret-alinmaz-vatandasin-bilmedigi-haklar</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 20:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/06/thumbs-b-c-a75b0c9df8e23b89766304ca13a9213b-1.jpg" type="image/jpeg" length="47567"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlığınızı Korumak İçin Tuzu Azaltın: Uzmanlardan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/sagliginizi-korumak-icin-tuzu-azaltin-uzmanlardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/sagliginizi-korumak-icin-tuzu-azaltin-uzmanlardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, günlük tuz tüketiminin 5 gramı aşmaması konusunda uyarıyor. Aşırı tuz tüketiminin kalp, böbrek ve kemik sağlığı üzerindeki etkilerini haberimizde bulabilirsiniz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern beslenme alışkanlıklarıyla artan aşırı tuz tüketimi, "sessiz tehlike" olarak sağlığı tehdit ediyor. Uzmanlar, yüksek tansiyondan kalp krizine, böbrek rahatsızlıklarından kemik erimesine kadar pek çok ciddi soruna zemin hazırlayan fazla tuz kullanımı konusunda vatandaşları uyarırken, günlük tüketimin 5 gram ile sınırlandırılmasını öneriyor.</p>

<p><img alt="Tuz " class="detail-photo img-fluid" height="934" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/fazla-tuz-tuket-q-tnn-b.jpeg" width="1280" /></p>

<h2>Tuz Tüketiminde "Sessiz Tehlike"</h2>

<p>Günlük hayatta farkında olmadan tüketilen yüksek miktardaki tuz, ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Uzmanlar, özellikle hazır gıdalar, işlenmiş ürünler ve fast food tüketimindeki artışın, vücudun önerilen tuz limitlerini aşmasına neden olduğuna dikkat çekiyor. "Sessiz tehlike" olarak adlandırılan aşırı tuz tüketimi, vücudun işleyişini pek çok farklı noktadan olumsuz etkiliyor.</p>

<h2>Kalpten Böbreklere Hayati Risk</h2>

<p>Aşırı tuz alımının vücutta sodyum birikimine neden olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun damarlardaki basıncı artırarak yüksek tansiyonu tetiklediğini ifade ediyor. Bunun sonucunda;</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Kalp ve Damar Sağlığı:</strong> Kalp krizi ve felç riskinde ciddi artış yaşanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Böbrek Fonksiyonları:</strong> Böbreklerin aşırı çalışması zamanla fonksiyon kaybına ve ciddi böbrek hastalıklarına zemin hazırlıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ödem ve Şişkinlik:</strong> Vücutta su tutulumu artarak ödem ve şişkinlik gibi günlük yaşam konforunu düşüren sorunlar ortaya çıkıyor.</p>
 </li>
</ul>

<h2><img alt="Tuz" class="detail-photo img-fluid" height="719" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/yuksek-tuz-miktariyla-sasirtan-8-gida-3796-1.jpg" width="1280" /></h2>

<h2>Kemik Sağlığını Da Tehdit Ediyor</h2>

<p>Tuzun zararları sadece kalp ve böbrekle sınırlı değil. Uzmanlar, fazla tuzun idrarla kalsiyum atılımını hızlandırdığını, bunun da uzun vadede kemik erimesi (osteoporoz) riskini ciddi oranda yükselttiğini vurguluyor.</p>

<h2>Sağlıklı Yaşam İçin 5 Gram Kuralı</h2>

<p>Uzmanlar, sağlıklı bir yaşam için yetişkin bireylerin günlük tuz tüketimini <strong>5 gramı</strong> (yaklaşık bir tatlı kaşığı) geçmeyecek şekilde ayarlaması gerektiğini belirtiyor. Bu alışkanlığı kazanmak için ise;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yemeklere pişirme aşamasından sonra ekstra tuz eklenmemesi,</p>
 </li>
 <li>
 <p>İşlenmiş paketli gıdaların tüketiminin sınırlandırılması,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Satın alınan ürünlerin etiketlerinin dikkatle incelenmesi öneriliyor.</p>
 </li>
</ul>

<p>Küçük beslenme değişikliklerinin uzun vadede büyük sağlık kazanımlarına dönüşebileceğini hatırlatan uzmanlar, vatandaşları beslenme konusunda daha bilinçli ve seçici olmaya davet ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/sagliginizi-korumak-icin-tuzu-azaltin-uzmanlardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/06/thumbs-b-c-61a7ed48df68e4f2c76a5205d0fedff7-1.jpg" type="image/jpeg" length="51422"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene Tehlikesine Karşı Uzmanından Kritik Uyarılar: "Aşısı ve Özel Tedavisi Yok"]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/kene-tehlikesine-karsi-uzmanindan-kritik-uyarilar-asisi-ve-ozel-tedavisi-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/kene-tehlikesine-karsi-uzmanindan-kritik-uyarilar-asisi-ve-ozel-tedavisi-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Münevver Şen Korkmaz, sıcakların artmasıyla yükselen kene (KKKA) riskine karşı uyardı. Doğru korunma ve müdahale yöntemleri haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mevsimsel sıcaklıkların artışıyla birlikte doğada aktifleşen kenelerin yol açtığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına karşı uzmanlar vatandaşları tedbirli olmaya çağırıyor. Aşısı veya özel bir tedavisi bulunmayan bu hastalıkla mücadelede en etkili yöntemin korunma olduğunu belirten Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Münevver Şen Korkmaz; vücut kontrolünün hayati önemine, kenenin doğru çıkarılma yöntemlerine ve şüpheli durumlarda sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="Kene" class="detail-photo img-fluid" height="550" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/ihacomtr-22a4b757-9e27-4c6c-adaf-19bae8198897.jpg" width="1000" /></p>

<h2>Yaz Mevsiminde Kene Tehdidi: "Korunma Büyük Önem Taşıyor"</h2>

<p>Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte doğada canlanan haşereler, enfeksiyon risklerini de beraberinde getirdi. Özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına karşı uyarıda bulunan Malatya Yeşilyurt Hasan Çalık Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Münevver Şen Korkmaz, hastalığın şu an için herhangi bir aşısının veya özel tedavisinin bulunmadığını belirtti. Uzmanlar, vakaların yüzde 5 düzeyinde hayati kayıpla sonuçlanabildiğini ifade ederek, korunma tedbirlerinin tek etkili çözüm olduğunu vurguladı. Dr. Korkmaz, piknik gibi açık alan faaliyetlerinde açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini önerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Isırıldığınızı Hissetmeyebilirsiniz"</h2>

<p>Kenenin tutunma esnasında salgıladığı enzimler nedeniyle his kaybı yarattığını ve bu nedenle ısırığın fark edilmeyebileceğini aktaran Dr. Korkmaz, eve dönüldüğünde aile bireylerinin kendilerini mutlaka kontrol etmesi gerektiğini hatırlattı. Özellikle saçlı deri, koltuk altı ve diz arkası gibi bölgelerin dikkatle incelenmesi gerektiğinin altı çizildi. Parazitin gövdeden hızla uzaklaştırılmasının virüs aktarımını zayıflattığını belirten uzman, kenenin asla çıplak elle tutulmaması; eldiven, poşet veya temiz bir bez yardımıyla deriye en yakın noktadan çıkarılması gerektiğini ifade etti. Kenenin üzerine alkol veya sigara gibi yakıcı maddelerin sürülmemesi gerektiği de önemle vurgulandı.</p>

<h2><img alt="Kene" class="detail-photo img-fluid" height="309" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/images-120.jpg" width="550" /></h2>

<h2>Belirtilere Karşı "Vakit Kaybetmeyin" Uyarısı</h2>

<p>KKKA vakalarının Türkiye'nin belirli coğrafi bölgelerinde daha sık görüldüğünü belirten Dr. Korkmaz, parazit temasından sonra ateş, halsizlik, bulantı, kusma veya kanama gibi belirtilerin 1 ila 9 gün arasında gelişebileceğini belirtti. Bu süreçte ortaya çıkan ateş belirtisinin ciddiye alınması gerektiğini ifade eden uzman; "Ateş, halsizlik, bulantı, kusma ya da herhangi bir kanama belirtisi gelişen vatandaşlarımız vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/kene-tehlikesine-karsi-uzmanindan-kritik-uyarilar-asisi-ve-ozel-tedavisi-yok</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/06/493866.jpg" type="image/jpeg" length="65449"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Binlerce Kişi Güne Baş Ağrısıyla Uyandı!]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/binlerce-kisi-gune-bas-agrisiyla-uyandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/binlerce-kisi-gune-bas-agrisiyla-uyandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güneş yüzeyindeki patlamaların ardından Dünya'yı etkileyen jeomanyetik fırtına, uyku düzenini bozdu ve yaygın baş ağrılarına yol açtı. İşte manyetik dalgalanmaların insan üzerindeki etkileri ve korunma yolları.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güneş yüzeyinde meydana gelen güçlü patlamaların ardından Dünya'nın manyetik alanına ulaşan jeomanyetik fırtına, sadece kutup ışıklarına yol açmakla kalmadı, yeryüzünde de fizyolojik etkilere neden oldu. Gece boyunca uykuya dalmakta zorlanan ve sabah şiddetli baş ağrılarıyla uyanan binlerce kişi, durumu sosyal medyaya taşıdı. Uzmanlar, manyetik dalgalanmaların melatonin dengesini bozarak biyolojik saati etkileyebileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="Baş Ağrısı" class="detail-photo img-fluid" height="401" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/02/bas-agrisi.gif" width="750" /></p>

<h2>Manyetik Dalgalanmalar Biyolojik Saati Şaşırttı</h2>

<p>Uzay hava durumu uzmanlarının uyardığı güçlü güneş fırtınası, geçtiğimiz gece Dünya'nın manyetosferine ulaştı. Gökyüzünde görsel şölen sunan kutup ışıklarının yanı sıra, yeryüzünde yaşayan insanlar üzerinde beklenmedik fizyolojik etkiler hissedildi. Uyku düzeni bozulan ve sabah saatlerinde yaygın baş ağrısı şikayetiyle karşılaşan vatandaşlar, arama motorlarında bu durumun sebebini sorgulamaya başladı.</p>

<h2>Neden Baş Ağrısı ve Uykusuzluk Yapıyor?</h2>

<p>Nörologlar, güneş fırtınalarının vücudun mikro-elektriksel sistemini dolaylı olarak etkileyebildiğini belirtiyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Melatonin Baskılanması:</strong> Manyetik alandaki ani değişimler, uyku hormonumuz olan melatoninin salgılanmasını baskılayarak uyku kalitesini düşürebiliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sinir Sistemi Hassasiyeti:</strong> Vücuttaki elektriksel dengenin dış etkenlerle bozulması, özellikle migren ve hava değişimlerine duyarlı bireylerde sinir uçlarını tetikleyerek şiddetli baş ağrısına zemin hazırlıyor.</p>
 </li>
</ul>

<h2><img alt="Baş Ağrısı" class="detail-photo img-fluid" height="424" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/10/bas-agrisi-1.jpg" width="750" /></h2>

<h2>Uzmanlardan "Fırtına Dönemi" İçin Tavsiyeler</h2>

<p>Etkilerin önümüzdeki birkaç gün daha devam edebileceğini belirten uzmanlar, vatandaşlara şu önerilerde bulunuyor:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Bol Su Tüketimi:</strong> Dolaşım sistemini rahatlatmak için sıvı alımını ihmal etmeyin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Dijital Detoks:</strong> Ekran süresini kısaltarak sinir sistemi üzerindeki yükü azaltın.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Stres Yönetimi:</strong> Meditasyon ve hafif egzersizler ile vücudun gevşemesine yardımcı olun.</p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/binlerce-kisi-gune-bas-agrisiyla-uyandi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/06/thumbs-b-c-5d0881f76461e575b44e5728d485ab99.jpg" type="image/jpeg" length="44480"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK’dan İlaç Müjdesi: 32 Yeni İlaç Geri Ödeme Listesine Alındı]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/sgkdan-ilac-mujdesi-32-yeni-ilac-geri-odeme-listesine-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/sgkdan-ilac-mujdesi-32-yeni-ilac-geri-odeme-listesine-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, aralarında kanser ve diyabet ilaçlarının da bulunduğu 32 ilacın geri ödeme listesine alındığını duyurdu. İşte detaylar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) geri ödeme listesi genişletildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 21’i yerli üretim olmak üzere toplam 32 ilacın daha geri ödeme kapsamına alındığını belirtti. Bu düzenleme ile vatandaşların kritik hastalıklara yönelik tedaviye erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor.</p>

<p><img alt="İlaç" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/03/1690067510097-ilac-krizi.webp" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Yerli ve Milli Kapasitemizi Güçlendiriyoruz"</h2>

<p>Bakan Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, sağlık hizmetlerinde yerli üretimin önemine vurgu yaptı. 32 ilacın 21’inin yerli üretim olması, Türkiye’nin sağlık alanındaki yerli ve milli kapasitesinin artırılması noktasında kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Işıkhan, "Vatandaşlarımızın tedavi imkanlarına ulaşmasını kolaylaştırıyoruz" diyerek sosyal devlet anlayışının gereği olarak erişilebilirliğin öncelikleri olduğunu belirtti.</p>

<h2>Listeye Eklenen İlaçların Branş Dağılımı</h2>

<p>Geri ödeme kapsamına alınan 32 ilacın, özellikle kronik hastalıkların tedavisinde önemli bir yer tuttuğu görülüyor. Bakanlık tarafından açıklanan branş bazlı dağılım şu şekilde:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Kanser Tedavisi:</strong> 1 adet</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kanama Tedavisi:</strong> 3 adet</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Diyabet Tedavisi:</strong> 3 adet</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>KOAH Tedavisi:</strong> 1 adet</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Diğer Tedavi Alanları:</strong> 24 adet</p>
 </li>
</ul>

<h2><img alt="Geri Ödeme Listesi" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/geri-deoeme-listesi.webp" width="1280" /></h2>

<h2>Vatandaş İçin Ne Değişecek?</h2>

<p>Geri ödeme listesine dahil edilen bu ilaçlar sayesinde, söz konusu hastalıklarla mücadele eden hastaların tedavi maliyetleri önemli oranda düşecek. Sosyal Güvenlik Kurumu güvencesi altına alınan bu ilaçlar, vatandaşların ceplerinden daha az para çıkmasını sağlayarak, uzun süreli tedavilerin sürdürülebilirliğini artırmayı amaçlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/sgkdan-ilac-mujdesi-32-yeni-ilac-geri-odeme-listesine-alindi</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 08:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/06/4313313.jpg" type="image/jpeg" length="35169"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kelliğe Doğal Çözüm Geldi!]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/kellige-dogal-cozum-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/kellige-dogal-cozum-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geleneksel Çin tıbbında bin yıldır kullanılan Boğumluca otu kökünün, erkek tipi kelliği durdurabileceği ve saç foliküllerini yenileyebileceği keşfedildi. İşte araştırmanın detayları.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, "He Shou Wu" olarak bilinen Boğumluca otunun erkek tipi kellik tedavisinde etkili olabileceğini ortaya koydu. Saç dökülmesini tetikleyen DHT hormonunun etkilerini azaltan ve kafa derisindeki kan dolaşımını artıran bitkinin, geleneksel yöntemlerle modern biyolojiyi birleştiren bir çözüm sunabileceği belirtiliyor.</p>

<p><img alt="Kel" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/stock-photo-young-bald-man-holding-drone-smiling-happy-pointing-hand-finger.jpg" width="1000" /></p>

<h2>Saç Dökülmesinde Doğal Alternatif</h2>

<p>Erkek tipi kellik (androgenetik alopesi), günümüzde birçok kişinin muzdarip olduğu bir durum. Mevcut tedavilerin yan etkilerinden çekinenler için umut ışığı olan Boğumluca otu, köküyle dikkat çekiyor. Araştırmacılar, bitkinin saç kaybına neden olan temel biyolojik süreçleri şu mekanizmalarla yönettiğini belirtiyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>DHT Baskılama:</strong> Saç foliküllerini küçülten dihidrotestosteron (DHT) hormonunun etkilerini azaltarak saç kökünü koruyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hücre Yenilenmesi:</strong> Saç folikülü hücrelerinin erken ölümünü (apoptoz) engelleyerek yaşam sürelerini uzatıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kan Dolaşımı:</strong> Kafa derisindeki kan akışını hızlandırarak saç köklerinin daha fazla beslenmesini sağlıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sinyal Aktivasyonu:</strong> Dokuların onarımında ve büyümesinde görev alan biyolojik sinyalleri harekete geçirerek saçın büyüme fazına geçmesini tetikliyor.</p>
 </li>
</ul>

<h2><img alt="Kel İnsan" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/stock-photo-young-handsome-bald-man-wearing-elegant-shirt-looking-side-relax.jpg" width="1000" /></h2>

<h2>"Folklor Değil, Farmakoloji"</h2>

<p>Araştırmanın yazarlarından Han Bixian, bu bitkinin sadece geleneksel bir inanış olmadığını, laboratuvar verilerinin tarihsel kayıtlarla tam bir uyum içinde olduğunu vurguluyor. Özellikle mevcut saç ilaçlarının (minoksidil vb.) neden olduğu cinsel işlev bozukluğu veya deri tahrişi gibi yan etkilerden çekinenler için Boğumluca otunun daha güvenli bir profil çizdiği düşünülüyor.</p>

<h2>Uzmanlardan Uyarı</h2>

<p>Her ne kadar laboratuvar sonuçları ve tarihsel kayıtlar oldukça umut verici olsa da uzmanlar, bu yöntemin doğrudan bir "mucize" olarak görülmemesi gerektiğini hatırlatıyor. Kesin tedavi protokollerinin belirlenmesi ve dozaj güvenliği için daha kapsamlı ve geniş ölçekli klinik deneylerin yapılması gerektiğinin altı çiziliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/kellige-dogal-cozum-geldi</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 07:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/06/index-1620399748.jpg" type="image/jpeg" length="47479"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ’den Korkunç Rapor: Tütün Kullanımı Yılda 7 Milyondan Fazla Can Alıyor]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/dsoden-korkunc-rapor-tutun-kullanimi-yilda-7-milyondan-fazla-can-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/dsoden-korkunc-rapor-tutun-kullanimi-yilda-7-milyondan-fazla-can-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü, her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açan tütün kullanımına karşı uyardı. İşte gençleri hedef alan nikotin ürünleri ve DSÖ'nün raporundan öne çıkanlar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tütün kullanımının önlenebilir ölümlerin başında geldiğini ve her yıl 7 milyonu aşkın insanı hayattan kopardığını açıkladı. "31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü" raporunda, tütün şirketlerinin aromalı elektronik sigara ve nikotin poşetleri ile genç nesli hedef aldığına dikkat çekilerek, hükümetlere acil düzenleme çağrısı yapıldı.</p>

<p><img alt="Tütün" class="detail-photo img-fluid" height="563" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/05/her-bes-gencten-biri-tutun-kullaniyor-1707376908-33-x750.jpg" width="1000" /></p>

<h2>"Genç Nesil Kasıtlı Olarak Hedef Alınıyor"</h2>

<p>DSÖ raporuna göre, dünya genelinde 13-15 yaş arasındaki yaklaşık 40 milyon çocuk tütün ürünleri kullanıyor. Şirketler, ürünlerini daha çekici ve bağımlılık yapıcı hale getirmek için sosyal medya fenomenleri ve agresif pazarlama yöntemlerini kullanıyor. Özellikle nikotin poşetleri gibi yeni nesil ürünlerde, yaklaşık 160 ülkede herhangi bir özel düzenlemenin bulunmaması, gençleri savunmasız bırakıyor.</p>

<h2>Tütünün İnsan Sağlığına Yıkıcı Etkileri</h2>

<p>DSÖ Sağlık Belirleyicileri, Tanıtım ve Önleme Departmanı Direktörü Dr. Etienne Krug, tütün şirketlerinin sigaradan elde ettikleri kârı sürdürürken, elektronik sigara ve nikotin poşetleri gibi yeni araçlarla bağımlılık döngüsünü gençlere yaydığını vurguladı. Tütün ve nikotin kullanımı;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kardiyovasküler (kalp-damar) hastalıklar,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Solunum yolu hastalıkları,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>20'den fazla farklı kanser türü ile doğrudan bağlantılı.</p>
 </li>
</ul>

<h2><img alt="Tütün" class="detail-photo img-fluid" height="713" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2022/04/kacak-tutun-sigara.jpg" width="1280" /></h2>

<h2>DSÖ’den Hükümetlere Eylem Çağrısı</h2>

<p>Rapor, dünya genelindeki 1 milyardan fazla tütün ve nikotin kullanıcısını bağımlılıktan kurtarmak için hükümetleri şu adımları atmaya çağırıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Aromalı ürünlerin yasaklanması:</strong> Özellikle gençleri cezbeden aromalı elektronik sigaraların piyasadan çekilmesi.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sıkı Denetim:</strong> Reklam, tanıtım ve sponsorluk faaliyetlerinin tamamen engellenmesi.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Dumansız Hava Sahası:</strong> Kapalı kamusal alanların elektronik sigara dahil her türlü nikotin ürününden arındırılması.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yasal Düzenleme:</strong> Nikotin poşetleri gibi ürünlerin henüz düzenlenmediği ülkelerde acil yasal çerçevelerin oluşturulması.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/dsoden-korkunc-rapor-tutun-kullanimi-yilda-7-milyondan-fazla-can-aliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 07:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/02/33094d7a-0c76-40b0-9f35-e61deca79f76-birinin-sigara-i-c-tig-i-nasil-anlas-ilir.jpg" type="image/jpeg" length="13416"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı Kahve Tüketimi Vücutta Neleri Değiştiriyor? Uzmanından Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/asiri-kahve-tuketimi-vucutta-neleri-degistiriyor-uzmanindan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/asiri-kahve-tuketimi-vucutta-neleri-degistiriyor-uzmanindan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahve dozunda tüketildiğinde sağlık dostu olsa da aşırıya kaçmak ciddi riskler taşıyor. Uzm. Dr. Sezin Doğan Çakır, kahve tüketimiyle ilgili merak edilenleri yanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamın vazgeçilmezi kahve, doğru miktarda ve şekilde tüketildiğinde pek çok kronik hastalığa karşı koruyucu etki gösteriyor. Ancak uzmanlar, günlük 3-4 fincan sınırının aşılmasının çarpıntı, uyku bozukluğu ve mide problemleri gibi sorunlara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle katkılı ve şekerli hazır kahveler ise saf kahvenin sunduğu faydaları gölgeleyebiliyor.</p>

<p><img alt="Kahve " class="detail-photo img-fluid" height="776" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/08/kahve-tutkunlarinin-favorisi-en-cok-satan-kahve-markalari-2025-1736878987-5887.webp" width="1280" /></p>

<h2>Kafein Yorgunluğu Sadece Erteliyor</h2>

<p>Kahvenin temel maddesi olan kafein, yorgunluk sinyallerini baskılayarak kişiyi geçici olarak daha enerjik ve odaklanmış hissettiriyor. Ancak Uzm. Dr. Sezin Doğan Çakır, kafeinin gerçek yorgunluğu gidermediğini, yalnızca ertelediğini vurguluyor. Sürekli kahveye ihtiyaç duymak; yetersiz uyku, kronik stres veya sağlıksız beslenme gibi vücudun verdiği bir alarm sinyali olabilir.</p>

<h2>Düzenli ve Ölçülü Tüketimin Faydaları</h2>

<p>Bilimsel araştırmalar, günde 3-4 fincan sade kahve tüketiminin şu konularda destekleyici olabileceğini gösteriyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Kardiyovasküler Sağlık:</strong> Kalp yetmezliği ve inme riskini azaltabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Metabolik Destek:</strong> Tip 2 diyabet riskini düşürebilir ve insülin duyarlılığını artırabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bilişsel Fonksiyonlar:</strong> Demans riskini azaltabilir ve bilişsel gerilemeyi yavaşlatabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Antioksidan Etki:</strong> İçerdiği klorojenik asit ve polifenoller sayesinde inflamasyonu azaltabilir.</p>
 </li>
</ul>

<h2>Kahve vs. Şekerli Hazır İçecekler</h2>

<p>Bilimsel veriler sade (filtre veya Türk kahvesi) tüketim üzerine yoğunlaşıyor. Kremalı, şuruplu ve yüksek şekerli hazır kahveler ise sağlık için "boş kalori" ve "insülin direnci riski" anlamına geliyor. Bu tür içeceklerin sık tüketimi, kahvenin sunduğu faydaları tamamen ortadan kaldırabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Kahve" class="detail-photo img-fluid" height="860" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/01/kahve2-1.jpeg" width="1280" /></h2>

<h2>Sağlıklı Kahve İçin 5 Kritik Uyarı</h2>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Miktar:</strong> Günde 400 mg (yaklaşık 3-4 fincan) kafein sağlıklı yetişkinler için üst sınırdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Zamanlama:</strong> Uyku kalitesini bozmamak için kahve tüketimi sabah saatleriyle sınırlandırılmalı, öğleden sonra azaltılmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Özel Durumlar:</strong> Ritim bozukluğu, hipertansiyon, mide hastalıkları veya osteoporozu olanlar kahve tüketiminde daha temkinli olmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Gebelik:</strong> Hamilelik döneminde günlük kafein alımı 200 mg’ın altında tutulmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İçerik:</strong> Şeker, şurup ve yapay aromalardan kaçınılmalı, mümkünse sade tercih edilmelidir.</p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/asiri-kahve-tuketimi-vucutta-neleri-degistiriyor-uzmanindan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 06:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2025/02/filtre-kahve-cekirdegi-scaled.jpg" type="image/jpeg" length="82390"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan LGS Öncesi Kritik Uyarılar ve Tavsiyeler]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/uzmanlardan-lgs-oncesi-kritik-uyarilar-ve-tavsiyeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/uzmanlardan-lgs-oncesi-kritik-uyarilar-ve-tavsiyeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[13 Haziran Cumartesi günü yapılacak LGS öncesinde uzmanlar, öğrencilerin sınav performansını zirveye taşıyacak uyku, beslenme ve zihinsel hazırlık tüyolarını paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir milyondan fazla öğrencinin katılım sağlayacağı Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav için geri sayım sürerken, uzmanlar adaylara yönelik altın değerinde uyarılarda bulundu. 2026 FIFA Dünya Kupası maç takvimi sebebiyle bir gün öne çekilerek 13 Haziran Cumartesi gününe alınan sınav öncesinde, öğrencilerin hem fiziksel hem de zihinsel olarak hazır olmalarını sağlayacak stratejik adımlar açıklandı.</p>

<h2><strong>Zihni Dinlendirmenin ve Stresten Uzaklaşmanın Yolları</strong></h2>

<p>Sınav saatine oldukça kısa bir zaman kala, adayların zihinsel hazırlık süreçlerinin başarı üzerindeki doğrudan etkisi uzmanlar tarafından önemle vurgulanıyor. İngiltere Gençlik Ruh Sağlığı Elçisi Dr. Alex George, LGS'den hemen önceki gün öğrencilerin kendilerini akademik anlamda kesinlikle zorlamamaları gerektiğine dikkat çekiyor. Zihni mevcut sınav stresinden ve kaygısından uzaklaştırabilmek adına açık havaya çıkmanın, hafif tempoda egzersiz yapmanın veya koşmanın son derece etkili çözümler sunacağını ifade ediyor.</p>

<p><img src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2022/05/23/thumbs_b_c_5cc2788a293f4450058fe3b918a966df.jpg" /></p>

<p>Bunun yanı sıra süreçteki sosyal destek unsurunun önemine değinen Dr. Alex George, arkadaş gruplarıyla gerçekleştirilen keyifli sohbetlerin moral depolamaya yardımcı olduğunu ve sınav öncesindeki olumlu düşünce gücünü artırdığını belirtiyor. Tamamen sessiz bir ortam oluşturulmasını ya da arka planda hafif bir müzik açılmasını öneren uzman, düşüncelerin serbest bırakılmasını tavsiye ediyor. Özellikle dikkatin tamamen nefese odaklandığı nefes egzersizlerinin, kaygılı düşünceleri uzaklaştırarak adayı çok daha huzurlu ve sakin bir ruh haline ulaştıracağını dile getiriyor.</p>

<h2><strong>Sınav Performansı İçin Uyku ve Beslenme Kuralları</strong></h2>

<p>Sınav günü gösterilecek performansı doğrudan etkileyen en temel unsurlardan biri olan uyku düzeni hakkında da kritik uyarılar yapıldı. Uzmanlar, sınavdan önceki gece kesinlikle ders çalışılmaması gerektiğinin altını çiziyor. Vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlaması açısından yatağa aç karnına girilmemesi gerekiyor. Yatmadan önce tüketilecek ılık süt veya bitki çaylarının bünyede yatıştırıcı bir etki oluşturacağı belirtiliyor. Ayrıca uyku saatinden bir saat önce yenecek karbonhidrat ağırlıklı hafif bir atıştırmalığın, uykuyu kolaylaştıran amino asitlerin beyne ulaşmasını hızlandıracağı ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img src="https://trthaberstatic.cdn.wp.trt.com.tr/resimler/2382000/lgs-meb-2383223.jpg" /></p>

<p>Kaliteli bir uyku için yatmadan en az 30 dakika önce telefon, tablet ve bilgisayar gibi dijital ekranların kullanımı tamamen sonlandırılmalı, zorunlu durumlarda ise cihazlar mutlaka gece moduna alınmalıdır. Gece uyanmalarında internete girme riskini ve ekran ışığına maruz kalma durumunu önlemek adına akıllı telefonların yatak odasından uzak tutulması öneriliyor. Bunun yerine sabah uyanmak için klasik çalar saatlerin veya kademeli ışık yayan cihazların tercih edilmesi gerektiği aktarılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/uzmanlardan-lgs-oncesi-kritik-uyarilar-ve-tavsiyeler</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/06/l-g-s-2.jpg" type="image/jpeg" length="13103"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Skolyozda Erken Tanı Çocukların Omurga sağlığını koruyor]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/skolyozda-erken-tani-cocuklarin-omurga-sagligini-koruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/skolyozda-erken-tani-cocuklarin-omurga-sagligini-koruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyüme çağındaki çocuklarda sessizce ilerleyen skolyoz hastalığı, erken teşhis, radyasyonsuz yeni nesil takip yöntemleri ve kişiye özel tedavilerle kontrol altına alınabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk ve gençlerde fark edilmeden ilerleyen skolyoz, erken tanı konulmadığında yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürebiliyor. Uzmanlar, büyüme dönemindeki çocuklarda düzenli takibin cerrahi ihtiyacını azalttığını belirtirken, gelişen yeni nesil teknolojiler sayesinde çocukların radyasyona maruz kalmadan güvenle takip edilebildiğini vurguluyor.</p>

<p></p>

<h3>Skolyoz Nedir ve Genellikle Ne Zaman Ortaya Çıkar?</h3>

<p>Skolyoz; omurganın sağa veya sola doğru eğrilmesinin yanı sıra kendi ekseni etrafında dönmesiyle kendini gösteren üç boyutlu bir omurga deformitesidir. Çoğunlukla hızlı büyüme dönemlerinde tetiklenen bu durum, özellikle ergenlik çağındaki çocuklarda daha sık gözlenmektedir. Hastalık ilk aşamalarda ağrıya yol açmadığı için uzun süre boyunca fark edilmeden ilerleyebilir. Bu sessiz gelişim sebebiyle uzmanlar, ailelerin çocuklarının duruş ve fiziksel gelişimini yakından incelemesinin kritik bir öneme sahip olduğunu belirtmektedir.</p>

<p>Memorial Şişli Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. İlknur Saral, skolyozun nedenleri ve modern tedavi yöntemleri hakkında bilgi vermiştir. Erken dönemde tespit edilen omurga eğriliklerinde ameliyatsız tedavi seçeneklerinin çok daha etkili sonuçlar verdiğini ifade eden Doç. Dr. Saral, özellikle büyüme sürecinin devam ettiği çocuklarda uygulanan kişiye özel egzersiz programları, fizyoterapi yaklaşımları ve modern korse uygulamaları sayesinde eğriliğin ilerleme riskinin önemli ölçüde azaltılabildiğini vurgulamaktadır.</p>

<h3>Günlük Yaşamda Skolyoz Belirtileri Nasıl Anlaşılır?</h3>

<p>Skolyozun ilk belirtileri çoğu zaman günlük yaşam akışı içinde fark edilmesi güç olan küçük asimetrilerle başlar. Bir omzun diğerine göre daha yüksekte durması, kürek kemiklerinden birinin dışa doğru belirginleşmesi, kalça seviyelerindeki eşitsizlik, kıyafetlerin vücut üzerinde asimetrik bir şekilde durması ya da öne eğilme durumunda sırtın bir tarafında belirgin bir kabarıklık oluşması en sık karşılaşılan bulgular arasında yer almaktadır.</p>

<p>Toplumda skolyozun yalnızca sırt ağrısıyla ortaya çıkacağı yönündeki yanlış inanış, pek çok ailenin çocuktaki bu sessiz ilerleyen tabloyu gözden kaçırmasına neden olabilmektedir. İlerleyici omurga eğrilikleri zamanında müdahale edilmediğinde sadece duruş bozukluklarına yol açmaz; ilerleyen dönemlerde solunum kapasitesinde azalma, hareket kısıtlılığı, kas dengesizlikleri ve psikososyal sorunlara kadar uzanan geniş bir etki alanı oluşturur. Özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarda beden algısı ve özgüven üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğinden, hastalığın hem fiziksel hem de psikolojik yönüyle bütüncül bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Takip Sürecinde Radyasyonsuz Yeni Nesil Teknolojiler</h3>

<p>Skolyozun tanı ve takip aşamalarında geleneksel olarak en sık başvurulan yöntem röntgen görüntüleme sistemleridir. Ancak büyüme çağında olan çocukların düzenli aralıklarla tekrarlanan X-ışınlarına maruz kalması, ailelerde radyasyon endişesine yol açabilmektedir. Özellikle uzun süreli takip gerektiren hastalarda radyasyon maruziyetinin minimuma indirilmesi modern tıbbın önemli odak noktalarından biri haline gelmiştir. Gelişen teknolojiler sayesinde artık skolyoz değerlendirmelerinde radyasyon içermeyen takip yöntemleri daha yaygın şekilde kullanılabilmektedir.</p>

<p>Üç boyutlu yüzey tarama sistemleri ve gelişmiş postür analizi teknolojileri, omurgadaki eğriliklerin ve vücut asimetrilerinin detaylıca incelenmesine imkan tanımaktadır. Bu sistemler, bireyin anatomik yapısını dijital ortamda analiz ederek omurga üzerindeki değişimleri radyasyon kullanmadan belirleyebilmektedir. Uzmanlar, bu sistemlerin özellikle çocuk ve ergen hastalarda büyük avantaj sağladığını, hem güvenli hem de tekrarlanabilir kontroller vasıtasıyla tedavi sürecindeki ilerlemenin hassas biçimde gözlemlenmesine olanak tanıdığını belirtmektedir.</p>

<p>Geleneksel skolyoz takibinde hastaların sık sık röntgen filmi çektirmek zorunda kalması, tıp dünyasını çocukları radyasyondan koruyacak alternatif arayışlara yöneltmiştir. Günümüzde dijitalleşme ve üç boyutlu modelleme teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, omurga deformiteleri artık cerrahiye ya da yoğun X-ışınına gerek kalmadan çok daha erken evrelerde güvenle kontrol altına alınabilmektedir.</p>

<p> Skolyoz tedavisinde başarının en temel unsuru erken teşhistir. Eğrilik henüz düşük derecelerdeyken başlanan takip ve rehabilitasyon süreci, omurganın ilerleyen dönemlerdeki deformasyonunu durdurmada kritik bir rol üstlenir. Günümüzde gelişen fizik tedavi uygulamaları, omurgaya özel egzersiz yaklaşımları ve ergonomik korse teknolojileri sayesinde pek çok çocuk ameliyat ihtiyacı duymadan sağlıklı bir yaşam sürebilmektedir. Omurga eğriliği ilerledikçe tedavi seçenekleri daralmakta ve cerrahi müdahale gereksinimi artmaktadır. Bu nedenle okul çağındaki çocukların düzenli duruş kontrollerinden geçirilmesi, ailelerin çocukların omuz ve kalça hizasındaki küçük ayrıntılara dikkat etmesi, çocukların gelecekteki yaşam kalitesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/skolyozda-erken-tani-cocuklarin-omurga-sagligini-koruyor</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/06/skolyoz-44173-81095-b.jpg" type="image/jpeg" length="93946"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Milyonlarca Kadını Etkileyen PCOS hastalığının adı değişiyor]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/milyonlarca-kadini-etkileyen-pcos-hastaliginin-adi-degisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/milyonlarca-kadini-etkileyen-pcos-hastaliginin-adi-degisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluklardan PCOS'un adı Poliendokrin Metabolik Over Sendromu (PMOS) olarak değiştirildi. İşte yeni dönemin detayları.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca kadının yaşamını etkileyen Polikistik Over Sendromu (PCOS) için tıp dünyasında önemli bir dönüm noktasına gelindi. Hastalığın adı, tüm vücudu etkileyen bütüncül yapısını ve metabolik risklerini daha doğru yansıtması amacıyla Poliendokrin Metabolik Over Sendromu (PMOS) olarak değiştirildi.</p>

<p>Kadınlarda en yaygın hormonal bozuklukların başında gelen bu rahatsızlık, uzun yıllardır bilinen isminden sıyrılarak artık Poliendokrin Metabolik Over Sendromu (PMOS) adıyla anılacak. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Yılmaz, bu köklü değişimin arkasındaki temel nedeni paylaştı. Dr. Yılmaz, durumun yalnızca yumurtalıkları ilgilendiren lokal bir problem olmadığını, tüm vücut sistemlerine yansıyan metabolik ve hormonal bir tablo olduğunu vurguladı. Yeni isimlendirmenin, teşhis ve tedavi süreçlerinin iyileştirilmesinde farkındalık oluşturacak çok kıymetli bir adım olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eski isimde geçen "polikistik" kelimesinin, rahatsızlığın sadece yumurtalıklardaki kistlerden ibaret olduğu yönünde yanlış bir algı yarattığına dikkat çeken Op. Dr. Zeynep Yılmaz, overlerde izlenen yapıların aslında patolojik kistler değil, olgunlaşmamış yumurta kesecikleri olduğunu açıkladı. PMOS'un hormonal, metabolik ve ruhsal sağlık da dahil olmak üzere vücudun pek çok mekanizmasını doğrudan etkilediğini belirterek yeni ismin hastalığın geniş kapsamını çok daha doğru tanımladığını sözlerine ekledi.</p>

<h3>Ciddiye Alınmayan Belirtiler Teşhisi Geciktiriyor</h3>

<p>Yaklaşım ve isim değişikliğinin temel amacı; geciken teşhislerin önüne geçmek, tedavi süreçlerini iyileştirmek, uzun vadeli risk yönetimini sağlamak ve metabolik taramalar ile yaşam tarzı değişikliklerini teşvik etmektir. Hastalığa yalnızca yumurtalık odaklı yaklaşmak; kan şekeri, insülin ve lipid profili gibi hayati önem taşıyan metabolik taramaların ihmal edilmesine yol açmaktadır. Bu durum, kilo yönetimi ve uzun vadeli risk azaltma stratejilerinin göz ardı edilmesine neden olabilmektedir. Ayrıca kilo artışı, yorgunluk ve duygu durum değişiklikleri gibi belirtilerin "sadece jinekolojik" kabul edilerek ciddiye alınmaması, yetersiz tedavileri beraberinde getirmektedir.</p>

<p>Adet düzensizliği, kilo alımı ya da akne gibi sık karşılaşılan semptomlar, çoğu zaman stres, ergenlik dönemi veya sıradan kilo problemleri olarak görülüp arka plana atılmaktadır. Rahatsızlığın özünde metabolik ve hormonal bir temel yatmasına rağmen, süreç genellikle sadece ultrason bulgularına dayandırılmaktadır. Oysa polikistik over görüntüsü tanı koymak için zorunlu bir kriter değildir. Birçok kadında bu görüntüye rastlanmadığı gibi, tamamen normal yumurtalıklara sahip olan kadınlarda da PMOS bulunabilmektedir. Belirtilerin farklı uzmanlık dalları tarafından birbirlerinden bağımsız olarak değerlendirilmesi, sendromun bütüncül yapısının gözden kaçmasına sebebiyet vermektedir. Bu kopukluk nedeniyle pek çok kadına ancak çocuk sahibi olmakta güçlük çektikleri dönemde tanı konulabilmektedir.</p>

<h3>PMOS Yönetiminde Sağlıklı Yaşam Alışkanlıkları</h3>

<p>Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılması, PMOS yönetiminde ve tedavisinde çok büyük bir paya sahiptir. Güncel kılavuzlar incelendiğinde, bu hastalık için tek bir "en iyi" diyet modelinin bulunmadığı görülmektedir. Akdeniz diyeti, düşük glisemik indeksli beslenme modelleri ve dengeli kalori kısıtlaması gibi beslenme yaklaşımlarının süreçte etkili olduğu kanıtlanmıştır. Beslenme düzeninde işlenmiş gıdaların azaltılması, protein ile lif yönünden zengin sebzelerin tüketiminin artırılması kritik bir öneme sahiptir. Düzenli fiziksel aktivite, kaliteli ve yeterli uyku düzeni, stres yönetimi ve sürdürülebilir günlük alışkanlıklar hastalığın sadece semptomlarını hafifletmekle kalmaz; insülin direnci gibi kök nedenleri de hedef alır.</p>

<p> Hastalığın eski adı olan Polikistik Over Sendromu (PCOS), uzun yıllar boyunca üreme sağlığı üzerinden tanımlanmış ve bu durum diyabet ile kalp hastalıkları gibi uzun vadeli kronik risklerin arka planda kalmasına neden olmuştur. Tıp dünyasının bu bütüncül yaklaşımı benimsemesiyle birlikte, sendromun sadece jinekolojik bir problem olmadığı, endokrin ve metabolizma sistemlerini bir bütün olarak etkilediği kabul görmüştür.</p>

<p> Poliendokrin Metabolik Over Sendromu (PMOS), adet düzensizliğinin çok ötesinde etkileri olan sistematik bir rahatsızlıktır. En sık görülen belirtileri arasında adet düzensizlikleri, aşırı tüylenme, akne, yağlı cilt yapısı, saç dökülmesi, kilo artışı ve kilo vermede zorlanma yer alır. Yumurtlama bozuklukları nedeniyle gebe kalmada güçlükler yaşanabilirken; boyun ve koltuk altı gibi bölgelerde cilt koyulaşması, yorgunluk, anksiyete, depresyon, uyku problemleri ve insülin direncine bağlı şikayetler de tabloya eşlik edebilir. Yeni isim dönemiyle birlikte, kadınların bu çok yönlü belirtileri tek bir jinekolojik sorun olarak görmeyip metabolik taramalarını zamanında yaptırmaları hayati bir önem taşımaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/milyonlarca-kadini-etkileyen-pcos-hastaliginin-adi-degisiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2025/12/polikistik-over-sendromu.jpg" type="image/jpeg" length="48436"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Aylarında Çocuk Sağlığını tehdit eden üç risk]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/yaz-aylarinda-cocuk-sagligini-tehdit-eden-uc-risk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/yaz-aylarinda-cocuk-sagligini-tehdit-eden-uc-risk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsiminde çocuklarda sık görülen sıcak çarpması, yaz ishali ve dış kulak yolu enfeksiyonuna karşı alınabilecek basit ve etkili önlemler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin gelişiyle birlikte artan hava sıcaklıkları, havuzlardaki hijyen yetersizlikleri ve hızlı bozulan gıdalar çocuklarda bazı sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Uzmanlar; sıcak çarpması, yaz ishali ve dış kulak yolu iltihabına karşı ebeveynleri uyararak alınması gereken temel önlemleri sıralıyor.</p>

<p>Yaz dönemi çocuklar için tatil ve açık hava aktiviteleri anlamına gelse de değişen çevre koşulları bazı hastalıkların görülme sıklığını artırmaktadır. Sıcak çarpması, yaz ishali ve dış kulak yolu iltihabı bu dönemde çocuklarda en yaygın karşılaşılan üç temel sağlık sorununu oluşturmaktadır. Zamanında müdahale edilmeyen bu rahatsızlıklar, çocukların genel sağlık durumunu ciddi şekilde olumsuz etkileyebilmektedir.</p>

<p>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, basit önlemler sayesinde bu hastalıkların önüne geçilebileceğini belirtmektedir. Dr. Yücel, güneş ışınlarının dik geldiği öğle saatlerinde bebeklerin dışarı çıkarılmamasını, daha büyük çocuklarda ise şapka, gözlük ve güneş kremi kullanımının ihmal edilmemesini önermektedir. Ayrıca havuz yerine denizin tercih edilmesi ve sıcak havalarda riskli gıdalardan uzak durulması korunmada kilit rol oynamaktadır.</p>

<h3>Sıcak Çarpması ve Çocuklar Üzerindeki Etkileri</h3>

<p>Yaz aylarının en riskli sağlık problemlerinden biri olan sıcak çarpması; uzun süre güneş altında kalan, yetersiz sıvı tüketen veya kapalı ve havasız alanlarda bulunan çocuklarda gözlenmektedir. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, çocuklardaki terleme mekanizmasının yetişkinlere göre daha hassas olduğunu, bu durumun vücut ısısının hızla yükselmesine yol açtığı uyarısında bulunmaktadır.</p>

<p>Vücut sıcaklığının aşırı artmasıyla ortaya çıkan bu klinik tabloda, vakit kaybetmeden bir hekime başvurulması hayati önem taşımaktadır. Sıcak çarpmasının belirtileri arasında yüksek ateş, baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi, bulantı ve bilinç bulanıklığı yer almaktadır. Bu tür şüpheli durumlarda çocuğun derhal gölge bir alana taşınması ve acilen tıbbi yardım istenmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong>Sıcak Çarpmasına Karşı Alınabilecek Önlemler:</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Çocuklar, güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkarılmamalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sıcak çarpmasını tetikleyen en önemli faktörlerden biri yetersiz sıvı alımı olduğundan, susama hissi beklenmeden bol su tüketimi sağlanmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Dış mekân aktivitelerinde vücut ısısının dengelenmesine yardımcı olan açık renkli, ince ve pamuklu kumaştan giysiler tercih edilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Dışarı çıkmadan yarım saat önce en az 30 SPF koruma faktörlü güneş kremi sürülmeli ve bu işlem her iki saatte bir düzenli olarak tekrarlanmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Güneş altında uzun süreli ve ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı, çocukların gölge alanlarda oynaması teşvik edilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Koruyucu şapka ve güneş gözlüğü kullanımı çocuklarda kalıcı bir alışkanlık haline getirilmelidir.</p>
 </li>
</ul>

<h3>Yaz İshali ve Bulaşma Kaynakları</h3>

<p>Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte çocuklarda sıkça görülen bir diğer rahatsızlık ise yaz ishalidir. Bu hastalık, mikroplarla kirlenmiş su ve gıdaların tüketilmesi sonucunda meydana gelen bir bağırsak enfeksiyonudur. Mikroorganizma barındıran içme suları, yutulan deniz veya havuz suları, yeterince yıkanmamış çiğ sebze ve meyveler enfeksiyona neden olabilmektedir. Ayrıca sıcakta çabuk bozulan tavuk, et, deniz ürünleri, salata sosları, süt ürünleri ve kremalı pastalar da ishali tetikleyen başlıca unsurlardır.</p>

<p>Bağışıklık sistemleri henüz tam olarak gelişmemiş olan 6-12 ay arasındaki bebekler ile 5 yaş altındaki çocuklar bu rahatsızlığa daha sık yakalanmaktadır. Ani başlayan bulantı, karın krampları, kusma, halsizlik, iştahsızlık, sulu ve sık dışkılama ile hafif ateş, yaz ishalinin en yaygın semptomları arasında yer almaktadır. Dr. Özlem Altay Yücel, 24 saati geçen belirtilerde veya küçük bebeklerde ishal ve kusmanın, hayatı tehdit edebilecek düzeyde sıvı kaybına (dehidratasyon) yol açabileceğini, bu yüzden mutlaka hekime başvurulması gerektiğini vurgulamaktadır.</p>

<p><strong>Yaz İshalini Önlemek İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler:</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Çocukların elleri gün içinde sık sık sabunlu suyla iyice yıkanmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Açıkta satılan yiyeceklerden ve özellikle tavuk, sütlü tatlılar, deniz ürünleri gibi riskli besin gruplarından kaçınılmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ev içerisinde ishal şikayeti olan bir birey varsa izole edilmeli ve ortak kullanılan tuvaletler mutlaka dezenfekte edilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gıda maddeleri güvenli bir şekilde 4 °C ve altındaki sıcaklıklarda muhafaza edilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Pişirilen yemekler günlük olarak tüketilmeli, defalarca ısıtılıp tekrar kullanılmasından kaçınılmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hijyen kurallarına uygunluğundan ve temizliğinden emin olunan deniz ile havuzlar tercih edilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çocuklar, yüzme esnasında deniz ve havuz suyunu yutmamaları konusunda sık sık uyarılmalıdır.</p>
 </li>
</ul>

<h3>Dış Kulak Yolu Enfeksiyonu Risk Faktörleri</h3>

<p>Yaz mevsiminde çocuklarda yaygın şekilde gözlenen bir diğer sağlık sorunu da dış kulak yolu enfeksiyonudur. Deniz ve özellikle havuz sularında bulunan mikroplar, yüzme sonrasında dış kulak yolunun nemli kalması ve kulak çubuklarının kullanımı sonucu kulak yolu mukozasının zarar görmesi bu hastalığa zemin hazırlamaktadır.</p>

<p>Kulakta dolgunluk ve tıkanıklık hissi, şiddetli ağrı, akıntı ve hafif işitme kaybı enfeksiyonun temel belirtileri arasında yer almaktadır. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, çocuklarda bu tür kulak şikayetleri ortaya çıktığında zaman kaybetmeden uzman bir hekime danışılması gerektiği uyarısında bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Dış Kulak Yolu Enfeksiyonundan Korunma Yolları:</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüzme faaliyetlerinin ardından kulak içinin ıslak veya nemli kalmamasına özen gösterilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kulak temizliği yapılırken kesinlikle kulak çöpü kullanılmamalı, kulak sadece bir havlu yardımıyla dış bölgesinden kurulanmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Özellikle havuz kullanımlarında çocukların silikon kulak tıkaçları veya kulağı sıkıca saran boneler takması sağlanmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Temizlik ve hijyen standartları bakımından güvenilir olan deniz ve havuzlar tercih edilmelidir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Çocukların yetişkinlere kıyasla daha hassas bir metabolizmaya ve terleme mekanizmasına sahip olması, yaz aylarındaki çevresel faktörlerden daha hızlı etkilenmelerine yol açmaktadır. Özellikle havuz sularındaki hijyen yetersizliği ve sıcak hava dalgalarının gıdalar üzerindeki bozucu etkisi, her yıl yaz döneminde çocuk polikliniklerindeki vaka yoğunluğunun artmasındaki temel nedenler arasında yer almaktadır.</p>

<p> Yaz aylarında çocukların sağlığını korumak ve güvenli bir tatil dönemi geçirmelerini sağlamak, ebeveynlerin alacağı basit koruyucu önlemlerle mümkündür. Sıcak çarpması, yaz ishali ve dış kulak yolu enfeksiyonu gibi hastalıklara karşı doğru sıvı desteği, hijyen kuralları ve zamanlama hayati önem taşımaktadır. Belirtilerin fark edilmesi durumunda, ciddi sıvı kayıplarının ve kalıcı komplikasyonların önüne geçilmesi adına vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınmalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/yaz-aylarinda-cocuk-sagligini-tehdit-eden-uc-risk</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/06/cocuk-sicak.jpg" type="image/jpeg" length="82292"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda İshal ve Kusma Salgınına Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/cocuklarda-ishal-ve-kusma-salginina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/cocuklarda-ishal-ve-kusma-salginina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda artan ishal ve kusma vakaları üzerine Uzm. Dr. Alıya Javadova önemli uyarılarda bulundu. Sıvı kaybı belirtilerine dikkat çeken uzmanlar, ebeveynleri hijyen ve tedavi süreçleri hakkında bilgilendiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde özellikle kreş ve okul çağındaki çocuklarda hızla yayılan ishal ve kusma vakaları, ebeveynleri endişelendiriyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alıya Javadova, bu durumun temelinde rotavirüs, norovirüs ve adenovirüs gibi viral etkenlerin yattığını belirtiyor. Hastalığın ani başladığını ve vücut direncini hızla düşürebildiğini vurgulayan Javadova, özellikle küçük yaş grubunda gelişebilecek ciddi sıvı kaybı riskine karşı aileleri uyardı.</p>

<h2><img alt="Çocuk" class="detail-photo img-fluid" height="415" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/01/spor-yapan-cocuk-beslenmesi.jpg" width="830" /></h2>

<h2>Ebeveynlerin Dikkat Etmesi Gerekenler</h2>

<p>Uzman Dr. Alıya Javadova, çocuklarda hastalık sürecini daha sağlıklı yönetebilmek için şu noktalara işaret ediyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Sıvı Kaybı Belirtileri:</strong> Ağız kuruluğu, idrar miktarında azalma, gözyaşı eksikliği, gözlerde çöküklük ve aşırı halsizlik gözlemlendiğinde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tedavi Stratejisi:</strong> Tedavinin temelini sıvı desteği oluşturur. Anne sütü alan bebeklerde emzirme kesinlikle sürdürülmeli, diğer çocuklarda ise sık aralıklarla yaşlarına uygun sıvı alımı sağlanmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Antibiyotik Uyarısı:</strong> Viral kaynaklı enfeksiyonlarda antibiyotiklerin etkisi yoktur; bu nedenle hekim önerisi dışında ilaç kullanılmamalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hijyen Kuralları:</strong> El yıkama alışkanlığına dikkat edilmeli, ortak kullanım alanları temiz tutulmalı ve hasta çocuk iyileşme süreci tamamlanana kadar toplu yaşam alanlarına (okul/kreş) gönderilmemelidir.</p>
 </li>
</ul>

<p><img alt="Çocuk" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2025/10/toksik-ebeveynlik-cocuklari-olumsuz-etkiliyor-20240711102003.jpg" width="1000" /></p>

<blockquote>
<p>"Hastalığın çoğu zaman hafif seyirli olduğu unutulmamalı ancak küçük çocuklarda sıvı kaybının hızla gelişebileceği bilinciyle belirtiler dikkatle takip edilmelidir."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/cocuklarda-ishal-ve-kusma-salginina-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/05/cocuk-kardiyolojisi-63773-b.jpg" type="image/jpeg" length="63835"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs Nedir, Nasıl Bulaşır? Kritik Uyarılar!]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/hantavirus-nedir-nasil-bulasir-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/hantavirus-nedir-nasil-bulasir-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada yeniden gündeme gelen Hantavirüs ile ilgili uzmanlar uyarıyor: Hantavirüs yeni bir salgın değil. Prof. Dr. Gürdal Yılmaz, Türkiye'deki türlerin farklı ve daha hafif seyirli olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden dünya gündemine oturan Hantavirüs hakkında uzmanlar endişeleri yatıştırdı. Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Gürdal Yılmaz, hastalığın yeni bir salgın olmadığını, uzun yıllardır var olan bir enfeksiyon olduğunu vurguladı. Türkiye'de görülen türlerin, gemideki vakalardan farklı olarak daha çok böbrekleri etkilediğini ve tedaviye daha olumlu yanıt verdiğini belirten Yılmaz, toplumun temel hijyen kurallarına dikkat etmesi gerektiğini hatırlattı.</p>

<h2><img alt="Hantavirus " class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/05/10-soruda-hantavirus-hakkinda-bilinenler.webp" width="1280" /></h2>

<h2>Türkiye'deki Durum: "Daha Hafif Seyirli"</h2>

<p>Hantavirüsün dünya genelinde pek çok türü bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Gürdal Yılmaz, coğrafi bölgelere göre hastalığın seyrinin değiştiğini ifade etti. Türkiye'de gözlemlenen vakaların genellikle böbrek fonksiyonlarını etkileyen türlerden olduğunu belirten Yılmaz, "Türkiye'de görülen vakalar, özellikle Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, tedaviye yanıt verme olasılığı daha yüksek olan formlardır. Oysa gemide görülen ve akciğerleri etkileyen türler, solunum sıkıntısı ve daha yüksek ölüm riski taşıyan ağır klinik tablolara yol açabiliyor" dedi.</p>

<h2>"Büyük Çaplı Bir Salgın Beklemiyoruz"</h2>

<p>Hantavirüsün büyük çaplı bir küresel salgın potansiyeli taşımadığını ifade eden uzmanlar, yine de viral enfeksiyonların doğası gereği dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Küresel hareketliliğin, virüslerin ülkeler arasında taşınmasında en büyük etken olduğunu belirten Yılmaz, şunları ekledi: "Yeni bir salgınla karşı karşıya değiliz. Ancak Batı Nil ensefaliti gibi son yıllarda ülkemizde de gözlenen viral hastalıklar, kamu sağlığı açısından her zaman yakın takipte<img alt="Hantavirus" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/05/hantavirus-nedir-nasil-bulasir205395.jpg" width="1280" /> olmalıdır."</p>

<h2></h2>

<h2>Korunma Yolları ve Temel Hijyen</h2>

<p>Uzmanlara göre, virüslerden korunmanın en etkili yolu her zaman olduğu gibi kişisel hijyene ve çevre temizliğine dikkat etmekten geçiyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>El Hijyeni:</strong> Sık sık el yıkama alışkanlığı edinilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kalabalık Ortamlar:</strong> Gerekli durumlarda maske kullanımı riski azaltır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bilinçli Hareket:</strong> Bulaşıcı hastalıklara dair belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Takip:</strong> Toplumun genel sağlığı için bilgilendirme kanalları ve sağlık otoritelerinin uyarıları dikkate alınmalıdır.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/hantavirus-nedir-nasil-bulasir-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/05/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi-turkiyede-vaka-var-mi-belirtileri-ve-tedavisi-hakkinda-bilinmesi-gerekenler.jpg" type="image/jpeg" length="17188"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Keneden Korunmanın Doğal Yolu]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/keneden-korunmanin-dogal-yolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/keneden-korunmanin-dogal-yolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan kene riskine karşı doğal korunma yöntemlerini aktar Koray Özkılıç açıkladı. Tarçın, lavanta ve biberiye yağı gibi doğal içeriklerle kenelerden uzak durun.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte piknik alanlarında artan kene vakalarına karşı aktar Koray Özkılıç'tan doğal çözüm önerileri geldi. Özkılıç, tarçın, okaliptüs, biberiye ve lavanta yağı gibi doğal ürünlerin kene kovucu etkisine dikkat çekerek vatandaşları uyardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Koray Özkılıç " class="detail-photo img-fluid" height="960" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/a-w719432-03.jpg" width="1280" /></h2>

<h2>"Tarçın Kokusu Keneleri Uzak Tutuyor"</h2>

<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yeşil alanlarda ve piknik bölgelerinde artan kene tehlikesine karşı aktar Koray Özkılıç, vatandaşların uygulayabileceği doğal yöntemleri paylaştı. Tarçının keneler üzerindeki kovucu etkisine vurgu yapan Özkılıç, "Tarçın, kenelerin kokusundan dolayı yaklaşmayacağı, bilinmeyen ama oldukça etkili doğal korunma yöntemlerinden biridir. Vatandaşlar, oturdukları yere tarçın serpiştirirse kene o bölgeye gelmeyecektir" dedi.</p>

<h2>Doğal Sprey ile Korunma Sağlayın</h2>

<p>Doğal yağ karışımlarının kene ile mücadelede önemli bir rol oynadığını belirten Özkılıç, etkili bir sprey tarifi verdi: "Biberiye yağı, lavanta yağı ve okaliptüs yağını karıştırıp bir miktar maden suyu ile seyrelterek vücudunuza sprey şeklinde sıkabilirsiniz. Keneler bu yağların kokusundan oldukça rahatsız olur ve yaklaşmaz."</p>

<h2><img alt="Tarçın" class="detail-photo img-fluid" height="960" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/a-w719432-02.jpg" width="1280" /></h2>

<h2>Mangal Keyfinizi Kahve ile Güvenli Hale Getirin</h2>

<p>Pikniklerin vazgeçilmezi olan mangal alanlarında da basit önlemlerle kene ve diğer haşerelerden korunmanın mümkün olduğunu ifade eden Özkılıç, "Mangal külüne çekirdek kahve serpebilirsiniz. Yanan kahve çekirdeğinin dumanı, keneleri ve diğer haşereleri uzak tutacaktır" diyerek vatandaşları daha tedbirli olmaları konusunda bilgilendirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/keneden-korunmanin-dogal-yolu</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/06/a-w719432-01.jpg" type="image/jpeg" length="32372"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayvancılık Sektöründe "Vida Kurdu" Alarmı]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/hayvancilik-sektorunde-vida-kurdu-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/hayvancilik-sektorunde-vida-kurdu-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yaklaşık 60 yıl sonra yeniden görülen tehlikeli "screwworm" (vida kurdu) paraziti, hayvancılık sektörünü tehdit ediyor. İşte salgın riski ve alınan önlemler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin Teksas eyaletinde, yaklaşık 60 yıl aradan sonra ilk kez bir buzağıda "Yeni Dünya vida kurdu" (screwworm) paraziti tespit edildi. Canlı dokularla beslenerek hayvan ölümlerine yol açan bu parazitik sinek türü, uzmanları alarma geçirdi. Meksika kaynaklı olduğu belirtilen ve 1,8 milyar dolarlık ekonomik kayıp riski taşıyan tehdide karşı bölgede 20 kilometrelik karantina uygulanırken, steril sinek salımı gibi acil önlemler devreye alındı.</p>

<h2><img alt="Vida Kurdu" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/s-edb5b7dc95ee2fbeced6938b680ea5a7c3492cc4.jpg" width="1280" /></h2>

<h2>Hayvancılıkta "Vida Kurdu" Krizi</h2>

<p>Sıcak kanlı hayvanların açık yaralarına larvalarını bırakarak canlı dokuları tüketen "vida kurdu" paraziti, hayvancılık sektörü için ciddi bir tehdit oluşturuyor. İnsanlara da bulaşabilen ancak tedavi süreci oldukça zorlu olan bu parazit, özellikle Teksas sınırında endişeye yol açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Tehdidin Boyutları:</h2>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Ekonomik Etki:</strong> Uzmanlar, salgının 1,8 milyar dolara varan mali kayıplara neden olabileceği konusunda uyarıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Meksika Bağlantısı:</strong> Parazitin, Kasım 2024'ten bu yana Meksika'da 27 binden fazla vakaya yol açtığı ve kuzeye doğru ilerlediği belirtiliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Mücadele Yöntemi:</strong> Geçmişte 1960'lı yıllarda kullanılan "steril erkek sinek" tekniği yeniden devreye sokuldu. Ancak bölgedeki yeni mücadele tesisinin ancak 2027 sonunda aktif hale gelebileceği öngörülüyor.</p>
 </li>
</ul>

<h2>Sınırda Sıkı Denetim</h2>

<p>Teksas'ta vakanın doğrulanmasının ardından yetkililer, bölgedeki 20 kilometrelik alanda hayvan sevkiyatını tamamen durdurdu. ABD Tarım Bakanlığı ve yerel yetkililer, sektörün korunmasının bir "ulusal güvenlik meselesi" olduğunu belirterek, halkı ve üreticileri şüpheli durumlar karşısında dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/hayvancilik-sektorunde-vida-kurdu-alarmi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/06/yeni-dunya-vida-kurdu1.jpg" type="image/jpeg" length="78664"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigara Bağımlılığına Dair Bilinen Yanlışlar]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/sigara-bagimliligina-dair-bilinen-yanlislar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/sigara-bagimliligina-dair-bilinen-yanlislar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigaranın sadece davranışsal değil, nörolojik bir bağımlılık olduğunu belirten uzmanlar, elektronik sigaranın çözüm olmadığını ve vücudun bırakıldıktan sonra hızla iyileştiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla sigaranın nörolojik etkilerine dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Mehmet Aydoğan, sigaranın bir irade meselesinden ziyade beyin kimyasını değiştiren bir bağımlılık döngüsü olduğunu ifade etti.</p>

<h2><img alt="Sigara Bagimliligi" class="detail-photo img-fluid" height="567" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/02/sigara-bagimliligi.webp" width="850" /></h2>

<h2>Nikotinin Nörolojik Etkisi ve Bağımlılık Döngüsü</h2>

<p>Sigara kullanımı, toplumda genellikle stresle başa çıkma yöntemi veya bir alışkanlık olarak görülse de, tıbbi açıdan durum çok daha karmaşıktır. Uzmanlara göre nikotin, beynin ödül ve haz mekanizmasını doğrudan hedef alarak dopamin salgılanmasını tetikler. Düzenli tüketimle birlikte beyin, bu yapay dopamin artışına uyum sağlar ve zamanla nikotin ihtiyacını biyolojik bir zorunluluk haline getirir. Bu nedenle sigara içmek, kişinin tercihi olmaktan çıkıp beynin ihtiyaç duyduğu fizyolojik bir sürece dönüşür.</p>

<h2>Yanlış İnanışlar ve Bırakma Sürecinin Engelleri</h2>

<p>Toplumda yerleşmiş "sigara stresi azaltır" veya "az içen bağımlı değildir" şeklindeki düşünceler, bırakma sürecini zorlaştıran temel engellerdir. Oysa sigara, sadece nikotin yoksunluğundan kaynaklanan huzursuzluğu kısa süreliğine bastırır. Bununla birlikte, "bir taneden bir şey olmaz" yanılgısı, beynin eski bağımlılık yollarını tetikleyerek bırakma çabalarını boşa çıkarabilir. Uzmanlar, elektronik sigaraların da nikotin içerdiği için masum bir alternatif olmadığını, bağımlılık mekanizmasını canlı tuttuğunu belirtiyor.</p>

<p><img alt="Sigara " class="detail-photo img-fluid" height="441" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/02/sigara-icen-kadinlar-erken-yaslaniyor-h1112.webp" width="850" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sigarayı bırakma süreci, beynin nikotinsiz bir yaşama uyum sağlamaya çalıştığı zorlu bir geçiş dönemidir. İlk günlerde yaşanılan yoksunluk belirtileri, aslında vücudun ve zihnin iyileşme sinyalleri olarak değerlendirilmelidir. Uzmanlar, bu sürecin sabırla yönetilmesi gerektiğini ve elektronik sigara gibi nikotin bazlı ürünlerin bağımlılığı sonlandırmada bir çözüm teşkil etmediğini ısrarla vurgulamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/sigara-bagimliligina-dair-bilinen-yanlislar</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/01/sigaranin-neden-oldugu-yasam-kayiplari-tahmin-edilenlerin-de-otesinde-494751-966-544.jpg" type="image/jpeg" length="15910"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’nin Sağlık Karnesi: Obezite ve Sigara Kullanımında Şaşırtıcı Tablo]]></title>
      <link>https://www.milliirade.com/turkiyenin-saglik-karnesi-obezite-ve-sigara-kullaniminda-sasirtici-tabloe</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milliirade.com/turkiyenin-saglik-karnesi-obezite-ve-sigara-kullaniminda-sasirtici-tabloe" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in 2025 Sağlık Araştırması sonuçlarına göre Türkiye’de obezite oranı %21,8’e yükseldi. Sigara kullanımının %30’a çıktığı araştırmada fiziksel aktivite yetersizliği dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TÜİK, 2025 yılı "Türkiye Sağlık Araştırması" sonuçlarını yayımladı. Araştırmaya göre obezite oranı 3 yılda %20,2'den %21,8'e çıkarken, her gün sigara kullananların oranı %30,1’e yükseldi. Vatandaşların fiziksel aktivite düzeylerinin düşüklüğü ve kronik hastalıkların yaygınlığı sağlık verilerinde öne çıkan diğer başlıklar oldu.</p>

<h2><img alt="Obezite" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/4731036.jpg" width="1200" /></h2>

<h2>Obezitede Artış Eğilimi Sürüyor</h2>

<p>TÜİK verilerine göre, 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı %21,8 olarak gerçekleşti. Cinsiyet bazında bakıldığında kadınların %24,8'inin, erkeklerin ise %18,7'sinin obez olduğu belirlendi. Özellikle "obez öncesi" (fazla kilolu) kategorisindeki oranların yüksekliği, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite konusundaki eksikliklerin altını çiziyor.</p>

<h2>Fiziksel Aktivite ve Sağlık Problemleri</h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün haftalık 150 dakikalık aktivite önerisine karşın, hareketsiz yaşam Türkiye’de yaygınlığını koruyor. Fiziksel işlevlerde zorluk yaşayanlar kategorisinde merdiven inip çıkma (%8,3 kadın, %3,7 erkek) ilk sırada yer alıyor. 15 yaş ve üzeri bireylerde en çok görülen sağlık problemleri ise şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Bel bölgesi problemleri:</strong> %24,3</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hipertansiyon:</strong> %16,9</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Boyun bölgesi problemleri:</strong> %16,7</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Şeker hastalığı:</strong> %11,9</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<h2><img alt="Sigara" class="detail-photo img-fluid" height="682" src="https://milliiradecom.teimg.com/milliirade-com/uploads/2026/06/1425920-1.jpg" width="1280" /></h2>

<h2>Çocuklarda Hastalık Profili</h2>

<p>0-6 yaş grubu çocuklarda %28,5 ile üst solunum yolu enfeksiyonları en sık karşılaşılan hastalık olurken, 7-14 yaş grubunda da benzer şekilde üst solunum yolu enfeksiyonları (%24,6) ilk sırada yer aldı.</p>

<h2>Sigara ve Alkol Kullanımında Yükseliş</h2>

<p>Araştırmanın dikkat çekici bir diğer sonucu ise tütün ve alkol kullanımıyla ilgili oldu:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Sigara:</strong> Her gün tütün mamulü kullananların oranı 2022'de %28,3 iken 2025'te %30,1’e çıktı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Alkol:</strong> Son 12 ay içerisinde alkol kullananların oranı ise %12,1’den %12,6’ya yükseldi.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK &amp; YAŞAM</category>
      <guid>https://www.milliirade.com/turkiyenin-saglik-karnesi-obezite-ve-sigara-kullaniminda-sasirtici-tabloe</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milliiradecom.teimg.com/crop/1280x720/milliirade-com/uploads/2026/06/1353768.jpg" type="image/jpeg" length="31381"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
